GÜNEŞ ENERJİSİ BİR TERCİH DEĞİL, MECBURİYET!

“GÜNEŞ ENERJÄ°SÄ° BÄ°R TERCÄ°H DEĞİL, MECBURÄ°YET!”

Güneş enerjisinin kullanımına başlanmasından beri en akıllıca buluş
olarak nitelendirilen ve güneş enerjisinin soğutma amacı için
kullanılmasını sağlayan sistemin mucidi Dr. Ahmet Lokurlu: “Güneş
şimdiye kadar sadece ısıtmada kullanılıyordu, bizim alâmetifarikamız
ise güneşle soğutmamızdır” dedi.

Güneşin şimdiye kadar ısıtma için kullanıldığı biliniyor. Dr.
Lokurlu’nun kurduğu sistemle güneşin en yoğun ve dik geldiği
dönemlerde en çok ihtiyaç duyulan soğutmanın, güneş enerjisi
kullanarak yapılması.

Dr. Lokurlu, SOLITEM sistemlerinin; Türkiye, Kıbrıs, Fas, Ürdün ve
Almanya gibi ülkelerin büyük AVM’lerinde, hastanelerinde, otellerinde
kurulduğunu, Meksika ve Brezilya’da ise kurulum çalışmalarına
başlandığını belirtti. TIME Dergisi tarafından “Dünyanın Küresel
Kahramanı” seçilen Lokurlu’ya göre; Türkiye güneş enerjisini verimli
kullanmada potansiyelinin yanına yaklaşabilmiş bile değil.

Güneş enerjisinden soğutma sistemlerinin mucidi Dr. Ahmet Lokurlu’nun
kurduğu SOLITEM; dünyaya güneş enerjisi ile soğutma sistemleri
kuruyor. Şimdiye kadar, Türkiye, Kıbrıs, Fas, Ürdün ve Almanya gibi
ülkelerde kurulmuş parabol güneş enerjisi sistemlerinin, Meksika ve
Brezilya gibi güneşi bol ülkelerde de kurulumlarına başlandı.
Dünyadaki yenilenebilir enerji kaynaklarının başında gelen güneşin en
güvenilir ve sonsuz enerji kaynağı olduğundan hareketle kurulan
SOLITEM sistemleri; büyük AVM’ler, 100 kapasite ve üstü oteller,
hastaneler, fabrikalarda kurulumları yapıldı. 5 yılda kurulum
maliyetini amorti eden sistem, yazın soğuma, kışın ise ısınma için
kullanılabiliyor.

SOLITEM’in teknoloji ve üretim alanında dünyada eşi olmayan
Ankara’daki fabrikası ise Eylül ayında, çeşitli ülkelerden ve
Türkiye’den bakan ve başbakanlık düzeyinde katılım ile açılacak. Tüm
üretimin robotlarla gerçekleştirildiği fabrikayı ise dünyanın bir çok
ülkesinden heyetler görmeye geliyor. Bu ülkelerin başında ise dünyaya
teknoloji ihraç eden Japonya var.

Dünya hızla ısınıyor

Dünyada kullanılan fosil yakıtlarının iklimler ve doğrudan doğa
üzerinde yarattığı etki, gün geçtikçe daha iyi anlaşılıyor. Özellikle
tarihsel açıdan bakıldığında 19. yüzyılda yaşanan Sanayi Devrimi ile
birlikte karbondioksit salınımının, buna bağlı olarak da küresel
ısınmada tehlikeli oranda artış görülüyor. Sadece 130 yıllık bir
sürede tüm dünyadaki ısı 1 dereceye yakın artmış durumda. Sadece
Ä°kinci Dünya Savaşı’ndan bu yana sera etkisi yaratan karbondioksit
gazının salınımı 6 katına çıktı. Ağır sanayi ve buna bağlı olarak
gelişen sektörler fosil yakıtlarını kullanarak enerji ihtiyaçlarını
gideriyor ve bunun bir sonucu olarak da iklimlerin yapısı değişiyor.

Bu hızlı tüketim, aynı zamanda üretimin de önüne geçiyor, petrol
fiyatlarının sürekli artmasına neden oluyor. Sadece gelecek 20 yıl
içerisinde petrolün varil fiyatının şu andaki seviyenin 2 katına
çıkması öngörülüyor. İklimin değişmesi bir kenara bırakılsa dahi, bu
durum sanayinin kendisine yakın zaman içerisinde yeni bir enerji
kaynağı bulmasını gerektiriyor. Şu anda dünyada birçok firma; güneş
enerjisi, dalga enerjisi, rüzgar enerjisi, hidroelektrik ve bio kütle
gibi alternatif kaynakları araştırmaya başladı. Bunlar arasında en az
yatırım maliyeti gerektiren ve en yüksek potansiyele sahip enerji
kaynağı ise güneş enerjisi.

Güneş enerjisi ile sıfır karbondioksit salınımı

1999 yılında Dr. Ahmet Lokurlu tarafından kurulan, dünyada güneş
enerjisi kullanan ve soğurmalı soğutma ünitesi ile çalışan enerji
tedarik sistemlerinin geliştiricisi, patent sahibi ve dünya lideri
kuruluşu SOLITEM, öncü sistemi ile diğer firmaların önüne geçti.
SOLITEM, aynı zamanda dünyanın daha iyi bir yer olması adına şu ana
kadar yapılmış en çevreci ısıtma ve soğutma sistemlerini sunuyor. Bu
sistemin mucidi, dünyanın en saygın bilim adamlarından Dr. Ahmet
Lokurlu yenilikçi ve öncü SOLITEM teknolojisini “Herhangi bir
karbondioksit salınımı yapmaksızın enerji üretimi sağlayan SOLITEM
teknolojisi böylelikle hem fosil enerji kaynaklarını korunmasını
sağlar, hem de greenhouse gazlarının üretimini önler. Sistem, iklim
değişikliği ve enerji krizinin tam karşısında duran bir prensiple
çalışır” olarak özetliyor.

Türkiye enerjiyi en pahalı kullanan ülkelerin başında yer alıyor

Güneş enerjisinin potansiyeli ışının geliş açısıyla doğru orantılı.
Özellikle Türkiye gibi Akdeniz kıyısındaki ülkeler bu açıdan büyük bir
avantaja sahip. Ancak bunun şu anda tersi bir tablo ortada. Bu yıl
sonuna kadar Türkiye’nin 34,5 milyar dolarlık bir enerji ithalatı
yapması bekleniyor. Enerji tüketiminde ülkelerin dikkat etmesi gereken
bir başka konu ise klima kullanımı. Avrupa Birliği kapsamında yapılan
araştırmada üye ülkelerden, İspanya, Portekiz ve İtalya, toplam klima
enerji tüketiminin yüzde 51’ini oluşturuyor. Durum bizim ülkemizde de
çok farklı değil. Her yıl milyarlarca dolar, klimaların çalışması için
gereken enerjiye harcanıyor. Her ne kadar tasarruflu klimalar piyasada
yer alsa da gereken enerji miktarı çok büyük. Türkiye pahalı enerji
kullanımında dünyada hep ilk sıralarda yer alıyor. En pahalı enerjiyi
ada ülkeleri Malta ve Kıbrıs kullanıyor ve Türkiye bunlardan sonra
gelen 3. ülke. Dr. Lokurlu’nun buluşu ile özellikle yaz aylarında
artan klima kullanımına bağlı enerji kaynakları tüketimi, tersine
işliyor. Türkiye gibi güneşi bol olan ülkelerde soğutma için ihtiyaç
duyulan elektrik gibi enerji kaynaklarının tüketimi yerine; varolan
güneş enerjisi, kurulan sistem aracılığı ile soğutmada kullanılıyor.

Dr. Ahmet Lokurlu’nun teknolojisi 2004 yılından bu yana çeşitli
ülkeler ve organizasyonlar tarafından ödüllere layık görülüyor.
Almanya, İsviçre ve Avusturya gibi ülkeler tarafından enerji
harcamasını aşağı çekmesi yönüyle ödüllendirilen Lokurlu, Energy
Global Award, Global 100-eco Tech Award ve Sustainability Award gibi
dünya çapında önem teşkil eden ödüllerin sahibi oldu. Ayrıca 2007
yılında Dr. Ahmet Lokurlu Time Dergisi tarafından “Dünyanın Küresel
Kahramanı” ödülünü de aldı. Bu ödülü daha önce alan kişilerin arasında
Prens Charles, Angela Merkel, Mikhail Gorbaçov ve Al Gore gibi isimler
yer alıyor.

Türkiye kullandığı enerjinin yüzde 73’ünü ithal ediyor

Konu hakkında yorum yapan Dr. Ahmet Lokurlu, enerji politikaları
üretilirken, özellikle Türkiye gibi ülkelerde sürdürülebilir
kaynaklara yönelmesinin önemini vurguladı. Dr. Lokurlu, güneş
enerjisinin bir seçenek değil, bir mecburiyet olduğunun altını
çiziyor. Türkiye şu anda kullandığı enerjinin sadece %27’sine sahip,
kalan %73’lük pay ise ithal ediliyor. Bu da artan fosil yakıtları göz
önüne alındığında Türkiye’nin önünde ciddi bir yol ayrımı olduğunu
gösteriyor. Ya önümüzdeki dönemde gerçekleştirilen enerji yatırımları
güneş enerjisi gibi sürdürülebilir kaynaklara yönelik yapılacak ya da
tablo bu sarmalın içinde giderek daha vahim bir hal alacak.

“Dünya güneş enerjisi kullanılarak kurtarılabilir”

Gerçekleştirilen bu buluÅ
Ÿ sayesinde kurumlar güneş enerjisini sadece
ısınma için değil soğutma alanında da kullanabiliyor. Bu da güneş
enerjisinin kullanılabildiği zaman aralığını ve sektörlerini ciddi bir
biçimde genişletiyor. Oteller, yiyecek üretim tesisleri ve içki
fabrikaları, güneşin ısıtıcı ve soğutucu enerjisinin yanında basınçlı
buharı da kullanabiliyor ve üretim süreçlerine dahil edebiliyor.
Süpermarketler ve veri merkezleri, güneş enerjisini kışın ısıtmakta,
yazın ise soğutmakta kullanabiliyor. Hava alanlarında ve madenlerde
ise güneş enerjisi soğutma özelliği ile birleştirilebilmekte, burada
çalışan kişilerin ve ziyaretçilerin yaşam kalitelerini de arttırıyor.

Dr. Lokurlu, konu ile ilgili olarak: “Tüm dünya sürdürülebilir
enerjinin ne kadar önemli ve vazgeçilmez bir olgu olduğunun farkına
vardı. Türkiye’de ise birkaç kurum dışında durumun vehameti halen
gözardı ediliyor. Özellikle, Almanya ve İngiltere gibi ülkelerde
enerji politikası bu alternatif kaynakların etrafında şekillenirken,
Türkiye bu konuda bir adım geride. Ancak hiçbir şey için geç kalınmış
sayılmaz. SOLITEM olarak gerçekleştirdiğimiz projeler yavaş yavaş
insanların ilgisini çekmeye başladı. Önümüzdeki dönemde yatırımcılar
ve hükümetler yol haritalarını günü kurtarmak adına değil, kalıcı ve
uzun vadede sonuç almaya yönelik olarak belirlemeliler” dedi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir