IPTV gerçekten gelecek demek mi?

Geçen gün köşe yazarı arkadaşlarımdan biri ile sohbet ederken, ben bir yazı yazıyorum ama konusunu söylemeyeceğim diye ona biraz takıldım. Hanımefendi beni uzunca bir süredir tanıdığı için; bildiği her zayıf noktamdan sıkıştırmaya başladı. Malum hanımefendiler bizim hakkımızda herşeyi nasıl kullanacaklarını bilir ama çoğunlukla bazı istihbaratlarını bu özel anlara saklarlar. Bir süre sonra gelen saldırılara dayanacak gücüm kalmadı ve konunun iptv ile alakalı olduğunu söyledim. Hanımefendinin suratı düşünce sebebini konuya olan ilgisizliği zannettim. Tabii ki yanılmışım asıl sebep benim bu aralar her yerde iptv konuştuğumu bilmesi imiş.
Sanıyorum hepimiz aynı durumdayız. IPTV ile yatıp IPTV ile uyanıyoruz. Bu nedenle de birisi eski teknolojilerden bahsetmeye başladığında hepimiz sanki ağır sözler duyuyormuş gibi oluyoruz. Ancak biz köşe yazarları bir söze bayılırız. “Herkes sizinle aynı görüşte ise yanlış yapıyorsunuz” der Oscar Wilde. Ben de herkes benimle aynı görüşü paylaşıyorsa hemen paronayak bir tavır takınır, görüşlerimi ve çevremi sorgulamaya başlarım.
İşte tam böyle hafif de bulutlu bir günde Nuri Çolakoğlu’nun ofisindeydim. Genelde bilişimle başlayan konuşmaların tarihçisi ben olmaya alışığımdır. Benden yaşça çok büyük insanlarla oturuyor bile olsak ben bilgisayarla geçmişimi anlatmaya başladığımda karşımdakiler dinlemeyi tercih ederler. Ancak söz konusu olan Nuri bey olunca; ben anlattıkça o bana daha geçmişi daha geçmişi anlatmaya başladı. Tabii bu uzun zamandır yaşayamadığım bir durum olunca ben de bu etki ile iptv dünyasını onun gözünden sorgulamaya çalıştım. Nuri bey gelecekle ilgili çok ümitli konuşuyor. Türkiye’nin kabuklarını kırmaya başladığını, vizyoner insanların hayata kattıklarının, gündem ne kadar kör düğüm olursa olsun azalmayacağını söylüyor. Türkiye’nin genç nüfusunun dünyanın dikkatini çektiğini, bunun sadece bir pazar değil üretim meselesi olduğunu söylüyor. Bu beni çok rahatlattı.
CHP Uşak Milletvekili Osman Çoşkunoğlu geçenlerde aradı, öncelikle CHP’nin internet stratejileri üzerine konuşma imkanı bulduk. Partinin yeni dönemdeki projelerinden bahsetti, siz bu yazıyı okurken muhtemelen yayına girecek olan yeni web sitesinin tasarımları hakkında görüşlerimi sordu. Her ne kadar referandum ve arkasından seçim için siyasi arena hareketlenmiş olsa da bu hareketin bereketinin bütün ülkeye yağacağı kesin. Yeter ki siyasi polemikler ve çekişmelerden uzak duralım. CHP eğer konuştuğumuz çizgide devam ederse; Türkiye dijital alanda etkin bi parti yönetiminin ne demek olduğunu görme imkanını bulacak. Bu da beni ümitlendirdi.
Güzel Sanatlar Ajansının kurucu ortaklarından Alinur Velidedeoğlu; hem görüşlerimi almak hem de sohbet amacı ile bu ay içinde beni ajansına davet etti. Alinur ile yolumuz çok denk gelmiş olmasına rağmen, cok da sohbet etme şansına sahip olamamıştık. O yüzden neredeyse tam bir gün ajansından çıkmadan sohbet ettik. IPTV konusunda ürettiği ürününü ve devamında yapmayı planladıklarını anlattı. Düşüncelerimi dinledi. Yaptıklarından etkilendim.
Acaba yanlış mı yapıyoruz bizden başka kimse bu konuyu konuşmuyor mu diye düşünürken yaptığım üç farklı görüşme bana doğru yolda olduğumuzu gösterdi. Geçenlerde Türkiye Bilişim Vakfı ile gerçekleştireceğim bir projenin toplantısında Faruk Eczacıbaşı’nın da  IPTV konusuna ilgisi beni iyice mutlu etti.
Türkiye bir açılımın eşiğinde, biz ise dernek olarak en öndeki kişileri arasındayız.Yüksek teknolojinin medya ile birleştiği noktada global şirketlerin rüzgarı altında kalmadan yepyeni teknolojiler üretebilir, sadece Türkiye içinde değil, yakın ülkeler ve hatta bütün dünyada güçlü yapılar kurabiliriz.
Bunun olacağını söylemekten büyük mutluluk duyuyorum.

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir