All I want for christmas is….

Mariah Carrey’nin “All I want for christmas is you” şarkısı her yılın kasım ayında Google Trends’de yükselmeye başlar. Bu şarkı yılbaşının geldiğinin ilk habercilerindendir. Hatta pazarlama iletişimi uzmanlarının, bu şarkının Google’da yükselmesi ile birlikte, yılbaşı kampanyalarını oluşturmaya başladıkları söylenir.
Bu yıl tabii çoğunluğun yılbaşından beklentisi, 2020’nin geride kalmış olması. Ancak bunu geçen yıl da beklediklerini hatırlatınca çoğu hemen söylemlerini aşıya çeviriyor. Bu beklentimizi saklı tutarak, 2021Den hangi teknolojileri beklediğimi bir gözden geçirmek istedim. Hatta işi bir adım ileri götürüp twitter’daki takipçilerime bu yıl hangi teknolojik ürünlere sahip olmak istediklerini sordum.
Benim birkaç tane beklentim var bu yeni yıldan. Birisi ne yazık ki bu yıl gerçekleşmeyecek. Geçen hafta Cybertruck’ın 2021’de elimize ulaşmayacağı belli oldu. Açıkcası biraz üzüldüm. Her ne kadar Tesla onun yerine başka bir araç isterseniz yollayalım dese de ben Cybertruck’ta kararlıyım. Türkiye’de de bu yılın otomobil değiştirme ve elektrikli araçlara geçiş dönemi olacağını söylemek lazım. Bu konuda hali hazırda elektrikli Jaguar kullananların pillerini değiştirip yeni ve 3500 km mesafeli pillere geçmesi, elektrikli araçlarda yeni dönemin başladığını gösteriyor. Tabii bu araçların çoğunun en önemli özelliği otonom olması. Satın almalarda bunu da unutmamak gerek.
Yeni dönem telefonlara bakıyorum. Çoğu artık hiç ilgimi çekmiyor. Arkasında 4-5 kamera olması ben de tam bir görgüsüzlük hissi uyandırıyor. iPhone 12 için umutlanmıştım ama onunda arkasında birden fazla kamera var. Allah’tan iPhone’ları bir ziynet eşyasına dönüştüren Rus markası Cavier beni duymuş olacak, iPhone 12 modifikasyonlarında kameraların tamamını kapatmışlar. Cihaz kullanılabilir hale gelmiş. Telefon konusunda böyle giderse bu yıl ya direkt saat telefon alacağım yada asker telefonu diye geçen cihazlardan.
Ancak iPad Pro ve Air’a olan ilgim sürüyor. Ancak burada da işlemci fırtınası acaba Macbook Air’ımı M1 merkezi işlemcili bir modelle mi değiştirsem diye düşünmeye itti. Yeni işlemciye uygun yazılım az olsa da, işlemci gelecek vaadediyor. Yani 2021 isteklerimin arasında en ön sıralarda.
Bir de uzun zamandır ev kapısı için otomatik kilit sistemlerini deniyorum. Yazıyorum. Bunların bir kısmı donanım, bir kısmı ise servis. Servis olanlardan birini birkaç yıl önce beğenerek yazmıştım. Ancak sonra servis olmasının özellikle devamlılığı olmayan şirketlerde hafıza problemine yol açtığını çok üzülerek gördüm. O yüzden bu konuda sadece donanım satan bir ürün arıyorum.
Apple’ın son günlerde lansmanını yaptığı kulaklık çok ses getirse de, ben kulaklığın kulağın içine ve dışına takılmasından yana değilim. Bence kulaklık, kemik titreşimli olmalı. Bu konunun kralı da yıllar önce denediğim Google Glass’dı. Meğer değerini bilememişiz. Ne güzel ihtiyaçları karşılıyormuş meğer.
Bu arada takipcilerimden de ilginç istekler geldi. Mesela robot elektrik süpürgesi isteyenler var. Yıllar önce denemiştim ve pek de iyi sonuç alamamıştım ama şu dönemde bayanların gözdesi. Hava temizleyiciler ise birçok kişiden gelen istekler arasında. Özellikle marka model ile isteklerini belirtenler de oldu. Logitech 5.1 hoparlör, Sonos, Alienware, Asus Zenbook, Xioami Mi 4K hoparlör, Nvidia RTX3000 ve tabii ki PS5 gibi… Bir de şu an Türkiye’de kimsenin sahip olmadığı ürünleri isteyenler de oldu. Starlink uydu gibi…
Bir de 2020 yılında sınıfta kalanlar var. Her ne kadar “aşı bir yıldan önce mümkün değil çıkmaz” ezbercilerine rağmen aşı 10 ayda çıksa da, yine de çok geç kaldığını söylemek lazım. Yani daha önce de bahsettiğim gibi sağlık teknolojileri bu pandemi sürecinde sınıfta kaldı. Bunları 2021’de geliştirmek hepimizin borcu. Türkiye aşı üretimi yapamamanın eksikliğini çok ciddi anlamda hissediyor. Üstelik aylardır UN aşının adil dağıtımı konusunda bağrım bağrım bağrınsa da, gelişmekte olan ülkeler bu çağrıya destek vermeyerek aşı konusunda tek tedarikçi veya kalan süprüntülerle idare etmek zorunda kaldılar. Bu arada her Kanada vatandaşı için 10 adet aşı şu an hazır ve aşılamaya başlandı.
Bu yıl son ve en büyük tembeli Google’ın Türkiye’deki pr şirketi. Bu yılın özelliğini unutmuş olacak ki; yine her zamanki gibi google’da ne çok arandı klişe bültenini basmışlar. Keşke Amerika’da yapılan güzel çalışmayı görselerdi. “Neden!” bu yıl klişeye gitmemeleri gerektiğini anlarlardı.
Neyse her şeye rağmen 2021’den büyük ümitlerimiz var. İyi olacak yılların aralık aylarında mutlaka bir iki güzel olay olur. Bu yıl da, bizim İstanbul’dan taşındığımız andan beri eksikliğini hissettiğimiz, Getir ve Macro Center bu ay Mersin’e geldi. Bizi mutlu etti. Umarım 2021’de de Marie Antoinette Chocolatier, Nespresso, Hamley’s, Ikea ve H&M’i de Mersin’de görürüz.

Corona sonrası evlerimiz nasıl değişecek?

Yeni normallerin olduğu yepyeni bir döneme girdik. Açıkcası herkes bu yeni hayatı el yordamı ile bulmaya çalışıyor. Her şeyin her an değişmesi mümkün. Ancak değişmeyecek tek şey artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.
Evlerimiz, işlerimiz, ekonomimiz, ofislerimiz hatta el sıkışmamız, kucaklaşmalarımız bile farklı olacak. İşte bu yeni dünyada evlerimizin de şekil almaya başlayacağı çok net görülüyor. Kısa zamanda ev stoklarının arttığını, satın alımların ciddi oranda azaldığını gördük. Bunu yaşanan ekonomik durgunlukla ilişkilendirenler olsa da, sahip olma isteğinin azalması ve apartman tarzı yaşam şeklinin de cazibesini yitirmesinin etkili olduğu uzmanlar tarafından söylenir oldu. Bu yeni trendi, araştırma raporlarında ev taleplerinin müstakile kayması ile daha net görebiliyoruz.
Eminim çoğunuz iş yerinde çalışan birinin evine kargo geldiğinde bunu internete bağlı ev zili sayesinde görüp, kargocuya kapının önündeki teslanın bagajını açarak paketi bırakmasını söylediği videoyu seyretmişsinizdir. Uzun süredir çalışanlara uygun zamanda kargolarının ulaştırılması için eticaret sektörü alternatifler üretiyordu. Tam corona öncesi acaba evlerde kapısı internetten açılabilen bir ara kargo odası mı yapılsa çözümü çokça kullanılır olmuştu. Corona sonrası evlerde böyle bir karantina odası bir zorunluluk gibi görünüyor. Zira dışardan aldığımız ürünler veya gelecek siparişler mutlaka bu alanda tutulmak zorunda kalacak gibi görünüyor. Hatta belki bu alanda eve girmeden önce bir takım kıyafetler de çıkarılabilecektir.
Aslında yıllardır evimizdeki hijyenin ana sağlayıcılarından biri olan ayakkabı odası veya holleri unutmuştuk. Uçaklarda ayakkabılarını çıkarıp, çoraplarla yerlere basan “modern” şehirli insanın evinde de ayakkabıları çıkardığı özel bir yer olmamasına şaşmamak lazım. Üstelik bu durum her santimin hesabını yapan mimarların da işine geldi ve son 10 yıldır özellikle büyük şehirlerdeki evlerde holleri unuttuk. Her taşınma sonrası bu konudaki mutsuzluğumu anlatan bir yazı yazmayı neredeyse bir gelenek haline getirdim. Artık hollerin geri döneceğini hatta girişteki karantina odasından sonra bir de ayakkabı odasının olacağını öngörmek için kahin olmaya gerek yok sanıyorum.
Yine son dönemde tüketim toplumunun dışarda yemek yeme alışkanlığını körüklemesinin etkisi ile, açık mutfak diye Türk halkı için yepyeni bir kavramla karşılaşmıştık. Önce stüdyo tipi yani bir oda bir salon evlerle başlayan bu trend son dönemde neredeyse bütün evlerde açık mutfağa dönüşmeye başlamıştı. Dışarda yeme alışkanlığının kısa zamanda geri döneceğini varsaysak bile artık evlerde dışardan gelen yiyeceklerin dezenfeksiyonu için bile mutfakların daha genişlediğini ve kapandığını göreceğiz
Evde çalışma evi de değiştirecek
Yapılan araştırmaların sonuçlarına bakılırsa 3 ay evde çalışmak 400 kilogramlık bir karbondioksit (CO2) emisyonu azalmasına sebep oluyor. Yani eskiden zorunluluk oldukça evde kalırken artık zorunluluk oldukça ofise gidilecek. Markalar en iyi ofisleri yapmaktan ziyade çalışanlarına evde nasıl bir konfor sağladıklarını söyleyerek böbürlenecekler. Bu da evlerde yeni çalışma alanlarının oluşmasına neden olacak. Her evde sessiz sakin bir video konferans odası hatta bir küçük stüdyo bulunacak. Bu tip ev stüdyoları kuran şirketlerin bu yıldan başlayarak çokça görüleceği tahmin ediliyor. Ev sadece bir iş yeri değil aynı zamanda bir uzaktan eğitim merkezi olacak. (80‘li yıllarda çocuk odalarında gördüğümüz televizyonlar, yeniden çocuk odalarına girmeye başlayacak. Oyun konsüllerinin yerini interaktif eğitim hizmeti veren set üstü kutuları alacak.
Evde yemek, evde traş
Corona döneminde, ekmek pişirmek için ekmek makinesine ihtiyaç olmadığını şaşkınlıkla farkettim. Dört yıl önce evdeki makine bozulunca atmıştım. Daha sonra da canım her evde ekmek istediğinde internetten makine aramış bulamamıştım. Şimdi evde her gün taze ve sağlıklı ekmek pişiyor. Tahminim bundan sonraki süreçte ekmeği evde pişirmeye devam edeceğimiz yönünde. Aynı şekilde dışarı çıkmadığımız akşamlarda belli bir saatten sonra yemek siparişi vermeyi seviyorduk. Bunu da artık sanıyorum çok uzun bir süre tekrarlamayacağız. Yapılan araştırmalar tüketicilerin büyük bir çoğunluğunun uzun süre zorunlu olmadıkça kalabalık yerlerde olmak istemeyeceklerini gösteriyor.
Bu demektir ki; artık yemekler evde hazırlanacak. Üstelik evde sadece yemek işini değil son dönemde berber işini de halletmeye başladık. Saçlarımızı kendimiz veya eşimiz kesiyor. Instagram ünlülerin bu şekilde resimleri ile dolup taşıyor. Bu da evde daha fazla kişisel bakım ürünü bulunduracağımızı gösteriyor. Corona başlangıcından bu yana benim bu konudaki cihazlarım neredeyse bir kuaförün ürünler kadar oldu. Buradaki değişim berberler de farketmiş olacak ki; Webcam üzerinden canlı yayınla kesimi nasıl yapacağınızı söyleyen yeni web siteleri ortaya çıktı. Dijital dönüşümün en güzel örneklerinden biri olan online berber’e https://www.youprobablyneedahaircut.com adresinden ulaşabilirsiniz.
Bahçe ihtiyacı, şehirlerden tersine göçü tetikleyecek
Aslında Corona, bazı trendlerin değişim hızını arttırdı. Büyük ev ve sosyal mesafe ihtiyacı bizi şehirler dışına taşınmaya itecek. Son birkaç yıldır azalan nüfusu ile İstanbul bu trendin en belirgin kanıtlarından biri oldu. Ancak Corona sonrası bu tersine göç hızlanacak. Sosyo ekonomik durumu iyi olanlar müstakil evlere geçerken, daha iyi durumda olanlar kişisel adalar satın almaya, denizde yaşamı incelemeye başlayacaklar. Şu an sadece Archimad Group’un Dubai’de yaptığı “floatng sea horse” evleri seri üretimle daha ucuza yapılır hale gelip bu tp deniz üstü yaşamın oranı artacak (http://archimadgroup.com/site/real-estate/floating-sea-horse/ ) . Hatta yıllardır örnek verdiğim paypal’ın kurucularından Peter Thiel’in, bu evlerin bir araya geldiği Seasteading diye adlandırılan ve kendi için de yönetimsel bağımsızlığı olan deniz ülkeleri projeleri oluşmaya başlayacak. İnsanlar karadan ziyade denizde yaşamayı hem hijyen hem de sosyal mesafe açısından daha çok benimseyecekler.
Yenilenebilir enerji üreten evler
Bu yeni “off-grid” yaşam türü, grid’in bize sağladığı enerji, atık arıtma, internet ve temiz su ihtiyacını karşılamamız gerekliliğini ortaya çıkaracak. Bu da yıllardır konuşulan sıfır emisyon evlerin daha hızlı gelişmesini sağlayacak. Yeni evlerimiz, yüzlerce kilometre uzaklıktaki nükleer santralden gelen enerji yerine o an o evde üretilen enerjiyi tüketecek. Bu su arıtma yapısı ve temiz su kulanımı için de geçerli olacak. Grid’in dışından alacağımız en önemli hizmet ise her an her yerde olan internet olacak. Bunu da uzaydan alacağız.