Privacy vs anonymity

Dünya’yı ve yaşamı herşeyi bir sembolle anlatın desem, bunu yapmak mümkün olabilir miydi? Yıllar önce; Türkiye’deki ünlü isimlerden bir satır ile hayatın onlar için anlamını yazmalarını istemiştim. Sonra bunu bir blog haline getirdim. http://hayatnedir.wordpress.com/ . İlk birkaç bölüm ingilizce olsa da çok farklı görüşlerle karşılaşacaksınız. Bu çalışmadan benim çıkarımım, hayatı bir tek cümle ile kimsenin anlatmayı başaramayacağı yolundaydı. Ancak yin yang sembolü bu işi başarabiliyor. Dünyadaki herşey çift kutupludur. Bu kutuplar birleşerek ancak o kavramı oluşturur. Gece – gündüzden, hırsız- polise kadar herşey çift bakış açısı, cift kutupla bir kavrama dönüşür. Yin yang’in bir önemli özelliği daha vardır. Oldukça yuvarlak bir geometriye sahip olan sembolün içinde yuvarlaklar oluşturduğunuzda her kavram bir süre sonra sizi aksine götürür Yani yin ile yang arasındaki uyum sadece bir bütünü tamamlamak noktasında değil, aynı zamanda yindeyken hayatınıza devam ettiğinizde yange ulaşırsınız.
Bunu genel hayata uyguladığınız zaman, bir kavram ancak ters anlatımı ile mümkündür ve eğer bir kavrama eğilirseniz onun hem takip ettiğiniz kutbunu hem de ters kutbunu öğrenirsiniz. Güvenlik görevlilerinin, kanun kaçaklarının bütün yöntemlerini bilmesi aynen bunun gibidir. Ancak bu konuda hiç kafa yormayan iki kavramla da ilgisi olmayan insanların da olabileceğini bilmek lazım. Yani hayatta bir kavrama ilgi duyuyorsanız onun tezini ve anti tezini bilirsiniz. Sadece biri değil ikisi de doğrudur ve ancak birlikteyken o kavramı oluşturur.
Şimdi bu bilgilerle, internet üzerinde anonymity (gerçek kimliğini saklamak) isteyen insanlara bir bakalım. Buna ihtiyaç duyan kişiler genel olarak, iki sebepten yola çıkıyorlar. Ya anonim olarak yaptıklarının gerçek hayatlarını tehdit etmelerinden korkuyorlar. Birini ispiyonlayabiliyorlar, birini suçlayabiliyorlar. Yada direkt saldırabiliyorlar. Yada gerçek hayatlarında oluşturdukları karakteri bu ortamda anonim olarak söylemedikleri zaman zarara uğratacaklarından korkuyorlar. Google CEO’su Eric Schmidt’in geçen hafta yaptığı açıklama işte tam da bu konuyla ilgiliydi. Gençken rahatça çektiğiniz ve arkadaşlarınızla paylaştığınız fotoğraflar daha sonra bir işe girmenize engel olabiliyor.
Aslında bu durumun müsebbibi, sanayi devriminden sonra oluşan kurumsal hayatın, herkesin kimliklerini parçalamasından kaynaklanıyor. Evinde pijaması ile mangal yapan kişi, pazartesi sabahı takım elbisesini giydiğinde bambaşka bakış açısına sahip bir insan haline geliyor. İşte bu kimlik bölünmesi özellikle kurumsal şirketlerde orta ve orta üstü konumdaki yöneticileri çok etkiler hale geliyor. İşin kötü tarafı yeni dünyanın düzenine ayak uyduramamış, bu durumdaki bir kimlik parçalanmasının içinde yaşayan insanların oranı oldukça fazla.
Bu durumdan yarar sağlayanları da unutmamak lazım. IK departmanları iş başvurularında sosyal ağları kontrol ediyor ve ne üzücüdür ki kendilerinin de evde yapmaktan çekinmeyecekleri durumlarla karşılaştıklarında bile bunu iş başvurusu yapan kişinin aleyhine kullanabiliyorlar.
Aslında sorun gizlilik veya anonim olmak değil. Aslında sorun tek parça ve heryerde aynı insan olabilecek kadar kişiliğinden taviz vermemek. Aslında sorun karşısındakinin de insan olduğunu unutan ve onlarında eğlenebileceklerini yaşayabileceklerini, zevklerinin, saplantılarının, sapkınlıklarının (hukuki ve ahlaki sınırlar içinde kalmak kaydı ile) olabileceğini  kabul edemeyen insanlar. Daha da önemlisi aslında sorun; belki de biraz başkalarının hayatını gözleme zevklerini tatmin etmek için iş başvurusunda bulunan kişilerin sosyal ağlarda incelenmesine göz yuman, bunu yapanlara kızmayan yöneticiler.
Yani aslında sorun teknoloji değil insanlıkta. Erdemli insan olabilmekte. Dedikodu, gözetleme gibi soysuz hareketlerde bulunmama ve bulundurtmamakta.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir