E-ticaret Mart 1998

1998’in ilk ayları ile birlikte, yaşamımıza yeni bir olgu yerleşti, E-ticaret. Evinizden Internet aracılığı ile ve fiziksel olarak gerçek paranın kullanılmadığı bu yöntem, hem hızımızı arttırıyor, hem de para gibi artık gereksizleşmek üzere olan bir olgu ufak ufak yaşamımızdan kaldırıyor. Peki ama şu ana kadar daha tam olarak göremediğimiz e-ticaret nedir? Nasıl kullanılır? Kimler yapar ve kimler yapmalıdır? Bu soruların cevaplarını herhalde hepiniz merak ediyorsunuzdur.
E-ticaret aslında Internet’in başlaması ile birlikte ortaya çıkan olgulardan biridir. Müşteri için para kullanmadan ve yerinden kalkmadan alışveriş yapma imkanını verir. Peki müşteriye bu kadar rahatlık veren bir sistem, satıcıya dezavantaj mı sağlar diye soracak olursanız cevabım hayır. Aslında e-ticaret, müşterinin, satıcının, hatta bankanın işlerini kolaylaştıran bir özelliğe sahiptir. İsterseniz öncelikle sisteme müşterinin gözünden bakalım:
Avantajlar:
Daha önce de bahsettiğim gibi yerinizden kalkmadan alışveriş edebilirsiniz. Fakat kullanabileceğiniz bir kredi kartınız olması gerekir (babanızınki de olabilir, tabii izin aldıysanız). Kartınızı elinize alır, Internet üzerinde o vitrin senin bu vitrin benim dolaşmaya başlarsınız. Arada çeri girer onun bunun fiyatını öğrenirsiniz. Sonra, bir dükkana girer beğendiğiniz ürünleri toplar kasaya yönelirsiniz. Kasada her zaman güler yüzlü bir form vardır. Bu formu doldurursunuz. Formda size ahiret soruları sorulmaz sadece kredi kartınız ile ilgili bilgiler. Ürün ve teslimat parasını ödediğinizde artık size düşen tek şey oturup kapınızın çalınmasını beklemektir. Büyük bir ihtimalle söz verilen zaman içinde aldıklarınız elinize ulaşacaktır.
Dezavantajlar:
Aslında gezmeyi sevmeyen1~evde oturmaktan memnun olan bir gençseniz öyle çok fazla zararı yok. Yalnız kredi kartı numarasını verirken dikkat etmeniz gereken bazı kurallar vardır. Çünkü her hikayede olduğu gibi bu hikayede de bir kötü adam vardır. Bu kötü adam Internet’e kulağını dayamış, birilerinin o hat üzerinden kredi kartı numarası göndermesini bekler. Sonra sizin kredi kartı numaranızı gönderdiğiniz bilgi paketini alır açar ve işte. Artık o da sizin kredi kartı bilgilerinize sahiptir, artık sizin için kabus başlamıştır. Eğer bu yazıyı sonuna kadar okursanız bu hataya düşmezsiniz, evde oturmak sizin için bir zevk olur.
Satıcı için ise durum çok farklıdır:
Avantajlar:
Bütün gün Internet üzerinde bilgisayarınız bir takım işler yapar. Bu işlere siz hiç karışmazsınız. Gün bitince kasanızdan Z-raporu çıkarır gibi bilgisayarınızın bir tuşuna basarsınız ve sizin Internet’teki dükkanınıza gelen ve alış-veriş yapan, bankanın kredi kartını onaylayan kullanıcıların isimlerini, adreslerini ve gönderilecek ürünün bilgilerini verir. Bundan sonra size düşen ürünü göndermektir, çünkü paranız artık kasanıza girmiştir. Bu arada eğer istemezseniz o gün İnternet’teki dükkanınızda çıkan sorunları öğrenmenmezsiniz. Çünkü gün boyunca insanlar ürün almış, ürün alıp kasaya gidip vazgeçmiş ya da malları bırakıp ortalığı dağıtıp çıkmıştır. Ama siz her akşam bağlandığınızda her şeyi kontrol altına almış ve güler yüzlü bir mağaza müdürü ile karşılaşırsınız.
Dezavantajlar:
Her gün sizenle banka arasında kredi kartı provizyon işlemleri üzerine binlerce konuşma döner. Bu konuşmalar çok sayıda müşetri bilgisi içerir. Kredi kartı numaraları, bu numaralar içinde provizyon alanlar, kredi kartı tarih ve isimleri gibi birçok bilgi. Bu noktada müşteri tarafında bıraktığımız kötü adam steteskopu ile yine karşımıza çıkar. Elindeki aletle hatları dinlemeye başlar. İşine yarayan bilgi paketlerini toplar ve açar. Artık güvenlik kalmamıştır. Bunu fark eden müşterileriniz, dükkanınızdan alış-veriş yapmamaya başlarlar. Dükkanınıza giren çıkan olmamaya başlar, saygınlığınızı yitirirsiniz. Peki bunlara karşı ne yapılmalıdır. Bunu da yazımızın sonların adoğru bulacaksınız.

Banka için ise durum:
Avantajlar:
Bir bankacı olarak yıllarca sorunları olan müşterilerle uğraştınız. Bazen bir kısmı sorunsuz olduğu halde sistemi bilmediği için gelip bankanızda huzursuzluk çıkardı. Siz ise bütün soğukkanlığınızla ona anlatmaya çalıştınız. Artık bunlarla uğraşmak zorunda değilsiniz. İnternet üzerinde bankacılık sizin açınızdan da oldukça kolay. Akşama kadar bütün işlemlerinizi yapan bilgisayarınız genel müdürlüğe sizin yerinize bütün bilgileri iletiyor. Ayrıca her akşam hesaplamalar sırasında açık var mı stresinden de kurtuluyorsunuz. Çünkü bütün hesaplar hatta kasa her an kontrol altında. Bu arada sorunlu müşterilere ne oldu? Sorunu bilgisizlik olan müşteriler bilgi verildi, ama gerçekten sorunu olanlar yine size kaldı, artık bu kadar rahatlık içinde onlara bir e-posta atarsınız.
Dezavantaj:
Sizi diğer bankacı arkadaşlarınız bu hatları dinleyen arkadaş konusunda haberdar ettiler. Paketleri küçük güvenlik kilitleri (Küçük olmasına bakmayın zırhlı arabalardan daha güvenlidirler) ile taşıyorsunuz. Ama kilidiniz ne kadar güvenli bunu hep merak ettiniz.

Hoşgeldin bahar ve aşk
Koca bir Şubat ayını geride bırak-tık. Koca bir aydı çünkü sanki gün sayısı ile dalga geçer gibi bir sürü olay ile dolu dolu geçti. Neler oldu Şubat ayında?
Öncelikle hepinizin mutlaka haber aldığı Digital olayı var. Digital, koca dev Compaq tarafından satın alındı. Bir süre önce Compaq’ın bir takım hisselerini de Microsoft satın almıştı. Bu bana büyük balığın bir küçüğünü, onunda bir küçüğünü yediği resmi hatırlattı. Microsoft sadece bununla kalmadı, Netscape ile olan davasını kaybetti. Artık Web tarayıcıları işletim sistemlerimizle birlikte gelmeyecek. Aslında bu işe kullanıcılar bayağı sevinmiş olmalı. Çünkü bir kısmı Netscape’i ayrılamayacak kadar çok seviyor. Bu noktada büyük hatayı Netscape söz verdiği işletim sistemini çıkarmayarak yaptı. Netscape 3.0 ile birlikte Netscape firması gelecek tarayıcılarıyla yeni bir işletim sistemini eş zamanlı çıkaracaklarını söylemişlerdi, ama galiba işletim sistemi çıkarmanın o kadar da kolay olmadığını biraz geç anladılar. Hatta Javascript yazan bir programı bile çok zor çıkardılar ve bu program kullanılabilecek durumda değil.
Bu ay şehrimiz yeni bir Internet Cafe’ye sahip oldu. İstanbul’da çok şık bir Cafe’nin Tünel taraflarında açıldığını haber aldım. Fakat daha gitmek nasip olmadı. İleri günlerde bu Internet Cafe’leri haber yapmak niyetindeyim. Eğer gittiğiniz ve gitmeyi sevdiğiniz bir Internet Cafe varsa veya bir Internet Cafe işletiyorsanız bana ulaşın, böylece sizden bahsetme imkanını bulurum.
Bu ay içinde sayın Hasan Celal Güzel’in, Yeni Türkiye dergisinin gelecek sayısında Internet toplumunun geleceği konusunda bir yazı yazdım. Yeni sayı bilgi toplumu üzerine olacak. Tahmin ediyorum çok iyi bir kaynak eser olacaktır. Alıp okumanızı şiddetle öneririm.
Şubat ayı her açıdan son derece bereketli geçti. Windows Commander’ın yeni versiyonu bu yazıyı okudıiğunuz sıralarda çıkmış olacaktır. Christan Gishler (WinCmd’nin programcısı) çok ince eleyip sık dokuyor, ama ortaya çıkan programdan memnun kalacaksınız. Programın artık Türkçe versiyonu da var. Bunu da Türkçe’ye naçizane, ben ve eski dostum Emre Özpınar çevirdik. Iyi bir çalışma oldu.
Size uzun süredir bahsettiğim www.unaldi.com adresini bu ay içinde hizmete açtım gerçi daha çok düzenIenmeye ihtiyacı var ama hiç olmazsa işler vaziyette. Bu konudaki öneri ve isteklerinizi bekliyorum.
Bu ay ‘bunları biliyor musunuz’ köşesinde çok önemli haberler var (ne de olsa ay dolu geçti) okumanın tavsiye ederim.
Hızlı başladık biraz ama bu ay yeni teknoloji ile ilgili haberimiz uzaktan değil. Turk Nokta Net hepimizin ISS olarak bilip tanıdığı bir şirket. ISS (Internet servis sağlayıcı) olduklarından belki de ArGe (araştırma geliştirmeye) çok önem vermeyeceklerini düşünürdük. Fakat telekomünikasyon ile ilgili ve birkaç ay önce yapılmasının büyük gereklilik olduğundan bahsettiğim bir gateway’i gerçekleştirmiş ve hizmete sunmuşlar. Bu cep telefonunun Internet ortamına entegrasyonu ile alakalı. Biliyorsünuz geçtiğimiz aylarda cep telefonunun Internet’e bağlanmak için kullanılabileceğini söylemiştik. Tabi ki bunu gerçekleştirmek için hem cep telefonuna hem de bir taşınabilir bilgisayara ihtiyaç vardı. Peki ya laptop’unuz yoksa ne olacak. Bu durumda eğer bir Turk Nokta Net kullanıcısı iseniz sorun yok. Turk Nokta Net’in cep.net adlı hizmeti tam size göre. Bildiğim kadarıyla buna benzer hizmetler değişik yerlerde gerçekleştirildi, ama bu hizmet kullanım şekli yönünden biraz farklı. Internet üzerinden sms (kısa mesaj) çeken sistemler var, ama dünya üzerinde cep telefonundan e-posta yolIayan çok az servis olduğunu biliyorum. Turk Nokta Net’i bu konudaki çalışmaları için kutluyorum ve sizi Turk Nokta Net’ten Saniye Karataş’ a sorduğum sorular ve cevapları ile baş başa bırakıyorum.
Cep~Net’in faaliyetlerini anlatırmısın?
Cep.Net, Turk Nokta Net ArGe bölümünün geliştirdiği bir teknolojidir. Turk Nokta Net kullanıcılarına yönelik bir hizmettir. Bu hizmetten iki değişik şekilde kullanıcılar yararlanabilirler.
Bunlardan ilki olan V.I.P. hizmeti kullanıcıların bilgisayar başında olmadan kendilerine gelen önemli e-postalarını cep telefonundan okuyabilmesidir. Bu servisten yararlanmak isteyen Turk Nokta Net kullanıcıları Web üzerinden kimlerden gelen e-posta mesajlarının cep telefonlarına gönderilmesini istediklerini belirtirler. Burada kullanıcı, epostalarını yönlendirmek istediği GSM numarasını belirtir ve V.I.P. listesini doldurur. Bir diğer alternatif de kendisine gelen ve konusu ‘SMS:’ ile başlayan tüm e-posta mesajlarını GSM numarasına aktarılmasıdır.
Gönderilen her mesajın uzunluğu 160 harfe kadar olabilir. (GSM şebekesinde Kısa Mesaj Servisi 160 karakterle sınırlıdır.) Kullanıcı cep telefonunda e-postanın kimden geldiği ve mesajın konusunu görebilir.
Örnek verecek olursak:
“”destek®turk.net: iyi günler -Turk.net CepNet servisi hizmete girdi.””
Kullanıcı daha sonra mesajın tamamını bilgisayarından okuyabilmektedir.
Bir diğer Cep.Net servisi Turk Nokta Net kullanıcılarının istedikleri kişilerin cep telefonlarına mesaj göndermesini sağlar. Burada kullanıcılar Turk Nokta Net’in WWW sayfalarından GSM numarasını bildikleri kişilere direkt olarak SMS (Kısa Mesaj Servisi) mesajı gönderebilirler.
Bu gibi hizmetler veren Türkiye’de başka kuruluşlar var mu?
Hayır. Cep.Net sadece Turk Nokta Net’in kullanıcılarını sunduğu bir servistir. Başka bir uygulaması halen Türkiye’de yok.
Bu gibi hizmetler veren dünyada başka kuruluşlar var mu?
Cep.Net Türkiye’de Turk Nokta Net ArGe bölümü tarafından geliştirilmiştir.
Başka ülkelerde WWW üzerinden GSM şebekesine mesai gönderme servisleri olsa da, istenen elektronik postaların cep telefonlarına gönderilmesi şu an için sadece Türk Nokta Net tarafından verilebilen bir servistir.
Yurt için ve yurt dışından bu teknolojiyi lisanslamak isteyen çeşitli telekomünikasyon firmaları Turk Nokta Net ile görüşme halindedir.
Türkiye’de iki cep telefonu şirketi var, sisteminiz ikisi için de çalışabiliyor mu? Evet Cep.Net Turkcell ve Telsim şebekelerini destekler.
Bu sistemi şu an kaç kişi kullanıyor?
Cep.Net hizmetlerinden bütün Türk Nokta Net aboneleri faydalanmaktadır.
Sistemi kullanmak için ayn bir para ödüyorlar mı?
Bu servisi Turk Nokta Net aboneleri kullanabilir. Ücretlendirmesi kullanıcının Turk Nokta Net abone planına göre değişmektedir. Ana hatlarıyla her mesaj için 0.3 Dolar veya l5dk kullanım süresi bir sonraki faturalarına eklenir.
Telefon üzerinden e-mail çekilebileceğini söylediniz, bunun farklı bir sms yazılım formatı var değil mi?
Bu servisimiz halen deneme sürecindedir. Deneme döngüleri tamamlandıktan sonra bir hizmet olarak sunulacaktır. Servis başladığı zaman cep telefonu olan bir kişi Turk Nokta Net kullanıcılarına elektronik posta mesajları gönderebilir. Bir diğer servisimiz ise Türk Nokta Net kullanıcılarının cep telefonlarından e-posta gönderebilmesidir.
Burada farklı bir mesaj formatı yok. Ancak, mesajın belirlenen bir alanında giden e-posta adresinin olması gerekiyor.
Server ile telefon arasındaki mesaj gidiş süresi ne kadar? (MTN, www.mtn. co.zo mesajı bilgisayara yazıp OK’e basılınca 2 saniyede yolluyor.)
Bu süre her zaman GSM şebekesinin yoğunluğu ile değişebiliyor. Bir mesajın Turk Nokta Net’in kendi sisteminde geçirdiği zaman en fazla 5 dakika ile sınırlıdır.
Sisteminiz aynı anda kaç kullanıcıyı destekliyor?
Cep.Net servisinde hiç bir üst sınır yoktur.
Cep.Net uygulaması belki şu an kısıtlı bir çevre için çalışıyor ama birilerinin böyle bir şey düşünmüş olmaları çok güzel. Eğer Turk Nokta Net abonesi iseniz sistemi kullanmanızı tavsiye ederim. Bu ay test aletleri bölümümüzde yeni bir dosyaya başlıyorum. Konu dijital fotoğraf makineleri. Belki 21 yüzyılda yazılı basının en etkin aracı. Gerçi her zaman için klasik fotoğraf makineleri çok daha yüksek çözünürlüğe sahip, ama zaten fotoğrafları dijital ortama geçirirken mutlaka bir şeylerden taviz veriyorsunuz. İlk ürünümüz Casio’nun. dosyaya başlamaya karar verdiğimde ilk olarak Casio’yu aradım. Casio merkez müşteriyle çok ilgili bir yapıya sahip. Ayrıca araştırmacılar. Şu an ellerindeki dijital makinelerin ETA muhasebe programına entegrasyonu için uğraşmışlar ve başarılı da olmuşlar. Eğer Tüyap’taki multimedya fuarına gittiyseniz, Casio’nun standında bu uygulamayı görmüşsünüzdür. Bu arada o standa dikkatli baktıysanız, dijital kamera pazarındaki oluşumu nasıl hemen fark edip bu konuya girdiğini görebilirsiniz. Standın büyük kısmı dijital fotoğraf makineleri ve aksesuarları le doluydu. Fotoğraf printer’ları, fotoğraf scanner’ları, yani fotoğrafçılıkla ilgili her aradığınız vardı. Casio’nun en önemli özelliklerinden biri de, elindeki ürünlerin birbirleri ile entegrasyonunu çok güzel sağlamış olmaları. Meseile entegrasyonunu çok güla birkaç ay önceki yazımdan etkilenip Casiopeia aldıysanız, dijital fotoğraf makinesi ile onu birbirine bağlayabiliyorsunuz. Onları da Option cep telefonu modemine bağlayarak, istediğiniz yere resimlerinizi gönderebiliyorsunuz.
Gelelim bu ayın test ürününe, Casio bu ay bana QV300 veya QV10 arasında tercih yapmamı söyledi. QV 300 en son çıkan ürün olmasına rağmen, QV1O’un resim kalitesinin gayet iyi olduğundan bahsetti. Ben en son çıkan ürünü denemek istedim. Daha sonra fuar anında kısa da olsa QV1O’u da gördüm size o konuda da bilgi vermeye çalışacağım. QV300 üzerinde zoom’u olan, çekmeye çalıştığınız yeri LCD ekranında görebileceğiniz, kaydettiğiniz resmi daha sonra da görme imkanınızın bulunduğu, kullanımı kolay, televizyona, video-ya ve bilgisayara bağlanabilen, hassas (fine) ve normal olmak üzere iki değişik çözünürlükte resim çeken bir ürün. Elinize aldığınızda güzel görüntüsiinün dışındaki en önemli özelliği fine modunda 54 tane resim çekebilmesi. Bu birçok dijital makineye göre çok büyük bir rakam. Ikinci önemli özelliği ise bu ürünü videoya bağlayabilmeniz. Bu amaçla Casio evinde bilgisayarı olmayanları da gözetmiş oluyor. Ben ilk anda televizyonuma bağayıp resimleri oradan kontrol ettim. Galiba LCD ekranın küçüklüğü yüzünden, resimler televizyon ekranında çok daha net, çok daha güzel görünüyor. Casio’nun bu makinedeki hedefinin amatör ev kullanıcısı olduğu görülebiliyor, fakat eğer resimlerinizde efekt kullanabiliyor, ya da resimlerinizde oynamalar yapabiliyorsanız, bu makine sizin için deal. QV300 çekim tarzına bakılırsa outdoor diye nitelendirdiğimiz ev dışı çekimleri yapmak için dizayn edilmiş. Zira ev içindeki ışığın az olması makinenin biraz soluk resimler çekmesine neden oluyor. Bu konuda ilk akla gelen ürün ise QVİ 0. Kullanımı çok kolay olan bu ürün tam ev içi çekimler için planlanmış. Daha fazla bilgi için tabloya bakmanızı tavsiye ederim. Tabloda makinenin resimle profesyonel ilgilenenlerin bilmek isteyecekleri bilgiler var.
Önümüzdeki güzel ilkbahar aylarında kullanmak için gerçekten iyi bir makine ile karşı karşıyayız. Casio yine pazara ilk giren ürünlerden biri oldu. Fakat yine de unutmamak gerekir ki, eğer fotoğrafçılıkla uğraşıyorsanız veya çekim kalitesi sizin için çok önemli ise Casio’yu denemeden almayın. Ama kullanımının çok kolay olduğunu söylemek gerek.
Evet kişi bitirip bahara giriyoruz. Bahar canlılık mevsimi, tabiatın uyanma dönemi. Her sabah evlerinize doğan bahar güneşi, kalplerinize aşkı getirir temennisi ile bu ayki yazımı bitiriyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir