Türkiye’de devlet interneti bilmiyor

Güven Sak Radikalde yazmış. Sayın Sak’ın analizi çok yüzeysel. Ancak araştırma noktasını ilettiği için bu kabul edilebilir. Ben bu kadar ümitsiz değilim ama internet konusunda devletin ve hükümetin çok da vizyoner olduğunu söylemek mümkün değil.
Sizi radikaldeki yazıyla ve linkiyle başbaşa bırakıyorum…
—–
http://www.radikal.com.tr/yazarlar/guven_sak/turkiyede_devlet_interneti_bilmiyor-1155720

Türkiye’de devlet interneti bilmiyor

2013 yılı için Nobel Kimya ödülleri daha yeni açıklandı. Değerlendirme komitesi, Martin Karpluss, Michael Levitt ve Arieh Warshel’e kimya deneylerini bilgi işlem ortamına başarılı bir biçimde aktardıkları için ödül verdi. Ödül sahipleri, karmaşık kimyasal işlemlerin bilgisayar ortamında modellenmesi konusunda öncülük yapmışlardı. Nobel ödülünü dün alanlar, kâğıt-kalem ile masa başında, olmadı kara tahtanın önünde tebeşirle çalışırlardı. Teknolojik değişim bilimin önünü süratle açıyor. Yalnızca bilimsel çalışmaları değil, bilgi işlem teknolojisi (BİT) hayatın her alanını değiştiriyor. Bundan sonra hızlanarak değiştirecek. Ama işe bakın ki Türkiye’de devlet interneti hâlâ bilmiyor.
Türkiye’de içinde internet kelimesi geçen 89 adet kanun var. Kanunlar, Meclis’in web sitesinde, bir bakın. Devletimiz internet kelimesini üç manada kullanıyor. Birincisi, onu bir ilan panosu zannediyor. Sınav sonuçlarını filan yayımlayacağınız, duyuruları asacağınız bir ilan panosu anlayacağınız. İkincisi, devletimiz internetin posta kutusu olduğunu düşünüyor. İhale, vergi formlarını filan oraya gönderiyorsunuz. Üçüncüsü, her şeyin en iyisini bilen devletimiz internetin potansiyel bir suç aleti olduğunu düşünüyor. Suç aleti deyince öyle karmaşık işleri filan tarif etmiyor, hakaret etmek için araç oluyor mu diye bakıyor. Sonucu açıklayayım. Türkiye’de devlet interneti bilmiyor. İnternet ekonomisinin nereye doğru gittiği ile ilgilenmiyor. Bu teknolojinin hayatın her alanına süratle uygulanması sürecinde, özellikle, gerekli mevzuat altyapısı açısından, Türkiye nal topluyor. İnternet ekonomisinin yüzde 80’ini oluşturan ilk 24 ülke arasında kişisel veri güvenliği konusunda yasal düzenleme yapmamış yalnızca üç ülke var: Güney Afrika, Tayland ve Türkiye. Yasa taslağı 2008 yılından beri Meclis’te bekliyor. Türkiye garip bir ülke hakikaten. Dünyanın dünü ile rekabet halinde, bugün olup biten işlerle katiyen ilgilenmiyor. Gelin size bir kez daha anlatayım.

Yarın her zaman gittiğiniz markete, yine alışveriş için gittiğinizde, size özel, yalnızca siz geldiniz diye, size haber verilen indirimler olmasına az kaldı. Kredi kartı sayesinde nerelerde alışveriş yaptığınıza, neleri aldığınıza dair veriler zaten toplanıyor. Ayrıca siz marketin içinde dolaşırken, kasada ödeme yaparken, güvenlik kameraları da sizi kaydediyor. Yoldaki MOBESE’leri saymıyorum. Kameraların sizin hareketlerinizi izlerken, gözlerinizden kim olduğunuzu tanımasına ve de kredi kartı verileriyle ilişkilendirmesine de pek az kaldı. Yakında evden çıktığınızda, nereye gittiğinizi, ne yapmayı planladığınızı önceden tahmin edebilmek bile mümkün olacak. Sağlık durumunuz, iş ve de aile hayatınız ile ilgili veriler zaten ayrıca toplanıyor. Kitapçıdan hangi kitapları aldığınıza dair veriler bile bir yerlerde toplanıyor. Kimlerle arkadaşlık yaptığınızı takip etmek de asla zor değil. Bir toplantıda konuşurken, hangi mimiklerinizin sizin yalan söylediğinizi gösterdiğine ilişkin verilere bakarak, muhatabınızın anında akıllı telefonundan sizin anlık performansınızı değerlendirmesine ne dersiniz? İşte o dünyaya doğru gidiyoruz. Bütün bunlar BİT sayesinde.

Gelin sırayla bir üzerinden geçeyim. Bilgi işlem teknolojisi öncelikle veri derlemeyi kolaylaştırıyor. İkinci olarak, toplanan verilerin depolanması giderek kolaylaşıyor ve ucuzluyor. Üçüncüsü, depolanmış verilerin işlenmesi kolaylaşıyor. Artık kendi bilgisayarınızda pahalı programlar olması gerekmeyecek. Merkezi bir depodaki programları, hizmet alımı yoluyla kullanabileceksiniz. KOBİ’ler için faydasını görüyor musunuz? Dördüncüsü, BİT vasıtasıyla izni olan herkesin oluşan o kocaman veri setine kolayca erişimi de mümkün olacak. Beşincisi, herkesin kolayca depolanan verilere ulaşarak, hayatın her alanına dair, analiz yapabilmesi söz konusu olacak. Hayatın her alanı derken, aklınıza gelebilecek her alandan bahsediyorum. Süpermarket promosyon politikalarından Higgs bozonu ile ilgili araştırmalara, yeni ilaçların tasarımından çocuk parklarının yerlerinin saptanmasına kadar her konudan. Elbette tüm bu fırsatlar oluşurken, firmaların, kişilerin mahremiyet alanlarına girmesini de devletin engellemesi ve düzenlemesi gerekiyor. Kişisel veri güvenliği kanunu, işte bu yeni dünyanın yeni ilişki biçimini tanımlaması bakımından çok önemli. Büyük veri, bulut bilişim, e-ticaret gibi alanlar internet ekonomisinin önümüzdeki dönemdeki milyar dolarlık yeni alanları. Biz yenilik olsun, inovasyon olsun diye sağa sola para saçıyoruz. Herkes yeni moda bir yollar uyduruyor. Kimse ciddi altyapı faaliyeti ile ilgilenmiyor. Kişisel veri güvenliği ile ilgili yasa tasarısı 2008 yılından beri Meclis’te bekliyor. Garip ülke işte.

İyi bayramlar, efendim.

Bu yazı yorumlara kapalı.