Bilişim Sektörü : Vizyon, Politikalar ve Tedbirler

Türkiye’nin en önemli problemlerinden birinin istihdam olduğu kaçınılamaz bir gerçek. Konu artık sadece “Çalışma Bakanlığını” değil neredeyse bütün hükümeti ve devleti ilgilendiriyor. Bakanlık istihdamı arttırmak ve bu konuda stratejiler belirlemek amacı ile “Ulusal İstihdam Çalıştayı” düzenledi. Ben de IT sektöründe istihdamı arttırmak amacı ile “Bilişim Sektörü : Vizyon, Politikalar ve Tedbirler” raporunu Veysel Bozkurt hoca başkanlığında hazırlayan grubun üyesiydim. Grupta benim dışımda, iki milletvekili, TUBISAD ve TOBB temsilcileri, iki akademisyen ve DPT uzmanı vardı. Genel stratejiyi belirlerken Türkiye’de oluşan bazı yanlışları da dile getirme imkanı buldum. Bunların başında Türkiye’nin bilişim stratejilerindeki Hindistan ve İrlanda’ya benzeme çalışmalarının ne kadar yanlış bir strateji olduğu idi. Bu konuyu çalıştayda derinlemesine anlatmakla birlikte, burada sadece İngiltere ile bu ülkelerin ilişkilerine dikkat edilmesi gerektiğini, özellikle İrlanda’nın OECD ihracat rakamlarına bakılırken ithalat rakamlarına da bakılması gerektiğini söylemek doğru olur. Tabii Hindistanın ürettiği hizmetin katma değerinin düşüklüğü, hizmeti en çok ürettiği ülkelerin hangileri olduğu da konuşulması gereken diğer konular. Bu durumda bizim stratejilerini izlememiz gereken ülke hangisi sorusuna cevabım ise, yine OECD rakamlarına bakıldığında işsizlik oranlarının beklenenin altında oluştuğunun çok net görüldüğü Kore’dir. Ben Türkiye’de ilk defa bir stratejinin, mevcut durumdan değil de gelecek on yılın trendleri üzerinden hazırlandığını düşünüyorum. Gerçi bana kalsa, IPTV yatırımlarını arttırmak için teşvikler koymayı planlıyordum ama bu galiba bir sonraki stratejinin parçası olacak.

Ülkenin düşünürleri bu tarafa giderken, yeni nesil neler düşünüyor neler yapıyor konusunu da bu ay görme imkanı buldum. Akdeniz Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesinde “IPTV ve geleceğin televizyonu” konusunda bir konuşma yapma imkanı buldum. İlk anda algıda seçicilik mi yapıyorum diye düşündüm ama sanırım öyle değil, gençlerin de en büyük korkuları işsiz kalmak. Bunu IPTV anlattığım sırada grafik okuyan öğrencilerin dile getirdikleri “Burada biz hangi işleri yapabiliriz, yeni hangi iş alanları var?” sorularından da çok net anlayabiliyoruz. Çok yoğunlaştırılmış bir program hazırlamış olmama rağmen, öğrencilerin konuya ilgisi beni gerçekten çok mutlu etti.

Antalya’daki son günümü şehrin önde gelen isimlerinden Hüsamettin Oğuz ile birlikte Akdeniz Üniversitesi Rektör Yardımcısı, Akdeniz Reklamcılar Derneği Başkanı ile yaptığım keyifli sohbetlerle geçirdim.

IPTV’nin geleceğin televizyonu olacağını hepimiz kabul ediyoruz. Özellikle kapalı devre IPTV yayınları konusunda neler yapılabileceğini görmek üzere, Türkiye’deki ilk uygulamanın yapıldığı oteli görmek için Karadağ Şirketler Grubunun CEO’su Atilla Karadağ ile birlikte Bodrum’a geçtik. Karadağ burada gerçekten çok başarılı bir uygulama yapmış. Konuyu uzun uzun televizyon programımda ilerideki günlerde konuşacağız. Ancak yeni yapılan AVM, hastane ve otellerin IPTV ile ne gibi imkanlara sahip olacaklarını araştırmalarında büyük yarar görüyorum. IPTV, web’in (burada internet değil web dememin özel bir sebebi var, farkı araştırmakta yarar var!) video içeriği ile kurulan versiyonu olacağına olan inancım gittikçe büyüyor. Yani Asıl bir Web 2.0 varsa işte IPTV tam olarak bu!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir