Kategori: Blogum

Oldukça hareketli dönemlerden geçiyoruz. Yeni bir platform hayatımızda yer almaya başlıyor. Biz interneti gören kuşak olarak belki bizden önceki kuşaklardan daha şanslıyız ama bizden sonra interneti bir hayat biçimi olarak kabul edecek insanalara göre de inanılmaz zor bir dönemden geçiyoruz.
Kurumsal kimlikleriniz oluştururken birden fazla platformu düşünmek zorundayız. Oluşturacağınız markanın internet üzerindeki varlığını kontrol etmek zorundayız. Geçen ay içinde Türk Telekom’un Genel Müdürü İbrahim Hakkı Alptürk yeni GSM şebekelerinin isminin Aycell olmayacağını açıkladı. Kolay oluşmayan ve saatlerce yapılan kreatif çalışmayı çöpe atmak zorunda kaldı (http://www.ntvmsnbc.com/news/64795.asp). Bunun sebebi www.aycell.com adresinin, Türk Telekom’un Aycell fikrini açıkladığı 8.Ocak.2001 tarihinde 10 dolar’a alınmış olmasıydı. TT bu nedenle yeni oluşturduğu ismi ve sanal kimliği kullanamaz hale geldi. Domain’i satın alan kişi ile aralarında bir anlaşma sağlayamamış olmaları nedeniyle bu isimden vazgeçmek zorunda kaldılar. Bu yine içinde bulunulan duruma göre son derece başarılı bir çözümdü.
İştim’in yeni GSM şebekesi bu kadar şansa sahip olamadı. Yeni şebekenin isminin Aria olacağının duyulması ile birlikte hemen hepimiz www.aria.com adresine yelken açtık. Fakat bizi çok şaşırtan bir gerçek ile karşılaştık. Çok benzer iki logo. Birbirinin aynısı iki isim, URL’ler arasında ise sadece bir tr eki farklı. İşin reklmacılık kısmı ayrı bir tartışma konusu ama yeni bir kimlik, yeni bir marka veya kurum oluşturulurken bunu sanal ortamdaki görüntüsünün hesaba alınmamış olması ne kadar yazık değil mi? Milyonlara dolarların dolaştığı bir ihalenin sonucunda çıkacak markanın bu kadar kolay değerinden kaybedebileciğini düşünmek gerekiyor.
Harvard Business Review geçen haftalarda şirketlerin dot.com vizyonlarını oluştururken yaptıkları 10 ölümcül hatayı yayınladı. Bahsi geçen hataların içinde en önemlisi, internet teknolojilerini iin yanında ekstra zamanlarda, iinci iş olarak görmekte geçtiği görülüyor. Halbuki şu gün itibariyle oluşturacağınız her yeni değerin internet üzerinde de bir yere oturmasını sağlamak zorundasınız. Bu işin kolay olduğunu, bulunduğunuz ekonomik, iş çevresinin kurallarının geçerli olduğunu düşünmek ise yapabileceğiniz en büyük hata. Siber dünya kendine ait kuralları ile oluşturacağınız değerleri 10 dolalık harcamalarla tehdt edebilir. Bunun karşılığında sizin milyonlarınız hiçbir şey ifade etmeyebilir. Daha kötüsü milyonlarca dolar harcayarak gerçekleştirdiğiniz bir değerin siber dünyada 10 dolar bile etmemesi durumuyla da karşılaşabilirsiniz.
İster internet üzerinde bir değer oluşturun,isterseniz bir değerinizin internet üzerinde de var olmasını sağlamaya çalışın, yapılamaması gerekenlerin başında interneti bir ikincil iş olarak görmmek geliyor. Bu konuda siber dünyada araştırmalar yapmak , bu değerin internet üzerindeki görüntüsünü oluşturmak gerekiyor. Bunun için danışmanlar kullanılması ise sonucun daha hızlı ve kayıpsız alınmasına yardımcı olur.
Günler ilerledikçe, yeni yeni ikonlar, yeni bilgi parçacıkları bizden sonraki nesillerin mutlaka bilmesi gereken kültürler halini alıyor. Yeni kuşak içinde bilgisayar ve internet kullanmayı bilmeyen biri ayıpla karşılanacaksa, internet kültürüne aykırı bir sanal imajda aynı şekilde bugünlerden sonra ayıpla karşılanacaktır.
Sanal kimliğin oluşturulması amacıyla gerçekleştirilecek bir e-ticaret projesinin ana yapısına bakarak, bir hava yolu şirketinin bilet satışı ve tedarikçilerle bağlantılı bir yapı oluşturmasını söylemek son derece prematüre bir düşünce olacaktır. Sanal dünya üzerinde yer alan birçok şirket bu aşamayı çoktan aşmıştır. Dolaysıyla bu sadece ilk anlık şoku atlatmaya yarar. Bunu bir amaç olarak alan bir projenin başarısızlığı daha doğumundan bellidir. Keza bir kitapçı için oluşturulacak bir e-ticaret projesinde kitap araması yapılması gerektiğini söylemek de işlenmemiş ve herkesin aklına gelebilecek bir çözüm olmaktan ileri gidemeyecektir. Aslında internet kendi çerçevesi içinde de ayrıca imkanlar yaratan bir yapıdır. İş hayatında fazlaca göremiyeceğiniz özel distribüsyon yöntemlerine sahiptir. Bu nedenle iş hayatında yapmaktan çekindiğimiz bazı beraberlikler internet üzerinde garip karşılanmaz. Mesela bir kitap sitesine Amazon.com’un affiliate programından yararlanmasını söylemek, onu kendi silahıyla vurmak gibi görünse de internet üzerinde markalaşmış bir değer ile yapılan bu anlaşma onu da farklı noktalara taşıyacaktır. Son derece basit ve kolayca üretilebilecek bazı içerikleri üretmek için enerji harcamak yerine bu bilgileri bu konuda sadece internet üzerinde faaliyet gösteren bir siteden almak da aynı şekilde bir malubiyet değil zaman kazanımıdır. Fakat aynı mantıkla bir başka siteden “”alıntı”” olduğu belli olan bir bilgiyi kaynak belirtmeksizin kullanmaya çalışmak, kendi değerlerini üretmekten kaçınmak, internet kullanıcısı tarafından affedilmeyecek bir hatadır. Bir internet servis sağlayıcımızın sanki sadece kendisine tanınan özel bir anlaşma gibi empoze ederek bir arama motoru ile oluşturduğu affiliate programını internet kullanıcısı yutmaz. Aynı şekilde dünyanın en fazla ziyaret edilen sitelerinden birinin tasarımını kendi sitesine yerleştiren bir servis sağlayıcının da müşterilerini kaybetmekden başka birşeyle karşılaşacağı sanılmamalıdır. Bunlardan daha önemlisi bir kurumun internet üzerinde gerçekten varlık kazanabilmesi onu iyi şekilde temsil edebilen bir domain adı ile mümkündür. Hatta aynı ismin hem US hem de eğer alınabiliyorsa Türk versiyonunun alınması son derec büyük bir gereklilikdir. Bu arada tabii bu ismin kaybedilmesini önlemek ve saldırılardan korumak için, gerekli güvenlik düzenlemelerinin de yapılması gerekmektedir. Unutulmamalıdır ki bir domain ve bu domainin içeriğinin host edildiği server şirketin sanal kalesidir ve en ciddi şekilde korunması lazımdır. Tıpkı binanızın korunmasını güvenlik şirketlerine bıraktığınız gibi bunun korunması ve işletilmesi işini de yine bu işin profesyonellerine bırakmakta yarar vardır. Bu kişiler sisteminizdeki her türlü güvenlik açığını her an yamamakla yükümlüdürler. Bu nedenle bu kişilerin işlerini heran ve düzenli olarak yapmaları hatta gerekirse kontrol amacı ile deliklerin kapalı olup olmadıklarını kontrol edecek kişilerle de çalışmaları gerekmektedir. Bu üçüncü şahıslara “”white hacker”” denilmektedir.
Oluşturacağınız yapının ve kurum kimliğinin sanal dünyada temsil edilebilmesi için oluşturulacak sitenin de belli bir amaç üzerinde birleşmiş ve kendi içinde bir bütünlüğe sahip olması gerekir. Bu sanal yapı sizin kurum kimliğinizin bir paraçası olan logo, slogan ve renklerinizle de örtüşmelidir. Hatta ulaşmak istediğiniz kitleye yönelik bir arayüze sahip olması gerekmektedir. Özellikle pilotların gelmesi beklenilen bir sitede uçağın kokpitindeki renk, ikon, navigasyon ve görsel malzemenin kullanılması son derece doğru bir hareket olacaktır. Yapının oluşturulması da ihtiyaçlarınızın karşılanması anlamına gelmemektedir.
Sanal ortamdaki yapınız güvenli ve amaca uygun bir şekilde oluşturulduktan sonra buraya ziyaretçi gelmesi için sanal dünyanın tanıtım imkanlarının kullanılması gerekmektedir. Bu sayede gerekli yerlerde, farklı tanıtım araçları ile doyurucu ama amacına uygun bir tanııtımla siteniz amacına ulaşabilir. Bu tanıtım araçları hedef kitlenize ve politikalarınıza uygun olarak portallere banner vermekten, arama motorlarına kayıda hatta gerekli kesimlere yollanan e-postalara kadar çok değişik olabilir.
Unutulmamalıdır ki aynı semtomları gösteren hastalara bile doktorlar aynı ilacı vermezler. Yani her hastanın bünyesi, karakteri o an içinde bulunduğu ortam hatta o an piyasadaki ilaçların durumu bile doktorun müdahalesinde etkin olur. Sanal kurumsal kimliğin oturtulması da aynen buna benzer ve projeye, kurumun kimliğine göre son derece değişir.
NETleşmek üzere…

Atıf ÜNALDI

Sanal ajansınız MassNET

MassNet uzam kadrosu ile markanızı, kurumunuzu veya değerlerinizi sanal ortamda en iyi şekilde temsil etmenizi sağlar. Bu amaçla gerekli olan teknolojileri belirleryip görsel tasarımından, flash’a, asp’den perl programcılığına kadar son derece geniş bir yelpazede size hizmet verebilir.
Sanal dünyada oluşturmayı planladığınız değerleri, marka ve projeleri değerlendirir, gerekli altyapı ve teknolojiyi sağlayıp, projenizin başarıya ulaşması için gereken sanal pr etkinliklerini düzenler. Sanal ortamda ne kadar bilindiğinizi ölçekler. Tanınmanız için gerekli PR kanallarını seçer ve bunlara ulaşılmasını sağlar.
Kurumunuzun bu ortamda doğru bir proje ile yapılandırılması için gerek kurum içi gerekse genel olarak yapılması gerekenleri bildirip, bunlara en az enerji ile ulaşmanız için bilgi verir. Sanal ortamda yelken açabilmeniz için size destek olur.
Şirket içi haberleşmelerinizi sağlamak, organizasyonunuzu hızlandırabilmek için intranet uygulamaları planlar, geliştirir, destekler. İnternet oramında oluşturulacak yapınızın güvenliğini sağlar.
Tedarikçilerinizle en kısa zamanda bağlantı kurabilmenizi sağlamaktan, kurum dışı hertürlü sanal bağlantıyı kuramanızı sağlayacak extranet uygulamalarınızı projelendirir, geliştirir ve destekler.
E-ticaret uygulamalarınızın doğru ölçeklenerek, amacına uygun projeler gerçekleştirilmesini sağlar. Sadece B2C (Business to client – Şirketten kişiye satış ) değil şu an internet üzerinde son derece başarıyla uygulanan B2B (Business to Business – Şirketler arası) ve P2P (Peer to Peer – Kişiler arası) projeler gerçekleştirmeniz için knowhow ve proje oluşturulmasına yardımcı olur.
Oluşturulan projenizin şu an internete bağlanabilen her türlü cihaz tarafından desteklenebilemesi için WEB’den WAP’a hatta internet tv’lere kadar onlarca cihazın iletişebileveği teknolojiler oluşturur.
MassNet müşterileriyle birlikte geliştirdiği projelerin hedef kitleye ulaşıp ulaşmadığını analiz edip, bunun gerçekleştirilmesi için stratejiler belirler, uygular. Bu noktada interaktif ortamın bütün yenilik ve nimetlerini kullanırken, güvenli olmadığı sanılan internette size en güvenli yapıyla, en güvenli rotada ilerlemek için imkan tanır.

Bilişim devi Compaq, araştırma firması Canalys tarafından Avrupa, Orta Doğu ve Afrika (EMEA) genelinde 2002 yılının mobil cihaz üreticisi seçildi. Canalys’in “Batı Avrupa’daki mobil cihaz trendleri” konulu raporunda, Avrupa’daki avuç içi ve akıllı/iş

-Atıf Ünaldı için-

Bu,

denizin maviliklerinde yitip giden

ölü gömücü aşk!

Anlık sesiyle böcekleri

dışarıya

hayata

çağırmayı bekeleyen çırak

O

bir

çocuk !

ne diz çöktü akitleri karşısında

ne eğildi

ki göreceğiz adımız okunduğunda

bize ne oyun edeceğini

geleceğin

Boşverip sırrını devşiren derviş!

içinde

ta derinliklerde

kıvrılıp uyuyan

bir hüzün

kozasında

yanıp kıpırdadıkça

zonklamaya başlar dağlar

kan şoruldar

güneşin barbar çocuklarının geçtiği yerde

baş

gövdeden ayrılarak

karışır dünya sayfalarına

kararıp nice derya

birgün

dönünce evine gerisin geri

kader beni istemiyor artık

.bunu biliyorum.

kuru bir yaprağın simgesiyle anılıp

ucuz bir köle gibi yüreğimin

pazarlardaki yalnızlığına

alışığım

Nedir

denizin şu kaylardan

alıp veremediği

nedir?

Kolum kalkmıyor

ergimiş gövdem

bir baştan bir başa dönemiyor sana

bir böceğin dünyaya karşı

hiç şaşkın

olmayan

beyni oturduktan beri beynime

yüreği yüreğime

Seni tutacağım elimi uzatabilsem

uzatamıyorum

göğsünden bir aşk bile çıkaramayan

kısır

seller mühürlendi ağzımı/açamıyorum

bir ada yüreğim yalnız, yapayalnız

kendi kendinin konuğu

Güneş miyim, ay mı, gökyüzü mü?

gece yağmurlarının tarifesinde

Kendini tabir eden rüya

aşklarım benim, hüzünlerim; hükmüm

umudu gönlümün

yüreğimin kesitinde

kendini desen yara

Beli kırık

yaralı bir kedi yavusunun yüreği

yüreğim: Aşklardan arındın

Çağla!

Çağla ve oğun

insanlaştırılmış tampon bölgede

kendi sırrıyla anılan sa’ra

O bir çocuk!

aşkı ekmek kadar yorgun

su gibi aziz

dağla

O bir çocuk! Olan çocuk

senin adını öptü Baban, onurla

kalbini gurbete gömdü

günü gelince

çürüyünce sular

her çocuk gibi tertemiz

ağla!

Hökürdeyip gelen bir sel var dağdan düze

diyor :

Seni Seviyorum !

Cumali Ünaldı

Marmaris, 10 Temmuz ’97, saat 07:00

Planet A.Ş., ödeme sistemlerinde kullanılan POS cihazlarına yepyeni özellikler katarak, banka, üye işyeri ve kart sahiplerinin hayatını kolaylaştırıyor. Bunların arasında, kurumsal renkli POS’lardan bahşişlerin de ödendiği POS’lara kadar bir çok özel

Ahmet Altan bir yazısında insanların hayatlarındaki kadını seçmelerinin onların hayat standartlarından, zevklerine, taktıkları kravata kadar herşeyi hatta hayatta duracakları basamağı bile etkilediğini yazmıştı.
Birçok erkeğe hayalindeki kadını sorduğunuzda size bel ölçüsünden IQ sevyesine kadar birçok standart’ı söyler. Fakat bir kadının kafasında bir ideal erkek kavramı yoktur. Zira tanıştığı erkeğin nasıl olması gerektiğini o belirleyecektir. Nasıl yaşadığı yeri, içinde bulunduğu grubu değiştiriyorsa, erkeğini de o en yaşaması için en uygun şekle getirecektir.
Sanayi devrimi ile birlikte toplu üretim önemli bir mekanizma haline geldi. Tabii toplu üretimin en önemli etkisi ise standartlaşmaydı. Erkek egemen toplumlarda, yediğiniz yiyecekten, giydiğiniz giysiden okuduklarınıza kadar herşey toplu üretiliyor ve belli bir standart üzerine oturtuluyordu. Bu bir erkeğin hayatını yaşamaktan en mutluluk duyacağı dünya idi.
Bu dönemde kadın sadece kendi erkeğini şekillendirmekte ve kendi gününün geleceği ana kadar beklemekteydi. Toplu yaşam bir noktadan sonra iflas etmeliydi. Bu dönem geldiğinde ise kadın iktidara hakim olmalıydı. Toplum içinde bu kırılmayı en rahat göreceğiniz alan “”mass media””nın önemli bacaklarından biri dergilerdir. Önce toplumun hepsinin beğenisini toplayan ve her kesim tarafından okunan dergiler piyasaya çıktı. Bu dergiler korkunç tirajlar yapıyorlardı. Bir süre sonra dergiler okurlarının bire bir ihtiyaçlarını karşılamaya çalıştılar ve sonunda motorsiklet dergisi, hamile kadın dergisi, klasik caz sevenlerin dergisi diye “”demassification”” geçirerek son derece fazla parçaya bölündü. Toplumda bu gerçekleşirken, kadın ise önce temizlikçi, arkasından pembe yakalı şimdilerde ise beyaz yakalıların konumunu fethetti. Bu arada tam da bu faaliyetler gerçekleşirken internet denen ilginç devrim gerçekleşti. Artık bulmacanın bütün taşları oturmuştu. Standartlaşmaktan sıkılmış bir toplum, onu bu beladan kurtarabilecek bir teknoloji ve bunu sağlayabilecek bir iktidar artık bir aradaydı. Bu noktadan sonra bir iki yıldır sadece internet üzerinde yaşadığımız ve olgunlaştırdığımız toplumun her ferdine inen kişiselleşme, hayatımızın her anında varolmaya başladı, ve var olmaya devam edecek. Artık standart kırmızıyı algılarımızla özelleştirmek zorunda kalmayacağız her an hepimiz farklı görebileceğiz.
Bunun zor bir dönem olduğunu ve herşeye uygulanamayacağını düşünüyorsanız size bir örnek vereyim. Geçenlerde sahil yolunda bir “”Lamborghini Countact”” yanımdan adeta süzülürcesine geçti. Benim ilk şaşkınlığım bu hayranı olduğum arabayı hemen bu kadar yakınımda görmekti, sonra ise başka bir konu dikkatimi daha çok çekti, arabanın üzerindeki boya aldığı ışığa göre renk değiştiriyordu. Dolayısıyla arabanın ne renk olduğunu anlamak mümkün olmuyordu.
İnternet üzerinde bu gelişmenin aldığı şekiller ise artık son derece farklı. Bir zamanlar yeni bir siteye girdiğinizde beğenilerinizi bir anket doldurarak bildirmeniz gerekirdi. Fakat artık böyle bir mekanizmayı kullanmıyoruz. Siz gezerken beğendiğiniz ve üzerine tıkladığınız haberler büyük bilgisayarlarda not ediliyor, daha sonra bu siteye yeniden girdiğinizde öncelikli olarak okuduğunuz konu size daha üstte geliyor. Bu konuyu konuştuğum önemli bir yerin webmaster’ı arkadaşım, bu anketleri neden koymadıklarını şöyle anlattı.
“”Biz anket koyuyoruz, orayı doldururken okuyucu yanlış düşünebiliyor. Fakat şimdi tam olarak ne istediğini biliyoruz””
Bu noktada bilgisayarlar artık huylarımızı, mutluluklarımızı, ilgilerimiz, hoşlandıklarımızı yani bizi bizden daha iyi biliyorlar. Tıpkı annelerimiz, eşlerimiz, sevgililerimiz, kadınlarımız gibi….
NETleşmek üzere…

Jerzy Grotowski ve Thomas Richards Çalışma Merkezi (Workcenter of Jerzy Grotowski and Thomas Richards), “Kalan Tek Nefes”(One Breath Left) isimli oyunlarıyla 15, 16, 17 Mart’ta İstanbul’da.

Grotowski ve Thomas Richards Çalışma Merkezi’nin “Kalan T

Siber ortam üzerindeki her proje üç ana fazdan oluşur. Planlamak yani tasarım bu fazların en önemlisidir. Çünkü projenin genel yapısının hazırlanması aşamasında yapılacak en ufak hata daha sonra hedef oluşumda büyük sapmalara yol açacaktır. Bu sapmalardan dönüş için yapılacak yeni planlamalar ise iş gücünün boşa kullanılmasına neden olacaktır.
Planlamanın ilk safası, projenin amaçlarının oluşturulmasıdır. Bir internet projesi birçok konuyu hedef alabilir. Normal büyüklüklerdeki bir kobinin bile birbirine entegre etmeye ihtiyaç duyacağı üç veya dört proje bulunur. Bu projelerin kısa zamanda yerini alabilmesi için, hedef kitlenin sınırlandırılması projenin marjlarının çizilmesi büyük bir gerekliliktir.
İnternet projelerinin en önde geleni yani katarın başı kurum kimliğinin oluşturulacağı bir prezantasyon sitesidir. Bu son derece önemlidir çünkü nasıl kurum kimliğini oluşturan logo, renkler ve tipografi değişmiyorsa bu siteninde isim, tasarım ve yapısının çok fazla gelişmemesi gerekmektedir. Bu nedenle bu projenin gerçekleştirilmesi aşamasında son derece önemli iki sorunun şirket yetkilileri ve kurum kimliğini oluşturan kişiler tarafından çözümlenmesi gerekmektedir. Bu soruların birincisi hedef kitedir. Hedef kitlenin yani şirketin kurum kimliği ile ilgilenecek kulanıcıların karekter ve yapıları belirlenmelidir. Bunu yaparken internet danışmanları önemli bir ihtiyaçdır. Çünkü bir internet projesindeki kullanıcıların demografik yapıları nasıl grafik tasarımını etkiliyorsa, kullanıcıların tahmini teknolojik yapılandırmaları da siteyi planlayacak takım için o derece önemli bir hal alır.
Bu nedenle daha planlama aşamasında bu sorunun çözülmesi gerekmektedir. Düğümün ikinci önemli parçası ise, şirketin kurumsal kimliğindeki karakteridir. Bu ise projenin geliştirileceği teknolojinin ne olması gerektiğini belirleyen ikinci önemli parçadır. Dünyada hiçbir medyanın kullanıcıları o medyaya ulaşmak için kullanmaları gereken teknolojilerin eksikliğinden medyayı sorumlu tutmazlarken, internet bu talihsiz durumun bir parçasıdır. İnternet kullanıcıları, bilgisayarlarındaki font eksikliklerinden, ayarlanmamış çözünürlüklerine hatta çalışmayan işletim sistemlerine kadar her konuda internet teknolojilerini ve tasarımcıları sorumlu tutarlar. Bu nedenle tahmini hedef kitlenin bağlandığı bilgisayardan, bağlantı hızlarına kadar herşey internet projesinin bir parçası, tasarımcının dikkate alması gereken konular kapsamındadır. Dünyanın herhangi bir yerinde 14 saniyeden daha uzun sürede karşılık alınamayan bir site bağlantı hızı ne kadar düşük olursa olsun başarısız olarak nitelendirilir. Renk uyumları, kullanılan görsel malzemenin kalitesi de projeyi başarı ile başarısızlık arasında getirip götürebilir. Bu nedenle tasarımdaki dikkat son derece önemlidir.
Planlama aşamsında dikkat edilmesi gereken ikinci konu ise projenin genişleyebilir olmasıdır. Her ne kadar bu artık kullanılmayan bir yöntem olsa da bazı şirketler kurumsal kimliklerini yansıtan sitelere ürünlerini de yerleştirmek isteyebilirler. Bu katalog mantığı ile yapılan bir planlama olup her ürünle birlikte kurumsal sitede bazı yenilemeler yapılmasını gerektirir. Her nekadar kabul edilebilir gibi olmasa da bu mantıkla hazırlanan bir sitede bu genişlemelerin öngörülüp yapının ona göre yerleştirilmesi gerekmektedir.
Planlama konusunda ihtiyaçlar karşılandıktan sonra üretim aşaması gelir. Bu faz aslında sanıldığından daha çok parçalı ve birbirinin içine geçmiş kompleks bir yapıdır. Bu aşamada teknolojiyi üreten yani projeyi gerçekleştiren teknik grubun bir süre kendisine gelen bilgileri değerlendirmesi gerekir. Unutulmamalıdır ki, planlama için ne kadar çok zaman harcanırsa, üretim için o kadar az zaman harcanır. Çünkğ planlama aşamasının net bir şekilde bitirilmiş olması aşamasında her geri dönüş üretim aşamasının yeniden başlaması ile sonuçlanır. Bu nedenle planlama aşaması bitilrilmiş olan bir proje o noktada üretilmelidir. Daha sonra üzerine eklenmesi gerekenler ikinci döngüde sisteme eklenmelidir.
Planlanan, üretilen bir proje aslında bitmiş sayılmaz. Bu noktada önemli aşamalardan bir diğeri de o projenin yönetilmesidir Artık yapılan projelerin çoğu iki taraflı bir ineraksiyona sahiptir. Yani hem kullanıcı hem sitenin sahibi olan şirket, sitenin geliştirilmesi için yeni bilgiler eklemeye başlar. Zaten bir projenin yaşamasıda bu eklentilerle mümkün olacaktır. Planlama ve üretim aşamasında şirketler yaptıkları projenin yönetilmesi gerektiğini unutmamalıdırlar. İnternet yaşayan bir ortamdır ve yaşayan her ortam gibi ihtiyaçları vardır. Bunları karşılamak ise projenin sahibi olan şirketin sorumluluğundadır, sorumluluğunda olmalıdır. Bu nedenle projenin yürütülmesi için bir birim oluşturulması bir gereklilikdir. Bu noktada yapılan en büyük yanlış zaten bir sorumluğa sahip olan bir elemana bu işin ikincil bir iş olarak verilmesidir. İnternet projelerinde zaman son derece önemlidir. Amerika’da yapılan bir araştırmada bir şirketin destek hattına geçen bir telefon mesajına 24 saat içinde cevap verilmesi müşteriler için yeterli olurken, bu bilginin e-mail ile gönderilmesi aşamasın cevabın 6 saat gibi kısa bir sürede gelmesini istemişlerdir. Tabii gelmeyen bu cevaplar, daha sonra bizim zincir mesaj dediğimiz şekilde kısa sürede şirketi kötüleyen bir kampanya haline dönüşebilir. Bu noktada Türkiye’nin “”Mahir”” isimli bir genci kısa zamanda bir internet ünlüsü haline getirdiğini kesinlikle unutmamak gerekir. Yani bu zincir yapılar bu ülkede son derec başarılı bir şekilde işlemektedir.
Aynı zamanda bir internet projesinin başarısı onun ne kadar kişi tarafından kullanıldığına da bağlıdır. Bu kullanım oranı sitenin yaşayan bir yapı olması ve kaç kişiye duyurulmuş olduğu ile doğru orantılıdır. Artık birçok şirket yaşayan projelerinin içine pazarlama ve basına tanıtım modülleri eklemeyi de uygun buluyorlar.
İnternet devinimlerden oluşan bir ortam olduğundan, kesin başlangıç ve kesin sonlanmaların olması beklenemez, beklenmemelidir. Dolaysıyla web projeleri devamlı devinim halindedir. Her fazın bitimi bir diğerinin başlaması ihtiyacını doğurur. Bu doğum herzaman yeni bir yapının oluşmasına yardımcı olur. Fakat unutulması gereken en önemli nokta sonlanan her fazın projeyi daha üst bir mertebeye taşıdığıdır. İnternet _her ne kadar “”cyberspace”” terimi Türkiye’de “”Sanal Ortam”” gibi yanlış bir şekilde kullanılıyorsa da_ bir siber ortamdır ve sibernetik bilminin bütün oluşumlarında olduğu gibi amaç doğayı taklit etme işini devinimlerle en üst seviyeye çıkarmaktır. Dolaysıyla siber ortam da oluşacak projelerinizin asıl amacının alışmış olduğunuz sistemleri internet platformuna taşımak ve bu sayede daha fazla verim almak, giderleri azaltmak ve her process için harcadığınız enerjiyi azalatmak olduğunu unutulmamalıdır.
NETleşmek üzere…

SBS, işortağı Intershop’un Enfinity çözümünü kullanarak, Almanya İçişleri Bakanlığı’nın “Öffentlicher Eink@uf Online – Devlet Online Satınalma” Projesini hayata geçirecek.

Intershop Enfinity yazılımı ile Almanya’da “Devlet Online Satınalma” olarak

Türk Philips Tüketici Elektronik Grubu, 2002 yılında mevcut bayileri, shopları ve yeni anlaşmaya vardığı toptancı kanalları ile tüketicisine daha iyi hizmet ve kolay ulaşır olmayı hedefliyor.

Philips Tüketici Elektronik Grubu bölgelerde kendi bayi

Nokia, GPRS, HSCSD ve Kablosuz LAN (W-LAN) ağları üzerinden
“mobil veri bağlantısı”na olanak sağlayan multimod network kartı Nokia D211’i
kullanıcıları ile buluşturuyor.

Telekomünikasyon sektörünün dev ismi Nokia, dizüstü bilgisayarları ve