“Stop trying to hit me and hit me”

Geçen gün Boomberg’de yayınlanan Dragon’s Den’in bir bölümünü seyrediyordum. Kimseyi eleştirmeyeceğim ancak bir durumu anlatacağım. Ne de olsa biz danışmanların görevi kapıyı göstermektir. apıdan geçmek ise o bilince ve isteğe sahip icracının işidir.
Dragon’s Den’de, çocuk restorantı açmak için, birisi teklifte bulundu. Bütün yatırımcılar şüpheli bu teklifi son derece haklı sebeplerle geri çevirdiler. Buraya kadar herşey normal. Ancak Gamze Cizreli ile yatırımcı arasında bence derinlemesine incelenmesi gereken bir konuşma geçti. Bu konuşmayı ve görüşlerimi yazmadan önce, bir kere daha uyarıyorum, burada yapılan herşey bu yarışmaya göre doğruydu ancak bu kısmını da düşünmek gerekir.
Yatırımcı isteklerini sıralayınca Gamze Cizreli daha önce böyle bir çocuk restorantının dünya çapında bir zincir tarafından denendiğini ancak başarısız olduğunu, çocukların hafta içi okula gitmelerinin bu başarısızlığın sebebi olduğunu söyledi. Ayrıca bu tip restorantların ancak ve ancak büyük çocuk parklarının içinde iş yapabileceğini söyledi.
Ben işte işin bu noktasını anlamıyorum. Çocuk restorantı açıldı başarsız oldu, artık Türkiye’de bu iş tutmaz genellemesi çok büyük değil mi? Girişimci ruh bu kadar basit sebeplerle bir iş kolundan vazgeçebilir mi? Yanlış anlamayın bu mantıkla bu işe girmemesi son derece doğaldır ancak bu genelleme ile bu işe girmek isteyenlere zarar vermesi çok doğru gelmiyor bana. Belki birisi bu işi çözecek başka bir yol bulacak. Daha ilginci hangimiz önümüze Youtube gibi bir proje geldiğinde onaylardık Allahaşkına. Ama youtube aslanlar gibi çalışmaya devam ediyor.
Mesele beğenmek veya beğenmemek değil, mesele bunu söylerken iş koluna zarar vermemek. Birinin bu iş kolunda başarılı olma şansını ortadan kaldırmamak.
İş yapış şekillerinin sadece karlı bir iş planı yapmaktan geçmediğini, bazen başka finans kaynakları bulunabileceğini göz ardı etmemek gerekiyor.
Son dönemde bakıyorum sırf bu korkulardan girişimci projeleri hep yurt dışında başarılı olmuş projelerden modelleniyor. Yazık değil mi? Neden yepyeni bir fikir üretmeyelim. Neden başarılı olmasına izin verecek toprağı oluşturmayalım. Belki dünya çapında bir projenin sahibi de Türk’ler olur… Neden olmasın?
Yine son dönemde dikkat ettiğim birşey de başarı gelince bununla yetinme alışkanlığı olan girişimciler. Bunu da anlamakta zorlanıyorum. Hala Türk insanının yüreğini kabartan büyük projeler yok. Bana PR yatırımı üzerinden  şişirilmiş haberlerle kenini başarılı gösteren şirketleri lütfen örnek göstermeyin.
Son olarak konu daha iyi anlaşılsın diye; Matrix üçlemesinin ilkinden bir sahneyi anlatacağım. dediğim gibi bizim görevimiz kapıyı göstermek. Kapıyı görüp geçecek olan sizlersiniz.
Morpheus, Neo’yu eğitim için dünyadan modelledikleri bir odaya götürür ve dövüşmesini ister. Neo önce ortama ayak uydurur. Morpehous bunu adaptasyon yeteneği olarak açıklar. Sonra Neo ciddi anlamda Morpehous’u sıkıştırır. Bu durumda Morpehous  “stop trying to hit me and hit me” der. İşte şu an Türkiye’deki girişimcilerin durumu bu. Herkes adapte oldu ama sadece güçlerini deniyorlar. Ama sonuca odaklı bir iş yapmak yerine, oynuyorlar. Devamında ne mi olacak? Filmde de olduğu gibi girişimci gücünü kullanmayı öğrenecek önce. Sonra manipüle edildiğini farkedecek. Bir şüre güvensizlik yaşayacak. Sonrası mı? Morpehous’un dediği gibi:

“I’m trying to free your mind, Neo. But I can only show you the door. You’re the one that has to walk through it.”
http://www.youtube.com/watch?v=WvzgRhBYgho

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir