Alem Gider Mersine….

Geçen ay, Türkiye’nin şu ana kadar yapılmış en büyük web sitesi yarışması için jüri heyetindeydim. Yarışmanın benim için başka bir anlamı vardı. Bir internet balonu Türkiye’de büyük bir gürültü ile patlamış, net kendisine gösterilen ilgiyi kaybetmişti. Hala popüler kültürde, bir iş modelini internete taşımak değil bir web sitesine sahip olmak diye anılıyordu. Bütün bunlara rağmen başarılı projeler var mıydı? Varsa sayıları ve toplam siteler içerisindeki miktarı neydi? Kimler web üzerinden bir iş modeli kuracak kadar, neti tanımış ve anlamıştı?
Ben size teker teker projelerden bahsetmeyeceğim, ama genel gidişatı birkaç bölümde toplamak istiyorum. Bu sitelerin bir kısmı gerçekten yeterli bütçeler ve sabırla ortaya çıkıyor. Fakat bunlara rağmen hala ellerindekini geliştirmek yerine reklam ve pazarlamaya önem veriyorlar. İşinm komiği bunu yaparlarken içinde bulundukları platformun medyalarını kullanmak yerine, gazeteye ilan veriyorlar. Haftalarca Pazar günü brunch sırasında gördüğüm bir internet sitesinin adresini Pazartesi günü unuttuğumu hatırlarım. Halbuki reklam ilgimi çekmişti ve bu reklama sörf yaparken denk gelseydim eminim bu adresi çok daha önce ziyaret ederdim. Aslında bu işin pazarlaması ile ilgili konu ve benim bu duruma bu şekilde yaklaşmamın sebebi, tv’da Banu Alkan’ın yaptığı reklamlarla marka bilinirliği yaratmaya çalışan şirketin aslında kullanıcı veri tabanını satma planının nasıl başarısızlığa uğradığıdır. Belki de sadece koca geminin hızlı batışıdır. Dünya da her kazanımın bir bedeli vardır. Büyük kazanımlar büyük bedellerle oluşmuyorsa o kazanımlar çok kolay kaybedilir. Benim bu pazarlama ve reklam ağırlıklı, yani marka değerini yükseltmeyi önemseyen şirketlerin neden projelerini de güçlendirmek için danışman kullanmadıklarıdır. Üzülerek söylemeliyim ki, Türkiye hala “”bir web sitesi”” sahibi olmayı düşünen insanların yoğun olduğu bir ülke. İş planlarını internet üzerinden çalıştırmayı düşünen şirketlerin sayısı oldukça az. Yani bir yeni treni de kaçırma yolunda hızlı ve emin adımlarla ilerliyoruz. Tabii bu üzüntümün diğer bir sebebi de incelediğim web sitelerinin hiç birinin, bulundukları platformun farkında olmamaları. Bu web sitelerini de ikinci bir grup olarak incelemek istiyroum.
Siz yaptığınız siteyi, dünyanın büyük indexleme şirketlerinin görmesi için birşey yapmıyorsanız, onlarda sizi indekslemek için kuyrukta beklemeyecektir. Bir web sitesi yaparken web spiderlarını göz ardı etmenin gerçekten ne anlama geldiğini anlamıyorum. Ne yazıkkin incelediğim yüzlerce web sitesinden sadece bir tanesi bu tip kuralları dikkate almıştı. Reklamcılıkta, bulunduğunuz mecranın kurallarına uygun hareket etmek gerekliliği konusunda çok net kurallar vardır. Ben interneti çoğunlukla yazılı medya zanneden bir grup insan olması konusunda çok rahatsızım. Bu insanlar için sadece traj önemli, halbuki internet söz konusu olunca, rating, sharing, impression gibi konular da hatta ve hatta ranking gibi konularda son derece önemli. Ranking konusunda eminim hiçbir mecra size gerçek açıklamayı yapamıyacaktır. Zira bu internetin işidir.
İnternetten beslenmeniz mümkün değildir. Çünkü internet fiziksel faaliyetlerde yetersizdir. Bunun değişmesi ise onlarca yıl için mümkün gibi görünmemektedir. Fakat internet bunun dışındaki herşeyi yapmaya muktedirdir. Yani bilginin dolaşımı ile yapılabilecek herşeyi. Bu tarafından baktığınızda üretim, tüketim zinciri içindeki ilk ve son halka dışındaki zaincirin her parçası internet için uygulanabilri bir iş modelidir. İşin en güzel tarafı ise bunların gerçekleşmesi için harcanacak bütçe projeyi geleneksel yöntemlerle geliştirmekten çok daha az olacaktır. Aslında bizim en büyük çıkmazımız da bütçedeki bu düşüşdür. Biz web sitesi projelerinden bahsederken hep bütçenin son derece az olacağından bahsederiz. Aslında bu tip projeler, bu da bulunsun denecek kadar az bütçeyle başarılı olarak gerçekleştirilemezler. İyi bir tasarrufla bir yerde bir dükkan açmak için ne kadar harcama yapıyorsanız, web projesi de bunun yarısına sonlandırılabilir. Yani bu bütçe hiçbir zaman diğerinin onda biri olmaz, olamaz. Olursa da o proje kaynama noktasın ulaşamamış başarısız bir proje olarak kalır. Türk insanın en önemli özelliklerinden biri sabırsızlıkları. Aslında bu kadar kaygan bir zeminde ayakt adurmaya çalışan bir kobi patronunu, sabrısızlıkla suçlamak büyük hata ama web ile ilgili projeler sabır gerektirir. Sabır olmadan doğru sonuçlara ulaşmak mümkün olmaz. Web’de kimse sizin yaptıracağınız sitenin önünde kuyruk yapmaz. Siz web sitesini açarsınız, tanıtımını yaparsınız, geliştirirsiniz, tanınırsınız (marka bilinirliği geleneksel dünyadaki gibi değildir, o da ayrı bir proje konusu olmalıdır) sonra web sitenize insanlar uğramaya başlarlar. Bu noktada kullanacağınız yöntemler internet teknolojilerinin yeni oluşturduğu tanıtım yöntemleri olmalıdır.
Tabii bulunduğu platformun farkında olmamak, sadece onun imkanlarını görmemekten kaynaklı değildir. Aynı zamanda imkansızlıklarını da görmemektir. Web hala insanların 56 Kb modem ile bağlandıkları bir platformdur. Evinize giren anten kablosunun 2048 Kb ile haberleştiğini düşünürsek, bu hız yavaştır. Dolaysıyla, interneti bir televizyon mecrası gibi kullanmak mümkün olmadığı gibi bu imkansızlıklar içinde oldukça büyük hatadır. Ama web sadece yazının gelip gittiği yazılı bir medya da değildir. Heran gelişen bir medyadır.
Genel olarak bakıldığında projeler içinde;
. iyi iş planına sahip bir site,
. ranking konusunda iyi yol almış bir site,
. gelişmekte olan ve gelecek yıl bu yönetim ile eminim ki ödül alacak, bir elektronik ticaret sitesi
var. Bunlar da işin umut verici kısmı. Ama unutulmaması gereken konuların başında bu tip projelerde geçek bir iş planı oluşturmanın gerekliği. Bu tabii ki bütçe, zaman, işi yapanların teknik bilgisi ve iyi danışmanlarla gerçekleşir. Unutmamak gerek.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir