Tebdil-i Kıyafet

Ticari çıkarlara zarar vermemek niyetiyle, şirket ve kişi isimlerini yazmayacağım. Pazarlamadaki gelişim ortada herkes yeni pazarlar yaratmak için ürün yelpazelerini geliştirme noktasında hızlı ve emin adımlarla ilerliyorlar. Bu işin sonunun ne olacağını bilmek aslında zor değil. Ürün en fazla toplumun yapı taşı birey kadar bölünebilir. Bu ise çok uzak bir ihtimal değil. Medyadaki demassification’ın tam karşılığı yakında gözümüzün önünde pazardaki ürün yelpazesinde gerçekleşecek. Tabii bu noktaya ulaşılmasında bazı teknikleri geliştirmek gerekiyor. Bunun başında kişiselleştirme geliyor. Tabii bu noktaya ulaşıldığı anda pazarlamanın en önemli parçası tüketici halini alıyor.
Hiç test ettiniz mi bilmiyorum. Kız arkadaşımla bir alışveriş merkezinde tezgah önünde yaptığımız konuşma, o tezgahtan ürün alacakların seçimini de etkiliyor. Hatta alıcı konumunda bulunduğum bir peynir tezgahında bir markanın yok satmasını bile sağlayabileceğime inanıyorum. Bu bireyin sadeec kendini etkilemeyip, etrafını da etkilediğini gösteren güzel bir örnek. Bu örnekde birey başkalarının kararını da etkileyerek, bir reklam medyası halini alıyor. Zaten zincir pazarlama teknikleri kullanan Amway, oriflame gibi firmalar da zaten bunu kullanmıyorlar mı?
Tüketici bu kadar önemli br noktada iken, Türkiye’de bazı firmaların bunu yok görmelerini aklım almıyor. Biz basın mensupları bir bilgiye ihtiyaç duyduğumuzda telefonu açar, kendimizi tanıtır, ihtiyacımızı anında gideririz. Peki teknolojiyi hızlı takip eden bir tüketici olsam, neler yaşarım diye bir düşündüm.. Sonunda birçok şirketi tam bu şekilde aradım. İşte yaşadıklarımdan örnekler.
Bir iletişim şirketi, özel bir modem ile özel bir hizmet verdiğinden bahseden bir ilan çıkarmıştı. İlanı okudum ve altında yazan bilgi telefonunu aradım. Karşıma bir telesekreter çıktı. Her medeni insan gibi aranmayı umarak oraya bir not bıraktım. Şu an üzerinden bir ay geçti telefonumu hala çaldıran olmadı. Tabii bilgiyi başka şekillerde elde ettim ama o noktadan hala bir bilgi gelmedi.
Yine yeni açılan bir özel iletişim tekniği hakkında bilgi almak için 3 büyük firmanın web sitesinden e-mail adreslerine mesaj yolladım. Birinin internet sitesinde belirttiği mail adresi çalışmıyormuş, mesaj geri geldi. Diğer ikisinden de hala haber yok.
Bir başka telefon şirketine normal bir kişi olarak bozulan bir telefonumu verdim. Teknik servis iki hafta sonra hala bişey yapamamıştı. İnanılır gibi değildi. Alışmış olduğum ve devamlı telefonlarını kullandığım başka bir şirket sorunlu telefonları bir gün içinde değiştiriyordu, bu şirket iki haftada bana sorunu bile iletememişti. Telefonumu alıp başka bir teknik servise verdim. Dört haftadır orada bekliyor.
Bir başka telefon şirketinin web sitesine girip, özel hat için kullanabileceğim telefon hakkında bilgi istedim, hiçbir şey gelmedi. Fakat iki hafta sonra değerli basın mensubu yazan bir mesaj aldım. Bu ortak atılmış bir mesajdı, onlardan bilgi istediğimde bir saat içinde aradığım bilgiye ulaştım.
Bir başka iletişim şirketinin müşteri hizmetlerini arayıp GPRS hakkında bilgi istediğimde yetkili arkadaşım bunun için internet servis sağlayıcımı aramam konusunda ısrar edip arkasından da benim ısrarlarım üzerine sizin servis sağlayıcınız xxxxxx’mı diye tahminde bulundu.
Eskilerin bir lafı vardır; müşteri, velinimetimizdir diye. Ben nasıl bu kadar rahat bir şekilde müşteri dikkate almadıklarına inanamıyorum. Bence zaman varken müşteri sadakatinin zaten son derece az olduğu bu dömnede müşterilerinizi küstürmeyin…
Bilişim çok yakın, buradan bütün şirketlere rica ediyorum, lütfen standlarınızda göz zevkine hitap eden ama bir soru sorulduğunda fonksiyonsuzlaşan hanımlar yerine, sorulan soruya cevap verebilen insanlar koyalım. Gözlerine bayram ettirmek isteyenler büyük boy tabloitlerimizin hafta sonu mecmualarını almayı veya televole seyretmeyi tercih ederler sanıyorum.
NETleşmek üzere…
Haftanın sözü: Herkesin gördüğünü görmek gereklilikdir. Herkesin bakmadığına bakmak ise farklılık.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir