IPTV’de İçerik

Yayın içeriğinde neler yer alacak? 

IPTV bir eve dört bin tane kanalı aynı anda getirebilecek televizyonculuk ve internet teknolojisine sahip alandır. Bu nedenle IPTV’nin oluşmasıyla birlikte her saniye evinize 4.000 saniyelik içeriğin akması gerekiyor. Diyelim ki 4.000 saniyelik içerik çok kısa zamanda oluşturulamadı. En azından 1.000-2.000 sn. içeriği oluşturamayan servis sağlayıcıları ciddi anlamda tehlike altında olacaklar. Bu nedenle bir servis sağlayıcının yani IPTV servis sağlayıcısının en büyük kozu elindeki içerik olacaktır. Tabii bu durum IPTV konusunda ciddi anlamda içerik üreticilerinin etkin olabileceği bir yapının ortaya çıkacağını gösteriyor. Yani distiribüsyon kanallarına sahip olan televizyon şirketleri mevcut dağıtım yapılarını kullanarak etkin olamayacaklar, daha çok distribüsyon yapıları içerik arayacak hale geldiği için içerik tarafında içerik üreticileri ciddi anlamda önemli hale gelecektir. Bu içeriklerin üzerinden şimdi kısaca geçelim isterseniz:

Global içerik: Yani şu anda sinemalarda gösterilen filmler ve gösterilmiş olan filmlerin olduğu içerik var. Bu içeriklerden bir kısmının public domain hakları var. Yani bir kısmı telif hakları zamanını geçirdiği için (yanlış hatırlamıyorsam film için özellikle 50 yıl kadar bir süreden bahsediyoruz) bu süreyi geçirdiği için artık halka mal olmuş filmler var. Bu filmlerin kullanılmasında bir problem olmayacaktır. Ancak geri kalan telif haklarının söz konusu olduğu filmlerde bir lokasyon problemi ciddi anlamda vardır.

Şimdiye kadarki televizyon yapısı lokasyon temelli çalıştığı için şu ana kadar bu noktada ciddi problemler yaşanmıyordu. Önce analog çalışan, antenle çalışan televizyon yapıları çok küçük lokasyonlarda çok küçük alanlarda iş gördüğü için çok rahat bir şekilde telif problemi olmadan filmi yayınlayabiliyorlardı. Daha sonra uydu yayıncılığı ortaya çıkınca bazı sıkıntılar oluşmaya başladı. Mesela Türkiyedeki bir televizyon kanalını uydu üzerinden şu anki yayınını Türkiye’den izlediğiniz zaman farklı bir yayınla karşılaşıyorsunuz, Almanya’dan izlediğinizde farklı bir yayınla karşılaşıyorsunuz, Amerika’da izlediğiniz zaman farklı bir yayınla karşılaşıyorsunuz. Bu tamamen telif hakları ve telif yasası ile ilgilidir. Kanal D’nin kendi ürettiği içerikte bir problem olmamakla birlikte özellikle dışarıdan aldığı global içerik konusunda ve özellikle videolar, filmler konusunda ciddi anlamda yasaklamalarla karşılaşıyor ve bu yasaklamaları da uygulamak zorunda kalıyor.

“IPTV bir yandan lokasyon temelli olacak ama bir yandan da aslında lokasyon bazlının dışında bir yeni yapının da ortaya çıkması çok yakın bir zamanda söz konusu olacak, bu yapıya şu an OTT diyoruz!”

Şimdi IPTV ile birlikte yepyeni bir dünyaya giriyoruz. IPTV bir yandan lokasyon temelli olacak ama bir yandan da aslında lokasyon temelli olmanın dışında bir yeni yapının da ortaya çıkması çok yakın bir zamanda söz konusu olacak. Çünkü şu anda bile sling media üzerinden lokasyonun delindiği bir yapıdan bahsediyoruz. Sling mediadan kastımız nedir peki; bir set-top box’ı televizyonunuzun üzerine koyuyorsunuz, bu set-top box sizin elinizdeki dijital platforma ya da diğer set-top box’a etki ediyor. Böylelikle internet üzerinde, dünyanın neresinde olursanız olun evinizdeki televizyonu seyrediyormuş gibi cep telefonunuzdan, bilgisayarınızdan veya orda uygun bir set-top box varsa o set-top box’dan evinizde izleyebileceğiniz bütün kanalları, evinizde izleyebileceğiniz bütün içerikle birlikte izleyebilme hakkına sahip oluyorsunuz.

Tabii yukarıdaki örnekte dağıtım yöntemi bire bir olduğu için ciddi bir telif yasası problemi şimdiye kadar görmezden gelindi. Burada neden bahsediyorum onu söyleyeyim; diyelim ki İstanbul’da Kanal D, Jurassic Park’ı yayınlama kararı aldı ve bununla ilgili telif ödemesini yaptı ve dedi ki; “Türkiye’de ben Jurassic Park’ı yayınlayacağım, bununla ilgili telif bedeli şudur ve ben bunu ödüyorum.” Ben de evime bir sling box kurdum ve sling box üzerinden Kanal D’deki yayını Amerika’da seyrettim. Şimdi bu noktada diyeceksiniz ki milyonlarca kişinin olduğu bir ortamda 1 kişinin bu yasağı delmesi çok büyük problem değil ama IPTV altyapısı oluşmaya başladıkça IPTV distribütörleri dünyanın herhangi bir yerinde oturup farklı yerlere VPN’ler aracılığıyla içerik üretebilir ve içerik basabilir noktaya gelebiliyorlar. Söz gelimi; telif ücretlerinin çok düşük olduğu bir ülkede bir servis sağlayıcı olarak IPTV uygulamasında başlayabilir ve başladığınız IPTV uygulamasını dünyanın her yerindeki abonelere ulaştırabilir noktaya gelebilirsiniz. Açıkcası bu kısa vadede mümkün olabilir gibi görünmüyor. Bunun en önemli sebeplerinden birisi IPTV’nin yeni oluşumuyla birlikte altyapıda ciddi değişikliklerin olması gerekliliği.

Şu anda bütün ülkeler IPTV’ye uygun olabilecek altyapıyı oluşturmakla uğraşıyorlar. Ancak belirli bir zaman sonra IPTV’ye uygun altyapının oluşması ya da en azından bizim bildiğimiz ortak ülkelerde IPTV altyapısının oluşmasıyla birlikte bu sorunun ciddi anlamda bir problem haline geleceğini görmek mümkün. Bu da zaten yanlış olan distribüsyon yöntemleri kontrol sistemi DRM’in ciddi şekilde değişeceği anlamına geliyor. Bundan kastım; şu ana kadar yasaklar tamamen lokasyon temelliydi, yani evet siz Türkiye’de Jurassic Park’ı gösterebilirsiniz ancak Almanya’daki yayınınızda Jurassic Park olamayacak denilebiliyordu ve bunu kapatabilmek kolaydı. Fakat gelecekte böyle bir şey söz konusu olmadığı için abone tabanlı telif yöntemine gidileceğini tahmin ediyorum. Abone tabanlı telif yönteminde sistem şöyle çalışıyor; aynen internette olduğu gibi abone sayısı kadar telif lisansı almanız gerekiyor. Abone sayınız eğer çok fazla ise ödeyeceğiniz telif ücreti de gittikçe aşağıya çekiliyor. Bu özellikle içerik üreten büyük üreticiler için büyük avantaj haline gelmekle birlikte yerel olup büyük olan kanallar için ciddi problemler doğuracağını görmemek mümkün değil. O yerel olup büyük olan kanalların büyük bütçeleri olan kanalların ciddi anlamda kullanıcı içeriğine yöneleceği ve kendi ülkelerinde çekilen filmlere ya da kendi ülkelerinde ulaşabilecekleri telif haklarını da kontrol edebilecekleri içeriklere etki edeceklerini tahmin etmemek mümkün değil.

Bu noktadan baktığınız zaman Türkiye’deki dizi film çılgınlığının gelecek zamanda ciddi anlamda bir avantaj haline geleceğini tahmin ediyorum. Danışmanlığını yaptığım birçok medya kuruluşunda, bu içeriklerin IPTV üzerinde de kullanılabilir şekilde alınabilmesiyle ilgili olarak telif anlaşmalarının içine maddelerin yerleştirilmesini nereden baksanız 3 yıl önce söylemiş olmakla birlikte hukuki olarak IPTV’nin ortaya çıkmamasından kaynaklı olarak telif yasalarının telif anlaşmalarının içine böyle bir şeyi yerleştirebilme imkânına çok da sahip olamıyorsunuz. Dolayısıyla içerik üreticileri yayıncı şirketlerle bu noktada da baktığınız zaman IPTV üzerinde kendi içeriklerinin oluşturulması ve kendi içeriklerinin kullanılması yolunda yeni telif anlaşmaları yapabilecek durumdalar. Bu nedenle de IPTV’nin ciddi anlamda üretim tarafında farklılıklar yaratacağını görmemek mümkün değil. Ancak bununla birlikte içeriğin anlık üretildiği bazı yayınlar tarafında ise çok farklı yapılar söz konusu olacaktır.