TT konusuna farklı bir bakış

Köşe yazarlığı, bir alanın sahibi olmak demektir. Tabii ki sizler her hafta bu yazıları okuyarak bu köşenin konukları oluyorsunuz. İşte bu hafta, iki yazı önce yazdığım ve aslını da 2001 yılında kaleme aldığım e-devlet yazısı üzerine bana cevap yazan bir ilgili okurum konuğum. Yoğun tempom yüzünden ne yazık ki yazdıklarını ancak okuma imkanını buldum. Okuyunca da hemen telefona sarılıp yazısını kullanmak konusunda kendisinden izin aldım. Kendisi bir Telekom çalışanı olduğundan isminin yazılmamasını rica etti. Bu isteğini saygıyla karşılıyorum. Ne yazık ki köşe yazım için ayırdığım yer biraz az olduğundan yazının sadece bir kısmını buradan yayınlayabiliyorum. Eğer tamamını okumak isterseniz http://www.unaldi.org adresinden ulaşabilirsiniz.

“”Merhabalar,

Konu: E- devlet başlıklı yazınızın “”C.Devlet”” bölümünde Türk Telekom İle ilgili ifadeler…
Görüşlerinize saygı duymakla birlikte katılmadığım bazı noktalarla ilgili kişisel görüşümü bildirmek ve eğer ilgi duyarsanız telekomünikasyon sektörü ile ilgili bazı bilgiler vermek istiyorum.

Katılmadığım Görüşleriniz:
1) “” …TT 1995 yılında özelleştirilseydi sevinirdim ama bu saatten sonra (2001 değil sanırım 2002 yazacaktınız) satılsa ne yazar …
2-) “”….araki satacak birini bulasınız. Bu saatten sonra bizim Telekom kelepir oldu …””
1) deki kanaatiniz ile ilgili olarak: Belki görüşünüz şu açıdan doğru olabilir: Türkiye’ nin özellikle iç borcu döndürmek için girdiği faiz kıskacı ve dış borcu döndürmek için tekrar dış borç almak zorunda kalması; Türkiye’nin sağlıklı yatırım yapamaması, yeni iş alanları açamaması, ve ekonomik olarak dış para çevrelerine zorunlu bir bağımlılık duyması gibi konularda en büyük etken. Belki o tarihlerde önemli bir taze para girişi (30 milyar USD gibi) olsa ve bu para iyi kullanılsa Türkiye bu kıskaca düşmeyebilirdi. Bu açıdan haklı olabilirsiniz ama işin başka boyutları da var :

– TT sadece kar hedefleyen bir kuruluş değil. Aynı zamanda kamu hizmeti yapan bir kuruluş. 1995 yılında TT nin altyapısı bu güne göre çok kötüydü. Bu gün ise Avrupa ortalamasından daha iyidir.

– 1995 ten sonra binlerce köye santral kurulmuş ve yüzbinlerce köylüye telefon verilmiştir. Bu küçük santralların hiç birisi kar etmeyi bir tarafa bırakın aylık işletme giderlerini karşılayacak kadar bile gelir getirmemektedirler. Ancak bu ülkenin vatandaşı ülkenin neresinde olursa olsun haberleşebilmeliydi ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve dolayısıyla TT, bunu bir Kamu hizmeti olarak seve seve yapmıştır. Yapılan bu yatırımlar Milyar dolarlar mertebesindedir. Acaba TT satılsa idi, TT alanlar bu zarar eden yatırımları yaparlar mıydı?

– TT altyapısı 1995 ler ile mukayese edildiğinde, bu günkü kapasite ve teknik değeri 1995 lerin en az 50 kat üzerindedir. TT nin gelir kalemlerini sadece telefon gelirleri zannetmeyin. Kurduğu son derece geniş kapasiteli (gelecek 20 yıla rahat hizmet eder) altyapı sayesinde; Ülkemizin GSM operatörleri, ISP leri, Kamu ve özel kuruluşları, Bankalar ve diğer bütün kuruluşlar iller arası ve ülke dışı haberleşmede TT nin transmisyon şebekesini kullanmaktadırlar. Transmisyon şebekesi gelirleri her yıl artmakta olup 2004 te yeni telekomünikasyon şirketleri kurulduğunda (biliyorsunuz 1.1.2004 te TT nin haberleşmedeki tekeli kalkacak) bu gelir daha da artacaktır. Çünkü gelinen noktada ilçeler, şehirler ve ülkeler arası haberleşmede TT ye alternatif bir şebeke oluşturmak hem teknik olarak çok zor hemde ekonomik olarak cazip değildir. Kısa bir bilgi vermek gerekirse bu gün ülkemizin ilçe ve şehirleri 80.000 km ye yakın bir fiber optik kablo ağıyla biri birine bağlanmıştır. Sadece bu kabloları çekmeye kalksanız yıllar alır ve milyar dolarlar maliyetle karşılaşırsınız.

– TT nin karı zaman içinde azalacak zannetmeyin. Zira TT nin personel sayısı kullandığı modern sistemlerin işletme kolaylığı ve yönetim anlayışındaki gelişmeyle her geçen gün azalmakta (2001 de 7000 kişi civarında azalarak 68.000 seviyelerine düşmüştür) ve yatırımları doyuma gitmekte, dolayısıyla giderleri azalmaktadır. Buna mukabil gelirleri, mevcut hizmetlerindeki kalite ve verimliğin artışı, abone anlayışından müşteri anlayışına doğru değişen pazarlama usullerindeki gelişim ve geçmişte olmayan yeni hizmet kalemlerinin ortaya çıkması ile reel anlamda gittikçe artmaktadır. TT tekel konumunda olduğu için fiyat tarifesi ile istediği gibi oynuyor ve o yüzden kar ediyor diye düşünmeyin. Bundan böyle TT nin fiyatlarını artık sektörde düzenleyici kurum olan Telekomünikasyon Kurumu (maliyet muhasebesine dayanan yaklaşımla) belirlemeye başlayacaktır ki aynı kurum sektöre 1.1.2004 te TT nin rakibi olarak girecek firmaların da (bu gün GSM operatörleri için olduğu gibi) fiyatlarında belirleyici olacaktır.

-Göreceksiniz 6 ay sonra TT için bir başka önemli gelir kaynağıda Aycell olacaktır: Şu ya da bu nedenle hizmete girmesi gecikmiştir ancak artık ihalelerini yapmış ve Ocak 2003 te 70 ten fazla il merkezinde alo diyecektir. Eğer TT oldu bitti bir satışa getirilmezse sizi temin ederim Aycell 2004 yılında milyar dolar mertebesinde karlı bir kuruluş olacaktır.
Özetlersek karlılık açısından zaman TT nin lehine işlemektedir. Son beş yıldaki ortalama karı yıllık 1 milyar dolardır.
2-)deki kanaatiniz ile ilgili olarak : Dünyadaki Telekomünikasyon şirketlerinin zararlarının temel nedeni; dünyadaki global ekonomik kriz ve geçmişteki karlılık beklentisiyle çok büyük krediler kullanarak yapılan ütopik yatırımlardır. Türk Telekom, kendi öz kaynakları, gelir paylaşımı ve benzeri yöntemlerle son derece dengeli bir yatırım politikası izlemiş ve yukarıda bahsettiğim Telekomünikasyon şirketlerinin düştüğü hataya düşmemiştir. Dolayısıyla TT nin zarar edeceğini beklemek hayaldir.
Bir an için sizin düşündüğünüz gibi olduğunu varsayalım ve TT ‘ a alıcı çıkmasın(şayet değeri verilirse ben %50 nin altında özelleştirmeden yanayım): Yılda ortalama 1 milyar dolar kar eden, ülkenin kar etsin etmesin her yerine haberleşme götüren, Avrupa ortalamasının üzerinde kalite ve kapasitede altyapıya sahip bir modern Kuruluşun Türkiye ye ne zararı olacak ? Geldiğimiz noktada aynı büyüklükte ve teknik kapasitede, dünyadaki benzerleriyle yarışabilen ve ülke dışında yatırım imkanları arayan acaba kaç Kurumumuz var? Hiç olmazsa TT gibi bir güzel örnek bu güzel ülkenin insanlarına moral için çok mu?
Ayrıca size TT nin değeri için kişisel görüşümü de aktarmak isterim. TT için bu gün 30 milyar doların altında bir fiyat telaffuz etmek mümkün değildir.
Selamlar, saygılar…””

TT konusunda benim görüşlerimin makro bir bakış açısından kaynaklandığını itiraf etmeliyim. Tabii ki doğadaki her şey gibi nu konuda da bu eksik bakışı daha netleştirmek durumundayız. Ben de mümkün olduğunca farklı bakış açılarından konuyu ele görmenizi sağlamaya çalışıyorum. Umarım bunda başarı sağlayabiliyorumdur.
NETleşmek üzere…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir