Infra red

Yıllardır hepimiz bizi hareketsiz bırakan kablolardan kurtulmak için çeşitli çabalarda bulunduk. Önce her gittiğimiz yere gelen bilgisayarların oluşmasını bekledik. Ama bu hiçbirimiz için yeterli olmamıştı çünkü gerekli bütün bilgileri yanımızda taşıyamıyorduk. Bu sefer kablosuz iletişim için çabalar başladı. Önce kablosuz modemler bulundu. Cep telefonları hepimizi rahatlattı. Motorola’nın 1998 sonunda bitireceğini söylediği lridyum projesi hepimizi rahatlattı. Ama 1993 yılında başlayan bir başka proje daha vardı ve bu proje 1997 sonunda çok önemli atılımlar yapacağı sinyallerini veriyordu. Hikayemiz 1993 yılında izbe ve karanlık bir bodrum katında başlamıyor. Çünkü Bill’den sonra kimse garajlarda veya bodrumlarda çalışmak zorunda değil. Maymunun gözü açıldı. Nerde kalmıştık? 1993 yılında yeni bir proje start almıştı. 28 Haziran 1993 yılında başlanacak olan bu projeye 20 şirketten 50 kişinin başvurması bekleniyordu. Beklenen üzerinde bir katılımın olması geleceğin ne kadar iyi olacağının bir göstergesi oldu. Projenin amacı ucuz, belli standartlara uyan, seri veri iletişimini sağlayan, küçük ve taşıması kolay bir iletişim parçası üretmekti. Bu yöndeki çalışmaları az enerji harcaması ve diğer bilgisayar yan ürünleri ile çakışmayan bir ürün için planladılar.
Bu yan ürün data banklar arası bilgi transferi dahil olmak üzere, laptopları diğer bilgisayar yan ürünlerine bağlamak üzere planlanmıştı. Bu yan ürünler arasında Pc’ler ile çağrı cihazlarından, Beyaz tahtadan saate kadar çok geniş bir ürün yelpazesini içeriyordu. Toplantı sonunda yönetim, pazar, ve teknik açılardan gelişmeler oldu. Yönetim, özel şirketler arasında her şirketin profesyonellik açısına göre planlanmış bir düzen üzerine oturtuldu. Compaq ve Hp gibi çok büyük ve yerleşik şirketlerin içinde bulunduğu bir grup organizasyonun başına getirildi. Pazar açısından planlananlar ise teknik gelişmelere bağlıydı. Bu yüzden kısa süre içinde standartlara uyan lnfrared yan ürünleri ve standartları hazırlamak üzere teknik çalışmalara başlanacaktı. Bu toplantı süresince çalışan teknik ekip adres çıkış ayalarını, ve çıkış sinyai frekanslarını belli bir standarda bağladı. Bu starıdardları hem hardware hem de software üzerine oturttular. Sonuç olarak toplantı gerçek amacına ulaşmış belli standartlar belli olmuştu. Amac ucuz, hafif ,küçük az enerji ile çalışan her türlü infrared veri iletişim aracına ulaşmaktı. Tabiki her ürün gibi bu ürününde ilk versiyonlarında beklenmedik sonuçlar alınacaktı. Bu yüzden pazarlama stratejileri ilk versiyon ve standardların belli olmasından sonra müşteri ve kullanıcılardan gelen istek ve şikayetler üzerine planlanacaktı.
Toplantının üzerinden çok az zaman geçmesine rağmen lnfrared data teknolojisinin ilk üyesi ortaya çıkmıştı. Bütün infrared standartlarına uyan bu ilk veri transfer cihazıseri ~çablo gibi haberleşme sağlayan bir cihazdı. Asenkron haberleşmeyi destekleyen cihaz 0-1 m. arasındaki ve 30 derecenin altındaki açıyla konuşlandırılmış bütün cihazları görebiliyordu. 2400 bps ve seri iletişimin Uart kablaları ile kaldırabileceği en yüksek iletişim olan 155 Kbps ha-
berleşmeyi desteklemesiçok sevindiriciydi. Şimdi gelelim bu ilk veri makinesinin hatalarına, 0-1 m arası haberleşme yeterli olmasına rağmen bazen 30 derece sınırlaması sorun yaratabilirdi. Bu mantıkla bir toplantı masasının üzerine yan yana duran iki bilgisayar birbirlaeri ile haberleşme şansına sahip olamayacakardı. Hazır toplantılardan bahsetmişken bir toplantı masasında bulunan bütün bilgisayarların birbirleri le haberleşmeleri de bir hayaldi. Bu ilk versiyon ancak noktadan noktaya haberleşmeyi destekliyordu. Gelelim bu yeni küçük haberleşme makinelerinin bizim chicago projesi ile olan beraberliklerine. Windows 95’le birlikte infraredler kendilerine kontrol panel üzerinde bir yer buldular. Bu windows 95’lerin bu dönemden sonra sonsuza kadar infra
redleri koruyup kollayacakları anlamına geliyordu. Ne de olsa artık laptopların yüzde doksandokuzu windows 95 ile birlikte geliyordu ve kimse bunu değiştirmeye güç harcamıyordu. Win 95 ile aralarındaki ilgiyi iletişim alanına kaydıran makine Vcomm,tapi,ppp, ve winsock’ı destekliyordu. Aynı zamanda win 95 için çok özel bir yeri olan plug and play olması ise bir-başka artıyı oluşturuyordu. (Gerçi geçenlerde laptop’ımda silinmiş olan bu drive’ları oluşturmak için bir kaç saati-mi feda ettim ama olsun, Bill amca plug diyorsa mutlaka bir yere takılıyordur.) Bu drivelar corn ve lpt destekleyerek hem
printerler için hem de corn portu daha çok kullanan modern gibi araçlara ulaşma şansına sahip oluyorlardı.
Büyük şirketleri arkasına alan organizasyon şimdi yeni arnaçarını ortaya koydu. Bunlarını arasında paralel porttan tam destek almak en baş sırada. Peki düşündükleri hız ne mi? Evet bu konuda söylenecek birşey yok. İşin içinde ışık olunca hız hızı getiriyor. Planlandıkları ilk hız 4 Mbps . Bu hıza ulaştıktan sonra herhalde karşınızda oturan arkadaşınıza bir toplantı sıras!nda harddiskinizi aktarmak çay rnolasında yapılacak kadar kolay olacak. Teknoloji gelişiyor ama biz hep geç kullanıyoruz diyorsanız herhalde laptop’ınızın arkasında küçük kırmızı ledi farketmemiş olmalısınız. Yakın zamanda MMX boardlarda da
bulunacak olan bu yeni sürücümüzle edin bakış açısını değiştirerek
printer’a yazı gönderip arkasından yandaki bilgisayara bilgi akışı sağlayabileceğiz. Hatta laplink programı hepimizin bir dönem peşinden çok koştuğu ras drive’larını kullanarak yüzde yüz remote access sağlayabiliyor. Açıkcası bir bilgisayardan diğerini kapatabilmek gerçekten hoş insan kendini herşeyin potronu hissediyor ve bunu yaparken yerinizden bile kalkmıyorsunuz. TakÇıkar laptoplarda sürücü kullanmak gerçekten bazen azap olabiliyor. Bu işi de bu infrared canavarlarla halletme imkanınız var. cdrom takılı değil mi? Yapmanız gereken tek şey bilgisayarınızı cdrom’u takılı bir bilgisayara çevirmek.
Arkada bu kadar büyük şirketlerin olması yarışın erken başlamasına neden oldu, Ilk atak IBM teknolojilerinden geldi.1 9 Temmuz 1996 yılında ürettikleri ilk 4 Mbps cipini bu yılın sonunda üreteceleri bütün aptop ve telsiz veri iletişimi ürünlerine takmayı planlıyorlar. Diğer şirketler ise bu aralar temkinli gitmeyi tercih ediyorlar. İşin içinde büyük paralar olunca kimin kit~r~e çelrne takacağını sezrnek güç oluyor.
Bunlar tabiki sadece başlangıçlar. 2 aydır pc fiyatlarındaki düşüşü fakettiyseniz, yakın zamanlarda yeni teknolojilerin duyrulacağını tahmin etmişsinizdir. Gelecek günler teknoloji açısından hepimizi doyuracak gibi
görünüyor. Bu arada hepimizin çok büyük gördüğü birkaç bilgisayar şirketnin de daha küçük rakiplere satıldığını hayretle izleyeceksiniz. Eeee, parayla imanın kimde olduğu pek belli olmuyor.

E-engineering

Dünya tarihinde kökten değişim içeren her gelişme, o zamana kadar fazla olan birikimlerin sonucudur. Bu birikimleri kullanarak toplumu bir üst seviyeye taşıyacak olan kişiler, o zamana kadar farklı uzmanlaşma alanlarına ait olan bilgilerin hepsini üzerlerinde toplamalarıyla öne çıkarlar. Leonorda Da Vinci buna verilebilecek en iyi örneklerden biridir. Kendisi hem bir ressam ve sanatçı hem de bir mekanik uzmanı, bir mimar hatta hayatının belli dönemlerinde bir inşaat mühendisi gibi çalışmıştır. Bu hem belli uzmanlık alanlarındaki değişim çözüm yaklaşımlarını bir araya toplamaya hem de farklı bakış açıları üretmeye yardımcı olur.
Şu günlerde yine böyle bir bilgi birikiminin varolduğunu görebiliyoruz. Bu bilgi birikimini yeni teknolojinin imkanları ile birleştirmek yeni dünyanın temel taşlarını oluşturmak konusunda topluma yardımcı olacaktır. Daha sonra ise toplumun diğer kesimleri bu basamakları teker teker çıkacaklardır.
Dünya tam bu basamakların önündeyken, spermatik teknolojiler, medyalar yani platformlar arasında yer alan internet, genel yaklaşımlardan, toplumun iş anlayışına kadar her alanda yeni değişikliklere neden olmaya başladı.
Son on yılın en önemli yönetim buluşlarından birisi tabii ki “”re-engineering””di. Bu doğunun toplam kalite yönetimi yaklaşımlarına batılı bir bakış açısı getirmişti. Re-engineering , tüm iş süreçlerini yeniden tanımlayarak, maliyetleri aşağı çeken ve sonuçta karlılığı arttıran bir model olup, dünyanın her yakasında yankılar uyandırdı. Rekabet ortamında, pazarda etkin yer sahibi olmak isteyen her şirket bu yeni yöntemle, yeni stratejiler üretip yeni yaklaşımlar oluşturdular.
Ancak, son yıllarda internet üzerinde iş yapma olanaklarına imkan sağlayan “”e-business””in akıl almaz şekilde yayılması, bildik organizasyon yapısını da köklü bir biçimde değiştirdi. İlk zamanlar şirketler, e-business’ı müşterileriyle web ortamında buluşmak olarak algılamış olsalar da daha sonra, bu ortamdan tedarik zincirini yönetmekten, şirket içi yapıları organize etmeye kadar her konuyu web veya diğer internet protokolleri üzerinden yapılanmanın gerekli olduğunu gördüler.
Dijital bir yapıda çalışmak şirketlerin her türlü mekanizmalarının denetlenip, gözden geçirilmesine yardımcı olduğu gibi, oluşacak her türlü yönetimsel ve/veya insandan kaynaklanan aksamalarda sorunun genel kaynağına son derece hızlı bir şekilde ulaşma imkanı sağlar. İnternet üzerinden bir iletişim altyapısı kuran şirketler içi dinamiklerini hızlandırıp, iletişim için harcadıkları kaynakları başka bir yöne yönlendirebilirler.
İşin teorik altyapısı ve getirimleri, ayrılan güç ve planlama ile ilgili gibi görünse de, tamamen dijital bir yapıya oturtulmuş bir şirketin, genel kalite standartlarını belirlemek için almak isteyeceği ISO belgelerini de almaları oldukça kolaylaşır. Çünkü gerçekten dijital bir platform kullanan bir şirketin, iç mekanizmaları ve işletim yapısının algoritması, onu bu ortama çıkaran şirket tarafından tanımlanacaktır. Bu tanımlar ISO belgesinin yapı taşlarıdır.
Dijital ortama geçen şirketler, tederik zincirleri veya kendilerinin içinde bulundukları tedarik zincirleri açısından da bulunmaz bir nimet halini alırlar. Bu konudaki ilk kazanç, lojistik destek veren kurumlar, bankalar tarafından yaşandı. E-ticaret projelerinde şirketin iki önemli çözüm ortağı olan banka ve lojistik destek şirketleri arasında seçim yapılırken dijital altyapısını hazırlamış olan şirketler son dönemde büyük ataklara kalktılar.
Bu altyapının oluşturulması için gerçekleşecek olan e-engineering yapısı, şirketin hierarşik yapısında da son derece etkin ve köklü düzenlemelerin oluşmasına neden olur. Genel olarak son dönemlerin etkin yönetim biçimlerinden matrix yapının uygulanabilir olmasını dijital altyapının düzeni sağlamaktadır.
McConell Internetional’ın yaptığı araştırmaya göre, Türkiye dijital altyapısı açısından bazı eksiklerine rağmen bu konuda hızlı gelişmeler yapabilecek ülkeler arasında görünüyor. Bu noktada bizim de bu gelişmelere yakın olmamız, oluşturacağımız yapının yeni ekonominin bir parçası olmasını sağlayacaktır. Unutmamak gerekir ki internet üzerinde her zaman ve her noktada doğru olan tek şey, hızlı ve ilk olmaktır. Başarının ilk adımı budur.
NETleşmek üzere…

Bir yaz gecesi rüyası

Hava o kadar sıcaktı ki, güneşin yakıcı ışıkları üzerimdeki gölgelikten süzülüp tenimde sevimli dokunuşlara dönüşüyordu. Dalgaların sesi, az da olsa kulağıma geliyor ve küçük periyodlarla olsa sanki bana hayatın ne kadar güzel olduğunu anlatmaya çalışıyorlardı. Gözlerimi kapatıp derin bir nefes aldım. Içime çektiğim sevginin oksijene dönüşmüş haliydi. Evet, Türkiye’nin en güzel beldelerinden biri olan Bodrum’daydım ve o güzel anın hiç bitmemesini istiyordum. Fakat “”güzel şeyler uzun sışrmez”” sözünü doğrularcasına bir çığlıkla uyandım, o güzel rüyaya bir daha dönmemek üzere. Birisi “”Cebinde telefon var”” diye bağırıyordu. Gözlerimi açtığımda ise gördüğüm sahne hayli ilginçti. Birlikte ufak bir kaçamak yaptığım, çocukluk arkadaşım bir başkası tarafindan havuza itilmiş, sırılsıklamdı. Elinde ise fırından yeni çıkmış gibi dumanı tüten bir cep telefonu vardı. “”Dream is over”” (Rüya bitti) sözü bu andan tibaren bizim için söylenmiş gibiydi. Elimizde telefon Bodrum sokaklarında teknik servis aramakla geçen 2 gün. Telefonun yapılamayacağını öğrenmenin hayal kırıklığı ve Istanbul’da acaba yapılır mı ümidi.
İstanbul geldiğimizde telefonu en yetkili servise götürdük ama ne çare yapıiamıyormuş. Arkadaşım parasına kıyıp yenisini aldı. Beni ise bir düşünce aldı. Cep telefonları, teknolojileri, gelişmeler hakkında bilgiler almaya başladım. Aslında bunun en önemli sebeplerinden bir diğeri de internet üzerinden cep telefonlarına çektiğim SMS mesajları idi. Çünkü internet üzerinden cep telefonlarına yapılan gateway iki taraflı çalışabiliyordu yani yazdığınız mesaja cevap gelirse bu cevap sizin e-mali adresinize postalanıyordu. Ben de bu tip gateway’lerin cep telefonu şirketleri tarafından neden kurulmadığını merak ettim.
Öncelikle, iletişimin her alanında etkinlik gösteren ve bizim sadece cep telefonları ile tanıdığımız Ericsson şirketini aradım. Müşteri temsilcisinden, teknik müdürüne kadar geniş bir yelpaze üzerindeki herkesle konuştum. Yetkililer bu tip gatewaylerin, GSM sistemleri tarafından oluşturuluğunu söylediler. Bunun üzerine ben de Turkcell ile konuştum. Kısa zaman önce bu teknolojileri Türkiye’ye taşımak üzere planlar yapıldığını ve bu planlar dahilinde fizibilite işlemlerinin bitirilip kısa zamanda bu tip gatewaylerin açılacağını öğrendim.
Fakat bu kadar koşuşturma benim için yeterli olmamıştı. Bu konuda daha fazla ne öğrenebileceğimi merak ediyordum. Bilgisayarımın başına geçtim ve benim biricik bilgi kaynağım, Internet ile aramaya başladım. önce yazılı bilgi edinmek için Turkcell ve Telsim’in sitelerine bağladım. Bu sitelerde bana çok yardımcı olacak bilgiler buldum, demeyi aslında çok isterdim ama işi komünikasyon olan bu şirketler herhalde haberleşmeyi pek sevmiyorlar. Zira Turkcell’e ait bir siteyi bulmak için bütün uğraşlarıma rağmen elde ettiğim tek bilgi Güney Afrika’daki bir sitede Turkcell’in isminin geçmesiydi. Turkcell yetkilileri ya gateway kurmaktan internete vakit ve para ayıramıyorlar ya da gatewayleri gibi Internet sitelerini de o kadar iyi gizlemişler ki kimse onlara ulaşamıyor.
Telsim’in bir sitesi olması güzel Http://www.telsim.com.tr). Bu site de ise Internet çalışmalarının daha bitmediğini, ileri günlerde sitenin açılacağı mesajından başka birşey bulamadım. Tabii ki Türkiye’de yaşayan ve Internet ile uğraşan biri olarak zorluklar beni yıldırmadı. Dünya’daki uygulamaları öğrenmek için Nokia’nın web sitesine bağlandım. Adresini tahmin etmek zor olmamıştı. aDTÜ’nün uygulaması gibi bir uygulama Amerika’da var olmadığı için, tahmin ediyorum web sitesini almakta pek zorlanmamışlardır (Http:/www.nokia.com) Hazırladıkları sayfaların çok düzenli ve güzel olduğunu görmek hoşuma gitti. önce Nokia 350 – 2110 kullananlar için müjdemizi verelim. Nokia bu modeller için titreşimli piller çıkarmış. Böylece sessiz ve ya çok sesli mekanlarda Nokia sahipleri telefonla konuşma imkanına sahip olacaklar. Nokia ayrıca hem bilgisayar hem de cep telefonu kullananlar için cep telefonlarını düzenlemek için bir proğram çıkarmış. Bu sayede seri porta bağlanan cep telefonuna adres defterinin yüklenmesi sadece birkaç saniye alacak. Ayrıca Communicator modeli kullanacıları iş kartlarını birbirlerine gönderip telefona anında set edilmesini sağlayabilecekler. Nokia bu bilgisayar programını yüklemenin ve kullanmanın kolay olduğunu da eklemeyi unutmamış.
Elde ettiğim bilgiler belki bir kullanıcı için yeterli olabilirdi. Fakat, hem cep telefonu hem de iletişim teknolojileri geliştirmede en öncü kuruluşlardan biri olan Ericsson’ı ziyaret etmeden bu araştırmaya nokta koyamazdım. Bakalım Ericsson cephesinde ne gibi gelişmeler oluyor. (Http://www.ericsson.com). Nokia’nın aksine Ericsson’ın, görüntü ve kullanım kolaylıkları yerine, teknik özelliklere ağırlık vermesi benim için pek şaşırtıcı olmamıştı. Ericsson’ın iletişimin her türüyle uğraştığının biliyordum. Ben tiraz seçici davranarak aramalarımı cep telefonları ve Internet konusu ile sınırladım. Iki önemli ve yeni uygulama 1-le karşılaştım. Birinci Phone Doubler ismindeki bir softw~re. Internet sağlayıcısının elinde bulunması halinde bu software yardımı ile internete bağlı iken aynı hat üzerinden telefon görüşmeleri yapabiliyor, telefon kabul edebiliyorsunuz. Bu konudaki geniş bilgiyi Ericsson’ın web sitesinden alabilirsiniz. Bize çok yetersiz gibi görünen telefon hatları meğer düşündüğümüzden daha marifetliymiş. Açıkcası, bu ay içinde görüntü montajı yapan bir makinenin bu hatlar üzerinden taşıdığı veri oranını duyunca şaşkınlığımı gizleyememiş şok olmuştum. Teorik olarak mümkün mü bilmiyorum ama belki yakın bir zamanda tek hat üzerinde
Birden fazla telefon konuşması yapma imkanına sahip olacağız. Gerçi yakın zamanda evlerimize kadar ulaşacağına emin olduğum fiber optik ağlar her türlü data, ses, görüntü ihtiyacımızı aynı hat üzerinden gerçekleştirme imkanını bize sağlayacak.
Araştırmam bitince saatime baktım, gitme vakti gelmişti. Istanbul’da yaşamanın bir ödülü olarak, Türkiye’nin gözünün üzerinde olduğunu bildiğim bir konsere gidiyordum. Geleneksel İstanbul Caz Festivali’nin açılış gecesi amacı ile Türkiye’ye gelen efsane cazcıları seyretmek için Harbiye Açıhava Tiyatrosuna gidiyordum. Tiyatroya gitmeden önce bu organizasyonu gerçekleştiren İstanbul Kültür Vakfı’nın daha önceki yıllarda hazırlattığı web sitelerini düşünerek, bir kontrol yapmanın benim için faydalı olacağını düşündüm. İstanbul Kültür Vakfı her sene gerçekten çok güzel bir organizasyon gerçekleştiriyor ve bunu bir tanıtım aracı olarak kullanma işini ise çok güzel gerçekleştiriyordu. Bu vesile ile Basın ve Halkla ilişkiler bürosunu ve bu büroda emeğinin çok fazla olduğuna inandığım Nilgün Mirze Hanım’ın ismini anmak isterim. İstanbul’daki organizasyonların en önemlilerini gerçekleştiren, İstanbul Kültür Vakfı’nın bir web sitesinin bulunmaması aslında beni çok şaşırttı ve araştırmaya teşvik etti. Önce caz festivali aracılığı ile Türkiye’ye gelen yabancı sanatçıların sayfalarını aradım. Büyük bir kısmına ait web siteleri buldum. Bunların arasında tabii ki ilk sırada Eric Clapton vardı. Daha sonra Türk sanatcılarını ve sayfalarını aradım. Tek bulduğum Sezen Aksu adına hazırlanmış bir sayfaydı. Ona da ulaşmak imkansız kadar zordu. Galiba bir dinleyici tarafından hazırlanmış ve orada unutulmuştu. Yazılı medyanın yapamadığını yapma özelliğine sahip olan internete daha fazla eğilmenin tanıtım ve reklam açısından önemine, bu tip yeniliklerle ilgilenen sanatcılarımızın dikkatini çekmek istiyorum. Yıllar önce Atilla Özdemiroğlu’nun başını çektiği bir grup sanatcının Internet üzerinde bazı projeler planladıkIarır~ tanık olmuştum. Geçen zamanın onları bu işten soğutması hepimiz için üzücü bir kayıp olur.
Dünya’da, interneti en fazla kullanan müzisyenler kimler diye merak ettim. İnternet hem yazılı, hem sözlü, hem de görüntülü basına bir örnek ve tanıtım açısından çok rahat bir platform. Depeche Mode en önemli kaynaklardan biri Http://www.depechemode.com). Grubun yıllar önce kurulmuş olması onlara bu avantajı sağlamış olmalı. Depeche Mode kaynakları sonuna kadar kullanmış. Siteleri aracılığıyla midi, wav gibi her çeşit ses dosyasına, kliplere, müzik sözlerine hatta basın dosyalarına bile ulaşma imkanınız var.
Aramaya teknolojik müzik yapan müzisyenlerle devam ettim. Prodigy bu konuda bir numara. Belki dinleyicilerinin çok genç bir kesimi temsil etmesi onları bu yola itti, belki de onlar gerçekten bu konu ile ilgileniyorlar tam bilemiyorum. Bildiğim tek şey Prodigy’nin gelecek zaman içinde müzik dünyasında bir dönüm noktasına imza atacağı.
Bu gibi bir dönüm noktası daha önce film sektöründe Arizona Dream, The Crow (Http://www.thecrow.com) gibi filmlerle yaşanmıştı. Izleyicinin arayışlarını farkeden yönetmenler açıklamanın çok zor olduğu yarı gerçekçi bir anlatımın içine girmişler ve sanat anlayışına yeni bir boyut getirmişlerdi. Bu tip filmleri diğer filmlerden ayırmak iki yönden çok kolay. Birincisi bu filmleri sevenler çok sever, sevmeyenler ise nefret eder. İkinci ve bence en önemlisi ise bu gibi filmelerin çok ilgini ve güzel web sitelerinin olması. Anlaşılan yapımcılar başarılarını başka platformlara da taşımaktan hoşlanıyorlar. Bu filmlerin en son baskısı yıllar önce Dünya edebiyatına imzasını atmış bir başyapıtın, 2000 yılına adapte edilmiş hali. Romeo ve Juliet, yazıldığı dönemin kabuğundan kurtulup, 2lyy.’a adapte edilmiş. Bu yapılırken filmin ruhu olan text’e bağlı kalınması anlatımı zorlaştırmasına rağmen çok başarılı bir şekilde yapılmış. Filmin internet üzerine aksini merak edenlere http://www.romeoandjuliet.com adresine uğramalarını tavsiye ederim. Bir çok eleştirmenin bir film için yapılan en güzel internet çalışması ilan ettiği site veri yönünden de dopdolu. Ama sakın güzelliğe dalıp sitede fazla kalmayın zira 822’li hatlar hala paralı. Aslında sanat hakkında yazacak çok şey olmasına rağmen, araştırmanın geri kalanın size bırakıyorum.
(Http://www.artlinks.com). Ne de olsa büyüklerimizin dediği gibi;
ARS LONGA VİTA BREVIS””.
