Filler (Filmin devamı)

Yanlış hatırlamıyorsam bir iki yıl kadar önceydi. İnternet ve siber ortamın (SANAL ORTAM DEĞİL * ) geleneksel iş hayatından bakış açısını bir hikayeye benzetmiştim. Hikaye devam ediyor. Bu nedenle ben de bu hikayeyi hem bir kez daha anlatayım istedim, hem de hikayenin devamını getirelim….
Günün birinde dış dünya ile iletişimi son derece yetersiz olan bir köye bir hayvanat bahçesine götürülmek üzere olan bir fil gelmiş. Fili köye getirenler bilim adamları, sosyal bilimlere de ilgi duyuyorlarmış. Köyden hiçkimsenin fil görmediğini farkedince bir araştırma yapmak istemişler. Köyün tam ortasında karanlık bir odaya fili sokmuş ve ihtiyarlar meclisinin bütün üyelerinin incelemesini istemişler. Köyün ihtiyar heyeti oldukça ilginç bir grup insandan oluşmaktaymış. Aralarında köyün bütün dedikodusunu yönlendiren ve bu nedenle bir süre sonra köyün politik kararlarında son derece etkin olan medyacı beyler varmış. Karanlık odaya ilk onlar girmiş. Filin hortumunu tuttuklarında bunun gerçekten son derece etkin bir güç olabileceğini haber yapılması gerektiğini düşünmüşler. Zira bu hortum bu kadar hızla hava üfleyebiliyorsa bununla yeni balonlar şişirmek mümkün olabilirmiş.
Köyün ihtiyaçlarını karşılamaktan sorumlu ve ihtiyar heyetinin içinde de bulunan satıcı beyler odaya girip filin bacağına sarılmış. Boyunun yettiği kadarına dokunmuş ve bunun göğe kadar uzanan bir sütun olduğu kanaatine varmış. Bunun etrafına bir iki sarışın bomba koyarsak bunu çok iyi satarız diye düşünmüş. Herkes bunu görmeye gelir.. Sağını solunu şirket logoları ile kapladıkmı tadından yenilmez. Diğer köylerden birine de satarım gider diye düşünmüş. Danışman görevine sahip ve köyün ekonomisini nasıl ayarlaması gerektiğini söylemekten sorumlu iktisatçı bey biraz daha konservatif bir kişi olduğundan olsa gerek içeri girmek konusunda muhalefet etmiş. Sonunda ise içeri girdiğinde filin kuyruğuna yapışmış. İncecik, fırça gibi birşeymiş bu. Bu neden hiçbir işe yaramayacağına karar vermiş. Aslında zaten fırça gibi incecik birşey için neden bu kadar büyük bir odaya gerek duyulduğunu da anlamamış ve buna da ayrıca kızmış.
Bilim adamları bu gelişmeleri izledikten sonra bütün ihtiyar heyetini içeri sokup ışığı açmışlar. Tam bu sırada devamlı nefes veren fil nefes almış. Medyacı beyler, buna çok üzülmüşler. Çünkü filin hortumu sadece hava vermiyor, hava da çekiyormuş… Yani balon şişirmenin dışında, indirme huyu da varmış. Arkasından satıcı bey, bacağın öyle göğe kadar uzamadığını üzüntü ile görmüş. Zaten filin rengi, sarışın hatunların yanında sırıtmasına neden olacak kadar mat ve çirkinmiş. İktisatçı bey ise fırça şeklindeki kuyruğa bakınca ben size demiştim, bundan bişey olmaz diye söylenmiş.
Aslında hepsi ilk yaptıkları hatayı devam ettirmektelermiş. Kendi işleri ile o kadar yakın ve ilgili imişler ki hala bir adım geriden file bakmayı akıl edememişler…

Not: Bu yazı Koç.Net day konuşmasından dolayı Asaf Hocaya ithaf edilmiştir.

* Sanal kelimesi virtual kelimesinin tam karşıtıdır. Sanmak kökünden türetilmiş ve algının yanılsaması anlamına gelir. Bu nedenle iyi bir tercümedir. İnternet ve benzeri bağlantı ağları için cyberspace kelimesi ilk kez William Gibson tarafından Neuromancer adlı kitabında kullanılmıştır. Cyber kelimesi , insanın doğayı taklit etmek için geliştirdiği herşey için kullanılan bir kelimedir ve Türkçe’si de Siber’dir. Fakat Space kelimesi Türkçe’de hem uzay hem de mekan, ortam kelimelerine denk gelmektedir. William Gibson bu kelimeyi kitabında ortam kelimesinin yerine kullanmıştır. Bu nedenle bu kelimenin gerçek Türkçe’si Siber Ortam veya Siber Mekandır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir