Gerçek kimlik dönemi başlıyor!

atif-unaldiEkranın ortasında binlerce kişinin arasından seçildiği hemen belli olan bir yüz beliriyor. Elinde döner bıçağı, kötü İngilizcesiyle “Hello my name is John, I’m 20 years old. I live in New York…” diyor. Yani bu kişi John’muş, partiyi seven New York’ta yaşayan biriymiş. Arkasından da dip ses “Ayda sadece 14.99’a istediğin kişi ol.” diyor.

 Telekomünikasyon Kurumu, son yasanın yürütmeliğini çıkarırken, benim çok net bir önerim vardı. Herkese bir ip adresi verelim. Herkes internete girerken bunu kullansın. Aynı numara vatandaşlık numarası olarak da kullanılsın. Ama dünyanın interneti nasıl kavradığını ve götürdüğü yeri anlamayan zihinlerin çoğunlukta olduğu bir toplulukta, bu sadece cılız bir ses olarak kaldı. Ben de haklı olduğum tüm konular gibi bunu da zamana bıraktım. Ne dediğim, birkaç yıl içinde daha net anlaşılacaktı.

İşte o gün artık geldi. Çoğumuzun gerçek isimleri ile kullanıldığı, sadece internet kültüründen nasibini almamış kişilerin “fake account” (yalancı hesaplar) açtığı facebook, yeni uygulaması ile bütün web sitelerine bağlantı sağlayan bir uygulama yaptı. Yani blogunuza üye olan kişileri, facebook hesapları üzerinden kontrol edebilecek, gerçek isim ve resimleri ile yorum bırakmalarını sağlayabileceksiniz.

Bu tabii ortalama bir .com şirketinin yaptığı uygulamalardan biri. Hatırlarsınız “passport.com” isimli şirket de, yıllar önce buna benzer bir çalışmayı başlatmıştı. Şimdilerde OpenID ismiyle çalışan bir insiyatif, bir yerden bağlanıldığında, diğer şifre soran sitelerin hesaplarına bağlantısız girmenizi sağlayan bir uygulama geliştiriyor.

Tabii otantikasyon (kimlik denetleme) söz konusu olunca, denetlenenin dışında, kimin denetlediğinin da önemli olduğunu unutmamak lazım. Bu işi en doğru ve en uzun zamandır yapanlar ise kamu kurum ve kuruluşları. Bu nedenle kimlik kontrolünün ve şifrelerin güvenliğinin en iyi korunacağı yerin, devlet makamı ve bu makamın desteklediği yerler olacağına inanıyorum.

Geç kalınmakla birlikte e-devlet projelerinin bazı adımlarında, daha önce hiç yapılmamış olmasını avantaj olarak kullanarak, çok ileri teknolojiler kullanıldı. Bence bunların başında e- devlet kapısından geçmemizi sağlayan otantikasyon sistemi, e-imza var. Bu konuda elimizde üç farklı ihtiyacı karşılayabilen çözüm var.

Bunlardan ilki PTT aracılığı ile alınabilen sertifikasyon. PTT, son dönemde mektup taşıma işinin azalmasıyla başka başka birçok işle uğraşmaya başladı. Ancak çok fazla iş kolunun onları sıkıntıya soktuğunu da çok net görüyoruz. İkinci yöntem ise hiç PTT’ye uğramaya gerek kalmaksızın imza sağlayıcılardan alınacak e- imza. Üçüncü adım ise, her an elimizin altındaki cep telefonu. İki operatör, bu konuda çalışmaya başlamış. Turkcell ve Avea. Turkcell’in evlere ücretsiz gelen sistemi, bu konudaki en zahmetsiz olanı…

Yıllardır bankacılık işlemlerinin bile cep telefonundan halleden biri olarak, bu işimi de aynı mecradan halletmeyi tercih ediyorum. Ayrıca işin maliyetlerine bakınca da, zaten en ucuz yöntem bu gibi görünüyor.

Yazılarımı takip eden herkes çok net bir şekilde hatırlayacaktır ki; internet’in “sanal bir dünya” olmadığını, normal hayattaki kimliklerin yansımasının siber ortamda (internet) geçerli olduğunu her imkanda belirtmişimdir. İşte artık internet bize bunu doğrulamayı zorunlu kılmaya başladı. Dikkat ederseniz, internette yaşanan büyük suçların çoğunun sebebi, gerçek kimlikleri ile olmayan kişilerdir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir