NET’in kısa tarihi

İlk katalog şeklindeki html sayfalarından oluşan siteler vardı. Bunlar size ihtiyacınız olanı getirmek için bir şablondan yığınlarca hazırlanmış dosyalardı. Bu dosyalara rağmen cgi uzantılı genelde “”c”” veya unix shell batch komutlarıyla hazırlanmış küçük programcıklar da vardı fakat bu dosyalar dinamik içerik üretmek için kullanılmazdı. Daha sonra birgün sörf yaparken Microsoft sitesinde asp uzantılı dosyalar görmeye başladık. Ne olduğunu anlamak için kendi bilgisayarımıza çektiğimizde html komutları ile dolu doyalar geliyordu. Bir süre sonra bu dosyaların aslında sunucu tarafından hazırlanan ve ona gönderdiğimiz parametrelerle dinamik bir içerikten oluşan aktif sunucu sayfaları olduğunu anladık. Hatta bu içeriği oluşturmak için veritabanıyla bağlantı kurmak mümkündü.
ASP veri tabanı konusnda son derece başarılıydı fakat önemli iki eksiği vardı. Birincisi bir html sayfasından yada internette halka sunulmuş bir içerikten bilgiyi alma ve bunu farklı şablonlarla sunma özelliği yoktu. Bu özelliği ASP üzerinden eklemk istediğinizde bir component yazmak zorunda kalıyordunuz. Fakat component içindeki kodu görme işi meşakatli bir iş olduğundan hosting firmaları bu konuya pek yaklaşmıyorlardı. ASP’nin ikinci büyük eksiği ise upload konusuydu. Web üzerinden bir sayfayı upload etmek çok ama çok zor bir işti. Componentlar ise bazen sunucunun bütün kaynaklarını yeyip bitiriyorlardı.
Bu sorunları çözmek için perl uygulamalarına yönlendik. Perl tam bir üst düzey dildi. İhtiyaçların büyük kısmını çözüyordu. Tek sorun bir internet uygulaması geliştirmek için en çok lazım olan veritabanı bağlantıları, kısa hesaplar gibi konularda perl ile çalışmak son derece zor oluyordu. Bu sorunları çözmek için iki farklı sunucu üzerinden işlerin yürümesine yani web çiftlikleri kurulmasına başlandı. Bu aslında son derece zor işlerden biriydi. Çünkü sunuculardan biri bazen düşüyor ve hizmetlerin bir kısmı duruyordu. Yada açtığınız bir ankete son derece fazla başvuran olunca sunucu kendiliğinden gömülüyordu. Bunlar internet işleri yapanların en büyük sorunlarıydı. Bu sorunları çözmek için heran sunucunun ayakta olup olmadığını kontrol eden “”Whatsup?”” türü programlar kullanıyorlardı. Fakat bu seferde Pazar akşamı evde oturuken göçen bir sunucunun eski haline nasıl gelebileceği sorun olmaya başladı. Bunu ise Compaq’ın clustering service isimli bir ürünü çözdü. Trafiği yönlendiriyor hatta sorunlu sunucunun üzerinde çalışan uygulamaları başka sunucuya yönlendiriyordu. Bu sorunların büyük kısmını çözdü. Fakat bu sefer de her sunucuda son derece fazla bilgi varken bu bilginin indekslenmesi dışardan bilginin alınması, bilginin değişik internet araçlarına gönderilmesi gibi önemli konular oluştu.
Bu arada sunucu üzerinde kullanılan dillere PHP’de katıldı. ASP’nin gücünü ve kullanabilirliğini kendi gücü için kullanan bir dil daha geliştirilmiş oldu. Böylece Chili ASP adlı ara uygulamadan vazgeçilmiş oldu.
Yeni uygulamalar gelişip duruyor. Bunların arasında çok başarılı olanlar, başarısız olanlar da var. Fakat ileriye bakıldığında ASP, PHP, Perl gibi dillerin bir önemli sorunu olduğunu görüyorum. Animasyon, hareketlilik bu dillerin özünde yok. Çünkü sonuçta prezantasyon için html kullanılıyor. Flash ise beşinci versiyonuyla birlikte dinamik içerik sorununu çözdü. Bu nedenle uzun vadede flash’ın altta bir dinamik içerik kullanımı ile son derece başarılı bir uygulama dili olacağını zannediyorum. Bu arada Flash’ın tabiiki vektörel bir uygulama olmasından dolayı oluşan font sorununu çözmesi gerekiyor..
Eğer yeni bir dil veya teknoloji öğrenmeyi düşünüyorsanız flash öğrenmenizi tavsiye ederim…
NETleşmek üzere…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir