Peer to Peer

Bilinen teknolojinin IPTV üzerinde yeni uyarlaması

 

IPTV geniş bant televizyon yayıncılığının internet ortamında gerçekleştirilmesi için kullanılan bir formattır. Bu formatın önemli parçalarından birisi tabii ki bant genişliklerini optimize edebilen yapıların olmasıdır. Bu yapılar IPTV’nin diğer internet teknolojilerine fark atmasını sağlıyor. IPTV gelmeden önce bu bant genişlikleriyle ilgili bu durum ciddi bir problem halindeydi. Çünkü video verisi normal kullandığımız metin verilerine göre hem daha az sıkıştırılabilen hem de daha çok veri genişliğine sahip bilgilerdi. Bu yüzden de bu verilerin bir yerden bir yere ulaştırılması ciddi bant genişliklerini gerektiriyordu. Bunun için ilk zamanlarda kullanılan yöntem standart bildiğimiz her veriyi farklı paketler halinde etiketleyip bu paketleri teker teker göndermek yöntemiyle oluyordu. Yani burada kullanılan yöntemi tam olarak anlatmak gerekirse bir paketin bir milyon kişiye ulaştırılması için bir milyon tane üzerinde karşı tarafın ve gönderenin adres bilgilerinin bulunduğu paket oluşturmak gerekiyor. Böylelikle veriyi oldukça fazla arttırıyor ve aynı zamanda bant genişlikleri çok ciddi anlamda kullanıyor. Tabii daha sonra bu teknolojileri daha iyi bir şekilde kullanabilmek amacıyla görüntü teknolojisinin aktarılması ve belki de metinlerin de aktarılması aşamasında farklı yöntemler kullanılmaya başlandı.

“Peer to peer teknolojisi zaten bilinen bir teknolojiydi. Bu teknoloji sayesinde internet ortamındaki veriler o veriyi kullanmak isteyen kullanıcıların bilgisayarlarının belli bir kısmında tutulup o kısım üzerinden insanların birbirlerine ulaştırması yöntemini kullanıyordu.”

 

Aslında bu konularla ilgilenilmeye başlanılmasının en önemli sebeplerinden birisi metinlerin bir yerden bir yere taşınabilmesi durumunda yaşanan dar boğazlardı. Bu dar boğazların ilkini Clinton davasıyla birlikte Clinton-Monica Lewinsky aşkının bilgisi olan bir metin sağladı. Metnin boyutu 17 KB idi. 17 KB’lık metni o kadar fazla kişi CNN’in sitesinden almaya kalktı ki CNN’in bütün sunucuları o dönemde çöktü. Bunun üzerine yapıyı farklı şekillerde kurmanın doğru olduğuna kanaat getiren CNN, aslında bu faaliyetlerin de yani trafiğin bir şekilde kompanse edilmesi gerekliliğinin de ilk bulucularından birisi oldu. Daha sonra internet ortamında çokça taşınan verilerin farklı yerlere yüklenebilmesi pop noktaları ya da proxyler üzerine yüklenebilmesinin doğru bir yöntem olacağına kanaat getirildi ve servis sağlayıcılar olan proxyler kurmaya başladılar. Ancak bunun da yetersiz kaldığı durumlar söz konusu oldu. Bu durumlarda Akamai gibi farklı şirketler bir veriyi bir yerden çok daha fazla yere ulaştırabilmek amacıyla çeşitli kendi pop noktalarını kurmak suretiyle yeni bir teknoloji geliştirdiler. Bu teknoloji şu anda dünya üzerindeki videoların taşınmasıyla ilgili kullanılan teknolojilerden birisi sayılıyor.

Dolayısıyla şu ana kadar veri trafiğinin yönlendirilmesi noktasında bu şirketlerin çok önemli yeri olduğunu düşünmek lazım. Ancak bunların da yeterli olmadığı durumlarda, özellikle bu gibi markaların ve şirketlerin hizmetlerinin satın alınamayacağı ortamlarda daha kolay daha hızlı yöntemler nasıl geliştirilebilir diye düşünen insanlar peer to peer casting denilen yöntemi buldular. Peer to peer teknolojisi zaten bilinen bir teknolojiydi. Bu teknoloji sayesinde internet ortamındaki veriler o veriyi kullanmak isteyen kullanıcıların bilgisayarlarının belli bir kısmında tutulup o kısım üzerinden insanlarının birbirlerine ulaştırması yöntemini kullanıyordu. Bu yöntemin ilk bulucularından birisi Napster’dı. Napster yalnız bu uygulamanın illegal kullanımı nedeniyle müzik paylaşımı amacıyla kullanılması sonucu çok fazla yasal yaptırımla karşılaşıp faaliyetlerini bir süre durdurma gereği duydu. Daha sonra BitTorrent tarafından farklı uygulamalar geliştirilmeye başlandı. Bunu artık legal ortamlarda kullanan insanlar oluşmaya başladı. Aslında buradaki sistemin çalışma şekli kullanıcıların bilgisayarlarının içindeki bir alanı ve belli bir miktar band genişliğini kendi bilgileri dışında başka kullanıcıların ihtiyaçları için kullanabilmesinden kaynaklanan bir yöntem. Bu yöntemin bir başka versiyonu kullanıcılar tarafından değil de sunucular tarafından yapılan versiyonun ismi de Cloud Computing oldu. Cloud Computing yöntemiyle birden fazla sunucu tek bir bilgisayar gibi davranıp birçok veriyi internet üzerindeki bulutsu bir yapı üzerinde taşıyabilme imkânına sahip oldu. Ancak IPTV ile birlikte bu ihtiyaçların çoğu aslında ortadan kalkıyor.

Bir bilmeyen için ‘Peer to peer casting’

 

Tabii ortadan kalkan ihtiyaçların en önemlilerinden birisi olan ‘peer to peer casting’i de anlatmak gerekiyor. Normal şartlarda internet üzerinde broadcasting yapabilmek mümkün değildir. Ancak bir veriyi, bir videoyu bir yerden bir yere taşırken ya da canlı yayına bir milyon kişi bağlanırsa o videonun ulaştırılması amacıyla her bir dosyadan milyonlarca tane üretip onları da milyonlarca kişiye ulaştırmak gerekiyor. Tabii video söz konusu olduğu zaman burada ciddi bir problem de ortaya çıkıyor. Video görüntülerindeki paketlerin sıralaması son derece önemli bir hal alıyor. Herhangi bir paket geç gelirse o paketin hiçbir önemi kalmıyor. Böylelikle o paket gösterilmeden, kullanılmadan çöpe atılmış oluyor. Durum böyle olunca bunu engellemek için bir süre sonra insanlar, band genişliklerini kullanabilecekleri birçok kullanıcının bir araya geldiği yapı üzerinden peer to peer casting yapmaya başladılar.

Peer to peer casting sayesinde merkez canlı yayını belli bir kısma iletiyor ve o kısım belli bireylerle altında oluşturduğu çemberlere teker teker aynı veriyi ulaştırabiliyor. Böylece belki bir parça gecikme ile birlikte insanlar (gecikmelerde saniyeler boyutunda olduğu için çoğu insanın gözünün bile algılayamayacağı gecikmelerden bahsediyoruz) aynı yayını izleyebilme imkânına sahip oluyor. İşte bu merkezdeki bilgisayar üzerindeki hem işlemcinin hem de bant genişliğinin daha tasarruflu kullanılmasına sebep oluyor.

Ancak IPTV ile birlikte mevcut olan bu durumlar tamamen değişmiş oldu. Çünkü IPTV ile birlikte oluşturulan router yapıları ve trafik yapısı bir veriyi bir milyon kişiye ulaştırabilmek için onu milyon kez çoğaltmak yerine aynı veriyi milyonlarca kişiye aynı anda ulaştırabilen yeni teknolojilere sahip oldular. Bu teknolojilerle birlikte IPTV ile birlikte peer to peer casting en azından bir süre için farklı bir soruna çözüm olmayacaksa kullanılmamaya başlanacak. Ancak “Cloud Computing”in IPTV’nin bir parçası haline geleceğini çok kısa zamanda görüyor olacağız.