No-kia

Bazen insanlara şansın nerede güleceği belli olmuyor. Ama unutulmaması gereken en önemli konu şansın en büyüğünü yakalayan piyango talihlilerin hep hazin sonları olduğu…

1865 senesinde Fredrik Idestam, bir şirket kurarak, tuvalet kağıdı üretimine başlıyor. Şirket bir süre içinde Finlandiya’da etkin olmaya başlıyor. Yıllar böyle geçip gidiyor.. 1960’lara geldiğimizde şirket ani bir kararla radyo dalgaları üzerine çalışmalar yaparak, iletişim ve telefon üretimi işine giriyor.
İpuçlarına bakarak hepinizin Nokia’dan bahsettiğimi anladığınızdan eminim.. Yıllar içinde şirket piyasayı ele geçirmeye başlıyor. İyi veya kötü iletişim piyasasının devleri arasına yerleşiyor, fakat unutulmaması gereken konu bir nokta sonra gerilerde bırakılıyor.
Yıl 2001, işimiz iletişim hatta artık bilişim olunca işin içine yeni değişkenler giriyor. Pazarlama stratejilerindeki yeni değişimlerden bahsettiğim yazılarda bolca yazdığım için size müşteri odaklı pazarlamanın neden önemli olduğunu anlatmakdansa buna uyuna uyulmadığında neler olduğundan bahsetmek istiyorum. Evet sene 2001, hız yıllarının başları, compaq koskoca şirketin arısından fazlasını sata kararını kimseye sızdırmadan sonuçlandırabiliyor. Şirketler iş planlarını ve güçlerini heran değiştiriyorlar. Müşteri kaybetmemek için kullanım hatası yüzünden bozulan bir ürünü bile dört kez değiştirebiliyor.
Ben merak ediyorum bu kadar iletişim gücünn önemli olduğu bir dünyada şirketler yeni çıkan teknolojilere ürün yetiştirmek için çırpınırken, müşterisini bozulan bir ürününü iki ayda değiştiremeyen bir şirket nasıl ayakta kalabilir?
Yine merak ediyorum, lansmanını yaptığı bir ürünü iki ay sonra nasıl satıışa sunamaz, ya da iki ay sonra elinde olacak bir ürüne neden iki ay önce lansman yapar?
Türkiye iletişim pazarının devlerinden Nokia’dan bahsediyorum… İki ay içinde bir ürünün bozukluğunun teşhisini koyamayan, değiştirme kararı alıp yenisini getirtemeyen bir şirkete müşterileri nasıl güveniyor çok merak ediyorum..
Nokia iki ay önce Nokia 9210’un lansmanını yaptı.. Televizyonlarda reklamları dönüp dururken ellerinde hala ürün yok. İşin komik tarafı içinde GPRS ve bluetooth desteği olmayan bir ürünü piyasaya daha ne kadar geç çıkarmayı planlıyorlar.
Bilişim fuarına gidenler bilirler, Sagem, Mondo, Visor gibi PDA tarzı son derece başarılı renkli ekranlı, küçük boylu ve son derece gelişmiş ürünler varken Nokia 9210 nasıl bir Pazar payı yakalamayı planlıyor?
İletişim işi hız gerektirir… Doğruluk ve müşteri güveni gerektirir. Müşteri sadakatinin son derece düşük olduğu bu dönemlerde, bu kadar kötü teknik destek veren bir şirket pazarda kendine nasıl bir güç bulmayı bekler…
Hepimiz Nokia 9210’un çıkmasını hala bekliyoruz… Nokia bu şekilde yavaş ve yetersiz çalışmalar yapmaya devam edecekse, bence eski ürettim bantlarına ve ürünlerine dönseler daha mutlu olurlar sanırım…Ne de olsa orada satış sonrası teknik destek sorunu olmaz ;-))
NETleşmek üzere….

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir