Peki ya e-Millet?

AB süreci ile başlayan bu son bir yıl içerisinde Türkiye aslında kendini bulma ve yeni dünyada konumlanma noktasında bir çabaya girmiş gibi görünüyor. Bu sadece Türkiye’den bakan bir yazar gözüyle değil, Wall Street Journal veya Fortune okuyan ve dünyanın her hangi bir noktasında yaşayan bir okur gözüyle de aynı. Türkiye bu sürecin bir kısmını AB’ye ayak uydurmak bahanesiyle, hızlıca geçti. Bir takım değişiklikler bu sayede hızlıca gerçekleşti ve gerçekleşmeye devam ediyor. İşin hukuki kısmını geçip daha pek yaklaşamadığımız için AB içerisinde bizim görevimizin ne olacağını şu an pek tartışamıyoruz. Unutulmamalıdır ki, AB birliği ortak hareket etme ve birlikteyken kendilerine yetebilme amacıyla kurulmuş bir gruptur. Bu nedenle Türkiye’nin de bu grup içinde kendini bir noktaya konumlandırması gerekmektedir. Tabii aslında ülkem bu noktada çok şanslı, zira nüfusunun büyük çoğunluğu genç olduğundan bu noktada istenilen kararın eğitimle çok rahat gerçekleştirilmesi mümkün. Ama artık bu noktada önceden bir adım atıp birileri bizi sınıflandırmadan biz kendi isteğimizi belirlemeliyiz diye düşünüyorum.
Nüfusun genç olması insanın aklına ilk olarak yeni teknolojileri getiriyor. Bu noktada en önemli konuların başında da bilişim geliyor. Türk milleti yeniliklere yatkınlığı ve ileri teknolojiye merakı ile dikkat çekiyor. Bu özelliği nedeniyle de daha önce yaptığımız işlerin aksine AB’nin bilişim vagonunu çekebilir görünüyoruz. Üstelik sorunlara bulduğumuz pratik çözümler ve bunların onbinlerce örneğinden yola çıkarsak Türkler bilişim ile uğraşan diğer birçok milletten daha net bir noktaya oturacaklardır.
Fakat bu noktada bizi bekleyen bir takım sorunlar da olduğunu söylemeden geçmek mümkün görünmüyor. Türk aydınının en büyük sorunlarından biri, multi tasking yani iki işi bir arada yapamıyor olmaları. Şimdi hepimiz e-devlet konusuna konsantre olduk, dolaysıyla kimsenin aklına bilişim toplumu konusu gelmiyor. İşin ilginç yanı, e-devlet projesi eldeki bilişimcilerle sonlansa bile bunu tarlada çalışan Ahmet Ağa’ya götürmek için yine bilişim toplumu projesi gerekiyor. İşte bunu atlıyoruz.
Seçime günler kalmasına rağmen hiçbir parti programında bu konuda öyle doyurucu bir bilgi yok. Bu konuyu yarım ağızla sahiplenenler ise daha önce televizyon programlarında bu noktada çokşey yapacak imkanları olmasına rağmen bilişim göçünün iyi bir şey olduğunu, besleyemediğimiz beyinlerin yurt dışına gidip fikirlerini orada projelendirmesinin ve buraya e-posta atmalarının iyi bir fikir olduğunu söylemişlerdi. Tabii bu kişiler imtina ettikleri iki üç bilişimcinin maaşını vodafone’a sattıkları bir proje ile nasıl kısa zamanda kat be kat geri dönderdiklerini bilmeyen insanlar olmalıydılar.
Bilişim toplumunun bu ülkenin içinde kalacak olan genç, eğitimli bir nüfus ile gerçekleştirileceği kesin. Tabii AB sürecinde, oldukça hızlı adımlar atan Türk ordusunun da bu konuda son derece büyük rolü var. Ordumuz e-devletten çok daha önce başlayan bir proje ile kısa zamanda kendini yeni çağın bilişim silahları ile donatmakla kalmayıp, geliştirdiği savaş similasyon projeleriyle kısa zamanda bilişim silahları konusunda dünyada öncü konuma geldi. Aldığım duyumlara göre AB süreceinde bir adım daha ilerleyip, profesyonel orduya geçmek amacıyla bazı hızlı projeler de başlamış.
Umarım kısa zamanda devleti, milleti ve ordusu ile Türkiye isminin başına e- takısını takabilir.
NETleşmek üzere…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir