Yıllar ne çabuk geçiyor!

Hayat kendi devinimleri içinde, ama hep ileriye doğru helezonlar yaparak dönüyor sanki….

Geçen gün bilişim basınının bulunduğu bir mail listesine, 1997 yılında internet süpervizörlüğünü yaptığım 1. Dünya Hava Oyunları hakkında bir anımı anlattım. Tam 10 yıl geçmiş üzerinden. Bu yıl yine Türkiye’de ama biraz daha küçük olarak yapılması söz konusu imiş.

Birkaç gün önce Microsoft’taki dostlarımdan biri aradı. Demek ki aynı yıllarda Microsoft içinde Sitebuilders grubunu kurmuşuz. Bu yıl 10. yılını kutlayan organizasyon bizi de onurlandırıp bir plaket hazırlamışlar. Şimdi bakıyorum o organizasyonu kurduğumuzda 5-10 kişi ne yapıyoruz biz diyecek kadar azdık. 500 kişiye büyüyünce, grubu nasıl bir arada tutacağımıza yönelik stratejiler üretmeye başlamıştım. Şimdi birbirine kalın bağlarla bağlı, Türkiye’nin birçok şehrinden IT profesyonellerinin bir arada bulunduğu bir grup haline geldi. Microsoft benzeri organizasyonları Avrupa’da ve Asya’da kurmaya başladı.

Aynı dönemlerde danışmanlık yapmaya başlamıştım. IT sektöründe danışmanla, freelancer’ın terim olarak birbirine karıştığını gördüğüm için artık stratejist sıfatını kullanıyorum. Ama nereden baksanız 10 yıldır Türkiye’de internet üzerinde marketing, pr, e-iş konularında sayısız firmaya danışmanlıklar verdim.  Büyük bir çoğunluğu hala arıyor.

Geçenlerde bir arkadaşım, neden işin sadece fikir kısmında kalmaya dikkat ettiğimi sordu. Yıllardır bu işlerle uğraşan biri olarak, benim sermayem fikirlerim. Yenilikçi ve uzun süre yaşayan projeler üretiyorum. Bu nedenle projeyi gerçekleştiren firmalar, yıllar sonra teşekkürle geliyorlar. Bu da beni şereflendiriyor.

Bazen de planladığım projeleri, söylediğim gibi yapmadıkları için olan fiyaskolardan dolayı, yıllar sonra hakkım geri veriliyor. Sabah grubuna yıllar önce MedyaNET isimli bir proje yapmış, bunu da Mehmet Demirel ve rahmetli Ercan Arıklı’ya sunmuştuk. Ercan bey, her genç vizyonerin karşısına çıkmasını isteyeceği bir yöneticiydi. Fikirleri anlayıp, çözümleyip sizden daha çok heyecanlanan biriydi. İstediğiniz kaynağın fazlasını verirdi. Ancak benim o dönemdeki yoğunluğum, projenin, IT dergilerinin yayın koordinatörlerinin ayağını kaydırmaktan başka planı olmayan birinin eline geçmesine sebep oldu. Sonuç büyük bir hüsran oldu tabii.

D-Smart projesine ilk başladığımızda EPG (Program Klavuzu) kısmında ve interaktif kanallarda büyük projeler planlamıştık. Hem cezbeden hem de maliyeti düşük projeler kısa zamanda kurum imkanları ile hayata geçirilebiliyordu. Ancak şimdi bakıyorum, kurumun bürokratik dişlileri arasında eriyip gidiyor.

Başarılı projeler olmadı mı? Tabii ki oldu. Mesela Dünya Hava Oyunları web sitesi 1997 yılında bir basın merkezi gibi çalıştı. O dönemde Türkiye’nin en çok izlenen sitesi oldu. Hem de ikinciye büyük farklar atarak.

Kendi kurduğum interaktif ajansı, dünyanın en iyi ikinci web sitesi seçildi. Üstelik bir sonraki yarışmanın jürisi olarak.

Geçenlerde bir televizyon programında, konuk olan “uzman” Ixir projesinde ben oradaydım. Oluk oluk paranın aktığı bir projenin nasıl başarısız olduğunu gördüm diye, keyifle anlatıyordu.

Ben hiç başarısız bir projenin içinde bulunmadım. Projenin başarısız olacağı semptomlarını algılayabilecek kadar sezgiye sahip olduğum için artık işin stratejisini kuruyorum. İnsanları internet üzerinde onlar anlamadan, başarıya yöneltiyorum. Bakıyorum son dönemde, para algılayıcıları açık bir grup IT “uzman”ı türedi. Projeyle değil işin bütçesine bakıyorlar. Büyük paranın olduğu projelere sülük gibi yapışıp parayı emdikten sonra bunu bir kahramanlık hikayesi gibi anlatıyorlar.

Bu grubun eline düşen yatırımcılar her seferinde olacak tabii..

Muhtemelen bu şirketler internet işlerinden bir süre soğuyacaklar. Doğuş grubu gibi, Sabancı Grubu gibi… Ne zaman bu gruplar bu işin kendi dinamikleri olan, etraftaki bu sülüklere bırakılmayacak kadar önemli bir iş olduğunu anlayacaklar, o zaman markalarına yakışan projeler yapmaya başlayacaklardır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir