AOL’un tarihine kısa bir bakış..

Açıkcası AOL’u ilk olarak Mad dergisinin çıkardığı kitaplardan tanıdım. America Offline ile Mad muhabirinin yaptığı özel röportaj şirketin altyapısından fazla aboneye sahip olmasından kaynaklı “”bottle neck””i mizahi bir dille anlatıyordu. AOL o zamanlar dünyanın en büyük servis sağlayıcılarından biriydi.Aslında daha internetin ticari olmadığı bu dönemlerde, zaten kendilerine rakip sadece Compuserve vardı. Daha sonra ainternet ticarileşince, AOL internet servisi sağlayarak burun farkıyla öne geçti. Teknolojik yeniliğin bu kadar küçük olmasına rağmen sonucu oldukça büyük oldu. AOL’un kullanıcı kitlesi katlanarak çoğaldı. Amerika gibi bilgiye aç yenilikçi bir toplumun verdiği güçle AOL kısa zamanda Avrupa’ya da yayıldı. Sonuç olarak son derece büyük bir kullanıcı kitlesine sahip olmakla kalmayıp bu kullanıcı kitlesinden her ay hatırı sayılır bir kara sahip oldular.
1999 yılında ülkemizin kurumsal kimlikçisi “”Peter and Sullivan””ın (PS) yetkilileri ile bir ISP’nin yetkilisi olarak konuştum. PS kıt internet bilgisi ile AOL’e hayran şirketler arasında yer alıyordu. AOL şöyle güzel yaptı, böyle hoş iş çıkardı deyip duruyorlardı. PS’in aslında en beğendiği konu AOL’ün internet’i özelleştirme çabasıydı. O dönemlerde AOL, içerik sağlayıcıların neredeyse hepsi ile özel anlaşmalar yapmış ve sadece AOL kullanıcılarının bağlanabildiği özel yerler yapmıştı. Mesela AOL kullanıcıları Financial Times’a aol.ft.com olarak giriyorlardı. Bu çabaları o zamanlar bana oldukça komik geliyordu. Zira internet’i sadece bir başvuru kaynağı olarak gören biraz küçük bakan bir şirketin yapabileceği bir işti bu.
Arkasından AOL dünyanın medya devlerinden biri ve Time Warner ile birleşti. Özellikle borsada AOL kağıtları olan bir grup insan bir gecede birikimlerini ikiye katlamışlardı. Bu hareket AOL’un bütün yaptıklarını doğrular nitelikteydi. Ne de olsa “”başarının bahanesi olmaz””. Herkes AOL gibi olmak yolunda çabalara girişti. Büyük bir kullanıcı tabanına sahip olmanın bir şirketi ne noktalara getirdiği herkesin ağzını sulandırmıştı. Hatta bu duygular Türkiye’ye bile sıçradı, ama bu konu ayrı bir köşe yazısının konusu.
AOL geçen hafta yeni yazılımını çıkardı. Şimdilik sadece köşe yazarları test imkanına sahip. Yakında tamamen kullanımda bulunacak olan bu yazılımla birlikte birçok değişmezin de değiştiği görülüyor. Artık AOL interneti sahiplenmek yerine tam tersini gerçekleştiriyor. Yani web sitelerinin AOL versiyonları artık yok. Hatta AOL bu konuda o kadar ileri gitmiş ki; arama motoru olarak da Google’ı kullanmaya başlamış. Yani artık rutin işlerini bile “”outsource”” etmeye başladı. İşte artık webin gerçek yüzü ortaya çıkıyor. Herkes kendine düşeni en iyi şekliyle yapacak. Ben onu da yaparım bunu da yaparım yapmak internette ancak başarısızlık getiriyor. Bu yüzden oburluk yedi ölümcül günahtan biri belki de …
NETleşmek üzere…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir