Nev Aria?

Geçen hafta içinde sekreterim, ARIA müşteri hizmetlerinden arandığımı söylediğinde oldukça şaşırdım. Aria hatla ilgili uzun zamandır bir sorun bildirmemiş olduğum için, sekreterimin notu yanlış alması ihtimali üzerinde durdum. Bu nedenle öncelikle halkla ilişkiler departmanını aramasını söyledim. Fakat bir süre sonra benim gerçekten müşteri hizmetlerinden arandığıma kanaat getirdim ve sekreterime telefonu bağlamasını söyledim.
Aria müşteri hizmetlerinden Cem Bey yeniden karşımdaydı ve kendisine aylar önce sorduğum ve teknik imkansızlıklar yüzünden yapılamadığını öğrendiğim bir sorunumdan bahsediyordu. “”Bir iletişim hikayesi”” başlıklı yazımda bahsettiğim sorun Nokia 7650 telefonlar ile e-mail yollamak konusu ile ilgili idi. Kullandığım SMTP sunucusunun, otantikasyon protokolünü cep telefonu desteklemediği için, başka ve mümkünse relay’e açık bir sunucu aramam ve bu sorunu Aria’da bildirmem üzerine onlarda harekete geçmişlerdi.
Cem Bey tam da bu sorunumu çözebilecek, yeni bir hizmetlerinden bahsediyordu. Sonunda bir iletişim şirketi, kendini doğru yere konumlandırarak abonelerinin haberleşmesini sağlamak için yöntemler buluyordu. Aslında tek numara ismi verilen sistem ( daha kullanma ihtimalini bulamadığım için anladığım kadarıyla… ) her cep telefonu numarasına bir e-mail adresi verilmesi sistemi ile çalışıyor. Bir e-mail adresiniz bulunduğundan cep telefonunuz üzerinden hem bu maillere ulaşabiliyorsunuz hem de e-mail yollamak istediğinizde otantikasyon konusunda sorun yaşamıyorsunuz. Cep telefonum üzerinden sms yollamayı başaramadığımda, aslında bunun GSM şirketlerinin ne kadar kolay halladebilecekleri bir sorun olduğunu farkedip oldukça hayıflanmıştım. Zira bu şirketler katma değer üretebilmek için, olmadık malzemeyi kendilerine azık yapıyorlardı. Mesela Cem Yılmaz’ın sesini dinlemek veya MMS gibi aslında son derece az kişinin kullandığı, bir sistemi öne sürmek gibi.
Bunları gördüğünüzde karşınızdaki şirketin bir iletişim şirketi olup olmadığı konusunda ciddi şüphelere kapılıyorsunuz. GSM şirketleri ellerindeki bütünleşik teknolojiler sayesinde, bir çok mecra arasında arakapılar (gateway) oluşturup, bu sayede iletişim yollarını geliştirebilme imkanına sahipler. Zaten dünyanın “”portal”” adını verdiği kavramın ortaya çıkışı da bu şekilde oldu. Tabii Türkiye’de herşeyin olduğu gibi bu kavramın da içi boşaltıldı ama, Aria’nın kurduğu port.aria.com aldığım ilk bilgilere göre buna en yakın web sitesi.
Hep “”convergence”” dan bahsediyoruz ama aslında bunun iletişim mecraları arasında gerçekleşmesini hep göz ardı ediyoruz. Dünya’nın IM (Instant Messenger)’ı bile ciddi bir iletişim aracı olarak kullanmya başladığı şu günlerde, hala bütün mecralara mesaj yollayabilen bir kaynağımız ne yazık ki yok. Umarım bu yakın zamanda gerçekleşir.
Pazar günü Ali Atıf Hoca’nın aslında beğendiğini söyleyerek yazdığı, Aria’nın yeni reklam konseptine gelince. İki diş fırçasının iletişimde ki anlamı konusunda bence iki önemli sorun var. Birincisi, Atıf Hoca’nın da bahsettiği gibi bunun gerçekten birden çok anlama gelebileceği yönünde . Aslında her nekadar jenerik bir bilgi gibi görünse de senaryonun bir yerinde bunun simgeleştirilmesi sağlansaydı sonucun daha net olacağını düşünüyorum. İkinci konu ise, Aria’nın kendini konumlandırdığı amaç halini alan sloganı… “”İletişim Sanattır”” söylemi bütün iletişim yollarına bir gönderme yapıyor. Bu nedenle bunun Aria’yı vurgulamış olması sanırım neredeyse mümkün değil. “”State of Art”” yaklaşımından yola çıktığını zanettiğim bu düşüncenin içinde sanatın Aria tarafından özelleştirilmesi ve sloganın biraz daha yakınlaştırılması sağlanmalıydı.
NETleşmek üzere…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir