MEB’in Delphi kararı her yerinden tutarsız

Yıllarla aram pek iyi değildir. O yüzden karıştırırsam şimdiden affola. Sene 1985 civarlarıydı. Hazırlıkta İngilizce okumuş orta 1’e geçmiştim. O zaman okuduğum Ankara Atatürk Anadolu Lisesi bilgisayar eğitiminde pilot okul seçilmişti. O zaman herhalde okullarda çok az bulunan bir bilgisayar laboratuvarına sahiptik. Yaşıtlarımız Commodore 64’lerinin kasetlerini kalemle geri sararken, önümüzde SVI marka bilgisayarlarımız 3,5 inch çift kafalı disket sürücülerimiz vardı. Bilgisayar programlama işte o laboratuvarda başladım. İlk yazılım çalışmalarım bu bilgisayarlarda standart bulunan MSX Basic üzerine oldu. İkinci yıl Nusret hocam benim tutkumdan etkilenmiş olacak, laboratuvarı açıp kapama görevini, dolayısıyla anahtarı bana vermeye başlamıştı. O yıl bazı derslerde Nusret hocanın önündeki IBM bilgisayara geçer GW Basic’de programlama yapmaya çalışırdım.
İlk bilgisayarım toplama bir kişisel bilgisayardı. 8088 işlecisi vardı. Matematik işlemcisi bile yoktu. Bu yıllarda Basic ile yaptığım yazılımları geliştirip yavaş yavaş oyun kontrolleri kodlamaya kadar gelmiştim.
Bu yıllarda rahmetli Yusuf Özal amcanın Cinnah’daki bürosunda bir sohbet sırasında Mesut Göksu bana veri tabanları ile ilgilenmem konusunda bir öğüt vermişti. O yaz DbaseIII kitabını önümde veri tabanı olmadan okumuş ve veri tabanı bilgimin altyapısını oluşturmuştum. Boğaziçi Üniversitesine ilk geldiğimde bilgisayarlar konusuna ilgili arkadaşlar bulmakta çok zorlanmadım. Şems ve Tolga ile Remote Access üzerinden SoftCom BBS’in ilk arayüzünü yazarken, Emre ile Assembly konuşuyor ve okul sonrası EnSo (Mühendislik Kulübü) ile öğrenciler arasında PASCAL konusunda etüd dersleri veriyorduk.
Derken iş hayatımda Anadolu.Net’de ilk HTML sayfalarımı yaptım. Sabah Gazetesi ve 1Numara Yayıncılık döneminde ortam standardı Perl ile yazılımlar yaparken, oraya ilk Microsoft sunucuyu sokup, ASP ile kodlamlar yaptım. İhlas grubunun webmasterı olduğum dönemde de oraya tek linux, PHP makineyi soktum.
Doğan grubunda bulunduğum dönemde önüme RubyOnRail’lerden platformlar düzseler de ben hep Pyhton tarafında oldum.
Bu arada KanalD ve Kanal 6’da ilk bulunduğum yıllarda TV yayınında da görünen bulmaca programlarımda Visual Basic kullandım. İşte tam da bu dönemlerde Delphi kullanan dostlarım oldu. Çoğu Delphi’yi bir yazılım dili olarak çok beğeniyorlardı.
Bunlar dışında C#, Visual Studio, .Net kullandım. Genelde yazılım dillerine körü körüne bağlanmam. Hiçbir dil tek başına her derde derman olamaz. Her dilin avantaj ve dezavantajları, kullanılacakları yer vardır. Hep buna inanırım.
Ancak bir şeyden eminim. Ben ilk bilgisayar dersimi alırken, önümde o zamanın standartı kasetli bir Commodore olsaydı, bulunduğum noktaya gelmem çok daha zor olurdu.
Son bir haftadır MEB’in Delphi kararı herkes tarafından konuşuldu. Mutlaka bakanlığın bu kararı almakta kendince sebepleri vardır. FATİH projesi ilk başladığında rahmetli Mustafa Akgül hocayla neredeyse her akşam bir iki saat telefonda bu konunun ne kadar yanlış ele alındığını konuştuğumuzu çok net hatırlıyorum.
Sanılanın aksine, otomotiv sektörü elektrikli araçlara geçerken ekosistemi evriliyor. Çoğu mekanik olan fosil yakıtlı üretim süreci, çoğu yazılım olan yeni dünyaya geçiyor. Bu nedenle otomotiv üretmek bir ekosistem, pazar oluşturmazken, yazılım pazarı her alana etki ediyor. Bu iletişim sektörü ve savunma sektörü için de geçerli.
Bir soru, Tesla’nın otomasyon süreçleri sizce hangi dilde yazıldı? Delphi mi? Hemen söyleyeyim, Python.
Diğer sektörlerde de yaptığım küçük araştırma ADA’dan Lisp’e her ismi meşru kılarken bunların arasında Delphi’yi göremiyoruz.
Yıllar önce bir üniversitede danışmanlık yaparken, mütevelli heyeti başkanı bir arama motoru yatırımı yapmak istedi. Ben de bir arama motorunun en önemli parçasının Spider olduğunu bildiğimden iyi bir Spider aradım. Bulduğum arama motoru yöneticileri bana mütevelli heyet başkanına iletmem için bir teklif verdi. Ödeme istemiyorlardı. Her yıl belli miktarda öğrenciyi bütün giderleri karşılanarak kampüslerinde arama motorlarının teknolojilerini öğrenmek için staj yaptırmak istiyorlardı. Mütevelli heyeti başkanı bu teklifin ulaşacağı sorunu gördüğü için hemen reddetti.
Bu tip stratejik kararlar verirken en azından gelecek on yılı görmek şarttır. Ben bu on yılda açık kaynak kodlarından başka çözüm görmüyorum. Genele yayılacak en doğru dil Pyhton olarak görünüyor. Tabii yapay zeka başka bir günün konusu. Orada etkili olmak için dil mi yoksa etik mi öğrenmek gerekiyor bunu da daha sonra incelemek gerekiyor.
Sonuç olarak, yazılım hayatına devlet destekli bir proje ile başlamış olan biri olarak, Türkiye’nin bu konudaki kararını öyle iki imza ile geçiştirmemesi gerektiğini düşünüyorum. Aman dikkat. Tarih sizi affetmez.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir