Reklamcının Net Rehberi

İnternet’i diğer medyalardan ayıran çok basit bir özelliği var. Genişleyebilirlik…. İnternet’i fiziksel amaçlarınız dışında her şekilde ve her iş kolunda rahatça kullanabilirsiniz. Dolaysıyla diğer mecraların aksine internet devamlı gelişen ve yenilenen bir yapı olarak uzun yıllar karşımıza çıkmaya devam edecektir. Bunu hiçbir kuvvetin durdurması mümkün değildir. Buna bir örnek vermek gerekirse, Amerika’da son yıllarda yapılan bir araştırma kullanıcıları %80’inin internet’e bilgisayardan ulaşmak istemediğini ortaya koymuş. Bu araştırmayı analiz edersek karşımıza iki sonuç çıkıyor. Birincisi bu araştırma sonuçları bilgisayar satışlarının yakında düşeceğini öngörürken, bunun internet kullanımını etkilemeyeceğini ifade ediyor. Tv teknolojilerini düşündüğümüzde bunun ne kadar ilginç bir gelişme olduğunu daha net görebiliyoruz. Bir televizyon kanalının, tv satışlarıın azalmasından etkilenmemesi düşünülemez ama internet artık bilgisayardan ayrı, kendine özerk bir platform halini alıyor.
Yeni platformun yeni ve geometrik yükselen bir reklam pastası olduğunu da gözden kaçırmamak gerekir. Geometrik gelişmeye örnek olması açısından birkaç rakam vermek sanırım yararlı olur. Dünyada internet üzerinde reklam için dönen para, 1995 yılında 100 milyon dolarken, bir yıl sonra 390 milyon dolara yükselmiştir. Aynı mantıkla bu rakam bu yıl tahminlerin neredeyse iki katı yüksek çıkmış, büyük forecast şirketlerinin tahminleri 4.4 milyar dolarken, bu rakam 9 milyar dolar olarak hesaplanmıştır. Türkiye’de ise yine aynı yıllarda bu rakamlar telaffuz edilir hale gelmiştir , 1999 yılında 5 milyon dolar iken ekonominin iniş çıkışlarına rağmen 2000 yılında 9 milyon dolarlara ulaşmıştır. 2001 yılında Türk şirketleri ilk defa internet reklamlarını bütçede kalem olarak almış olduklarından, bu yıl 75 milyon dolarlık bir tahmin oluşmuştur. Bu sayede Türkiye’de reklam bütçesinde belli bir paydanın internet üzerinden döneceği de tahmin edilmektedir.
Türkiye’ye odalanırsak yeni gelişen bu bütçenin üzerinde sanılanın aksine bilişim şirketlerini payı düşüktür. Bilişim şirketleri, reklam kalemlerini son derece düşük tuttukları için bunun internet üzerindeki yansıması da pek yüksek değildir. Türkiye’de internette reklam veren şirketlerin %31’i tüketici firmaları iken, yalnızca %16’sı bilişim ürün ve hizmetlerine aittir. Yani tüketiciye ürün satan e-ticaret firmalarının interneti reklam mecrası olarak daha fazla kullandıklarını bu sayede ise hedef kitlelerine daha kolay ulaştıklarını varsayabiliyoruz. Aslında internetin gelişimini takib eden herkes bunu kolayca farkedebilir. İnternet kullanımı için özel donanım gerektiren bir yapıdır. Dolaysıyla erişebilir olmak için, belli bir ilk yatırımın yapılmasına gereksinim duyar. Bu yatırımı ise ancak ve ancak gelir düzeyi AB grubu olan kişiler yapabilir. Bu noktadan yola çıkarsak, internet kullanıcısına erişebilir olmak, daha az reklam ulaştırmak gibi görünse de ürününüz eğer yüksek gelir seviyeli kullanıcıları hedefliyorsa doğru kitleyi hedeflediğiniz anlamına gelir.
İnternet profilini, yani reklam hedef kitlesini öngörürken, daha genel bir bakış atmakta da yarar var. Türk internet kullanıcısı, %83 erkek olan bir grup. Bu grubun ortalama yaşı ise 28 civarında. Dolaysıyla genel hazırlanan internet reklamları, 28 yaşında erkek ve alım gücü AB ile C1 arasına giren bir grubu hedefliyor. Tabii bu bilgiler sizi yanıltmasın, internet dünyası interaktif bir platform olduğundan, davranış şekillerinden kullanıcıların profillerini ortaya çıkarmak ve kullanıcının ihtiyaçlarına göre reklam yapmak son derece mümkündür. Söz gelimi chilek.com sitesi bir genç kızın ihtiaç ve isteklerine göre hazırlanmıştır. Dolaysıyla kullanıcıların büyük bir kısmı bu profildeki alıcılardır. Dolaysıyla bu hedef kitleye ulaşmak isteyen bir şirket için son derece doğru bir sitedir.
Tabii reklam verenler açısından internet üzerinde reklam vermenin toplam nüfus üzerindeki oranı da son derece önemlidir. Türkiye’de internete erişebilir insanların toplam nüfusa oranı %12 civarındadır. Fakat ülkemizin coğrafik yapısını göz önüne alırsak bu oranın büyük bir kısmının İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyük şehirlerde yoğunlaştığını çok net görebiliriz. Bu da sadece büyük şehirlerde yoğunlaşmış firma ve organizasyonlar için ayrı bir avantajdır.
NETleşmek üzere…

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir