Net efsaneleri

Çok yakın bir zaman önce vizyonda bir film oynadı. İsmi “urban legend” olan bu film şehir yaşamının içinde kulakdan kulağa dolaşan ama doğruluğundan kimsenin emin olamadığı efsaneler üzerine yapılmış bir korku filmiydi. Şehir efsaneleri kavramı bize uzak olmasına rağmen fikir hepimizi çok sardı. İnternet üzerinde Mahir gibi bir adamı meşhur eden bir milletin sevgili çocukları olarak bunu nasıl değerlendirebileceğimizi şaşırır olduk. Elimizin altındaki internet teknolojisini işte tam da böyle efsaneler üretmek için kullanır olduk. Önce Türk toplumunun en sevgili duygusu acıma ve şefkat duyguları bu efsanelerden nasibini aldı.Kan arama mesajları internette her üç dört ayda bir koca ülkenin bütün posta kutularını dolaşarak bir devir tamamlıyor. Bir süre dolaşan bu mesajın görevi bitmiş olabiliyor. Bu ihtiyaç ortadan kalkmış olabiliyor ama internet üzerinde mesajı alan kişilerin hasta yakınlarını aramaları bitmiyor, hatta bu bir süre sonra taciz halini alıyor. Hastanın başına gelen kötü olaylar her arama ile tazeleniyor. Tabii sonunda hasta yakınları bundan rahatsız olup bir reaksiyon göstermek durumunda kalıyorlar. Lösemili bir hasta için aynen böyle bir mesaj dolaştıktan sonra artık aranmaması gerektiğini belirten bir mesaj da bir kaç hafta sonra dolaşmaya başladı.
Toplumumuzun ikinci büyük hassas noktası ise teknolojiye olan düşkünlüğü idi. Bu da bir net efsanesi olarak Türk internet tarihinde yerini aldı. Yakın bir zamanda kablolu tv yayını üzerinden alınan internet bağlantı hızlarının arttırılabileceğini belirten bir yazı, net üzerinde birçok insanın ziyaret ettiği sayfalar arasında yerini aldı.
Kablolu üzerinden yayın yapan kuruluşlar ile daha önce yaptığım toplantılarda bu mantıklarını kullandıklarını söylemişlerdi ama sistemin doğru çalışıp çalışmadığını ve bir kullanıcının bunu gerçekten yapıp yapamayacağını bilemiyorum. Aslında net konusunda konuştuğum network uzmanları bunun mümkün olmadığını belirtiyorlar ama yinede bu efsane internet üzerinde dönüp dolaşıyor. İnternet medyasını en çok kullanan milletlerden biriyiz. Keşke bunu net efsaneleri yaratmak, chat yapmak yerine araştırmalar yapmak, lokal bazı verilerimizi internette global kullanıma açmak için kullansak. Eminim gün geçtikçe internet kullanmayı hepimiz öğreneceğiz. Yıllar önce internet deyince akla herkesin biribirine nuke atıp mavi ekranlar göstererek eğlendiği ortamlar gelirken şu an hiç olmazsa sohbet etmeyi öğrendik. Tabii ne olursa olsun internetteki ilk Türk kahramanı Mahir, net efsaneleri hiçbir zaman unutulmayacak ve Türk internet tarihine geçecektir.

Benden duymuş olmayın:
Eminim hepiniz bayram dolaysıyla tatile çıkacak sektörde yeni dedikoduların dönmediğini düşünüyorsunuz ama aslında bu durum son on günü etkileyeceği için dedikodular son hızıyla devam ediyordu.
– Portlarının kullanımı ile son derece öne çıkan bir internet hizmetleri şirketinin satılaması sektöre bomba etkisi ile düştü.
– Televizyonlardan laf açılınca, Türkiyenin bir tv kanalı daha son zamanların el değiştirme furyasına uyarak el değiştirdi. Hem de kendisi için biçilen fiyatın dörtte birine. Aslında fiyatı biraz daha indirselerdi sahibinden ihtiyaçtan satılan bu kanalı biz arkadaşlarla para toplayarak alabilirdik belki. Gerçi almak için devletin desteğinin olması gerek ama biz de bir destek bulurduk artık.
– Hazır laf gelmişken bu cep telefonları üzerinden yüksek hızda internet bağlantısı sağlayacak GPRS teknolojisi ne oldu bilen var mı? Kimseden ses soluk çıkmıyor da…
– Geçen ay medya wap öldü nidalarıyla sallandı. Doğrudur zaten koca ülkede 1500 kayıtlı kullanıcısı olan bir sistemin herhalde 20 – 30 aktif kullanıcısı vardır. Bunu duyunca çok heyecanlandım, ne de olsa koca ülkede ilk yirmiye girme imkanını bulmuştum. 🙁 Ne yazık…

Haftanın sayısı

56

Şu ana telefon hattı üzerinden internete çıkılabilecek en yüksek hız. 56 kilobytepersecond üzerine çıkmak mümkün değil gibi görünüyor. Ben bu yazıyı Ayvalık dolaylarından yazıyorum ve size cep telefonum üzerinden yani 9600bytepersecond hızla atacağım (umarım). Sanırım floppy teknolojisi gibi bu teknoloji de bilgisayarlara yapışıp gidecek. Umarım böyle olmaz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir