Kategori: Blogum

CPG, kurumların “sıfır” ilk yatırım maliyetiyle mobil teknolojilere geçmesine olanak veren yepyeni bir mobil iletişim hizmeti olan “Mobilente”yi duyurdu.

CPG, kurumların mobil iletişim teknolojilerine geçişini sağlayan yepyeni bir hizmet an

GrafiNET

Web ve internet, şu ana kadar bilgisayarla birlikte varolan olgulardı. Bu nedenle, bir internet kullanıcısının miyop, hipermetrop olup olmadığını bilemezsiniz ama iki önemli konuda çok net bilgiye sahipsinizdir.
1. Bir internet kullanıcısı çok farklı ürünlere sahip değilse_ki bu pek olmaz_ oturur pozisyondadır.
2. Büyük bir ihtimalle ekrana bakıyordur.

Bu basit iki bilgi biz çok ilginç denizlere götürür. Hemen isterseniz inceleme başlayalım. Kullanıcının oturur vaziyette olması bizim yapacağımız grafik tasarımını nasıl etkiler sorusunu öncelikle kendimize soralım. Tabii bunu çözümleyebilmenin en iyi yolu insanın tabiatında oturma fiilinin aslında yapay bir hareket olduğunu bilmek ve oturur durumd insanın aslında ne kadar rahatsız olduğunu anlamakdan başlar. Bu rahatızlık internet kullanıcısını huzursur, huysuz ve en önemlisi sabırsız yapar. Bir de internet hatları ile ilgili teknolojik yetersizlikler bir araya gelince, bir sitenin görsel malzemesinin gerçekte kullanılacak yazılı basın veya hertürlü medyuma göre son derece yetersiz olduğu görülür. İşte başarı bu teknik yetersizlikler içinde bile belli bir harmoniyi, düzeni yakalamaktır. Aslında internet teorisini anlayan herkes bunu kolayca yapabilir. Bilinmesi gereken ilk kural hiçbir televizyon kullanıcısı kötü bir televizyonla izlediği yayının başarısız olduğunu düşünmez, ama bir internet kullanıcısı bu konuda bir guru, bir otoritedir. Daha internete bağlandığı ilk anda karşısına gelen her türlü görüntüyü acımasızca eleştirir ve daha iyisini kendisinin yapabileceğini söyler. Bu fikri yoketmenin hiçbir yolu yoktur. Dolaysıyla bir webmaster ve webdesigner herzaman kendisine söylenen komik fikir ve acımasız eleştirlere sabır gösterip, fikrinin doğruluğu konusunda şüphe etmemelidir.
Bu sosyal olguyu bir yana bırakırsak bir internet grafiği ile uğraşmada ilk dikkat edilmesi gereken kuarıl hatlardaki yavaşlık olduğunu anlarız. Internet konusunda yaşanan en büyük sorun budur. Internet trafiği paketlerden oluşur. Bu paketler sunucu ile alıcı arasında modem bağlantısı varsa 700 byte, leased line veya kablo sistemi varsa 1024 byte civarlarındadır. Dolaysıyla yaptığınız her 10 kb gibi küçük resimle bile 10 – 15 paket civarında bir veri trafiği demektir. Bunun içine hatalı paketler ve hata kontrol sistemleri de girince, paket sayısı 20 – 30 civarına ulaşabilir. Dolaysıyla resmin transferini hızlandırmanın birincil yöntemi dosya boyutunu düşürmektir. Bir web sayfası html kodu da dahil olmak üzere 30 – 40 kilobaytı geçmemelidir. Bunun üzerindeki her türlü bilgi kullanıcı sabırsızlandıracaktır.
Eğer elinizdeki resim gereğinden büyükse bunu parçalara ayırmak ve html kodunda bu resimleri birleştirmek doğru olacaktır. Her resmin html kodundaki bilgisinin içinde sunucu üzerindeki yeri yazılmalıdır. Bu bir gereklilik değil zorunlulukdur. Aksi takdirde resim kesinlikle görüntülenemez. Bunun dışında html kodu içinde bir resim gören bir alıcı sunucuya resmin ekranda ne kadar yer kapladığını sorar. Sunucu ise resime bakıp ekrandaki genişliği konusunda bilgiyi gönderir. Html kodu içine resmin ekrandaki kaplayacağı yer yazılırsa, bu her resim için gerçekleştirilen diyalogdan kurutulunmuş olunur. Bir resmi web sayfanız içindeki koda farklı bir boyut bilgisiyle yazarsanız, resmin bu bilgiler ışığında alıcını browser’ı tarafından yeniden render edildiğini göreceksiniz. Bu pratik görünmesine rağmen oldukça yanlış bir yöntemdir. Bu şekilde ortaya çıkan resimlerde distortion çok büyük boyutlardadır.
Elimizdeki resimin web standartlarına uygun şekillendirilmesi, yüzlerce trik içeren bir harekettir. Dosya boyutundan sonra dikkat edilmesi gereken en önemli konu, resim için seçilen formattır. Web browserları çok çeşitli resim formatlarını desteklerler. Bunların içinde en yaygın ve bütün browserların kullandığı formatlar gif ve jpeg’dir . İki formatın birbirine göre çok değişik sıkıştırma yöntemleri vardır. Jpeg formatındaki resimler, yüksek sıkıştırılma kapasitesine sahiptir. Bu nedenle, özellikle geniş palet bilgisine sahip, fotoğraf gibi görsel malzemelerde jpeg formatının kullanılması uygundur. 216 renk altı palet bilgisi bulunduran grafik gibi kavramlarda ise gif formatını kullanılması gerekmektedir.
Eğer görsel malzeme bir grafikse ki, butonlar ve web sayfasının işlemesi için gerekli olan görsellerin hepsi grafiktir, gif formatını kullanılması gerekmektedir. Palet konusunda dikkat edilmesi gereken en önemli nokta bu tip resimlerin browser tarafından daha hızlı render edilebilmesi için 256 renk kullanılması gerekmektedir. Fakat Netscape browserlar bu sistem renk bilgilerinin 40 tanesini kendi logo gösterimlerine ayırmışlardır. Bu bize 216 renk bırakır. Bu renklerin sistem tarafından kullanılan bir paletten alınması gerekir. Bu nedenle özellikle grafik programlarında web safe paletten renklerin seçilmesi gerekmektedir. Bu tip işlevsel grafiklerin anlatımı yetersizdir. Anlatımı kuvvetlendirmenin en kolay yolu yazılarla grafiği desteklemektir. Bu durumda font becerileri grafik bilgilerinin içine girer. Font seçiminiz hedef kitlenin algılama oranlarına göre değişir. Ama font büyüklüğünde dikkat etmeniz gereken en önemli nokta küçük boylarda font kullanmanız gerekiyorsa tırnaklı typefaceleri kullanmanız. Bu arada eğer küçük boy fontlar kullanıyorsanız, anti-aliased kullanmamanız iyi olur. Bu sayede küçük boy fontların algılanması daha kolay olur.
Eğer elimizdeki resmin paletin de çok renk varsa jpeg formatını uygulamakda yarar vardır. Bu durumda paletin renklerinde birbirine yakın olanları birleştirmekde yarar vardır. Bu işi yapan optimizasyon programları vardır. Çok renk varsa resimin boyutu artar. Bu tip resimleri siz de optimizasyon programları kullanmadan yapabilirsiniz. İlk yöntem resmin kolorize edilmesidir. Eğer bunu yapabilecek bir programınız yoksa, size tavsiyem resminizin üzerine yüzde oranını sizin belirleyeceğiniz bir layer yerleştirmeniz. İki layerı daha sonra birleştirdiğinizde_ ki gif ve jpeg için bunu yapmanız zorunludur_ renk paletinizin birbirine yakın renklerden oluştuğunu göreceksiniz.
Renk oranlarını düşürmek de bu şekilde mümkün olacakdır.
Son olarak yazımızın başında internet kullanıcısının durumu ile ilgili ikinci anlattığımız konuyla ilgilenelim. Monitör başında oturan kullanıcı, belli noktalarda tv izleyicisi ile aynı algılama sistemlerini kullanır. Örneğin tv olarak verilmesinin, tv yayıncılığında bir takım standardların daha çok şekil almasıdır. Aslında yayıncılığın medyumlarına göre renk seçimlerinde değişiklikler olur. Kağıt, fotoğraf gibi belli bir zemin üzerine basılan medyalarda, kağıdın renginin o medyada kullanılabilecek en açık renk olması ve bu rengin hep üzerine uygulanan renkelere ekleniyor olması, bu tip medyalarda doymamış (unsaturated) renklerin kullanılmasını gerekli kılar. Monitor tabanlı medyalarda ise renk sorunsuz bir şekilde işlenebildiği için bu sıkıntı yoktur. Bu durumda rengin arkasındaki ışık ve ortamın genel ışık oranları önemli olur. Göz için bir kontrast oluşturmamak için kullanılabilecek en mantıklı palet doymuş renklerden oluşur (saturated). Bu izleyici de daha güvenilir bir intiba bırakır.

Web sitesi tasarım üç ana evreden oluşur.
1. Plan
2. Tasarım öncesi
3. Tasarım

Plan:

Amaç:
İnternet üzerinde yer kaplayan, her oluşumun balli bir amacı vardır. Bu amaç, sitenin oluşturulması aşamasında yapılacak olan her türlü faaliyete bir sorumluluk yükler. Amacınız hedef kitlenize, hedef kitleniz ise kullanacağınız teknolojiden, sayfanızda yer alacak her türlü içeriğe yön verir, anlam yükler.
İnternet üzerinde dolaştığınızda sitelerin genel olarak 5 ana amaç üzerine oluşturulduklarını görürsünüz.
a. Haber
b. Danışma
1. Database’e bilgi aktarımı
2. Database’den bilgi alınması
c. Eğlence
d. Tanıtım
e. İletişim

Bir web sitesi tasarımına başlamadan önce bu sitenin hangi amaca hizmet etmesi gerektiğini son derece belirgin cizgilerle ayırmalısınız, gerekirse siteyi belirgin bir şekilde ikiye bölerek bu ayrımı gerçekleştirmelisiniz. Aksi takdirde, ziyaretçileriniz aradıklarına ulaşamayacak ve siteniz oluşum amacını uygulayamayacaktır.
Her ziyaretçi tipinin kendine ait bir davranış, bir algılama mantığı vardır. Bu mantığa uygun oluşturulmamış bir sitenin amacını gerçekleştirmesi beklenemez.,
Haber amacı ile sitenize uğramış bir ziyaretçi, en kısa ve en az süsleme ile habere ulaşmak ister. Ama eğlence için sitenizi ziyaret eden kullanıcı ise gözüne hoş görünen, kendisini belli zamanlar arasında oyalayacak objelere ihtiyaç duyacaktır. Bu iki ziyaretçi birbirlerinden kesin olarak ayrı hatta birbirleri zıt yapılar içerirler.

Hedef Kitle:
Sitenizin amacı, sizi doğruca hita etmek istediğiniz topluluğa ulaştırır. Bu topluluk sizin bu sitenin amacına ulaşması için ihtiyacınız olan bir nevi müşteri kitlesidir. Amacınız doğrultusunda çizdiğiniz portre, hedef kitledir. Bu hedef kitle belli ortak amaçlar doğrultusunda web üzerinde sörf yapan, belli davranış normlarına sahip, ortak istek ve ortak beğenilerle birbirlerine bağlıdırlar.
Bu durumda iyi bir web sitesi bu kullanıcıların ortak paydalarına hitap etmek zorundadır.
– Bu grubu birbirine bağlayan nedir?
– Nerelerde bulunurlar?
– Bir yığın bilgi ve şeklin arasından ilgilerini ne çeker?

Bu soruların hepsinin belli cevapları vardır ve bu cevplar sitemizin üzerinde duracağı temeli oluştururlar.
Kapınıza gelen kargo servisinin paketi vermeden önce şarkı söylemesi size ne kadar itici gelirse, haber almak amacıyla sitenize bağlanan bir kullanıcıyı müzikle karşılamak da o derece yanlış ve anti-sempatiktir.
Sitenize bağlanacak olan hedef kitle ayı zamanda kullanmanız gereken, teknolojileri de belirleyen önemli etmenlerdendir. Unix tabanlı bir programın sitenizde tanıtımını planlıyorsanız, kullanıcılarınız text bazlı bir browser ile bağlanabileceklerini de öngörmeniz gerekir. Aynı zamanda kullanıcılarına Netscape 2.0 dağıtmış bir servis sağlayıcı iseniz. Sayfalarınızda 3.0 browserlarla görülebilen bir teknoloji kullanamazsınız.

Design Öncesi:

Web siteleri belli bir içerik üzerine kurulur. Bu içerik sayfanızı ziyaret edecek kullanıcıya öncelikle vermeniz gereken üründür. Fakat bir web sitesinde, önceliği teşkil eden en önemli noktalardan biri ise içeriğin sınıflandırılmasıdır. Bu sınıflandırılma işlemi güncelleştirme sürelerine göre düzenlenebilir. Eğer güncellenme süreleri birbirine yakınsa, ayrım hedef kitlenin ortak algılama noktalarına göre oluşturulmalıdır. Unutulmamesı gereken en önemli nokta internet kullanıcısının son derece sabırsız olduğudur.
Bilgi belli bölümlere göre sınıflandırıldıktan sonra, bu bilginin güncellenme periyotlarına bakılarak statik veya dinamik sayfalar oluşturulur. Statik sayfalar içindeki bilginin zamana veya kullanıcıya göre değişmediği sayfalardır ve içeriği öncelikli olarak bir tanıtım yada bir şirket bilgisi ile sınırıdır. Dinamik sayfalar ise belli değişkenlerle şeklini değiştirmese de içeriğini değiştiren sayfalardır.
Bir web sitesinin sayfaları arasında belli oluşumların kullanılması, o siteyi birbirine bağlar. Bu olgular logo, renk seçimi, ortak layout gibi bölümlere dallanır. Oluşturmaya çalıştığınız site bir şirkete aitse daha önce belli normlar üzerinde çalışılmış bir logo sizin en büyük yardımcınızdır. İyi planlanmış bir logo web sitesi ile aynı amaca sahiptir. Renk seçimi ve şekil oluşumu olarak sitenizde kullanmanız gereken kriterleri size ulaştıracaktır. Bunun dışında sayfalar arasında tekrar eden öğelerin belli lokasyonlara konması da sayfalarınızı birbirleri ile ilişkili kılar.
Design anında dikkat edilmesi gereken en önemli noktalardan biri ise, oluşumundan hemen sonra geometrik artış gösterecek olan sayfalarınıza sitenizin layout’unda yer bulabilmenizdir. Bu genişlemenin hangi dallara olacağını design anında öngörüp bu noktaları açık bırakmalısınız. Elektornik bir magazinin belli bir peryoddan sonra arşivlenmesi gerektiğini tahmin etmeli, ve arşiv opsiyonunu bu sitenin oluşumu anında bile hesaba katmalısınız.

Design

Sitenizin design anında insanlarda online duygusunun oluşturulması ana amacınız olmalıdır. Ziyaretçi bu sayede sayfalarınızdan hoşnut kalacaktır. Dinamik sayfalar için bu hissi oluşturmak zor değildir, fakat statik sayfalarda html dışında bu hissi verebileceğine inandığınız, ve yaygın olarak kullanılan bazı teknolojileri de kullanmalısınız.
Oluşum aşamasında başta palet olmak üzere, genel optimizason tekniklerine de dikkat etmeniz gerekmektedir. Aksi takdirde kullanıcı boş yere oyalamış olursunuz. Bu optimizasyon teknikleri genel olarak;
1. Gif, jpeg seçiminin yapılması ve optimizasyonu
2. hareketli resimlerde palet ve renk optimizasyonu
şeklinde olabilir.
İnternet kullanıcısı kendisine en kısa sürede tepki gösteren sayfalara daha sıcak bakmaktadır. Bu amaçla syafalarınız ( en azından başlangıç sayfalarınızın) hızlı yüklenebilir olmasına son derece dikkat etmelisiniz.

Sonuç olarak toparlamak gerekirse; bir web sitesi oluşumunda genel amaç: İnternet kullanıcısı havuzundan; hedef kitleni seçilip, oluşturulan siteye yöneltilip vermek istediklerini iletilerek kulanıcının internete geri yönlendirilmesidir.

Bir web sitesi oluşumunda_ herhangi bir aşamada_ yapılması gereken bazı önemli kurallar vardır:

– Resimleri bölünebilecek en küçük parçalara bölmeye özen göster, renk optimizasyonu yap.
– Animasyonlarda frame sayısı ve frame arası değişen pixel optimizasyonu yap.
– HTML dışında scripting language kullanmaya özen göster, bu sayede etkileşimi sağla
– Mouse over event’i kullan
– Update yap
– Bir paragrafta çok link kullanma
– İnternet kültürüne uygun hareket et (Büyük harf kullanmamaya özen göster)
– Yasaklama, teşvik et
– Orijinal olun

Aynı zamanda yapılamaması gerekenleri de sıralamakta yarar var:

– Teknoloji canavarı olmayın
– Kullanıcı hakkında bilmeniz gerekenden fazlasını öğrenmeye çalışmayın.
– Web design’ı teknik bir iş dışında bir sanattır, başkalarının yaptıklarını kopyalamaktansa kendi eserinizi yaratın…

Annem küçükken bana “”haydi Atif”” dedeğinde “”haydimem”” dermişim. O zamanlar küçüktük.Tabii bir de ters doğmanın üzerime yüklediği ağır sorumluluğu düşünürsek bu cevap insanı pek şaşırtmıyor.. Geçenlerde televizyonda wapma yaa diye bir nida ile karşılaşınca o eski günlere geri döndüm. İçimde bir kıpırtı oldu. Bu kıpırt belli taşları yerinden oynatmış olmalı ki, büyüdü büyüdü ve içinde bulunduğum nezih ortama rağmen “”wapmıycam”” haykırışıyla dışarı çıktı.
Biz yıllardır bu teknolojilerin üzerilerine makyajlar atarak halka sevdirmeye çalışan aslında çok harika bir yaşama sahipmiş gibi görünen, ama geceleri yataktan “”acaba yeni bir teknoloji çıktı da benim mi haberim olmadı?”” korkularıyla uyanan bir gurup insaniz.. Aslında tanıma bakarsanız, korkularımızdan yola çıkarak pek insan demek garip olur.. İşin en komik yanı ise, bir konuya konsantre olup öylesine peşinden koşturuyoruz ki etrafımızda olup bitenlerden uzaklaşıp farklı bir aleme gidiyoruz.. Bu arada biz sanal alemimizde yaşarken dünyada bıraktığımız bedenimizin başına gelenleri ise ancak canımız yanınca farkediyoruz..
Dolu dizgin o teknoloji senin bu teknoloji benim koştururken, son 4-5 yıldır kulağımızın yanına bir eklenti geldi. Adına cep telefonu diyorlar. Gerçi neden cep telefonu dediklerini anlamakta çok zorluk çekiyorum. Zira bu telefon cepte durduğu gibi durmuyor. Bu cep telefonu denen nesne daha çok beyne yakın kulak yanı gibi mekanlarda konuşlanmayı seviyor… Ne kadar mobil ofis, hareketli telefon kulübesi, yürüyen banka diye bizi kandırsalar da bir süre sonra bilişimcilere hemen ulaşılabilen teknik destek hattı, gençlerin nerede olduğunu anlamaya yarayan baskın aracı olarak kullanılıyor.. Yani bu telefonlar bir süre sonra öğrencilerin prangası, bilişimcilerin ise müşterilerinin onu heryerde bulabileceği baş düşmanı halini alıyor.. Buraya kadar olan kısım, aslında çok beklendik gelişmeler. Hele bu telefonların yurt dışında hangi meslek grupları tarafından kullanıldığını biliyorsanız.
Gelelim asıl rahatsızlığa. Bundan bir yıl kadar önce devlet bu telefon çılgınlığını farketti. Durdurmak, halkımızı bu kötü araçtan kurtarmak için sigaraya, içkiye bile yapmadığı vergi eklentileri yaptı. Bunun da etki etmediğini farkedince, her türlü bütçe açığını, telefon kullanıcılarına kardeş payı ile dağıttı. Bir süre sonra faturanıza baktığınızda karşınıza diğer ücretler, tgm, ekp ücretleri ve özel işlem vergisi, özel iletişim vergisi gibi diğer hiçbir ücretlendirme sisteminde göremeyeceğimiz kadar çok özel kalemler ekledi. Hatta faturalarınıza bakarsanız vergiler toplandıktan sonra çıkan rakama bir de vergi ekleniyor. Yani devletimiz bize birşeyler anlatmak için vergiden bile vergi alıyor.Biz bunlarla yüce devletimizin neyi anlatmak istediğini bir türlü anlamak istemedik. Aslında kendimizi teknolojiye o kadar çok endekslemişiz ki etrafımızdaki gelişmelere at gözlüğüyle bakıyoruz.. Ama artık bu gözlükleri çıkarmamız lazım. Ben kendi adıma devletimin bana anlatmak istediğini anladım ve cep telefonumu kapatma kararı aldım. Cep telefonumu devletim bu ek kalemleri kaldırıp bana kullanabilirsin işaretini vermeden de açmayacağım.
Artık devletimin bana gösterdiği işaretleri daha iyi görüyorum. Bir süredir odaklandığım wap teknolojisi bile artık ilgimi çekmiyor.. Devletime birkez daha bu aydınlatmasından dolayı teşekkür ediyorum…
NETleşmek üzere… Eğer devletim bunu istiyorsa…

İnternet’i diğer medyalardan ayıran çok basit bir özelliği var. Genişleyebilirlik…. İnternet’i fiziksel amaçlarınız dışında her şekilde ve her iş kolunda rahatça kullanabilirsiniz. Dolaysıyla diğer mecraların aksine internet devamlı gelişen ve yenilenen bir yapı olarak uzun yıllar karşımıza çıkmaya devam edecektir. Bunu hiçbir kuvvetin durdurması mümkün değildir. Buna bir örnek vermek gerekirse, Amerika’da son yıllarda yapılan bir araştırma kullanıcıları %80’inin internet’e bilgisayardan ulaşmak istemediğini ortaya koymuş. Bu araştırmayı analiz edersek karşımıza iki sonuç çıkıyor. Birincisi bu araştırma sonuçları bilgisayar satışlarının yakında düşeceğini öngörürken, bunun internet kullanımını etkilemeyeceğini ifade ediyor. Tv teknolojilerini düşündüğümüzde bunun ne kadar ilginç bir gelişme olduğunu daha net görebiliyoruz. Bir televizyon kanalının, tv satışlarıın azalmasından etkilenmemesi düşünülemez ama internet artık bilgisayardan ayrı, kendine özerk bir platform halini alıyor.
Yeni platformun yeni ve geometrik yükselen bir reklam pastası olduğunu da gözden kaçırmamak gerekir. Geometrik gelişmeye örnek olması açısından birkaç rakam vermek sanırım yararlı olur. Dünyada internet üzerinde reklam için dönen para, 1995 yılında 100 milyon dolarken, bir yıl sonra 390 milyon dolara yükselmiştir. Aynı mantıkla bu rakam bu yıl tahminlerin neredeyse iki katı yüksek çıkmış, büyük forecast şirketlerinin tahminleri 4.4 milyar dolarken, bu rakam 9 milyar dolar olarak hesaplanmıştır. Türkiye’de ise yine aynı yıllarda bu rakamlar telaffuz edilir hale gelmiştir , 1999 yılında 5 milyon dolar iken ekonominin iniş çıkışlarına rağmen 2000 yılında 9 milyon dolarlara ulaşmıştır. 2001 yılında Türk şirketleri ilk defa internet reklamlarını bütçede kalem olarak almış olduklarından, bu yıl 75 milyon dolarlık bir tahmin oluşmuştur. Bu sayede Türkiye’de reklam bütçesinde belli bir paydanın internet üzerinden döneceği de tahmin edilmektedir.
Türkiye’ye odalanırsak yeni gelişen bu bütçenin üzerinde sanılanın aksine bilişim şirketlerini payı düşüktür. Bilişim şirketleri, reklam kalemlerini son derece düşük tuttukları için bunun internet üzerindeki yansıması da pek yüksek değildir. Türkiye’de internette reklam veren şirketlerin %31’i tüketici firmaları iken, yalnızca %16’sı bilişim ürün ve hizmetlerine aittir. Yani tüketiciye ürün satan e-ticaret firmalarının interneti reklam mecrası olarak daha fazla kullandıklarını bu sayede ise hedef kitlelerine daha kolay ulaştıklarını varsayabiliyoruz. Aslında internetin gelişimini takib eden herkes bunu kolayca farkedebilir. İnternet kullanımı için özel donanım gerektiren bir yapıdır. Dolaysıyla erişebilir olmak için, belli bir ilk yatırımın yapılmasına gereksinim duyar. Bu yatırımı ise ancak ve ancak gelir düzeyi AB grubu olan kişiler yapabilir. Bu noktadan yola çıkarsak, internet kullanıcısına erişebilir olmak, daha az reklam ulaştırmak gibi görünse de ürününüz eğer yüksek gelir seviyeli kullanıcıları hedefliyorsa doğru kitleyi hedeflediğiniz anlamına gelir.
İnternet profilini, yani reklam hedef kitlesini öngörürken, daha genel bir bakış atmakta da yarar var. Türk internet kullanıcısı, %83 erkek olan bir grup. Bu grubun ortalama yaşı ise 28 civarında. Dolaysıyla genel hazırlanan internet reklamları, 28 yaşında erkek ve alım gücü AB ile C1 arasına giren bir grubu hedefliyor. Tabii bu bilgiler sizi yanıltmasın, internet dünyası interaktif bir platform olduğundan, davranış şekillerinden kullanıcıların profillerini ortaya çıkarmak ve kullanıcının ihtiyaçlarına göre reklam yapmak son derece mümkündür. Söz gelimi chilek.com sitesi bir genç kızın ihtiaç ve isteklerine göre hazırlanmıştır. Dolaysıyla kullanıcıların büyük bir kısmı bu profildeki alıcılardır. Dolaysıyla bu hedef kitleye ulaşmak isteyen bir şirket için son derece doğru bir sitedir.
Tabii reklam verenler açısından internet üzerinde reklam vermenin toplam nüfus üzerindeki oranı da son derece önemlidir. Türkiye’de internete erişebilir insanların toplam nüfusa oranı %12 civarındadır. Fakat ülkemizin coğrafik yapısını göz önüne alırsak bu oranın büyük bir kısmının İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyük şehirlerde yoğunlaştığını çok net görebiliriz. Bu da sadece büyük şehirlerde yoğunlaşmış firma ve organizasyonlar için ayrı bir avantajdır.
NETleşmek üzere…

INTRANET HAKKINDA BİLMENİZ GEREKENLER

İntranetler ucuz mudur?

Kurulum masrafları düşük gibi görülebilir.Etrafta boş duran bir PC bulursanız, biraz hafıza ve sabit disk ekler web server yazılımı kurar , network kartı eklersiniz ve işte yoldasınız.Bu bir başlangıç olabilir fakat İntranetinizin gelişmesini istiyorsanız siz daha bilmeden aşağıdakilerden bir ya da birkaçına ihtiyaç duyuyor olacaksınız.

q Daha hızlı bir server
q Daha fazla sabit disk alanı ve hafıza
q Daha iyi uygulumamalar(database uygulamaları, forumlar,multimedya desteği)
q Daha hızlı network ya da bant genişliği
q İntranetinizi yönetecek personel

Kurun ve çekip gidin !!

Pek çok intranet projesi mutlu sona uluşmamıştır.Nedeni ise çok basittir.İnsanların bilmemesi ya da hatırmaması.Bunun önüne geçmek için promosyon tekniklerinin kullanılması gerekir.Sadece İntranetinizi ziyaret ettirmek önemli değildir.Önemli olan insanların geri gelmesini sağlamaktır.

q Pazarlama departmanınızın uzmanlığına başvurun.
q İntranetinizin promosyonunu üst düzey yöneticilere yapın.Yöneticilerin tüm toplantı ve yazışmalarda intranetten referans vermelerini sağlayın.
q İntranet günü düzenleyin, ödüller dağıtın , kocaman bir banner yapın.
q İçeriğinizi düzenli olarak güncelleyin.Hava durumu,yerel haberler, basın bültenleri gibi yararlı, güncel bilgiler verin.

Intranet büyük organizasyonlar içindir.
Yalan.Firmanızın bir avcun parmaklarının sayısını geçmeyecek kadar çalışanı olsa bile İntraneti avantaj hanenize ekleyebilirsiniz.Bir intranetin başarısı masrafları azaltması ve verimliliği arttırmasına bağlıdır.Ayrıca küçük firmaların dev organizasyonları sollayıp İntranet teknolojileri ile başarıyı yakalamaları sık rastlanan bir durumdur.

Bu da gelir geçer aldırma
İster inanın ister inanmayın intranetler kalıcı olacaktır.Zaman içinde pek çok yeni intranet teknolojisi ve intranetin evrimini göreceğiz.Fakat İntranetler kesinlikle olacaktır.

Intranet için Internet bağlantısı şarttır
Değildir.Intranet dış dünyaya bağlı olmadan kendi kendine de çalışabilir.Internet bağlantınız olmadan da posta sunucuları, web sayfaları gibi Internet teknolojilerini lokal olarak kullunabilirsiniz.Fakat internet’teki içeriklere erişemezsiniz.

İntranetler az emek ister
Buna inanıyorsanız pek çok süprize hazırlıklı olmalısınız. Intranetler gerçekten çok hızlı büyüyebilirler.Eğer iyi bir plan ve büyüme stratejiniz yoksa küçük ve rutin bakım işleri için bir sürü zaman ayırırsınız. Yeni kullanıcılar eklemek, kullanıcı databaselerini güncellemek için tatil planınızı bavulunuzla beraber rafa kaldırmaya hazırlanın. Ayrıca matbaacınıza yeni birkaç tane fatura koçanı da ısmarlamayı ihmal etmeyin.
Intranetler güvenli değildir
Eğer intranetinizden internete bağlanamıyor ve internettende intranetinize girilmiyorsa bir güvenlik hatası olarak endişe edecek çok daha az şey bulursunuz.Internete bağlıysanız da intranetinizi güvenli kılmak için pek çok seçeneğiniz vardır.Firewall, SSL, şifre koyma, IP engeli, ve başka teknikler sizi istenmeyen vakalardan koruyacaktır.

Intranet lokal web sayfalarıdır
Intranet web sitisinden ibaret değildir.Intranet teknolojisi ınternet teknolojilerinden adapte edilmiştir ve bu da web sitelerinden çok daha fazla şey demektir. Şirket bazlı e-posta , push teknolojisi, haber grupları, sohbet gibi TCP/IP protokolü temelli basit ve çok daha karmaşık teknolojileri kullanmak varken neden kendinizi statik web sayfalarıyla sınırlayasınız ki?….

Intranetler PC’ler içindir
Sayfalarınız Unix makinelerde de Mac’lerde de çalışır. Fakat Java, Active X gibi daha ileri teknolojiler kullanmaya başladığınızda uygulamalarınızın sadece bazı Browserler tarafından desteklendiğini farkedersiniz. Firmalar bazı “Browser” standartları üzerinde çalışarak çakışmaların önüne geçmeye hazırlanıyorlar. Fakat bu zaman alacak gibi gözüküyor.

Intranet Outsource edilmeli mi?
Bu bir gereklilik değildir. Bilgisayar sektöründe bir intranet iskeletini planlayabilecek çok fazla bilgisayarcı vardır. Bunlara ulaşmak ise bir danışman aracılığıyla oldukça kolaydır. Ama eğer büyük bir şirketseniz ve bu işe ayıracak yönetim gücünüz yoksa hesap sorabileceğiniz saygın bir kuruluşa intranetinizi hazırlatabilirsiniz.

Intranet için bir danışman gerekli mi?
Yaptığınız çalışmaların boşa gitmemesini ve hazırladığınız sistemin gelecekte çalışabilecek bir yapıya sahip olmasını istiyorsanız, mutlaka ve mutlaka bir danışman ile çelışmanız gerekmektedir. Danışmanınız ilerleme yönünüzü ve şirketinizin yapısını göz önünde bulundurarak, sitenizin yapısını ve geliştirilme basamaklarını belirler. Sistemin outsource mu yoksa içerde mi hazırlanacağına karar verir.

Malumunuz artık hepimiz internet üzerinde hayatımızı idame ettiriyoruz. Daha demin bankamın müşteri temsilcisi beni aradı ve bir konud kendisine faks çekmemi istedi. Hemen arkasından e-mailin daha verimli bir yöntem olduğu kararını aldık. Mailim mailbox’ımda kablonetin internet bağlantısının düzelmesini bekliyor. Ama şunu biliyorum ki faksdan daha güvenli bir şekilde bu mesaj adrese ulaşacak. Sorun olmayacak. Yanlış olmayacak, ulaşmazsa haberim olacak. Artık neti gerçekten keyifle kullanmaya başladık. Hatta artık onun üzerinde varolmaya başladık. Bu çok sevindirici bir haber.
Geçen gün about.com adresinde gelecek onyılın mesleklerinden biri olarak internet etiğinin yani netiketin eöğretilmesinin etkin bir iş halini alacağını gördüm. Çok ilgimi çekti. İnternet üzerinde bir asil mi bir serseri olarak mı varolacağımızı etiket kurallarına uyup uymamamız belirleyecek. Bu jargonu doğru öğrenmenizi size tavsiye ederim.
Siber kültürün ana yapı taşı bu ahlak bilgisi. Bunu internet üzerinden, Türkçe alabileceğiniz bir site var. http://www.internetdernegi.org . Yayınlar kısmında bu bilgiyi bulabilirsiniz. Siber kültür ağırlıklı olarak görsel iletişim teknolojilerinden destek alır. Bu nedenle bu işi gerçekten iyi yapmak istiyorsanız, kült haline gelen birkaç filmi seyretmenizde yarar var.Bunların ekonomi ve daha fiziksel konularla ilgili olanı Fight Club, bir şaheser olanı ise Matrix. Sitesinde daha fazla bilgiye de ulaşabilirsiniz. http://www.whatisthematrix.com adresi sizin için iyi bir kaynak olacaktır. Beyaz tavşanı takip etmeyi unutmayın ;-))). Peki ama bu filmler nereden varoldu, biz buraya nereden geldik diye düşünüyorsanız, Pi filmini seyretmenizi tavsiye ederim. Http://www.pithemovie.com adresi ise filmin çok güzel bir projeksiyonu. Bunu da görmenizi tavsiye ederim. Ghost in the Shell uzun metrajlı bir çizgi film. Matrix’in de feyz aldığı önemli filmlerden biri. Ghost in the shell bir manga. Daha başka mangalarda var. Ninja scroll benim en sevdiklerimden biri. Eğer mangalarla ilgileniyorsanız, Bilgi Üniversitesinin bu konuda son derece güzel bir arşivi olduğunu söyliyebilirim. Hatta geçen haftalada bir toplu gösterim gerçekleştirdiler. http://www.bilgi.edu.tr .
İnternet ve siber kültür’ün felsefesi ile ilgileniyorsanız size internetin geleceği konusunda http://www.masste.com adresinde sayı 4’teki ropörtajı okumanızı tavsiye ederim. Bu size bu konuda bir parça bilgi verir diye umuyoruyorum.
İnterneti kullanırken bnun bir kültür olduğunu unutmammamız gerektiğini düşünüyorum. Bu nedenle sizin bu konulara ilgi göstermenizin, araştırıp öğrenmenizin daha sonraki tecrübeleriniz için yararlı olacağını düşünüyorum. Ayrıca siber kültürün en önemli konularından birisi de etkileşimdir. Yazılarımı gerek www.canteen.com.tr gerekse www.unaldi.org adresinden okuyabilir, www.unaldi.org adresinden yorumlarınızı yazıp, yazılarımı oylayabilirsiniz. Ben de ilgi çeken konular üzerine yazmaya devam ederim.
NETleşmek üzere.

Benden Duymuş Olmayın:

Bu hafta içinde çok hoş toplantılara katıldım. Bunların ilki Bilgi Üniversitesi MBA programı hakkındaydı. Son derece bilgi aldığımı söylemek isterim. İkincisi ise Internet reklamcılığı üzerine bir yapılan bir kahvaltı forumuydu. Son derece başarılı ve keyifli olduğunu söylemek isterim. Toplantıda beni en çok mutlu eden iki konuşmanın birisini IBS araştırma şirketi gerçekleştirdi. Ülkemde internet kullananların %70’inin erkek, %30’unun kadın olduğunu öğrendim. Yani internet üzerinde üç kişiden birisi bayan. Bu iki anlama gelir. İlki internet macerası başladığında kullanıcıların neredeyse %99.9’unun kadın olduğu bilince, kadınları nete ilgisinin artış oranının erkeklerinkine göre fazla olduğu. Diğeri ve daha önemlisi fiziksel ortamlara göre nette kadın oranının daha fazla olması. Yani net bekar erkeklere önerilebilecek bir mekan.

Medya kuruluşlarımızdan bir holdingin internet şirketi kapatuılmaktan dönmüş.Bilenler bilmeyenlere söylesin. Herkesin gözü onların stünde ne olacağı bekleniyor.

Bir yeni atılım. Teknoloji ile son derece yakın bir holdingimiz, hepsi kendi alanında son derece başarılı teknoloji şirketlerinin imkanlarını kullanarak yeni ürünler çıkarabilecek yeni bir şirket kurmuş. Yeni şirkete ve bütün yetkililerine buradan başarılar dilemek istiyorum.

Geçen hafta, yeni bir bölüme başladım. Haftanın ekranı diye. Eğer o sayfadaki penguenin ne olduğunu merak ettiyseniz, o www.nokia.com.tr ‘nin hacklendiği anın resmiydi. Bu tip özel anları ve özel siteleri yayınlamaya devam edeceğim.

Haftanın Sayısı
0.5478 Türkiye’de internet abonesinin sayısı 2.3 milyon. Fakat internet kullananların 4.3 milyon kişi olduğu sanılıyor. Yani her internet bağlantısını 1.826 kişi kullanıyor. Bunların % 70’i erkek . Yani her internet bağlantısına düşen kadın geni oranı 0.5478.Yani Türkiye’deki internet bağlantılarının yarısını kadınlar kullanıyor

Bir ömürdür bir ömür gelip geçen…..
Yıllar yılları kovalar, mutluluklar mutlulukları,üzüntüler üzüntüleri.
Binyıllar binyılları kovalar.
Dedikleri gibi “”Nehrin kenarında yeterince uzun oturabilirseniz, düşmanlarınızın gelip geçtiklerini göreceksiniz””
İşte benim niyetim su akarken dostlarımı unutmamak.
Unutmayın ki koca bir binyılı deviriyoruz. Bu insanlık tarihinin önemsediği 2. büyük binyıl başı. Bir binyılın ilk dakikalarını hep beraber göreceğiz.
Ve ne ince rastlantıdır ki; inancınız ne olursa olsun bu günlerde özel anlar yaşayacaksınız.

Hepinize mutluluklar diliyorum. Onun kolay bulunmadığını unutmayın. İyi bin yıllar ve iyi bayramlar…

Atıf ÜNALDI
www.unaldi.org

Türkiye´de internetin öncülerinden biri sayılıyorsunuz, bu sektöre ne zaman girdiniz?

Doğrusunu söylemek gerekirse biz interneti bir kaynak olarak görmeye başladığımız günlerde Türkiye’de bir sektörden bahsetmek mümkün değildi.
Boğaziçi üniversitesinde Türkiye’nin ilk BBS’ini (Bulletin Board System) kurduğumuzda, sektörün bu noktaya geleceğini ümit ediyorduk ama doğrusu tahmin etmiyorduk.
Hatta Türkiye’nin ilk internet servis sağlayıcısını kurduğumuz zaman bu konuda hala bir takım şüphelerimiz vardı. Ama artık bunlar geride kaldı.

Internet her nekadar faydalı bir araç olsa da, kişilere ve kuruluşlara zarar da verebiliyor. Siz ve şirketiniz kurucusu ve içinde bulunduğunuz bu sektörden zarar gördünüz mü?

Aslında bu çok önemli bir konu. Internet’in var olması ile birlikte bilgi değer kazandı. Fakat ne yazık ki, bu bilgiyi kötü amaçlarla kullananlar da oldu. Şirketleri bu platforma çıkarmayı önererek bunu gerçekleştirmeyenlerden, hazır bilgileri çalanlara veya siteli kıranlara kadar güvenliğe zarar veren kişiler oldu.
Şirketim veya müşterilerimin bundan zarar görmemesi için bu konuda çalışan bir güvenlik birimine sahibiz.
Bu birim sayesinde şu ana kadar herhangi bir sıkıntı yaşamadık.

Internet mevcut hukuk kurallarının dışında bir platform bunun kullanılabilme ihtimali var mı? Varsa bu konuda çözüm üretmek için neler yapmak gerekir?

Biliyorsunuz internetin yeni kullanım alanlarından biri de e-ticaret. Bu teknoloji o kadar hızlı ilerledi ki internet üzerinde dönen paranın büyük bir kısmı bu kaynak aracılığı ile elde ediliyor. İnternet’in fiziksel sınırlardan uzak bir teknoloji olması, ülkeler arası mevcut ticaret yasaları dışı bir faaliyet haline getiriyor. Bu nedenle oluşacak açıklar ise ülkeler açısından büyük sorunlar yaratıyor. Aynı sorun sadece uluslarası yasalar için değil ülke içi yasalar için de geçerli. Oluşan bir yasal sorunda bunun hangi ülke kanunları ile çözüleceğine karar vermek gerçekten imkansızdır. Nitekim bu sorunların çözülmesi için, ülkeler bir komisyon kurarak harıl harıl çalışmaktadırlar.

Internet’i bir medya olarak nasıl tanımlarsınız?

Aslında öncelikli olarak medyanın ne olduğunu belirlemek lazım. Medya eğer bir medyum üzerinde ileri geri mesajların taşınması ise bu noktada bazı tartışmalarla _ ki bu konuda ki benim en büyük kanıtım internetin medyaların aksine prensipte pull yani istek karşılığı çalışıyor olması_ kabul edebilirim. Ama açıkca söylemek gerekirse, ben internetin bir medyadan daha büyük, hatta medyaların hepsini içine alacak bir platform olduğu görüşüne sahibim. Nitekim şu anda geleneksel medyaların hepsinin net üzerinde de vücut bulması bu görüşümü doğrular nitelikte.

Sizce Web tasarımı bir sanat mıdır?

Tasarımın doğumdan başlayıp, ölüme kadar her insan tarafından yapılan faaliyetler sinsilesi olarak düşünmek gerektiği görüşündeyim. Bu bakış açısı, tasarımı bizim açımızdan tamamiyle amatör bir faaliyet haline getiriyor. Herkes tarafından yapılan bir faaliyeti yapan uzmanların her türlü eleştiriyle karşılaştıklarını siz de benim kadar bilirsiniz. Bu durum ise bu faaliyeti tam anlamıyla profesyonel bir iş haline getiriyor. Web tasarımı, bazı noktalarda klasik tasarımdan da ayrılıyor. Öncelikle, bir design gerçekleştirirken aynı zamanda yüzlerce teknik sorunla boğuşmanız gerekiyor. Ayrıca bu bir ekran platformu olduğundan, sizi ekran teknolojileriyle de bağlıyor. Hepsinden farklı olarak, kimse miyop olduğu için okuduğu gazetenin tasarımına feveran etmezken, bozuk bir bilgsayar kullanan birisi yaptığınız tasarımı, çok net bir dille eleştirebiliyor. Kaldı ki, tasarımınızın hangi bilgisayarda, hangi ekran çözünürlüğünde çıkacağını tahmin etmek mümkün değilken, sizin bu kontrolleri de yapabiliyor olmanız gerekiyor. Teknolojilerdeki standartsızlık sizi farklı tasarımlar yapmaktan hep alıkoyuyor.

Web tasarım şirketlerinin geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Bilişim, özellikle internet sektöründe hayatta kalma konusunda en az sıkıntıyı bu şirketler çekecek. Bunun çok önemli bir nedeni var. Teknoloji değiştikçe bu şirketlere olan ihtiyaç daha fazla artıyor. Büyük şirketlerin kötü internet deneyimleri, bu şirketleri yakın bir zamanda kurumsal kimlik hazırlayan kuruluşlar haline getirecektir. Bunun en büyük örneği Barnes and Noble’dır. Şirket Amazon’dan daha sonra girdiği internet ortamında hep büyük bir şirket olmanın ve yetersiz kalmanın sıkıntıları ile boğuştu. En sonunda, internet sorununu çözmek için, fiziksel politikalarının çok dışında bir yapı oluşturmak zorunda kaldı. Aynı sorunu birkaç ay içinde kurumsal kimliği için de hissedeceği bence artık bir öngörü değil.

Reklam sektörünün internete kayması konusunda ne düşünüyorsunuz?Internetin bu pastadaki payı gittikçe büyüyor mu?

Bu kaçınılmaz bir gelişme. Dünyada herkesin göreceği bir banner sahibi olmak özellikle rekabet ortamında pasta payını yükseltmek isteyen şirketler için bulunmaz imkan. İnternet’in daha emekleme dönemlerinde olduğunu ve fiyatların gerçekten ucuz olduğunu düşünürsek, bu imkanı kaçırmamanın doğru olmadığını düşünüyorum.

Internet kullanımının sadece bilgisayar üzerinden olmaması durumunda bu pay ne kadar büyür?

Yakın bir zamanda Microsoft .Net platformunu tanıttı. Bu platformun çözüm ortağı olarak, internete yüksek bir yüzde ile bilgisayar dışı ortamlardan giriş yapılacağını umuyoruz. Zaten Microsoft’un bu platformu geliştirmesindeki ana amaçda, Amerika’da geçen yıl yapılan bir ankette, katılan kesimin yüzde 65’inin internete, bilgisayar dışı bir cihazdan ulaşmayı arzulaması olarak gösteriliyor.

Siz bir yöneticisiniz, bu sektördeki genç yöneticilerin şansını nasıl buluyorsunuz?

Çok genç bir sektörden bahsediyoruz. Bunun dışında en önemli konulardan biri de, bu sektördeki bütün “”success story””lerin gençler tarafından gerçekleştirilmiş olması. Çünkü internet daha önceki ticari deneyimlere taban taban zıt bir yapı.Üretimde standartları, kullanıcının belirlediği, pazarın ekonomik desteğinin reklam gelirlerinden sağlandığı son derece farklı bir yapı. Dolaysıyla eski piyasa bilgileri refere edilerek yapılan bir projenin başarı sağlaması neredeyse imkansız. Bu noktada genç yöneticilerin başarısının bu sektörde son derece yüksek olacağı kesin.

Şu ana kadar, bir çok seminer ve konferanslarda interneti anlattınız, izleyicinin internete merakı ve bilinç düzeyi ne kadardır?

Türk insanı teknolojiye hep merak ve heyecanla bakar. Zaten bilgi toplumları arasına girdiğimiz anda diğer devletlere karşı kullanabileceğimiz en büyük avantajımız da bu olacaktır.En son geçenlerde Bilişim 2000 bünyesinde gerçekleştirdiğim konferanslarda, son derece fazla ilgi aldığımızı söylemek isterim. Ama doğrusu beni en çok mutlu eden izleyici kitlesi geçen yıl Ankara’da e-ticaret üzerine Kosgeb için gerçekleştirdiğim seminerdi. Son derece az bilgiye sahip olmalarına rağmen, izleyiciler üç saat süren semineri gözlerini kırpmadan seyrettiler. Bu da bilinç seviyesinin ne kadar çok yükseleceğini gösteren mükemmel bir örnek.

Microsoft’un desteklediği “”sitebuilders”” adlı özel bir topluluğun liderlerinden birisiniz. Niçin böyle bir ortaklık kurdunuz, amacınız bilinçlendirmek midir? Bu profesyonel anlamda bir tezat oluşturmuyor mu?

Biz Türkiye’deki internet bilincini arttırmak için çalışıyoruz. Sitebuilders ise bu faaliyetleri gerçekleştirebileceğimiz profesyonel insanların bir çatı altında toplandığı kar amacı gütmeyen bir kuruluş. Aynı zamanda sitebuilders web tasarımında bir standartın da oluşmasına yardımcı olan bir grup. Standartlar ise bizim sektör içindeki duruşumuzu belirliyor. Yani bu faaliyetler bizim için son derece önemli. Bu arada bu konu hakkında bilgi isteyen herkese kapılarımızın açık olduğunu belirtmek isterim. Web adresimiz ise www.sitebuilders.org.

Bilgisayar ve bilgisayar yan sanayi teknolojilerinin Türkiye’deki gelişimini nasıl buluyorsunuz ve batıdaki örnekleri ile nasıl karşılaştırabilirisiniz?

Bilişim sektörü Türkiye’de çok hızlı gelişti. Bu nedenle devletin bir altyapı hazırlaması çok zor oldu. Dolaysıyla sektörün gerçek gücünü göstermesi veya legalleşmesi çoğunlukla İstanbul’da imkan buldu.Tabii bu gelişim hızı çok mutluluk verici. Bunu da es geçmemek gerekiyor sanırım. Tüketim ise üretimle paralel gidiyor. Bunda Türk halkının teknolojiye olan genel ilgisinin etkisi büyük. Batıda ise devletin etkisi son derece fazla, altyapı ise çoktan oluşturulmuş durumda.

Şu anda insanların egemenliği altındaki bilgisayar teknolojisinin, insanlığı egemenliği altına alacağı düşünülüyor bu konudaki görüşleriniz nelerdir?

Çok futuristik bir soru gibi görünmesine rağmen, geçenlerde Türk basınının gözünden çok fena halde kaçan bir haberle, sorunuzu ilgili buluyorum. Amerika’da bir üniversitede yapılan bir robot bulunduğu ortamın şartlarına uygun robotlar oluşturmayı planlayabiliyor. Konuyla ilgili “”white paper”” da bu robotun aslında bir üreme similasyonu yaptığından, insanoğlunun doğayı taklitinde en son ulaştığı noktanın bu olduğundan bahsediyor. Daha önceki deneylerde, aynı şekilde planlanmış robotların birbirinden farklı karakterlere sahip olması olduğunu düşünürsek, yarın karşımıza farklı karakterli ve türünü devam azmine (algoritmasına) sahip robotlar çıkmayacağını kimse garanti edemez.

Internet’in bu şekilde büyümesi bizi bir bilgi çöplüğüne itmez mi? Bunu engellemenin bir yolu var mı?

Bir arama motorunun İnternet üzerindeki bilginin ancak yüzde 6’sını indeksleme imkanının olduğunu büyük arama motorlarının hepsinden öğrenebilirsiniz. Geçenlerde yapılan bir araştırma, aslında İnternet’in varsayıldığından 500 kat daha büyük olduğu yolunda. Bu durumda arama motorlarının indeksleyebildiği sayfa miktarı yüzde 1’lere bile ulaşmıyor. Bu tam anlamıyla bir bilgi uzayı ve genişlemesi Einstein’ın öngördüğünden çok daha hızlı. Bu durumda bilgiye ulaşabilir olmak da büyük önem kazanıyor. Hatta bunu gerçekleştirecek organizasyonlar kurmak da.

Geleceğin mesleği sizce ne olacak?

Eğer bu soruyla bir yıl önce karşılaşmış olsaydım IT (Information Technologies)’in en etkin meslek olacağını söylerdim. Ama artık MIS (Management Information Systems) ve CT (Communication Technologies) bence IT’nin de önüne geçti. İnternet kabuk değiştiriyor. Artık bir bilgi kaynağı olmaktan çok, bilginin serbest dolaşımda bulunduğu bir platform haline geliyor. Bu noktada tabii bilginin doğruluğunu kontrol eden şirketlerde önem kazanıyor. Daha geçen gün bir telekom şirketi m-commerce (mobile commerce) faaliyetleri için bu şirketlerden birine ortak oldu.

Internet’in bir yasası var mıdır? Yoksa kuralsız bir düzen midir?

Tabii ki her oluşum gibi internet’in de kuralları var. Bu kuralların bütünü netiket ismiyle adlandırılıyor. Doğal yaşamla tam bir paralellik gösteren bu kuralları, okumak gerekmiyor. Zaten büyük bir çoğunluğu bizim tahmin edebileceğimiz nezaket kuralları.

Gelecekte internetle birlikte çalışan veya internete karşı çalışan örgütler olacak mıdır? Siz böyle bir örgütlenmede hangi safta yer almak istersiniz?

İnternet’e karşı örgütler varmıdır bilemiyorum, ama internet politikalarını ve genişlemelerini belirleyen yani bir nevi vizyon koyan bir organizasyon var. Merkezi Amerikada bulunan İnternet Society’nin tam olarak görevi bu. İnternet’in vizyonunu belirlemek. Ben de bu organizasyonun uzun bir süredir üyesiyim.

Son olarak telif hakları konusunda ne düşünüyorsunuz, internet telif haklarına zarar veriyor mu?

Şu anki anlamda telif hakları, büyük zarar görüyor. Yakın bir zamanda mp3 paylaşımına imkan sağlayan Napster, şirketinin bir dava yoluyla kapatılması da tam bu nedenden. Ama gelecekte telif yasalarının, internet kuralları ve mantığına uygun hale getirileceğine inanıyorum. Aslında bu sadece bir inanç değil, tam bir kabullenme. İnternet’in gelecek onyılda çok fazla şeyi değiştireceğinden şüphe duyulmaması gerektiğini düşünüyorum. Bunun aksini düşünen şirketlerin ise hayatta kalmalarını son derece küçük bir ihtimal olarak görüyorum.

Size bu söyleşimize katıldığınız için teşekkür ediyoruz.

Ben de teşekkür ederim. Ben yazılarıma hep NETleşmek üzere diyerek son veririm. Size de aynı temennilerde bulunmak istiyorum. NETleşmek üzere.

Ve

….Ve. Ve diye başlıyorum. Bundan öncesini inkar etmiyorum. Etmem de mümkün değil. Ama bu “”ve”” den sonrası bir manifestodur. Benim manifestom. Bu andan sonra okuyacagınız satırlar cehalet erdeminden nasibini almamış hayatını kafasına heran peryodik olarak damlalar düşen bir işkence mağdurunun acılarıyla yaşamış bir zavallının hikayesidir. Ve bilinki bunu okuduktan sonra hayatınız bir daha eskisi gibi olmayacak. Ve şunu bilin ki bunu ikinci kez okuduğunuzda da birincisi gibi olmayacak. Zaman değişkenin bir şakasıdır bize hayat ve bu değişken ne yaraları sarar ne acıları azaltır. Ve bilinki acılar hep vardır olacaktır. Hepimiz için, hepiniz için. Ölüm belki bir kurtuluş değildir, ve emnim ki canına kıyan herkes bunu biliyordur. Ama hayatın tamamına birden bakabilme lütfu ancak bu insanlara verilmiştir. Yaşam denklemindeki bütün değişkenler sadece o saniyenin binde biri büyüklüğündeki zaman sürecinde farkedilir. Ve ne yazıkdır ki bu denklemi gören kimse hayatta kalmamıştır.. Tıpkı yaşayan kimsenin hayatı bir bütün halinde algılamasının mümkün olmadığı gibi.
Gerçekler acıdır. Algılanan herşey gerçektir ve algının kapılarından geçen herkes acı çeker. Sorun gerçeklerin nerede karşımıza çıkacağıdır. Ben pesimist bir insan değilim. Pesimist olmak gibi bir özlemim de yok. Sadece yaşamak istiyorum, papatya tarlasında bir ilkbahar rüzgarında tatlı tatlı sallanan bir papatya gibi mutlu ve amaçsız. En azından en doğal amaçları hayatın en önüne alarak… Canım sıkılıyor ve I harflerini yazmaya elim gitmiyor.
Bir tek beklentim vardı hayattan bana da bir kulvar açması. Önümdekilere takılmaktan, arkamdakilerin çelme takmasından bıktım.. Kendi kulvarımda kimseyle sorun yaşamadan koşmak isterdim kendi yarışımı. Bu benim için bir sprintti, bayrak yarışı veya maraton değil. Çünkü ne koşa……… Bir telefon geldi ve bitti burada. Biten bendim….bittim….