İnternet Kullanım Klavuzu I

Geçen Pazar evimde oturmuş bir web sitesinin database yapısındaki değişikliklerle uğraşıyorken, telefonum sürekli şekilde çalmaya başladı. İşim yarım kaldı ama doğrusunu söylemek gerekirse buna değdi. Önce televizyon kanalımı değiştirmek zorunda kaldım çünkü Showtv’de çok güzel ir J. Depp filmi seyrediyorken, Kanal 6’da tiyatro(?) kökenli, Dr. Stress’in programını seyretmeye zorlandım.
Birgün bir akademisyen, bir tiyatrocu, bir “”aşk satıcısı”” (bu deyimi Dr. Stress yayında kullandığı için kullanıyorum.), bir medyacı, bir de network uzmanını toplamış internetin Türkiye’deki geleceğini tartışıyorlarmış. Gerçekten fıkra gibi başlıyor değil mi? Bunların içine Dr. Stress ve programa yoğun işlerinden dolayı katılamayan Banu Alkan’ı da kattığınızda karşınıza internet’e üst kurul bile olabilecek bir kadro çıkıyor. Tebessümler buradan başlıyor…
Programın tamamını seyretmeye gücüm yetmedi. Tüm baskılara rağmen ben yine Show’daki filmime geri döndüm ama seyrettiğim kadarını siz de kaçırmayın diye anlatma gereği duyuyorum. Söz herzamkanki gibi bel altından başladı. Önce “”aşk satışının”” etik bir konu olup olmadığı uzun uzun tartışıldı. Malum bizim bu konulara özel sempatimiz vardır. Kamera her kendisine döndüğünde irkilip suratı kızaran, konuk kendi yaptığı siteyi savundu. İnsanları nasıl bir araya getirdiklerinden bahsetti. Bu bir süre devam ettikten sonra, önce sitenin bir “”aşk satışı”” sitesi olduğu ortaya çıktı. Arkasından da zaten o kişinin siteyi yapan kişi olmadığı. Zira sitenin o an gerçek sorumlusu olan kişi telefon edip yaptıkları işi savundu. Kamera son bir kez stüdyodaki arkadaşa döndü, o da son birkez kızarıp, kamera ile vedalaştı. Daha dakka birdi gol de bir oldu.
Arkasından “”medyacı”” bey portallerin yapılarının nasıl değiştiklerinden bahsedip, biraz internette içeriğin ne kadar hızlı değiştiğinden bahsetti. Bu noktada kendi işine çekmek için, internetin bir medya olduğundan (kendi anlatış biçimiyle) bahsetti. Zira bu “”medya””cı dostumuzun pazarlama sektöründen transfer olması onun literatüre ne kadar hakim olabileceğini gösteriyordu. İşin komiği iddia ettiği konuyu program sırasında ve sonrasında konuştuğum hiçbir profesyonel anlamamıştı.
Konu, konuyu açtı sonunda webcamleri ile ünlü sitemizin yaptığının etik özelliğinden, genç kızların yatak odası cinsel çağrım mıdır yoksa sadece bir anlatım mıdır tartışıldı. Sonunda konudan uzaklaşılmış olduğunu Dr. Stress bile farketti ve hemen bir VTR gösterildi. VTR’de arkası dönük 3 kişi vardı. Hepsi “”hacker””dı. Neler yapabileceklerini anlatmaya başladılar. Bir tanesi hızını alamayıp, cep telefonu şebekesine girip, başkaları adına kısa mesajlar attıklarını söyledi. Stüdyoya geri dönüldüğünde chivi’nin yöneticisi bunlar bizim arkadaşlar size şaka yapmışlar dedi. Tabii konu hemen geçiştirildi.
Program bu hız ve akış ile giderken telefon bağlantılarına geçildi. İlk bağlanan kişi (ses tonundan 17- 18 yaşında biri sanıyorum ) 14 – 15 senedir internet kullandığından bahsetti. Daha önce de BBC’lerin (Tahmin ediyorum BBS demek istedi) varlığından bahsetti. Salondaki kimse BBC nedir diyemedi tabii… Bağlanan insanların çoğu Türkçe konuşmayı bilmiyordu. Bu nedenle onları yanlış anlamış olabiliriz. Birisi bütün ünlülerin internet üzerinden izlenildiklerinden bahsetti. Her ne kadar bütün ünlüler lafının son derece yanlış bir laf olduğunu bilsemde iki ihtimal aklıma geldi, birisi trojanlar, ikincisi de servis sağlayıcı logları. Fakat akademisyen konuk, yok efendim böyle birşey mümkün değil dedi. Neyse ki chivi’li yönetici konuya yetişti, ip’nizden bulunabilir dedi. Akademisyen dostumuz nasıl bir bilgisayar kullanıyor bilmiyorum ama ip’sini saklayabildiğinden bahsetti.
Bu arada, Banu Alkan’a bağlanıldı. Sorulan sorulara Banu hanımın verdiği “”espri””li cevaplara gülünüldü. Bu yaklaşımdan stüdyodaki konukların hepsinin “”sörf yapma”” deyiminin anlamını bildiğini çıkardık ve rahatladık. Fakat Dr. Stress bey bizi yine aşağılayarak bir televole yaklaşımıyla Banu hanımın cevaplarını 3 – 4 kez tekrar ettirdi. Bunun televole hedef kitlesi veya o an televizyona bakmadan seyreden ev hanımları için yapıldığını Stress beyin bilemediğini anladık.
Telefon bağlantıları bundan sonra da devam etti. Beni ençok mutlu eden telefon son derece heyecanlı bir dostumuzun, FTP (fetipi diye okunuyormuş) üzerinden kullanıcı bilgileri ve şifrenin gittiğini hararetli bir şekilde iddia etmesiydi. BIM’ci dostumuza donulup bunun ne olduğu soruldu, o da haklı olarak ne olacak şifre gidiyorsa gidiyor dedi. Fakat telefondaki arkadaş dinlemiyor ve zorluyordu.
“”-Söyleyin yalan mı? Fetipinde şifre bilgileri gitmiyor mu? Niye söylemekten korkuyorsunuz dedi?””
Bu güzel eğlence sürüp giderken, bu programa hiç yakışmayacak birşey oldu. Kendisini eski bir hacker olarak tanıtan ama bence sadece hırslı ve işini bilen bir güvenlik uzmanı olan ve işini bilmeyenlere de belki biraz yaşı gereği çabuk kızan, Tamer Şahin bağlandı. Kendisini tanıttı. Ne yazıkki kimse naber Tamer diyecek kadar karşısındakini tanımıyormuş. Bilgi işlemci konuk daha sonraki bir telefonda, iki önce bağlanan dostumuzun güvenlik şirketi varmış, ondan hizmet alsanıza derken, konuya ne kadar uzak olduğunu, kriminal vakalar hakkında ne kadar bilgisiz olduğunu, güvenlik konusundaki geçmişi bilmediğini anlamış olduk.
Tam bu noktada akademisyen konuğumuz yerinden doğruldu, “”Türkiyenin bir internet hareket planı olmalı”” dedi. Tam bu anda, akademisyen konuğumuzun yüzünü görüyorduk ve altındaki bantta İnternet Üst Kurulu Üyesi yazıyordu. Tabii hemen aklımıza şu soru geldi. “”İnternet Üst Kurulu diye bir etkin ve yetkin grubun içinde bulunuyorsunuz, hızınızı alamadınız şimdi de bütçeniz olsun diye İnternet Vakfı diye yeni son derece gereksiz bir atılıma daha girdiniz, peki bu hareket planını biz mi yapacağız, siz mi?Siz bu kadar zamanda yapmadıysanız nasıl bunu kalkıp söylersiniz. Şu ana kada ne yaptınız?””
Bu arada evimin telefonu gecenin bir vakti olmasına rağmen son derece fazla çalıyordu.Kimler mi aradı? Türkiye’nin en eski hackerlarından biri. Şu an bir şirketin internet müdürü. Programı “”ilginç”” sıfatı ile tanımlayabildi. Türkiye’nin en eski web şirketlerinden birinin sahibi, onun hacker olup olmadığını ben bile bilemiyorum. Birkaç eski hacker yeni güvenlik görevlisi. Sonunda telefonumu
Kanal’a yönlendirmeye karar verdim çünkü telefondakiler programı seyrettikçe sinir katsayıları artıyordu. Bir ara Dr. Stress aylık bir bilgisayar dergisinin editörünün programa davet edildiğinden ama gelmediğinden bahsetti. Ben buradan o dostumuzu kutluyorum, çok doğru bir karar almış.
Koskoca program sırasında, kimse internetin Türkiye için öneminden veya internetin gelişiminden bahsetmek şöyle dursun netiketten, trojandan bile bahsetmedi. Konuklar arasında internetçi, konular içinde internet yoktu.
Ben sonunda Show Tv’deki filme geri döndüm. Sonra üzerinde çalıştığım db’yi kapatıp yatağıma geçtim. Artık şokum bitmişti. Belki de Banu hanım haklıydı.
“”İstanbulda arsamı kaldı?
Hem ben müteahitmiyim?
Son kasetimi dinlediniz mi?
Dans etmeyi sever misiniz?
Hem ben de nerede o kadar para?””
Bazı filmlerde olay bittikten sonra, yoldan geçen birisi tamamen alakasız bir cümle kurar ve bu cümle bu konunun ana fikridir ya! İşte ben de geçen gün tam bu yazımı kurgularken gazetenin kapısında güvenlik görevlisi arkadaşımızla aramızda geçen diyaloğu kelimesine dokunmadan size aktarıyorum:
– Siz Canteen ekinde yazıyorsunuz değil mi?
– Evet yazılarımızı okuyor musunuz?
– Bazen… Beni fazla çekmiyor… teknoloji filan…
– Ama ben genelde işin felsefesi üzerine yazıyorum.. Okumanızı tavsiye ederim …
– Sizinkileri arada sırada okuyorum… Aslında başka dergileri hiç okuyamıyorum… “”Sanal Gündem”” yaratıyorlar gibi geliyor bana…

NETleşmek üzere…

Atıf ÜNALDI

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir