Rahmi AKTEPE ITP – MOBİL UYGULAMALAR Açılış Konuşması -8 Kasım 201

Rahmi beyin açılış konuşmasını aynen yayınlıyorum özellikle rakamlar dikkat çekici. Basının kullanmaktan zevk alacağı çıkarımlar var

Rahmi AKTEPE
ITP – MOBİL UYGULAMALAR Açılış Konuşması -8 Kasım 2013-

Sayın Başkan, Değerli Bilişimciler, Değerli Konuklar
Hepinizi Şahsım ve TOSYÖV Yönetim Kurulu adına saygıyla selamlıyorum.
“Burada mobil uygulamaları konuşmak, irdelemek için bir araya geldik.” Biraz üstünkörü, sıradan bir giriş oldu değil mi? Sanki ne için toplandığımızı bilmiyormuşuz gibi, sanki özellikle ben söyleyince herkes neden burada olduğunu anlayacakmış gibi… Şimdi, eğri oturup doğru konuşalım:
Bu tür toplantıların açış konuşmalarında -çoğu kez- ele alınan konu -deyim yerindeyse- kutsallaştırılır, katılımcılar parlatılır. Sonra… Sonra, açış konuşması da incelenen konu da unutulur gider. Çünkü sırada bir başka konu, bir başka toplantı vardır; dolayısıyla pazarlamacıları, satıcıları bekleyen yığınla iş!
Bu kez, açış konuşmaları bittiğinde ya da genel olarak buradaki buluşmamız bittiğinde kimi şeyler unutulmasın istiyorum. Bu kez, birbirimizden ayrılırken belleklerimizde yaşamlarımızı etkileyecek sorular kalsın istiyorum.
Öyle ki burada gündemimizi oluşturan konunun çok daha ötesinde, bizi mesleğimize ve dönüştürmeye, değiştirmeye soyunduğumuz yaşamlara sorumlu kılan sorular!

Yıllardır bilişim ve iletişim teknolojilerindeki yenilikleri gözden geçirmek; bu yenilikleri iş dünyasının vazgeçilmezi yapabilmek için bir araya geliyoruz. Ben saydım: Buna benzer toplantılara 30 yılı aşkın süredir katılıyorum; neredeyse 20 yıldır da açış konuşması yapıyorum.
Bu 30 yılda iş dünyası bilişimin etkisiyle, bizlerin uğraşları sonucunda çok değişti. İş adamlarımızın nitelikleri, beklentileri, günlük yaşamları hepten yenilendi. Dünya çapında birkaç markamız oldu.
Diyelim verimlilikler arttı, maliyetler düştü, kârlılık yükseldi… Peki, övünç duyacağımız, bir kerede adını pat diye söyleyeceğimiz bir buluş/icat, dünyanın saygı duyduğu bir AR-GE ürünü, bir bilimsel yenilik yaratabildik mi?

Haydi, bunlardan da geçtim; daha verimli, daha kârlı olduk da ülkemizdeki işsizlik sorununu çözebildik, yoksulluğu azaltabildik mi? Ne yaptık biz? Çok içten soruyorum; hepinize ve kendime: Sahi, ne yapıyoruz biz?
Öyle günler yaşıyoruz ki içinde olduğumuz durum, bu sorunun önemini artırıyor.
Bakınız, 2012 sonlarında eğitimcilerin yaptığı bir araştırma gösteriyor ki nüfusumuzun %11’i okuryazar değil; okulları terk etme oranı %13’e dayanmış.
Dahası var: 4 yılda bir yapılan Uluslararası Matematik ve Fen Eğilimleri Araştırmasının 2011’deki sonuçlarına göre 50 ülke arasında matematik eğitiminde 35., fen eğitiminde 36. sıradayız.
Baştan ayağa teknolojiye batsak da acı gerçek bu… Bu sonuçları yorumlayacak değilim; nedenlerini üç aşağı beş yukarı hepimiz biliyoruz. Peki, bu sonuçlarda bizim de payımız yok mu? İşte asıl soru bu…
Belki bizler bu sonuçlara doğrudan etki eden konumlarda değiliz; belki bu iç karartıcı gerçeği değiştirmeye gücümüz de yetmez; ama uğraşmaya değmez mi? Farkında olup da görmezden mi gelelim?

Değerli Bilişimciler,
Bir başka gerçeği daha dile getireceğim. İnsani gelişmişliğe ilişkin kimi araştırmalar olsa da dikkat çekmek istediğim konuda doğrudan bir araştırma yok. Deneyimlerimizden, gözlemlerimizden yola çıkıyorum. Sayısız işletmeyi, yüzlerce iş adamını, çalışanı, bir önceki duruma kıyasla hep daha verimli kıldık.
Bugün burada toplanma nedenimizi oluşturan mobil uygulamalara da büyük olasılıkla verimlilik gözlüğüyle bakacağız. Sonuçta, satıp kurduğumuz teknoloji ürünleriyle binlerce insana zaman kazandırıyoruz. Peki, bu insanlar kazandıkları ya da bizim kazandıklarını varsaydığımız zaman içerisinde ne yapıyorlar?
Örneğin, daha çok kitap okuyorlar mı? Örneğin, müzikten, şiirden, romandan tat alıyorlar mı? Sanat galerilerine, müzelere gidiyorlar mı? Sahiden kazanılan bu zamanlar nerede, nasıl harcanıyor? Doğrudan bir araştırma yok dedim; ama gelin 2011’deki göstergelerle bu soruya da –en azından- yaklaşık bir yanıt bulmaya çalışalım:
• İnsani Gelişmişlik: 169 ülke içinde 85. sıradayız.
• Küresel Bütünleşme: 6 kategorideki değerlendirme sonucu ZAYIF.
• Hayata Güler Yüzle Bakma: 34 OECD ülkesinin son sırasındayız.
• Birbirine Güven: %24… 34 OECD ülkesi arasında 33.’yüz.
• Hoşgörü: 34 OECD ülkesinin son sırasındayız.

Tüm bunlar, bireysel olduğu kadar toplumsal mutluluğumuzda ve refahımızda teknolojiye paralel bir gelişme, bir iyileşme olmadığının kanıtları. Yaşamlarımız sanattan, bilimden, güzelliklerden böylesine kopuksa kendimizle, ülkemizle, üzerinde yaşadığımız yeryüzüyle nasıl barışık olacağız?
Tam burada yeri geldi, söyleyeyim. Geçen yıl ölen bilimkurgu yazarı Ray Bradbury’nin beni çok etkileyen, hatta bu konuşmaya da esin kaynağı olan sözü: “Geleceği betimlemeye çalışmıyorum. Geleceği önlemeye çalışıyorum!”

Sevgili Meslektaşlarım, Değerli Bilişimciler,
Bizler her zaman içinde olduğumuz ortamların öncüsü olduk; aynı topraklarda yaşadığımız insanlardan 10 yıl-20 yıl ötede yaşadık. Onlara ileriyi, geleceği gösterdik; onları eğittik, bilgilendirdik, değiştirmeye çabaladık.
Bir ölçüde başarılı da olduk. Şimdi, yeni bir sınavla karşı karşıyayız. Sizleri, içinde yaşadığımız, şu ana dek kimi göstergelerle özetlemeye çalıştığım, hiç de iç açıcı olmayan gerçeği dönüştürmek üzere adım atmaya çağırıyorum.

Eğitimciler diyor ki “gerçek devrimci/eğitimci için eylemin nesnesi, öteki insanlarla birlikte değiştireceği gerçekliktir; yoksa öteki insanlar değil!” Öyleyse bizim hedefimiz de gerçekliği değiştirmek olsun!
Sizler iyi eğitim almış, ince zevkler edinmiş, görece mutlu yaşayan, yüz akımız olan bir meslek kitlesinin üyelerisiniz.
Dilerim ki bu özelliklerinizi, bu önemli niteliklerinizi, pazarladığınız, sattığınız ürünlerle yaşamına dokunduğunuz insanlara da aşılayınız.
Dilerim ki onları yalnızca alıcı/müşteri konumunda, karşınızdaki kişiler olarak değil, bu ülkeyi birlikte güzelleştireceğiniz yol arkadaşlarınız olarak benimseyiniz.

Ne yazık ki pek çok kişi için önemli olan var olmaktan çok sahip olmaktır! Öyle şeyler yapalım ki alıcılarınız/müşterileriniz bir şeylere sahip olunca, sizin ürünlerinizi satın alınca iş bitmesin! Onlara sahip olmanın ötesini gösterelim.
Sizlerin kişisel gelişimini örnek alsınlar; var olmanın, üretmenin tadına varsınlar. Onları deneyimlerinizle, anılarınızla, öngörülerinizle besleyin…
Ama yaşlı bir adamın küçücük bir uyarısını da eklememe izin verin: “Eğer siz caddenin bir tarafında yürüyorsanız caddenin karşı tarafına geçmeksizin öbür tarafa ulaşamazsınız.”
Konuşmama başlarken “istiyorum ki belleklerimizde yaşamlarımızı etkileyecek sorular kalsın” demiştim. İşte size armağan ettiğim soru: “Bugünü ve geleceği iyileştirmek, güzel kılmak için ne yapmalıyım?”
Aydınlık geleceği, doğru soruları, en iyi biçimde sorabilenler yaratacaktır. Sizler o güce sahipsiniz.
Bu geleceği bize armağan edin!

Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bu yazı yorumlara kapalı.