Formula 1 neden Türkiye’de olmadı?

Her hafta IPTV dersi vermek için Okan Universitesine gidiyorum. Okan Universitesi, istanbul Park yani şu Formula 1 pistinin hemen yanında. Malum yol çok uzun… Giderken düşündüm, İstanbul Park’ın pazarlamasından sorumlu olsam neler yapardım. Formula 1 ve motor sporları için yapılan o koca yatırımı nasıl feasible hale getirirdim?
Aslında yapılan yanlışlar o kadar basit, o kadar komik ki;
İlk Hata : (PR)Formula 1 ve motor sporları kendine ait kitlesi olan bir spordur. İzleyicilerin çoğu belli kültür ve gelir seviyesinin üzerindedir. Bu nedenle bu sporun pazarlamasını yaparken öncelikle kendi kitlesine ulaşmakta büyük yarar vardır. Bu kitlenin içinde, Monako’daki yarışa parasıyla gitmekten imtina etmeyecek basın mensupları da vardır. işte ilk hata bu insaları dışlamak, yerine popüler yazarlara bir pazar pikniği önermekle yapıldı.. Tabii bu arkadaşların motor sporları ile ilgileri olmadığından, çoluk cocuk doluşup geldiler. Motorsporları ile ilgilenenler pistte yer bulamazken, paddock’da çoluk çocuk dolu bir kitle vardı. Ama bu kitle memnun oldu mu? HAYIR! Çünkü motor sesi çocukları rahatsız ediyordu…
İkinci Hata: (Medya Seçimi) Ben İstanbul Park’ın yetkilisi olsam, Formula 1’in yayınlandığı mecrayı dikkatli seçerim. Bilenler bilir, ilk zamanlar NTV’de yayınlanıyordu. İzleyicisi vardı. sonra CNNTurk’e geçti. Ancak bütçesi çok yetersizdi. Grup içinde Star’daki futbol hakları daha çok rating getiriyordu. CNNTurk’ün spor ekibi tarafından zorlukla götürüldü. Rating’i de biraz düştü. Ama TRT bambaşka bir hataydı. Hem yayın kalitesi, hem yayının yapılış şekli,  röportajlar. Rezaletti.
Üçüncü Hata : (Prodüksiyon) aslında ikinci hatada biraz bahsettim ama daha derinlemesine anlatayım isterim. Devrin politikacıları ile sohbet, F1 izleyicisinin hiç ama hiç ilgisini çekmiyor. Hiçbir zaman da çekmeyecek. F1 meraklılarının eklediklerini algılamadan dayatmalar programın hepten rating’ini sıfırladı.
Dördüncü Hata : (Pazarlama) Türkiye içinde bu işi pazarlayabilecek çok etkin isimler vardı. Ali Özgün, Canan Özgün gibi. Ama F1 onlardan yardım almadığı gibi o kadar dışladı ki; onların yaptıkları yatırımı da mahvettiler.
Beşinci Hata : ( Pazarlama)  İlk yıl yurtdışından çok iyi olmasa da bir kitle Türkiye’ye yarış için geliyordu. Bunu arttırmak için Türkiye yakın ülkelerde F1 kampanyaları yapmalı, pazarlama bütçesinin bir kısmını bu kampanyalara hatta buaradan gelecek kitlenin ahatına ayırmalıydı. İstanbulpark ekibi bunu da beceremedi.
Altıncı Hata : (Strateji) sanıyorum kitlelere gitmeyi öncelikli strateji yaptılar. Yanlış bir stratejiydi ama bir stratejiydi. Stratejide yapılacak en büyük hata yanlış stratejiyi seçmek değil, yolun yarısında at değiştirmektir. Biz tam dimyattaki pirince giderken evdeki bulgurdan olacaklar derken, bunu bile doğru dürüst yapamadıklarını gördük. Artık ne pirinç ne bulgur var.
Yedinci Hata : (Yönetimsel) F1 yönetimi ile devamlı bir kavga hali aldı. Bunun sebebi daha toparlanmadan istemekten geçiyordu.
Şimdi ne yapmak lazım:
Kurtköy’e haritada bir bakın. Havaalanı, limanı ve bir pisti var. Her yerden ulaşılabilir bir mekan. F1 gider gitmez bilinmez. Ancak, motorpiste insanları alıştırmak gerek. Parasız motor kursları vermek lazım. Bazıları hız merakı için bu piste gelecektir. Bu kursların bütçeleri İstanbul Park pazarlama bütçesinden karşılanmalı. Almanya’da sertifikalı Porshe, Mercedes ve Ferrari eğitimleri var. Bir iki günlük. Paket turlarla Türkiye’de de bu eğitimlere başlanmalı. Kalburüstü bir kitlenin yurt dışından buraya gidip gelmesi sağlanmalı. Ancak herşeyden önce Türkiye’de F1’e gönül vermiş kitleyle sadece barışmayıp, onlara hak ettikleri değeri vermek gerekiyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir