Yerde Kimi Gökte Kirby!!!

Malumunuz teknoloji aslında bir hız tutkusudur. Biz “nerd”ler sadece teknolojinin hızını değil hızla deişmesini bile büyük bir keyf ve saygıyla seyrederiz. Bu nedenle olsa gerek her türlü teknoloji içeren yarış sporları özellikle bizim ilgimizi ayrıca çeker.
Geçen ay işte tam da bunların yaşandığı bir aydı. Size bu satırları yazdığım dönemde İstanbul’daki hız tutkusu yaşanmammış olsa da içimde doyurucu bir hız keyfi vardı.
Bunun öncelikli sebebi Red Bull Air Race’di. Türkiye’de ilk kez vuku bulan bu organizasyon, insanın bütün hız keyfini ortaya çıkaran ciddi bir adrenalin patlamasıydı. Malum belki sizler organizasyonu seyrettiğiniz için bu işlerin son gününe tanık oldunuz, ama aslında bu tip faaliyetler öyle bir iki günde hazırlanmıyor. Ben Hava Yarışlarında Hamilton saatlerin konuğu olarak, etkinliklere perşembe gününden dahil oldum. Perşembe günü Floryadaki askeri hava limanında pilotlara belki bir saate yakın bir görüşme imkanı bulduk. Hamilton’ın pilotu Nicolas Ivanoff ile bu meğer benim ilk ortak organizasyoumuz değilmiş. Yıllar önce Dünya Hava Oyunlarında da (bu arada bu organizasyonun Türkiye’de yapılamasını sağlayan Atilla Taçoy’u ve büyük destekçisi Sinan Erdem’i saygıyla anıyoruz) Antalyadaki Hava Akrobasisinde o uçmuş ben çekmişim. Nicolas ile ortak önlerimiz açığa çıkınca, kendisi _bir Fransız İngilizce ne kadar dile gelirse_ o kadar dile geldi. Önce uçuş sevgisinde “G” (Ci) çekmenin keyifinden konuştuk. Ben bir dönem Eskişehir’de THK’nın planör kursuna gitmiş ve aklımda yanlış kalmadıysa Juliet – Foxtrot – Alpha nın pilotu olarak Nicolas’ı anlamak için çabaladım. Tabii en son sorum ise kaçıncılık beklediği yolunda olunda oldu. Sanırım 5. olurum dedi. Yıllar önce olsaydı, “kardeşim birincilik için yarışmayan, yarışmasın boşuna” derdim. Ama yıllardır hız tutkusu içinde yaşayan biri olarak biliyorum ki hız sporlarında derece yapmak için zeka, çeviklik, hırs, kıvrak düşünce yeterli değildir. Tamam bunlarsız da olmaz ama asıl numara kazanılan tecrübe ve sabırdır.
Tabii bunların dışında bir de teknik yetersizlikler mevcut. Red Bull Air Race’de iki çeşit uçak yarışıyor, Edge’ler ve 300s’ler. Edge’ler teknik imkanları daha fazla olan uçaklar olduğundan pek öyle kolay geçilmiyorlar. Nicolas’ın uçağı ise bu yıl Extra 300s. Yani pek öyle ciddi birşey olmazsa pek birincilik şansı yok. Tabii bu arada dikkatinizi bir başka noktaya çekmek isterim. İki ayak koşulan yarışta birinci ile sonuncu arasındaki toplam süre farkı 32 saniye. Bu 32 saniyede 10 sporcu iki ayak koşulan kulvarları bitirmiş oluyor.
Nicolas’ın yanından ayrılıp, Red Bull Air Race alanı hakkında bilgi almak için gökyüzünde bir basın toplantısına konuk olduk. Red Bull’un yeniden düzenlediği bir pervaneli yolcu uçağı ile keyifli bir uçuş yaptık, dünyanın dört bir yanından gelen basın mensupları ile. Yarış hakkında bilgi aldık. Bir basın mensubu Formula pilotları mı yoksa siz mi fazla “G” çekiyorsunuz demeseydi, keyifle de aşağı inecektik. Siz siz olun bir akrobasi pilotuna bu soruyu sormayın fena geriliyorlar 🙂
Pazar gününe kadar organizasyonun farklı eğlenceleri bizim için keyf verici konular haline geldi. Yani herşey pazar gününe kadar yolundaydı. Uçuş da bisiklet gibi birşey, biri yanınızda konuşmaya başlayınca hemen siz de havaya giriyorsunuz. Ben de büyük keyif ile yarı alanına yola çıkarken eski bilgilerimi hatırlayıp biraz havaya girmeye çalıştım. Zulu alfabesini bir gözden geçirdim kafamdan. Büyük kısmını hala hatırlıyormuşum. Yolumu bir polis durdurup o sıcak havada medya center’a kadar yürümem gerektiğini ileriye araba alamayacaklarını söyleyene kadar herşey keyifliydi. Ben Dünya Hava Oyunları organizasyonundayken bizim Hintli bir basın danışmanımız vardır. Atul Dev. Atul organizasyonun ilk gününden son gününe kadar hep aynı şeyi söyledi. FIA’nın birçok organizasyonunu yapmış biri ve eski bir basın mensubu olarak, basın hep en son gelir, son dakikada akredite olmadan, plansızca bir anda karşınıza çıkar. buna hazır olun. Onların dünyası bu!!!! Gerçekten de Dünyanın onlarca ülkesinden basın mensupları öyle ilginç isteklerle geldiler ki bize bazılarını biz THK iletemedik bile.
Ben tam bunları düşünürken, kendi ülkemde Eyüp sırtlarında sıcak bir havada en az 3-4 km yol yrümem gerektiğini söyleyen bir polisle karşı karşıyaydım. Konu güvenlik bile olsa basının görev yerine gitmesinin engellenmemesi gerekirdi. Bunu organizasyon şirketi, güvenlik birimleri ile birlikte çözmüş olmalıydı. Bu düşüncelerle yürüyerek medya merkezine giderken Ali Özgün’ün sesini duymak bana çok iyi geldi. Tabii ki Türkiye’de dünya kültürüne hakim, hız sporlarına bu kadar meraklı bir ailenin 3 ferdi varken, Red Bull Air Race başkasına anlattırılamazdı. Her ne kadar uçuş terimlerine biraz uzak hissetselerde Ali ve Ahmet hız tutkusuna hakim kişilerdi ve çok güzel bir anlatımla, herkesi çoşturdular.
İnsan biraz akrobasi seyredince duruma hakim olabiliyor. Ben ilk geçişlerden hemen sonra Cem Kıvırcık’a dönüp, bak bu Kirby hareketleri duraksamdan yapıyor, kazanacak dedim. Akrobasi uçaklarında yön komutlarını verdiğiniz uçuş yön koluna lövye denir. Genelde bir hareketi bitirdikten sonra uçak biraz eşit duruma getirilir ve daha sonra ikinci hareket için konum alınır. Aksi takdrde uçağın içinde bir o yana bir bu yana savrulmaktan beyniniz döner ve sonunda yer gök veya hareket yönünüz karışır ve …. Sonunu tahmin edersiniz herhalde.
Kirby işte bir hareketi bitirdikten sonra ikincisini başlamadan önce arada o eşitliği yakalamadan ama ikinci hareketi çok iyi planlamış gibi dikkatli ve dengeli girişler yapan bir pilottu. Yani resmen yarış kulvarında uçağını kaydırıyordu.
Doğru ata oynadığımı yarış bittiğinde anlamıştım ve bütün köşe yazarlarının yaptığı gibi ben demiştim demekten büyük keyf aldım.
Bu arada yarışın resmi web sitesini kolayca bulacağınızdan eminim ama http://www.redbullairrace.com/ ben size bir adres daha vereceğim, http://www.redbullcopilot.com/… Bu adreste daha ilginç olarak hız tutkunuzun olduğu alan hangisi ise bu alanın en hızlı kişisinin gözünden ne hissettiğini görebileceğiniz çekimler var. Çok tavsiye ederim.
Ben de bu kadar dolunca formula yarışlarını seyretmek için Ali Özgün’ün kardeşleri ile birlikte sahibi olduğu benim yeni durağıma gittim. Speedcity. Gerçekten hız tutkunları için planlanmış bir yer. Tahminen gelecek haftalarda birkaç F3 pilotu, gidip saatlerce çıkmamayı planlıyoruz. Araç içi simulasyonlar zaten çok güzeldi ama benim yeni favorim, bütün darbeleri hissedebildiğiniz yeni hareketli sistem. Bir F1 arabası ile takla attığınızda ne hissttiğiniz işte buradan öğrenmek iyi oldu. Resmen ilk takladan sonra, aracı mümkün olan en büyük dikkatimla çarpmamaya çalışarak kullandım.
Kimi’nin (kendisi benim Formula’daki favorimdir) sıralama turlarındaki üstünlüğü ne yazıkki yarışa yansıyamadı. Takımlar Ferrarinin önünde çıktıkları yarışlarda mutlaka basit hatalar yapıyolar. Ben bunu biraz Ferrarinin kazanma hırsına bağlıyorum!?. Geçen sene Honda’nın yaptığına benzer hatalarla Kimi gerilerde kaldı.
Ama daha önce de belirttiğim gibi hız sporları tecrübe gerektirir. Kimi’nin birkaç yıl sonra her hafta sonu kırmızı renkli bir t-shirt’le bası toplantısında ilk konuşan sporcu olacağına eminim.

 Zulu (havacılık) Alfabesi
a: alpha
b: bravo
c: charlie
d: delta
e: echo
f: foxtrot
g: golf
h: hotel
i: india
j: juliet
k: kilo
l: lima
m: mike
n: november
o: oscar
p: papa
q: quebec
r: romeo
s: sierra
t: tango
u: uniform
v: victor
w: whiskey
x: xray
y: yankee
z: zulu

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir