Hülya! Neden böyle?

Bizim en büyük yanlışlarımızdan biri bu galiba. Yurt dışında bir kitap çıkıyor, bir guru konuşuyor. Hemen büütün sektör ona sarılıyor. Daha kitabın başlığından anladığı kadarıyla o fikri tartışıyor, savunuyor daha da kötüsü satıyor. İşte bunun en güzel örneği de “”Celebrity Sell”” ile gelen bir celebrity (ünlü) kullanımı modası.
İşin komik tarafı ya ünlülerimizin işe amatör (aşkla) yaklaşmalarından ya da Türk insanının tarzından bu reklamlar çoğunlukla markaya hiç mi hiç hizmet etmiyor.
Son dönem iki ünlü reklamı da kendi skandallarıyla ile sarsıldı. Birisi Cem Yılmaz’ın Doridos reklamının kamera arkası görüntülerinin yayınlanmasıydı. Yanlış anlamayın reklamı son derece başarılı bulmama rağmen bu küçük skandal Cem Yılmaz ile ajansı karşı karşıya getirecek gibi görünüyor.
Benzer durum ise Hülya Avşar’ın magazin muhabirleri ile girdiği polemik. Aslında sektörün köşe yazarları reklamlardan sonra itiraz eden meslek kuruluşlarını tiye alsa da galiba iş magazin muhabirleri olunca değişiyor. Hülya Avşar’ı bu konuda kınamak doğru değil aslında. Ama işe Hülya Avşar ve markanın gözünden baktığınızda her iki tarafında vizyonu ve konumlandırmasına ciddi zarar veren bir durum olduğu aşikar.
Hülya Hanım krizlerle baş etme konusundaki başarısını tahmin ediyorum burada da gösterecektir. Ama markanın bu tip bir krizle ilk kez karşılaştığını göz önüne alırsak iki konuda acele etmesi gerektiğini söylemeliyiz. İletişim ve marka stratejilerini gözden geçirip aksiyon almakta yarar var.
Gelelim reklam da ünlü kullanımına. Aslında ünlü ile markanın yaşama şekilleri, karakterleri birbirine uymuyorsa bunun markaya pek de yarar getirmediği son derece net görülüyor. Şöyle düşünmek lazım:
Size hangisi daha imkansız görünüyor;
bir sinema çıkışında Cem Yılmaz’ı Doridos paketiyle mi görmek yoksa Hülya Avşarın çantasında Molfix paketiyle mi karşılaşmak?
Bizim en büyük yanlışlarımızdan biri bu galiba. Yurt dışında bir kitap çıkıyor, bir guru konuşuyor. Hemen büütün sektör ona sarılıyor. Daha kitabın başlığından anladığı kadarıyla o fikri tartışıyor, savunuyor daha da kötüsü satıyor. İşte bunun en güzel örneği de “”Celebrity Sell”” ile gelen bir celebrity (ünlü) kullanımı modası.
İşin komik tarafı ya ünlülerimizin işe amatör (aşkla) yaklaşmalarından ya da Türk insanının tarzından bu reklamlar çoğunlukla markaya hiç mi hiç hizmet etmiyor.
Son dönem iki ünlü reklamı da kendi skandallarıyla ile sarsıldı. Birisi Cem Yılmaz’ın Doridos reklamının kamera arkası görüntülerinin yayınlanmasıydı. Yanlış anlamayın reklamı son derece başarılı bulmama rağmen bu küçük skandal Cem Yılmaz ile ajansı karşı karşıya getirecek gibi görünüyor.
Benzer durum ise Hülya Avşar’ın magazin muhabirleri ile girdiği polemik. Aslında sektörün köşe yazarları reklamlardan sonra itiraz eden meslek kuruluşlarını tiye alsa da galiba iş magazin muhabirleri olunca değişiyor. Hülya Avşar’ı bu konuda kınamak doğru değil aslında. Ama işe Hülya Avşar ve markanın gözünden baktığınızda her iki tarafında vizyonu ve konumlandırmasına ciddi zarar veren bir durum olduğu aşikar.
Hülya Hanım krizlerle baş etme konusundaki başarısını tahmin ediyorum burada da gösterecektir. Ama markanın bu tip bir krizle ilk kez karşılaştığını göz önüne alırsak iki konuda acele etmesi gerektiğini söylemeliyiz. İletişim ve marka stratejilerini gözden geçirip aksiyon almakta yarar var.
Gelelim reklam da ünlü kullanımına. Aslında ünlü ile markanın yaşama şekilleri, karakterleri birbirine uymuyorsa bunun markaya pek de yarar getirmediği son derece net görülüyor. Şöyle düşünmek lazım:
Size hangisi daha imkansız görünüyor;
bir sinema çıkışında Cem Yılmaz’ı Doridos paketiyle mi görmek yoksa Hülya Avşarın çantasında Molfix paketiyle mi karşılaşmak?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir