Politik geleceğimiz

Geçen hafta içinde bir gazetenin yetkilileri, son politik gelişmeler, Türkiye’nin seçim sonrası durumu ile ilgili öngörülerimi sordu. Her gün farklı bir denize yelken açan milletvekillerimiz hakkında bir öngörümde bulunmak neredeyse imkansız gibi görünür fakat geçmişten gelen bazı alışkanlıkları ve duruma daha yukardan bakınca göreceklerimizi göz önüne almazsak.
Daha iki hafta önce isminin Büyük Anadolu Partisi olacağı kuvvetle muteber yeni oluşumcular hakkındaki düşüncelerimi yazmıştım. İsim hakkında elime gelen bilgi anlaşılan yanlışmış (gerçi ismin daha sonra değiştirildiğini söyleyenler de az değil ama…). Fakat çok önemli bir konuda bir şeyleri, yeni oluşumcuların fena halde atladıklarını zannediyorum.
Türkiye’nin şu an içinde bulunduğu seçim dalgasına ilk hareketini verenler yeni oluşumcular. Bunun bir tepki hareketi olduğunu düşünüyorsanız son derece yanılıyorsunuz. Eğer böyle olsaydı, bu hareketin çok daha önce ortaya çıkması gerekirdi. Peki ne oldu? Önce parti içi huzursuzluklar başladı, arkasından yeni oluşumcular kulis yaparak güç topladılar. Buraya kadar her şey son derece normal. Ama hareketi başlatmadan önce, içine girecekleri cephede kullanacakları bütün silahları hazırlamış olmaları gerekmez miydi? Ayrılanların bir parti oluşturacakları belliyken, partinin vizyon ve felsefesinin Mevlana’nın iki cümlesinden daha açık olması, yapılacakların daha belirgin olması, partinin durduğu yerin neresi olduğunun bilinmesi gerekmez miydi? Partinin isminin, insanlara ulaşacağı bir web sitesinin, hatta logosunun da hazır olması gerekmez miydi? Gerekirdi. Siz koalisyonu oluşturan ana iktidar partisinden alışacaksınız, bunu bu kadar hazırlıksız yapacaksınız, sonra da kalkıp geleceğe bakan bir partiyiz diyeceksiniz.
Ülkenin genel planları son derece belirgin olduğundan, kim iktidar olursa olsun yapacakları üç aşağı beş yukarı biri birinin aynısı. Bu noktada partilerin farklılaşacağı nokta seçim kampanyaları. Bu kampanyaların reklam bacağı. İşte tam bu noktadan YTP’ye baktığımızda, reklam ajansının bir “”clipart””tan aldığı bir logo, politikanın duayenlerinden Hasan Celal Güzel’e kaptırılmış bir domain ile karşılaşıyoruz. Yanlış anlaşılmasın Hasan bey’in YTP ile hiçbir ilgisi tok. O yıllardır başarı ile çıkardığı ve geleceğin Türkiye’sine ciddi bir hazine olarak ekleyeceği “”Yeni Türkiye”” dergisini bu web sitesine de uyguluyor.
Bir de ortada Meclis’in toplanması konusu var tabii. Meclis erken seçim kararı ve “”AB yasaları””nı görüşmek için toplanıyor. YTP’nin kurulmasından sonra bir erken seçim kararı artık farz oldu. Fakat benim anlayamadığım “”AB yasaları”” ismiyle geçen yasa topluluğu. Dervişin fikri neyse zikri de o olur, derler. Şu an yaşadıklarımız da tam bununla ilgili. Siz insanca yaşam konusunda Avrupa ülkelerinin (gelişmiş ülkelerin), oluşturduğu standartlara inanmadan bunları yasalaştırıp, AB’nin bunu yemesini bekleyeceksiniz. Bu adamlar bunu yutmaz. Bunu unutmamak gerekir. Siz AB’ye girmek için yasa çıkarırsanız, hem AB’ye giremezsiniz, hem de hepimiz biliriz: Alışmamış ülkede yasa durmaz… diye…
Öncelikle kafaların değişmesi lazım.. Hani bir reklam vardı, “”Bu kafalar değişmeli”” diye…
İşte önemli olan o….

NETleşmek üzere…

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir