Türkiye’nin youtube’le sorunu ne?

Bu sorunu anlamanın en doğru yolu Türkiye’nin internet geçmişini bilmekten geçiyor. Türkiye’de internetin bir medya olarak algılanması ve değerlendirilmesi haberturk.com ‘un kurulması ile başladı. Haberturk bir haber sitesi olarak dikkat çekmek için skandal olayları kullandı. Bu olayların ucu, zamanın iktidar partisine dokunmaya başlayınca, devlet Türkiye’de internetin denetlenmesi ihtiyacını hissetmeye başladı. Bir kanun tasarısı oluşturuldu. Yalnız oluşturulan kanunun, ana amacı haberturk.com gibi sitelerin kontrolü olduğu için bir düzenleme yasasından çok, bir sansür yasası şeklindeydi. Kaldı ki yasayı çıkaran hukukçular, dijital medyadan çok geleneksel medyayı bildiklerinden, kanun internette yayınlanan her sayfanın iki fotokopisinin, yerel yönetimlere gönderilmesi gibi teknik olarak imkansız işlemler içeriyordu.  Bunu farkeden, liberal kesimler, olaya ciddi tepki gösterdi. Bu da yasanın yeniden değiştirilmesi ve biraz daha yumuşatılmasına sebep oldu.
Ancak 2005 yılında, zamanın cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından imzalanan yeni yasa bu yumuşatmalarına rağmen, ruhunda hala, medyanın konuşturulmaması ilkesini içerdiğinden, caydırıcılığı yükseltmek amacı ile cezalandırma mantığı genişti. Bu mantığın çalışmasında ise yasa gücü, çocukların pornografide kullanılması ve Atatürk’e hakaret gibi Türk halkının tabularından alıyordu. Bu nedenle, yasa bütün güçlerin mutabakatı ile çıkarıldı. Bunun içinde medyadan, millete kadar bütün kuvvetler vardı. Yasanın destek aldığı güç aynı zamanda da yumuşak karnıydı. Belki bu analizle, belki de sadece bir denk gelme ile, yasanın çıkmasından hemen sonra Türkiye kanunlarında katalog suçları olarak geçen dokuz ana unsurdan biri üzerine youtube.com’daki bir video’dan dolayı bir dava açıldı. Dava yasalardaki suçları da öngörerek youtube.com’un kapatılmasına yol açtı.
Bu durum Türkiye içinde yasa konusunda desteğini veren güçlerin ikiye bölünmesine sebep oldu. Bu bölünmenin ana sebebi, o an bulunan sorundan dolayı değil, endişelerden kaynaklanıyordu. Zira o an durum Türkiye’nin ortak hassasiyeti bulunan bir konuda youtube.com’un da saygılı davranarak görüntüyü kaldırmasıydı. Ancak liberal yapı, sorundan çok endişelerle ilgileniyor, Türkiye’nin sansürcü bir yapının elinde kalmamasını önemsiyor, devlet idaresinin konuyu bu kadar beceriksizce ele almasından rahatsızlık duyuyordu. Şu an youtube.com’un kapatılmamasını isteyen bütün güçlerin asıl isteği sansürcü bir toplumdan uzaklaşılmasından başka birşey değildir. Yani Türk toplumunun bütün kuvvetleri, Atatürk’e saygısızlık içeren o görüntülerin kaldırılması, kültürümüz ve değerlerimize saygı gösterilmesi konusunda tartışılmaz bir bütünlüğe sahiptir.
Alt yapısını anaerkil ve hoşgörü duyguları ile yoğurmuş olmasına rağmen, Türklük, geçmişten bu güne koruduğu değerlere son derece bağlı, bunlar için canını bile verebilecek, yüksek gurur ve şahsiyete sahip bir kültürdür. Bu iki yaklaşım, birçok dünya kültürü, özellikle de avrupa kültürü için bir  paradoks gibi görünse de bu Türk halkını dünyada farklı kılan en önemli özelliktir.
Bu nedenle, nasıl anlatılırsa anlatılsın, sorunu ortadan kaldırmak için, youtube’ün öncelikle Türk kültürü ve değerlerine saygı göstermesi şarttır. Bu sorunu, bir hukuk veya sansür yasası olarak algılayanlar sadece kısa dönemde sorunu çözebilirler. Youtube, özellikle Türkiye’de faaliyet gösteren birçok uluslararası şirket gibi, sadece yasalarımıza değil, bakış açılarımıza da saygı göstermelidir. Bu konuda Google şirketlerinin birinci derece örnek alması gereken, belki de Microsoft gibi Türkiye’de uzun zamandır faaliyet gösteren şirketlerdir. Zira benzer problemler facebook ile de yaşanmış olunmasına rağmen, çözüm Microsoft’un iletişim becerileri ile kolayca gelmiştir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir