C3 on w3

Bir süredir kendimi yeni kurduğum işime yoğunlaştırmamdan dolayı, seçimler bitene kadar başka hiçbir konuyla ilgilenememiştim. Fakat geçen hafta artık imkan bularak mobil reklamcılık üzerine bir toplantıda konuşmacı olarak bulunma imkanını buldum. Yapılan toplantıdan aldığım izlenim. İnternet ajanslarının, reklamcılık sektörüne yeni bir hız kazandıracağı yönünde. Bu konuda yapılan çalışmalar hep aynı noktaya hızlı bir şekilde gidiyor. Benim de gözlemlediğim kadarıyla, son dönemde ajans müşterilerinin büyük bir kısmı, internet reklam kampanyalarından, internet üzerinde farklı uygulamalar geliştirmeler konusunda son derece istekli. Çoğunlukla tekliflerin bizden gelmesini beklemeyecek kadar da cesurlar.
Son dönemde bu konuda faaliyet içine giren markalar arasında en dikkat çekeni Citroen. Öncelikle Citroen’i yeni web sitesi ve site üzerinden kampanya yapmaya gösterdiği cesaretten dolayı tebrik ederim. Aslında bu sadece isabetli bir karar ve zaten bunu citroen kampanyanın bitiminde gelen geri dönüşlerle çok net görecektir. Fakat bu tip bir ürün lansmanın internet üzerinde gerçekleştirilmesinin olmazsa olmaz kuralları vardır. Geçen hafta bulunduğum toplantıda da çoğu reklamcının üzerinde durduğu konuların başında, mecranın avantaj ve dezavantajlarını görerek buna göre şekil almak gerekliliği vardı. İşte bu sitede ne yazık ki internet’in avantajlarından pek de yararlanılmadığı hemen dikkati çekiyor.
Sitenin açılması ile birlikte çıkan popup’lar özellikle webtv ve cep telefonu üzerinden internet’e bağlanan kişilerin siteyi ziyaret etmesini imkansız hale getiriyor. İşin bu kısmıyla başlayan teknik sorunlar bu kadar çok duyuru amaçlı yapılmış bir siteye arama motorlarının yemeği olarak tabir edilen meta-tag’lerin konulmamış olması ile de amacından uzaklaşmış.
Teknik anlamdaki sorunların bir kısmı da, internette lansmanı öngören bir sitede webin gücü olarak tabir edeceğimiz multimedya özelliklerinin kullanılmaması. Bu tip tek bir ürüne yoğunlaşmış bir sitede, ürünün reklam filminin, müziklerinin bulunması kesinlikle hoş olurdu. Hatta bir otomobil söz konusu iken oluşturulacak duvar kağıtları, ekran koruyucuları, lansman bittikten sonra bile ürünün reklamına imkan tanıyabilirdi.
Yaratıcı yönetmenlerin siteye bir katma değer verme yönünde uyguladıkları metinler, ürün ile ziyaretçinin birbirilerine yakınlaşmalarına imkan tanıyor. Fakat metinlerde gösterilen bu yakınlaşma havası sitenin interaktif yönünün bulunmamasından dolayı havada kalıyor. Metinlerde yakalanan mantığın, tasarıma da katılması ziyaretçinin bu keyfi sadece hissetmesi değil yaşaması noktasında da yardımcı olurdu. Sitenin ilk açılışında bizi karşılayan, “”afiş”” (!) tarzı girişte kullanılan navigasyon iç sayfalarda son derece ince çizgilere sahip fontlarla etkisizleştirilmiş. Bu nedenle oradaki yaratım da teknik yetersizlikle siteye gömülmüş.
Tasarımın bir webmaster’dan çok bir artdirektörün elinden çıktığı, hemen dikkat çekiyor. Bu aslında grafik öğelerin doğru kullanılması yönünden bir avantaj sağlamasına rağmen sitenin hareketliliğini kaybetmesine neden oluyor. Yenic3.com, flash tabanlı bir yapıya sahip olmasına rağmen, otomobilin her tarafının görülebileceği bir surround video teknolojisi kullanılmamış bu nedenle ürünün tanıtım avantajlarından pek de yararlanmış bir site hissi vermiyor.
Son dönemde Altın Örümcek web yarışmasında nasıl değerlendirme yaptığımız konusu oldukça çok sorulur oldu. Ben bir sitenin incelenmesinde bulunduğu mecranın imkanlarının kullanılmasının iyi tasarım yapılmasından daha öncelikli bir kriter olduğunu düşünüyor ve değerlendirmelerimi ağırlıklı olarak buna göre yapıyorum. Sektörde, internet ajanslarının bulunduğu bir dönemde, reklam ajanslarının “”biz internetten anlamayız”” deme lüksüne sahip olmadığının altının çizilmesi gerekliliğine inanıyorum.
NETleşmek üzere…

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir