e-Siyaset

İşte Türkiye’nin hali bu…Her gün yeni bir umutla kalkıyoruz, sonra daha gün bitmeden umutlarımız eriyip gidiyor. Yepyeni isimlerle tanışıyoruz ama “”Bu kafalar değişmeli”” mantığını sadece bir reklam sloganı olarak kullanmaktan ileri gidemiyoruz. Daha da kötüsü her geçen gün değişmeyen mantığımızla sadece kendimizi kandırmakla kalmıyor, yalandan yarattığımız dünya ile gerçek dünya arasındaki fark hızla açılıyor. Bu fark ise ya bize yakında büyük bir şok olarak geri dönecek yada bu rüyadan uyanamadan yok olacağız. Gerçi özellikle dış ticaretle uğraşanlar ve gerçekten yurt dışına açılanlar ne demek istediğimi son derece iyi anlayacaklardır. Ama ne yazık ki bu kesim bu ülkenin çok büyük bir bölümünü oluşturmadığı gibi genel yapılar üzerinde de yapıcı etkileri son derece az. Yanlış anlaşılmasın bu şirketlerin genel aksiyonsuzlukları enerjilerini genel kanaatin tersine kendi işlerine harcamaları.
Gazetelerin manşetlerine bakarsanız olumlu bir hava etrafımızı sardı saracak, ama Ankara’dan birileriyle konuşursanız “”aynı tas, aynı hamam”” her şey aynı havada gitmeye devam ediyor. Yeni bir oluşumdan söz ediliyor. Tam da bu işlerin olduğu hafta Ankara’da bulunan biri olarak, genel gidişatın sanılanın aksine zaten etkisinin çok fazla olmayacağı yolunda.
Aslında, meyve veren ağacın taşlanmasının genel bir kanaat olduğu bir ülkede eleştiri ile iftira atmak arasındaki farkı anlamak hele de iftiraya maruz kalan kişiler için oldukça zor. Bu noktada yapılacak en iyi iş, oluşumu genel bir sınava maruz bırakmaktan başka bir şey olmuyor.
Yıllardır dışarıya açık yüzlerimizden biri olan İsmail Cem, zaten dünya ile entegre çalışmaya alışık Kemal Derviş ve Türkiye’nin genel yapısını bilen ve CNN’e verdiği demeçte bile önünde yurt dışından gelmiş olduğu belli olan bir zarf ile oturan Hüsamettin Özkan, bu yeni oluşumun ana aktörleri. Bu yazıyı yazdığım sırada oluşumun ismi daha netlik kazanmamıştı. Fakat Çağdaş Anadolu Partisi ismi üzerinde duruluyordu. Eğer bu oluşum gerçekten işini iyi yapacaksa, dünya ile entegre olmak zorunluluğu var. Bu nedenle iletişim yollarını açık tutmak zorunda. Bu mantıkla bakıldığında alan adını almış olması ise büyük gereklilik. Fakat ben cagdasanadolupartisi.org’u kontrol ettiğimde konuyla pek ilgisi olmayan bir kişi tarafından alınmış olduğunu fark ettim. Hemen ardından aynı adresin .com olanına baktım. Onu ise Bursa’dan bir bey almıştı. Yani ya bu isim oluşumun ismi değil yada çağdaşlık sadece isimde kalacak.
Aslında bunun gerçek kararını siz vereceksiniz. Eğer bu yazıyı okuduğunuzda alan adı kendisi tarafından alınmış bir organizasyonla karşılaşırsanız, bilin ki ben oyumu bu partiye vereceğim. Çünkü alan adını, kurulum aşamasında alan bir parti, bilişim teknolojilerine gereken ilgiyi gösteriyor demektir.
Son zamanlarda en çok duyduğum soru “”oyunu kime vereceksin?””. İşte bu soruyu soran herkese açıklıyorum, ideolojik hiçbir saplantıya kapılmadan oyumu bu ülkeyi geleceğin teknoloji ve “”muasır medeniyetler seviyesine”” çıkarabilecek, bunu programında ortaya koyacak, dünya entegre olacak yapıyı hangi parti kurarsa benim oyum onun.
Web sitesine e-posta attığımda bana cevap veren parti hangisiyse, bilişim teknolojilerini organizasyonuna gerçek anlamda hangisi sindirmişse, bilişim diyerek iktidara çıkıp sonra basit polemikler yapmayacak olan hangi partiyse benim oyum onun olacaktır.
NETleşmek üzere…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir