Ve

….Ve. Ve diye başlıyorum. Bundan öncesini inkar etmiyorum. Etmem de mümkün değil. Ama bu “”ve”” den sonrası bir manifestodur. Benim manifestom. Bu andan sonra okuyacagınız satırlar cehalet erdeminden nasibini almamış hayatını kafasına heran peryodik olarak damlalar düşen bir işkence mağdurunun acılarıyla yaşamış bir zavallının hikayesidir. Ve bilinki bunu okuduktan sonra hayatınız bir daha eskisi gibi olmayacak. Ve şunu bilin ki bunu ikinci kez okuduğunuzda da birincisi gibi olmayacak. Zaman değişkenin bir şakasıdır bize hayat ve bu değişken ne yaraları sarar ne acıları azaltır. Ve bilinki acılar hep vardır olacaktır. Hepimiz için, hepiniz için. Ölüm belki bir kurtuluş değildir, ve emnim ki canına kıyan herkes bunu biliyordur. Ama hayatın tamamına birden bakabilme lütfu ancak bu insanlara verilmiştir. Yaşam denklemindeki bütün değişkenler sadece o saniyenin binde biri büyüklüğündeki zaman sürecinde farkedilir. Ve ne yazıkdır ki bu denklemi gören kimse hayatta kalmamıştır.. Tıpkı yaşayan kimsenin hayatı bir bütün halinde algılamasının mümkün olmadığı gibi.
Gerçekler acıdır. Algılanan herşey gerçektir ve algının kapılarından geçen herkes acı çeker. Sorun gerçeklerin nerede karşımıza çıkacağıdır. Ben pesimist bir insan değilim. Pesimist olmak gibi bir özlemim de yok. Sadece yaşamak istiyorum, papatya tarlasında bir ilkbahar rüzgarında tatlı tatlı sallanan bir papatya gibi mutlu ve amaçsız. En azından en doğal amaçları hayatın en önüne alarak… Canım sıkılıyor ve I harflerini yazmaya elim gitmiyor.
Bir tek beklentim vardı hayattan bana da bir kulvar açması. Önümdekilere takılmaktan, arkamdakilerin çelme takmasından bıktım.. Kendi kulvarımda kimseyle sorun yaşamadan koşmak isterdim kendi yarışımı. Bu benim için bir sprintti, bayrak yarışı veya maraton değil. Çünkü ne koşa……… Bir telefon geldi ve bitti burada. Biten bendim….bittim….

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir