Ne olacak bu fillerin hali

Dünya ırklarının genel düşünce yapılarını inelemek amacıyla bir araştırma yapılmış. Bu amaçla her ırktan bir gruba filler hakkında birşeyler yazmaları istenmiş ve yazılar incelenmiş. Çok çeşitli yazılar gelmiş ellerine. Mesela Fransızlar fillerin aşk hayatı üzerine yazarken, Almanlar fil ırkının saf olup olmadığı üzerine yazmayı uygun görmüşler. Amerikalılar fillerin kendi uluslarına bir tehlike unsuru olup olamayacağını araştırırken, japonlar fil şeklinde robotlar yapıp yapamayacakları üzerine makaleler yazmışlar. Sıra Türklere geldiğinde görmüşler ki Türklerin başlığı:
– ne olacak bu fillerin hali ,
şeklinde.
Geçen gün internet derneğinden yetkili bir arkadaşımla konuşurken tam da bu konuya dem vuruyorduk. Hepimiz bu ülkeyi Beyoğlu’nda tam donatılmış bir masanın önünde kurtarıyoruz da nedense gün içinde gece söylediklerimiz hemen unutuyoruz. Tepkisiz toplum olduğumuzu bile gün belli bir saate ulaşıp devlet daireleri tatil olmadan söylemekten korkuyoruz.
Yıllardır internet erişimi konusunda yapılamayan veya yanlış yapılan bir takım uygulamaları bazı _sayımız çok fazla değil_ internet yazarları olarak yazdık. Ama hiçbir zaman tepki alamadık. Bir dönem her ay Odtü’nün domain name dağıtma yöntemindeki yanlışlık üzerine her ay yazılar yazıyordum. Ne bir kullanıcı veya mağdur kalkıp şunu düzeltelim dedi ne de bir Odtü yetkilisi ulaşıp biz bu uygulamayı şu nedenle gerçekleştiriyoruz diye kendini savundu. Ne oldu? Şimdi _yıllar sonra _ internet üst kurulu konuyu gündemine alacak.
Bu hafta tv programındaki konuğum Şeref Oğuz’du. Bir konu dikkatimi çekti. İnternet üst kurulu üyelerinden herhangi biriyle konuştuğunuzda yaptıkları İnternet üst kurulunun yanlış kararlar aldığından bahsediyorlar. Ama nedense oraya toplantıya gittiklerinde hepsi oy birliğiyle bu bizi çok rahatsız eden bir yığın kararı çıkarıyorlar. Bu ekip içinde bürokrasi kültürü almamış olan insanların olduğunu biliyoruz. Fakat kimse onlara size uygun olmayan bir karara _karar oy birliği ile kabul edilse bile _ muhalefet şerri koyma hakları olduğunu söylemiyor mu? Ya da merak edip bunu nasıl yapabileceklerini neden araştırmıyorlar.
Neredeyse bir yıl önce sayın Yusuf Bozkurt Özal’la TT’nin özelleştirilmesi üzerine konuşurken, ben daha önce bir hukukçuyla konuşmanın etkisiyle kendisine TT’nin özelleştirilmesinin hukuki olarak mimkin olmadığını söylediğimde. Bana eğer siyasiler isterse bu işi çok kısa zamanda hallederler demişti. Tabii insan düşününce herşeye zorluk yaratabilir. Ama biz burda millet olarak bizi 2000’li yıllarda etkin yapacak gücü mü arıyoruz, yoksa hep beraber geceleri oturup ne olacak bu filin hali mi diyeceğiz?
NETleşmek üzere.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir