basari@med

Geçen hafta Siemens’in GPRS üzerine geliştirdiği projeyi görmek için, Kartal’daki binalarını ziyarete gittim. Yeni GPRS projesi hakkında aldığım bilgiler dahilinde bazı sorular sormak istiyordum.
Siemens Türkiye’de Koç ortaklığı ile Simko ismiyle uzun yıllar faaliyet gösterdikten sonra, kendi içinde tek tekşirketlermiiş gibi yönetilen holding modelli yapısıyla Siemens AG olarak faaliyetlerine devam etmiş. Siemens’in ismiyle anılan ama bu bünyenin içinde bulunmayan bir iki şirkette var. Bunlar Fujitsu Siemens ve SBS (Siemens Business Systems) gibi. Grup içindeki şirketler ise kendi içinde kendi yönetim kadrosuna sahip, sanki başlı başına şirket gibi yönetilen yapılar. Siemens Tıp Çözümleri de bu şirketlerden biri.
Siemens Tıp Çözümleri, 1957 yılına kadar faaliyetlerini Evliyazade Nurettin ve Halefleri ismiyle anılmış. O yıldan bu yıla İstanbul merkez olmak üzere, Ankara, İzmir, Adana, Antalya ve Bursa’da destek noktaları ile hizmet veriyor. Tüm dünyadaki toplam çalışan sayısı 30000 olan kurumun Türkiye’deki faaliyetlerini 86 kişilik bir ekip yürütüyor.
Siemens Tıp Çözümleri 1998 yılında kağıtsız ofis kavramını kendi iş süreçlerine uygulamak için bir çalışmaya başladılar. Kavramın ortaya atılmasının ardından bir çalışma gurubu, planlama ve organizasyon noktalarında devreye girdi. Bu çalışma gurubu ilk olarak SoHo (Small Office Home Office) kavramından yola çıkarak, çalışanlarının şirket dışında herhangi bir yerden şirketteki evrak, yazışma ve belgelerine ulaşmalarına imkan tanıyan uygulamayı başlattılar. Bu çalışma tam olarak 2000 yılında yoluna oturmuş oldu. Tabii bu tip uygulamaların en can alıcı noktası dijital ortamda ve tek bir platformda tutulan verinin, bir kriz anında yokolması ihtimalidir. Bu tip bir darboğazın yaşanıp yaşanmadığı sorusuna, sadece ağ üzerindeki iletişimin yavaşlığı nedeniyle sadece bir gün yaşanan bir sıkıntının olduğu cevabını aldım. Sistemin doğru çalıştığını belgeleyen bu yapı, iki farklı sunucu üzerinde ve yedekleme yöntemi ile tutuluyormuş. İşin bu kısmı ise son derece önemliydi.
Siemens Tıp Çözümleri, daha sonra bu yapıyı hareket anında da erişilebilir yapmak için nasıl bir yol izlemeleri gerektiğini düşünmüşler. Bu konuda GPRS tabanlı bir yöntemi satın almak için, gerekli araştırmayı yapmışlar. Bu araştırmalar, bir gurup şirketi olan, SBS’in üzerinden Mobilera ile bağlantı kurulmasının en mantıklı çözüm olduğuna kanaat getirmişler. SBS ve Mobilera’nın birlikte verdikleri çözüm aslında genel hatlarıyla bir hizmet leasing’i. SBS hem sistemin yapılandırılmasından, hem de yürütülmesinden sorumlu. Bu arada siteme ulaşmak için gerekli olan Siemens SX45 cihazlarınında, alet başı ücretlendirilmesini yine SBS çözümlemiş. Buna göre SBS bu cihazları temin etmekle kalmıyor, yenisi çıktığında upgrade işlemlerini de parasız olarak gerçekleştiriyor. Bu noktadan baktığımızda, bir gurup şirketi olmasına rağmen, Siemens Tıp Çözümleri son derece gelişmiş ve kendi tarafından başarılı bir anlaşma yapmış. Yetkililer, yıllarca son derece iyi anlaşmalar yapan doktorlarla anlaşmaya çalışmanın kendilerini iyi birer müşteri haline getirdiklerinden bahsediyor.
Sistemin yapılanmasına baktığımızda, mobil@med projesi tam bir “”siber ofis”” uygulaması. Amacı ise yönetim kadrosu dışındaki bütün çalışanların, her türlü ihtiyacını giderebileceği bir platform olması. Bu platformun içinde bir intranet uygulamasından bir network tabanlı genel bir veri tabanı uygulamasına kadar herşey var. Türkiye’nin ilk mobil-CRM (Müşteri İlişkileri Yönetimi) uygulamasının gerçek kurucuları. Bu sayede müşterinin genel durumunu görmeden bir aksiyon gerçekleştirmiyorlar. Bu sistem içinde müşterinin elindeki cihazlar içinde arızalı cihaz durumundan, genel ve özel sorunlara kadar hertürlü gelişmenin sorgulanabileceği bir veritabanı yapısı var. Aynı zamanda satışta bulunan cihazları en detaylı bilgilerine de bu sistem üzerinden ulaşmak mümkün.
Mobil@med uygulamasının bir web aplikasyonu dışında, bir de tek başına çalışabilen ve kendi iç veritabanına da sahip olan bir özel programı da var. Bu program sayesinde, çok basit avans isteminden, anlaşmalı tur şirketinden uçak, otobüs bileti almaya kadar herşey var. Bu programın basit görüntüsü altında verileri gerektiğinde ( bağlantı kurulamadığında ) kendi özel veritabanında tutan ve bağlantı kurulduğunda ana yapıyla senkronize eden processler de var.
Mobil uygulamaya erişim için Siemens’in SX45 ürününün seçilmiş olmasının sebebi, GPRS ve GSM desteğine sahip tek PDA’in bu olması. Genel olarak cihaz pek hafif değil. Fakat bu kadar ofis çevrebirimini bir araya toplayan daha hafif bir cihaz da şu ana kadar Türkiye pazarına girmedi. Birkaç hafta önce British Telekom’a ait denediğim bir cihaz bununla aynı özelliklere sahip olmasına rağmen oldukça hafif fakat daha Türkiye’de satılması için zamana ihtiyacı olduğu son derece belli.
Cihazın 240×320 TFT ekranı bir sayfanın genel olarak görünmesine imkan sağlıyorsa da, sığmayan sayfaları ekrana fit etmeye yarayan bir sistem de var. 65536 renk ile cıvıl cıvıl bir ekrana sahip olan SX45’in üzerinde bir grafik hızlandırıcı da var. Pili ise lityum-iyon olan SX45 150 saat bekleme ve 2 saat kullanım süresine sahip. Bu kullanım süresinin telefon kullanımı veya PDA kullanımı olması bu zamanı azaltmıyor.
Siemens Tıp Çözümleri Satış ve Pazarlama Müdürü Ufuk Eren ile yaptığım toplantıda, mobil kültürün bir şiketin iç dinamikleri ile bütünleşebilmesi için, bir olgunlaşma süresinin gerekli olduğundan bahsetti. Bu nedenle mobil@med projesini basamaklı bir gelişme sürecine oturtmuşlar. Bu sürecin içinde bazı sorunlar kendiliğinden çözümleri ile buluşuyormuş. Sadece teknoloji olraka değil, bir yaşam biçimi olarak da mobil hayatı benimsemiş olduklarını gösteren en önemli nokta çalışanlarının mesai saatlerinde uyguladıkları esnek yapı. Kişileri işe gelişlerinden çok, kendilerine düşen görev ve sorumlulukları yapışları ile değerlendiriyorlar. Bu da çalışma ortamında bile farklı bir yapının oluşmasına neden oluyor. Birçok çalışanın masa ve sandalyesinin olmadığı şirketin tam ortasında cafe@med ismiyle geçen bir oturma mekanı var. Her oturma unitesinin önünde laptop için network ve cep telefonu ve laptop için pirizler bulunuyor. Ayrıca genel bilgiye ulaşabildikleri bir televizyon da açık duruyor. Satış elemanları gün içinde kendi programlarına göre istedikleri anda burayı kullanarak gerek şirketle bağlantılarını gerekse ofis içinde gerçekleştirilen kağıt işlerini çözebiliyorlar.
Sonuç olarak Siemens Türkiye’deki en başarılı projelerden birine imzasını hem müşteri hem de tedarikçi olarak atmış durumda. İşin güzel tarafı her iki noktadan bakıldığında da projenin kazandırıcı özelliği fazla. Bu nedenle projenin gerçek bir emsal teşkil edeceğini zannediyorum. Umarım bu tip başarılı uygulamaların sayısı artar ve kullanılır olurlar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir