Geleceği Tasarlamak

Hiç unutmuyorum 2001 yılında Bilgi Üniversitesinin konuğu olarak, pulitzer ödüllü, Thomas Friedman’in konuşmasını dinlemeye gitmiştim. Hani şu ünlü “Lexus and the Olive Tree”nin yazarı…
Ortada ne Irak ne de Afganistan işgali vardı. Ne de 11 Eylül Dünya Ticaret Merkezi Faciası. Daha aylardan şubattı ve daha hava soğumamıştı!!! Friedman, bize hızlı balığın büyük balığı yiyebileceğinden bahsetti. Konuşması bu eksende giderken benim için son derece önemli bir cümle kullandı. “Biz hepimiz bütün ülkeler birbirimize bağlıyız ve eğer bu bağın dışında kalmak isteyen olursa sistem artık onu yok edecek” dedi. Söylemek istediğini ben o zaman, fütürist bir yaklaşım olarak görmüştüm. Ama şimdi ne demek istediğini çok net şekilde anlıyorum!
Fütürizm o zaman, moda bir kavram haline gelmemişti. Ancak şu anda gelecek bilmi diye açıklayabileceğimiz fütürizm, aydın çevrelerin gündemine girmeye başladı. Hayat bu kadar hızlı ilerlerken birinin gideceğimiz yola bir fener tutmasında büyük yarar var diye düşünüyorum.
Geçen hafta İstanbul’da, Dünya Fütüristler Zirvesi vardı. En önemli konuşma ise, fütüristlerin babası diyebileceğimiz bir isimden geldi. Jacque Fresco…
İster Türkiye’ye bu insanların güdümlü geldiklerini düşünün, isterseniz çok iyi niyetle Amerika’daki bilgileri bize aktardıklarını (ben buna inanıyorum). Her iki durumda da, sonuç değişmiyor. Ortada bu konuşmacılar tarafından söylenen sözlerin sonuçları oluyor.
Peki Fresco konuşmasında nelere değindi? Gelecek on yıl için önümüze çoğumuzun bildiği sorunlar ve çözümleri koyarken, satır aralarına sıkışmış çok önemli mesajlar geldiğini düşünüyorum. Öncelikle nasıl bir dünya istediğimiz sorusunu kendimize sormamız gerektiğini söyledi… Nasıl bir dünya bizi daha mutlu kılacak? Çok basit cevaplar verdi. Yorumlara değil, bilimsel gerçeklere dayanan bir dünya. Bilimsel metotların ekonomi ve hatta sosyolojiye bile etki ettiği zeki bir dünya. Şehirlerin düz hatlar üzerindeki caddelere kurulu olmayıp, yuvarlak (helezonik) yapılar içinde olduğu bir dünya. Medenileşmiş, antimilitarist bir dünya. Yerler silindiğinde, dikkat kaygandır yazan değil, yerler silinse bile kaymayan bir dünya. Yani yapmamamız gerekenleri söylemek yerine yapmamamıza yöntem bulan bir dünya. İyi bir örnek olduğunu düşünüyorum, yeşil ışıkta çocuğunuzun yaya geçidinden geçerken, diğer tarafa kırmızı yakan bir dünya yerine, çocuğunuz geçtiği anda ona çarpılmasını engelleyecek sistemleri olan bir dünya.
Fresco, bunları anlatırken, şu anki kurum yapısına da bir düzenleme yapmış. Mesela ordunun görevini, savaş yapmak değil, uzlaşma bilmini geliştirmek ve iki ülkenin (tabii ülkeler olacaksa!!!) arasındaki sorunların çözülmesini sağlamak olduğunu söylüyor.
Gelecek konusundaki öngörülerime hep güvenmişimdir. 2000 yılında Hasan Celal Güzel’in Yeni Türkiye “dergisine”, yazdığım yazının tamamı şu an medyanın gerçekleri haline geldi. Web sitem (http://atif.unaldi.org) bu ve benzeri öngörü yazılarıyla dolu. Ben Fresco’nun söylediklerini gelecek mühendisliği açısından son derece doğru buluyorum…
Zaten bir de unutulmaması gereken bir gerçek var ki; Jules Verne deniz altında yirmi bin fersah’ı yazmasaydı acaba denizlerin altına inmek aklımıza gelir miydi ?!?! Yani acaba gelecek birilerinin aklına gelenlerden oluşmasa, o gelecek gerçekten yaşanır mı? Bunu bir düşünmek de fayda var…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir