Danışmanın görevi nerede başlar nerede biter!

Yıllardır çeşitli kurumlara, gerek kurumsal, gerekse proje bazında danışmanlıklar yaptım. Herkesin şirket yapısı içinde danışmanı kullanış şekli farklıdır. Bu nedenledir ki; danışmanlar çalışma şekilleri konusunda şablonik bir bilgi veremezler. Danışmanlık kullanımı, son derece butik bir hizmettir. Danışanla danışmanın arasındaki özel ilişkiye bağımlıdır. Bu yüzden kurumlar danışman seçiminde oldukça zorlanırlar. Danışmanın ismine güvenmenin dışında bir yöntemin mevcut olmadığı bir durumda, seçimi hangi kriterlere ve ihtiyaçlara göre yapabilirsiniz?
Bu yazımda; Türkiye’de başarılı başarısız danışman kullanımı, bu konuda seçim aşamasında dikkat edilmesi gerekenler ve danışmandan en fizible şekilde nasıl yararlanılır konularını irdeliyeceğim.
Her ne kadar subjektif bir konu gibi görünse de, hizmet sektöründe dış kaynak kullnımının da kendine göre dinamikleri ve kuralları vardır. Konkur üzerinden, alternatif hizmet kaynaklarını yarıştırdıktan sonra, iyi bir sözleşme gelir. Sözleşme kurumun geleceğini korumada, hizmetin kalitesini yükseltmede önemli faaliyetlerden biridir. Tabii ki hizmet söz konusu olduğundan alınacak faydanın tam olarak tarifi mümkün değildir. Bu noktada her iki tarafın kurumsal tatmin kriterlerinin net şekilde belirlenip, sözleşmeye dahil edilmesi doğru yöntemlerden biridir. Bu sayede adil bir hizmet maddesi çok kolaylıkla oluşturulabilir. Çoğunlukla hizmetin belli bir zaman sınırlaması mevcuttur. Ancak, hizmet biteceği anla ilgili zaman sınırlamasının, bir ölçeği olmalıdır. Hizmet söz konusu olduğunda, bu tip kararlar vermek , dış parametreler ve sosyal gereklilikler de bulunduğundan çok kolay değildir. Sosyal gerekliliklerden kastımız, belli bir zaman içinde bitirilmesi gerekmeyen ancak bitirilmeden başka bir işin başlayamayacağı çoğunlukla teknik olmayan durumlardır.
Sözleşmenin, arkasından işin en önemli kısmı, aksiyon başlar. Ne yazık ki Türk ticaretinde itibar para ile planlandığından, danışmanın vereceği itibar savaşı bir risk olarak görünmez ve danışman işe ortak edilmek istenir. Aslında danışman fikri olan insandır. Bunu yapmak ise, yürütmenin yani şirketin işidir. Danışman bütün alternatifleri sunar yada bir konuda gidilecek en basit yolu bulur. Ancak bu yolu gidecek olan şirketin kendisidir. Ben genelde danişmanlığını yaptığım şirketlere, o konuyla ilgili ilişki kurulmasını sağlar bunun için bazen kredilerimi kullanırım. Ancak normal şartlarda bu danışmanın görevlerinden değildir. Ancak bu konuda şirketin dikkat etmesi gereken en önemli konu danışmanında elini taşın altına koymasını sağlamak için onu işe ortak etmeye çalışmamasıdır. Bu hem danışmanın özgür düşünmesini hem de gerekirse danışmanla yolları ayırmaya engel olur.
Şirketlerin danışman kullanımı sırasında yaptıkları bir hata da, sorunla karşılaşıldığı anda, mantığı kavradığını zanneden yöneticinin herşeyi sormaktan rahatsız olup inisiyatif kullanması durumudur. Bu da başlı başına bir problemin oluşmasına neden olur. Zaten bunun devamında ya şirket danışmanın devamlı hata yaptığını düşünmeye başlar ya da danışman bir süre spnra hata yapan ama yaptığı hatayı farketmeyen şirketten sıkılır uzaklaşır. Bir alternatif de bir süre sonra şirket yönetiminin biz bu işi öğrendik demesidir. Bir danışman her noktada açık davrnaır ama, danışılan konuda kurumun dinamiklerini dikkate alarak bazen sadece kurumun bilmesi gerekenleri söyler. Bu bir bilgi kaçırma durumu değildir. Ancak kurumun bu sanal auraya kapılıp, yönetimin biz bu işi öğrendik hissiyle birlikte dizginleri eline almaya çalışması nafile bir çabadır.
Hatta bu çaba bir süre sonra projenin geleceğinin tehdit edecektir.
Bu nedenle danışmanlık kurumu bir icraat kurumu değildir. Olmamalıdır.

2 Yorum

Doğru danışmanı nasıl seçersiniz « Atıf Ünaldı için bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir