Büyük firmalar için krizin ilacı

Kaybedecek bir şeyi olmayan insandan korkulur. Johann Wolfgang von Goethe

Kriz dönemleri özellikle sektöründe güçlü şirketler için yeni yatırımlar yapma anlamında fırsat dönemleridir. Bu dönemlerde maliyeti daha düşük atılımlar, ucuz ürünler daha fazla ciro yapar, kar sağlar. Bu nedenle bu dönemlerde internet yatırımları yapılıp, tutması ihtimali olan iş modelleri incelenir. Türkiye gibi, internet üzerinde, yapılacak çok işin olduğu bir ortamda yeni projeleri değerlendirirken, yıllardır oluşan danışmanlık tecrübelerime dayanarak yapılmaması gereken beş büyük hatayı yazma ihtiyacı duydum.Başarısız projelerinin çoğunun bitme nedeni budur, bunu unutmamak gerekir.
Birinci ve en önemli kural. İnternette iki tip insan vardır. Biri sizden daha önce interneti kavramış olanlar. Bunlara biz yunuslar deriz. İnterneti gerçekten iyi kavrarlar, ne yapması gerektiğini bilirler, barışçıdırlar. Ama çok zekidirler. İkinci grup ise, başka işi olmayan ve ucuza bir iş yapmaya çalışan gruptur. Bunlar piranhalardır. Önlerine ne konursa kemirirler, herşeye saldırırlar, kaybedecek birşeyleri olmadığı için korkulacak yatırımcılardır. Bu iki grupta size göre daha zeki ve bulundukları mecrayı daha iyi biliyorlardır. Sakın mecrayı öğrenmeden bu gruplardan biri ile karşılaşmayın.
Projeye başlamadan önce, bir plan yapmayabilirsiniz. Ancak mutlaka bir bütçe planınızın olması gerekir. Zaten planın ana maddesi budur. Sakın geleneksel yöntemlerde olduğu gibi bu işe az bir parayla girerim, gelişirse büyütürüm diye düşünmeyin. Bu işte yöntem, garson boy çocuğa okul üniforması almak gibidir. Bütçenizi bir okul sezonu gidecek kadar tutun.Azsa çok demeyin, coksa az demeyin. Koyduğunuzu planlamayı yapan kişi mutlaka ama mutlaka bilmeli. Küçük bir projeye sonradan giren sermaye de işleri fena halde karıştırır, paranızın çarçur olmasına sebep olur.
En önemli üçüncü kural ise, projenin yönetimidir. İşi en güvendiğiniz kişiye yaptırıyor bile olsanız, proje yönetimi için bir danışman bulundurun. Danışmanlar, iki tarafın sorunlarını anlayıp, aralarında doğru yolu gösteren kişilerdir. Herkes danışman olamaz, bunun için iki tarafın da dinamiklerini bilmek gerekir. Son zamanlarda iş dünyasını hiç bilmeyen danışmanların internet konusunda birçok projeyi alt üst ettiğini üzülerek görüyorum. Danışmanlık bir algılama işidir. İki tarafın sıkıntılarını bilecek kadar hem programcı hem iş yönetimi yapmak gibi geniş alanlara çalışmamış birinden danışman değil kapı önüne süs olur.
İşe ortak olmak geleneksel mecrada işin riskini de almak anlamına gelir. Bu geleneksel iş dünyası için çok doğrudur. Hatta bir teknoloji bilen kişi ile bir geleneksel iş dünyasını bilen kişinin “joint venture” (ortaklık) yapması son derece doğru olabilir. Ama sakın bu mantıkla danışmanınıza da ortaklık teklif etmeyin. Gerçek bir danışman işe ortak olmaz. Çünkü işe ortak olmak danışmanlığın sonudur. İşe artık tarafsız bir gözle bakamazsınız. Projesine danışman olarak başladığım ısrarlar üzerine ortağı olduğum bir iki projedeki tecrübelerim, danışmanlık yapısının yürümediği durumlarda, işin başarısının yok olduğu noktasında.
Beşinci ve son hata ise, ucuz olan her zaman iyi yada her zaman kötü değildir. Yatırım kararlarını mutlaka danışmanınızla birlikte alınız. Onun bilgilerinden yararlanıp, riski üzerinize alınız ki; yanlış kararlar vermeyesiniz. Yani bu son maddeyi en iyi özetleyen bir Zen özlü sözüdür. Buradaki gücü teknoloji, sabrı basiret ve bilgeliği danışmanlık olarak değiştirebilirsiniz.
Tanrım bana;
değiştirebileceklerim için güç,
değiştiremeyeceğim şeyler için sabır,
ama en önemlisi,
ikisinin arasındaki farkı anlamak için
bilgelik nasip et…

~ ZEN ~

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir