Pikachu

Bir Pokemon çılgınlığıdır gidiyor. Nereye dönseniz bir Pokemon fanatiğinin saldırısına uğruyorsunuz. Her nekadar genç kızlığa adım atan güzel kardeşim, bu çocuklara biraz sinirle bakıyor olsa da, bu gidişin benim için anlamı çok farklı.
Geçen ay içinde bir iş toplantısı için, çok değerli iş ortağım Selim Bey, sevgili eşi ve çocukları ile birlikte Ankara’ya gittik. Bu yolculuk sırasında 4 yaşındaki genç arkadaşım Pokemon konusunda bana çok hoş bir küçük seminer verdi. Her nekadar televizyondaki jenerikde 250 tane olduğu söylense de toplam 158 tane Pokemon olduğunu. Bunların kara, hava, su diye bölümlere ayrıldığını bu sayede öğrendim. 4 yaşındaki bir Pokmon fanatiğinin görev ve yaşama şekillleri ile birlikte bu 158 şirin yaratıktan 30 unu ezbere biliyor olması beni çok düşündürdü. Eminim bunu çoğunuz önemsemiyeceksiniz ama bizim jenerasyon hep eğitim sistemin ne kadar bozuk olduğu nakaratıyla büyüdü. Hatta sırf bu konu üzerine dersler yaptığımızı bile hatırlıyorum. Koca bir blok ders bu konuyu tartışırdık. Ben bundan nefret ederdim, sistemin bozukluğunu düzeltmek için alternatif sunamıyorsak ağlamanın, sızlanmanın bir işe yaramadığını düşünürdüm hep. Şimdi işte elimiz kalem tutmaya da başladı, zaten bu aralar online education konusuna da yoğunlaşmışım bir yazı döktüreyim dedim.
İsterseniz klasik eğitim sistemimiz ile Pokemon eğitiminin bağlantılarını biraz inceleyelim. Hep derler ya bu aldığımız eğitim ilerde bizim ne işimize yarayacak, işte Pokemon da aynen böyle. Hiç bir yararı yok, üstelik içi dolu bile olmayan bir obje. Anlatım basit, serüven yok, 158 kahraman var , ana anlatımın etrafında tonla gereksiz bilgi var. Yani Pokemon’u klasik eğitim sisteminde ders olarak okutsanız, üniversite öğrencileri bile anlamadığı gibi, bir yığın kavgaya ve mitinge de neden olur. Bu yapısıyla Pokemon hergün ağlanıp sızlanan, alternatifi ise kesinlikle bulunamayan eğitim sistemimizin ana malzemesi olacak kadar kötü.
Buna rağmen Pokemon 4 yaşında bir insanı esir alıp bütün mantığını şırıngalıyor. Peki bu nasıl oluyor?
Dünya reklam ve pazarlama konusunu o kadar önemser oldu ki, yeni jenerasyon iyi paketlenmiş herşeyi yutabilmek için aç kurtlar gibi bekliyor. Bu aslında bir yönden hoş görünmesine rağmen oldukça kötü birşey. Bu noktadan bakıldığında belli jenerasyonlara belli paketleme şekilleriyle ulaşmak çok kolay gibi görünüyor ama hala endüstri toplumu yapısından, basma kalıp insanlıktan da çıkamadığımız görülüyor.
Bir konunun akılda kalabilmesi için zihinde en az 20 dakika yer işgal etmesi lazım. Bu aynı çok beğendiğiniz bir şarkıyı devamlı tekrarlamaya başlamanız ve daha sonra unutma ihtimalinizin olmaması gibi… Pokemon o kadar çok çeşit ürün olarak insanların hayatına giriyor ki, unutmak mümkün değil. Geçen gün süpermarkette alışveriş yaparken önümde iki ebevyn yeni çıkan oyuncaklı bir sabun hakkında konuşuyorlardı. Kulak misafiri oldum. Konuşmaların en sonunda adam oyuncağı beğendiğini ümitsiz bir ifadeyle dile getirdi. “”Çok güzel ama Pokemon değil”” . Oyuncağı yerine koyup devam ettiler. Artık Pokemonlar hayatı öylesine işgal etmişlerki onsuz hiçbirşey kabul görmüyor. Dolaysıyla evinin heryanı Pokemn dolu olan bir çocuk bunu öğrenmekden kendini alamıyor.
Klasik eğitimin bu pazarlama stratejilerini kullanması neredeyse imkansız. Biz ise önce var olandan memnunsuz, sonra kaybedince kırgın ama mutsuz yaşayıp gidiyoruz. Gelecek yıl konusunda çok ümitliyim. Hepimizin etrafından bu kırgınlık gidecek. Büyük üniversitelerin hepsi online eğitim için yatırımlar yapıyor. Eğitimim çehresine bir mutluluk geleceğinden eminim. Bakalım hangi özel üniversite uzaktan eğitim konusunda başı çekecek ;-)))
NETleşmek üzere…

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir