Dünya Bülten’inde benimle yapılan röportaj

Atıf Ünaldı: Teknoloji demokrasiyi güçlendiriyor

Atıf Ünaldı, “Teknolojiyi tam anlamı ile kullanamıyor olmamız sorun gibi görünmese de ilerde bu herkesi rahatsız edecek”

Röportaj: Fahri Sarrafoğlu

Türkiye’de ilk internet ağını oluşturan Atıf Ünaldı ile kullanmadığımız teknoloji üzerine kouştuk. Atıf Ünaldı; Bilişim Danışmanı, Yapımcı, Köşe Yazarı, Sunucu, Bilişim Editörü.

Teknolojiyi kullanamamak ileride herkesi rahatsız edecek

Türkiye için özellikle Türk halkı teknolojiyi doğru kullanıyor mu? Yani sizce kullanmadığımız teknolojiye ne kadar para ödüyoruz milletçe? Bunun önüne geçebilmek için ne yapmamız gerekiyor?

Halkın bilinçlenmesi ve bir teknolojiyi öğrenmesi aşamasında yepyeni bir teknoloji sahneye çıkıyor ve tüketimin üretime yetişmesini imkansız hala getiriyor. Bu nedenle elinizdeki bir cihazı eğer teknolojiyi takip etmek istiyorsanız tam verimlilikle kullanma şansınız söz konusu değil. Bu işin felsefesine de aykırı. Ancak dünya tüketim toplumundan hızlıca yeşil dünyaya geçiyor. İngilizlerin “Green World” kavramını açmak gerekirse bu sadece emisyon değerleri, ozon yırtılma oranları ile ilgili değil, bu tüketimin akıllanması ve tasarruf yapabilmesi demek, doğru ürünleri kullanmak tüketimi kontrol altında tutabilmek demek. Tüketimi kontrol altında tutmaktan kastımız, ihtiyaçları kısmak gibi basit bir olgu değil, ihtiyacını iyi analiz etmek ve bu analizler çerçevesinde sana en uygun ürüne ulaşmak demek. Yani gelecek dünyada elinde iphone olduğu halde uygulama yüklemeyi bilmeyene, uygulama yüklemediği için değil, ihtiyacı olmadığı halde iphone aldığı için ayıplayacağız. Kitapları açıp, sayfaları koklayanlara, bir koku sevdasına ağaçları kestirdikleri ve bizi kontrol edilemeyen iklim şartlarına maruz bıraktıkları için kızacağız. Yani şu an elimizdeki bir teknolojiyi tam anlamı ile kullanamıyor olmamız sorun gibi görünmese de ilerde bu herkesi rahatsız ediyor olacak.

Teknoloji demokrasiyi güçlendiriyor

Teknolojiden korkmayalım ama her teknolojiyi de olduğu gibi mi alalım? Sizce bunun bir ombudsmanı ya da teknolojinin RTÜK’ü olmalı mı?

Komik bir klişe olmakla birlike teknolojinin derinlemesine incelenmediği ortamlarda çokça kullanılan bir söz bence bu sorunun en güzel cevabı. Teknoloji demokrasiyi güçlendiriyor. Zira artık ölçümleme teknolojilerinin ilerlemesi, örneklem, söz sahibi, fikir önderi gibi kavramları anlamsız kılıyor. Siz bir konuda araştırma yapıyorsanız bunu sadece bir grup üzerinde değil herkes üzerinde yapabiliyor olacaksınız. Bu da denetim ve yerimize karar veren mekanizmaları gereksiz kılacak. Zaten toplum hep beraber karar veren, uygulayan, gerekirse tepkisini ortaya koyan bir duruma geçecek. Yani oyunuzun, varlığınızın değeri artacak ve adınıza kimse karar veremeyecek. Teknoloji konusunda belki sadece fikir önderlerinin tavsiyeleri olacak. Tabii kamu alımlarını bu konunun dışında bırakıyorum orada işler fena halde karışıyor. Zira kamunun varlığı bir süre daha devam edecek ve büyük anlamda müsrifliği işte tam da bu alanda yapıyoruz. Zira kimse cebindeki parayı harcarken verdiği dikkati göstermiyor, gösteremez de…

Teknoloji doğru kullanmak için kurslar veya daha açık kılavuzlar hazırlanamaz mı?

Aslında yıllardır büyük IT üreticilerinin kendi markalarının satışlarını arttırmak ve sadakati yükseltmek için kurumsal tarafta yaptığı bir faaliyeti tarif ediyorsunuz. Kesinlikle katılıyorum. Bu tip konular müşterilerin kontrolüne bırakılmayacak kadar önemli. Bu konuda şu ana kadar yapılmış iyi çalışmalardan biri Renault’un yeni IPTV kanalı. Murduch’ın Sky grubu kanalları üzerinde açılan TV kanalı IPTV ile birlikte markanın üreticisine nasıl ulaşmayı planladığı konusunda çok etkin ve iyi örneklerden biri.

İnternet insanların gerçek olmaya başladıkları bir dünya

İnternet güvenliği giderek önem kazanıyor. Sizce internet ne kadar güvenli giderek güvenliği artıyor mu? Yoksa güvensizlik kaynağı olmaya devam ediyor mu?

İnsanların internete bakışları gittikçe değişmeye başladı. Daha önceleri ismini, hatta cinsiyetini değiştirerek girip hoş vakit geçiren netizenlerin artık iş hayatının bir kısmını ve kontaklarını götürdükleri bir alan halini aldı. Bu tabii ki devamında gerçek isimler ve gerçek dünyalar durumunu getirdi. Eskiden konuya kayıtsız kalırken şimdi ünlüler kendi isimlerinin başkaları tarafından kullanılmasından şikâyetçi hale geldi. Demek ki artık internet insanların gerçek olmaya başladıkları bir dünya. Ancak kimse internete bir ansiklopedi gözüyle bakmasın. Burası insanların olduğu ve insanlardan oluşan bir alan. O yüzden insana dair herşey burada bulunacaktır. İyilikler olduğu gibi kötü duygu his ve durumlar her zaman olacaktır. Bunun kaçışı yok. İnternet dünyadır dünyada ne varsa orada da bundan farklı bir şey yoktur.

Bilinçli olmak lazım

Teknoloji kullanımında gençliğe dönük tavsiyeleriniz nelerdir? Nasıl kullansın teknolojiyi?

Bilinç dünyanın en önemli konularından biridir. Bilinç için bilmek yetmez, analiz edebilmek de gerekir. Teknoloji artık bunu gerektiriyor. Bilinçli olmak lazım. Bu teknoloji neden var? Benim bu teknolojiye ihtiyacım var mı? Gerçekten hangi ihtiyacımı karşılayacak? Bu teknolojiye sahip olmak için neylerden feragat ediyorum? Ödediğim bedel aldığım yarara denk mi? Bu soruları herşey için soruyor olmak gerekiyor… Bu soruların birinden kalan bir teknoloji yanlış bir teknolojidir.

Sizce Türkiye bir yazılım cenneti olabilir mi? Yani bunca gençliğimiz var diye övünüyoruz bunu nasıl nakde çevirebiliriz?

Öncelikle pragmatist yaklaşmamak gerekiyor. Para batı kültürlerinde her şey demek değildir. Doğuda ise hiçbir şey değildir. Önceliğimiz toplumun yetiştirdiği değerleri, doğru şekilde değerlendiriyor olmamızdır. Bunu başarmak için klişelerden kurtulmak daha sınırsız ve iyi bakmamız lazım. Sonra önümüze bir varış noktası koyup o noktaya gitmek için en uygun stratejileri belirlememiz gerekiyor. Bu noktaya gitmek için strateji belirlerken de şu anın şartları üzerinden gidemeyiz. Nasıl bir hafta sonra gideceğiniz piknik için bugünün hava koşullarını dikkate almıyor o anın koşullarını önemsiyorsak, doğru strateji varış anımızın koşullarına göre üretilir. Şimdi bugün yazılım sektörü büyük olabilir. Ancak bugün yola çıkan bir ülke yazılım sektöründeki ereklerine en erken 20 – 25 yıl sonra ulaşır. Bu da o dönemde yazılım konusundaki koşullarda bize hiçbir yarar sağlamaz.

Patent ve fikir hakları konusuna yoğunlaşmamız gerekiyor

Şu anda bu alanda başarılı olmuş, öne çıkmış ülkeler var? Bu ülkeler yola daha önce çıktığı için mi başarılı ya da öndeler?

İrlanda, Hindistan örnekleri 50 yıl öncenin planıdır. Bu hedefleri önümüze koyanlar büyük gaflet içindedirler. Doğru nokta gelecek 20 yılın dünyadaki değişimine bakarak buna göre plan yapmaktır. Ben geçtiğimiz ay Çalışma Bakanlığının IT sektöründe İstihdamı arttırmak konusundaki bir Çalıştayına davetliydim. Çalıştayda kişisel olarak patent ve fikir hakları konusuna yoğunlaşmamız gerektiğini ortaya koydum. Bunu çalışma bakanlığının ve Türkiye’nin bir stratejik planı olarak kabul ettirdim. Bu aşamadan sonra develtin bu konuya itibar etmesi ve gereğini yapması lazım. Gelecek 20 yılda elimizde olabildiğince fazla fikrin dünya hakları bulunmalı. Bunu başarabilirsek Türkiye dünyanın büyük güçlerinden biri olur. Bu konuda en büyük rakibimiz ise Kore. Zira bu konuya yıllardır çalışıyorlar. Hani Türkler farklı düşünür diyorsak işte önümüzde ispat alanı.

Bu dinlemeler, izlemeler sizce ülkemizde BİG BROTHER gerçekleşebilir mi? Ya da zaten var mı?

Çağımızın sorunu dinlemek olmamalı. Teknoloji bunu kaçınılmaz yapıyor. Sorun bu dinlemelerin ve izlemelerin bir gün karşımıza bize tehdit olacak şekilde çıkması. Bunun engellenmesi ve denetlenmesi lazım. Kimse beni söylediğim ve yaptıklarımla ilgili tehdit edemez etmemeli. Tabii zamanla bu konunun önemi de ortadan kalkacak. Zira hepimiz insanız….

Bilgisayar, yazılım yapmak için kullanılacak bir alet

Türkiye’de internet ve bilgisayar kullanımında gelinen noktayı nasıl yorumluyorsunuz?

İnternet kullanımı bir süredir bilgisayar tüketimini tetikliyordu. Ama yıllardır söylediğim gibi bilgisayar bilgisayarcıların kullanımı için tasarlanmış bir cihaz. Son dönemde bilgisayar alan insanların asıl amaçları internete bağlanmak. Aslında bilgisayar, yazılım yapmak için kullanılacak bir altken bu nedenle bir iletişim cihazı olarak kullanılıyor. Bu nedenle önümdeki dönemde bilgisayar tüketimi ve kullanımı düşerken internet kullanımı hızla yükselecek. Bunu da tüketici elektroniği diye adlandırdığımız cihazlar sağlayacak.

Korsana sebep olan birazda distribüsyon firmaları

Bilgisayar sektöründe programların bu kadar pahalı olması korsana yönlendiriyor deniyor, sizce korsanın gerçek sebebi nedir?

Çok güzel bir soru. Aslında korsanın sebebi, eser sahibinin eserini fahiş fiyatlara dağıtıp, yüksek karlar alan distribüsyon firmaları. Bunlar ürünün fiyatını makul değerlerin üzerine çıkarıyor. Bu da tüketicinin farklı yönlere yönlenmesine sebep oluyor. Bu konuda çok dikkat etmek gerekiyor. Korsan savaşı, üretici ve tüketici arasında değil. Korsan savaşı, distrübütör, korsan üretici ve devlet arasında.

devlet diyorum zira korsana savaş açan devletin vicdani bir planı yok amacı ergi alamadığı bir ürün olmaması. Bunların hepsi bize korsanın vicdani değil ticari bir mesele olduğunu gösteriyor. Bu nedenle korsanı ancak ve ancak distribütörün yüksek karlarını düşürmesi ve maliyetlerini makul seviyelere çekmesi ile olur. Bakın apple çok ucuz fiyatlara internet üzerinden müzik parçaları satıyor. Hatta birçok grubun müzikleri artık internetten parasız indirilebiliyor. Örnekse

Coldplay’in yeni albümü.

En büyük tehdit virüs değil antivirüs yazılımları

Virüs üretimi yine firmaların işi mi?

Bilişim dünyasında ciddi bir virüs tehdidi olmadığını belirtmek istiyorum. Virüs konusunda benim şu an gördüğüm tek tehdit, bilgisayarlarınızın kaynaklarını yiyip yok eden antivirüs yazılımları. Gerçi bu yazılımların içinde gerçekten iyi çalışanlar da var ama çoğu fena halde. Bu nedenle bu konuda en ciddi savunma yöntemi bilinçli kullanımdır.

http://www.dunyabulteni.net/news_detail.php?id=108331

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir