Erkekler gerekli mi?

Vatandan Dilek Önder eğlenceli bir yazı yazmış. Aslında özellikle güzel olmadığı için kendine güvenini kariyeri ile sağlamaya çalışan bu nedenle de çoğunlukla sesleri daha fazla duyulan bir grup kadının erkeğe bakışını anlamak için güzel bir yazı. Züccaciye dükkanında makarnanın yeterince piştiğini belirten alet gibidir erkek diyor. Hoş bu bakış açısına göre züccaciye dükkanından daha iyi örnekler de var ve böyle olmaya çalışan erkeklerde.
Bence haklı bazen hepimiz öyle davranıyoruz. Ama acaba suçlu tamamen biz miyiz? Eğer heisenberg haklıysa ki öyle olduğuna eminiz, erkekler de her kadının yanında farklıdavranır yani gözlemcisine ve gözlem tarxına göre farklı oranlarda tatmin olurlar ( bu fizik teriminin tam çevrimi başka amaçla böyle yazmadım ve çok fesatsınız). O nedenle aynı erkeği birkaç kadın farklı görebilir.
Ancak yazıda ciddi bir doğruluk payı var. Kadınların içten içe öküz diyerek sevdiği o erkek tipini uzun vadede bulamayacaksınız. Zira türü tükeniyor.
Bu arada Dilek hanımı uyarmak lazım zira artık üslubunda erkeğe karşı ciddi bir öfke oluşuyor. Bunun muhtemel sebebi istediğini alamamak. Yakında yoyo etkisi ile bir erkek düşmanına dönüşebilir. Bu durumlarda sokratesın da dediği gibi beklentiyi düşürmek mutluluğu arttırabilir.

http://haber.gazetevatan.com/erkekler-gercekten-gerekli-mi/588645/4/yazarlar

Erkekler gerçekten gerekli mi?

Ne güzel bir soru değil mi? Hani şey gibi; züccaciye dükkânına girersin de, ne zaman ve ne kadar kullanacağını tahmin bile edemediğin ilginç bir şey görürsün. Narmatik, makarna zamanlayıcı, yağ toplayıcı ya da ne bileyim, katlanabilir su bidonu…

Elin gider, tam alacakken kendi kendine aynı soruyu sorarsın ya, “Buna gerçekten gerek var mı?” diye…

Çünkü deneyimlisindir. Yani daha önce onun gibi kim bilir neler almışsındır… Şimdi kim bilir nerededir?!

Öyle bir soru bu.

Aslında soru tek başına da güzel: “Erkeklere gerçekten gerek var mı?”

Cevabı ne olursa olsun!

Zaten cevabını öğrenmek için önce ne işe yaradıklarına bakmak lazım, değil mi?

Bakalım o zaman…

Ruhumuzu okşuyorlar mı?

Hayır.

Fedakârlık yapıyorlar mı?

Hayır.

Eğlendiriyorlar mı?

Hayır.

Hastalanınca bakıyorlar mı?

Hayır.

Ev işlerine, çocuk bakımına yardım ediyorlar mı?

Hayır.

Paylaşıyorlar mı?

Hayır.

Böyle binlerce “hayır” var.

Para desen, biz zaten kazanıyoruz. Ya da kazanabiliriz..

Eee? Şimdi bu aleti almaya gerek var mı? Ay, pardon; erkeklere gerçekten gerek var mı?

Nasıl yapacağını bilmiyor

Pekiii…

Bu sorunun, evrimsel-biyoloji bölümünde verilen bir dersin adı olduğunu söylesem…

Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nde (Hadi bir kerede söyleyin!)…

Aslında daha güzel sorular da var: “Doğa erkeklerle neden uğraşsın ki?“ gibilerinden…

Doğa kim?

Heh hee…

Düşünün, bilim insanları bile, artık bu raddeye gelmiş! Şu sperm meselesini bir çözseler, geriye pek bir sorun kalmayacak. Yani o zaman bidona gerek kalmayacak da!

Zaten biliyorsunuz epeydir “Erkeklerin Sonu” tezleri dolaşıp duruyor. Bilmem kaç bin ya da milyon yıl sonra gezegende erkek kalmayacağı, Y kromozomunun gitgide güç kaybettiği, sperm sayılarının düştüğü falan…

Bu arada, kadınlar diploma sahibi, aile reisi, bekâr anne ve tüketici olarak iyice güçlenmeye başlıyor. Ancak, başka önemli bir veri daha var:

Y, varlığını devam ettirmek istiyor ama bunu nasıl yapacağını bilmiyormuş!

Tıpkı, “Karısı veya kız arkadaşı el atmadıkça doktordan randevu alamayan ya da evini temizleyemeyen bir adam gibi…”

Bilim insanları, danaların pardon, Y‘lerin son durumunu şöyle tanımlıyorlar:

“Y kromozomu direksiyon başında uyuyakaldı. Ancak araba uçuruma düşmeden önce son anda uyanıp yoluna devam etti ve ‘elimde fazla bir şey kalmasa da, var olanları koruyacağım” dedi.

Hadi bakalım…

Bekliyoruz.

Bu yazı yorumlara kapalı.