Bir yazının daha sonuna geldik. öncelikle gönderdiğiniz e-postalar çin çok teşekkür ederim. Gelecek sayıda yerimi bana gelen mesajlara ayırmayı planlıyorum (eğer editörüm izin verirse). Yaz mevsiminin en sıcak anlarını yaşadığımız şu günlerde, dışardaki güneşin hepimizin gönlüne doğmasını diliyorum. Hoşçakalın.

e-ticaret

1998’in ilk ayları ile birlikte, yaşamımıza yeni bir olgu yerleşti, E-ticaret. Evinizden internet aracılığı ile ve fiziksel olarak gerçek paranın kullanılmadığı bu yöntem, hem hızımızı arttırıyor, hem de para gibi artık gereksizleşmek üzere olan bir olgu ufak ufak yaşamımızdan kaldırıyor. Peki ama şu ana kadar daha tam olarak göremediğimiz e-ticaret nedir? nasıl kullanılır? kimler yapar ve kimler yapmalıdır? bu soruların cevaplarını herhalde hepiniz merak ediyorsunuzdur.
E-ticaret aslında internet’in başlaması ile birlikte ortaya çıkan olgulardan biridir. Müşteri için para kullanmadan ve yerinden kalkmadan alışveriş yapma imkanını verir. Peki müşteriye bu kadar rahatlık veren bir sistem, satıcıya dezavantaj mı sağlar diye soracak olursanız cevabım hayır. Aslında e-ticaret, müşterinin, satıcının, hatta bankanın işlerini kolaylaştıran bir özelliğe sahiptir.
İsterseniz öncelikle sisteme müşterinin gözünden bakalım:
Avantajlar:
Daha önce de bahsettiğim gibi yerinizden kalkmadan alışveriş edebilirsiniz. Fakat kullanabileceğiniz bir kredi kartınız olması gerekir (babanızınki de olabilir_ tabii izin aldıysanız) . kartınızı elinize alır, inernet üzerinde o vitrin senin bu vitrin benim dolşamaa başlarsınız. Arada içeri girer onun bunun fiyaını öğrenirsiniz. Sonra, bir dükkana girer beğendiğiniz ürünleri toplar kasaya yönelirsiniz. Kasada herzaman güler yüzlü bir form vardır. Bu formu doldurursunuz. Formda size ahiret soruları sorulmaz sadece kredi kartınız ile ilgili bilgiler. Ürün ve getirilme parasını ödediğinizde artık size düşen tek şey oturup kapınızın çalınmasını beklemektir. Büyük bir ihtimalle söz verilen zaman içinde aldıklarınız elinize ulaşacaktır.
Dezavantajlar:
Aslında gezmeyi sevmeyen, evde oturmaktan memnun olan bir gençseniz öyle çok fazla zararı yok. Yalnız kredi kartı numarasını verirken dikkat etmeniz gereken bazı kurallar vardır. Çünkü her hikayede olduğu gibi bu hikayede de bir kötü adam vardır. Bu kötü adam internete kulağını dayamış birilerinin o hat üzerinden kredi kartı numarası göndermesini bekler. Sonra sizin kredi kartı numaranızı gönderdiğiniz bilgi paketini alır açar ve vola. Artık o da sizin kredi kartı bilgilerinize sahiptir, artık sizin için kabus başlamıştır. Eğer bu yazıyı sonuna kadar okursanız bu hataya düşmezsiniz, evde oturmak sizin için bir zevk olur.
Satıcı için ise durum çok farklıdır:
Avantajlar:
Bütün gün internet üzerinde bilgisayarınız ir takım işler yapar. Bu işlere siz hiç karışmazsınız. Gün bitince kasanızdan Z-raporu çıkarır gibi bilgisayarınızın bir tuşuna basarsınız ve sizin internetteki dükkanınıza gelen ve alış-veriş yapan, bankanın kredi kartını onaylayan kullanıcıların isimlerini, adreslerini ve gönderilecek ürünün bilgilerini varir. Bundan sonra ize düşen ürünü göndermektir, çünkü paranız artık kasanıza girmiştir. Bu arada eğer istemezseniz o gün internetteki dükkanınızda çıkan sorunları öğrenmezsiniz. Çünkü gün boyunca insanlar ürün almış, ürün alıp kasaya gidip vazgeçmiş yada malları bırakıp ortalığı dağıtp çıkmıştır. Ama siz her akşam bağlandığınızda herşeyi kontrol altına almış ve güleryüzlü bir mağaza müdürü ile karşılaşırsınız.
Dezavantajlar:
Her gün sizinle banka arasında kredi kartı provizyon işlemleri üzerine binlerce konuşma döner. Bu konuşmalar çok sayıda müşteri bilgisi içerir. Kredi kartı numaraları, bu numaralar içinde provizyon alanlar, kredi kartı tarih ve isimleri gibi birçok bilgi. Bu noktada müşteri tarafında bıraktığımız kötü adam steteskopu ile yine karşımıza çıkar. Elindeki aletle hatları dinlemeye başlar. İşine yarayan bilgi pketlerini toplar ve açar. Artık güvenlik kalmamıştır. Bunu farkeden müşterileriniz, dükkanınızdan alış-veriş yapmammaya başlarlar. Dükkanınıza giren çıkan olmamaya başlar, saygınlığınızı yitirirsiniz. Peki bunlara karşı ne yapılmalıdır. Bunu da yazımızın sonlarına doğru bulacaksınız.
Banka için ise durum:
Avantajlar:
Bir bankacı olarak yıllarca sorunları olan müşterilrle uğraştınız. Bazen bir kısmı sorunsuz olduğu halde sistemi bilmediği için gelip bankanızda huzursuzluk çıkardı. Siz ise bütün soğukkanlılığınızla ona anlatmaya çalıştınız. Artık bunlarla uğraşmak zorunda değilsiniz. İnternet üzerinde bankacılık sizin açınızdan da oldukça kolay. Akşama kadar bütün işlemlerinizi yapan bilgisayarınız genel müdürlüğe sizin yerinize bütün bilgileri iletiyor. Ayrıca her akşam hesaplamalar sırasında açık var mı stresinden de kurtuluyorsunuz. Çünkü bütün hesaplar hatta kasa her an kontrol altında. Bu arada sorunlu müşterilere ne oldu? Sorunu bilgisizlik olan müşteriler bilgi verildi, ama gerçekten sorunu olanlar yine size kaldı, artık bu kadar rahatlık içinde onlara bir e-mail atarsınız.
Dezanataj:
Sizi diğer bankacı arkadaşlarınız bu hatları dinleyen arkadaş konusunda haberdar ettiler. Paketleri küçük güvenlik kilitleri (Küçük olmasına bakmayın zırhlı arabalardan daha güvenlidirler) ile taşıyorsunuz. Ama kilidiniz ne kadar güvenli bunu hep merak ettiniz.
GÜVENLİK
İnternet’te ticaretin başlaması ile birlikte, güvenlikte önemli bir konu halini aldı. Taşınan bilgi ticari değeri olan, okunması sorun yaratan şeyler olacağından size düşen bu paketleri çok iyi şifrelemek. Bu şifre işte internetin şu aralar gündeme gelen en önemli parçasıdır. Daha önce internet üzerinde güvenlik amacı ile değişik değişik metodlar kullanıldı. Bunların en başta gelenleri ve bu güne kadar ulaşanları 40 bitlik şifreleme metodlarıdır. Hala güvenilir sayılmasına rağmen bu paketler açılabilmektedir. Bu durumda yeni şifreleme metodları ortaya çıkmalıydı. 40 bitten sonra en çok kullanılan şifreleme yöntemi 128 bit şifrelemedir. Yalnız bu yöntemlerin en önemli yönleri bu sistemlerin sadece ticaret için kullanılan yöntemler olmamasıdır. Bunlar bilginin gizli kalması gereken her noktada var olan şifreleme metodlarıdır. Bu yüzden güvenli olmalarına karşı pek kullanışlı değillerdir. Zira kullanıcının kredi kartı gibi önemli bilgilerinin yanı sıra doğum tarihi veya form üzerinde bulunan ve o kadar hayati olamayan bilgileride şifrelenmekte ve bu da işlemleri bir miktar yavaşlatmaktadır. Bu noktada elektronik ticaretin ihtiyaç ve amaçlarını bilen başka bir şifreleme metodu oluşturmak gerekliydi. Kredi kartı şirketleri başta olmak üzere, elektronik ticaretle uğraşan insanlar birleşerek bir güvenlik sistemi meydana getirdiler.SET(Secure Electronic Transaction), bankalar-satıcılar, satıcılar-müşteriler, bankalar-müşteriler arasında haberleşmeyi sağlayan bir şifreleme yöntemidir. Son derece güvenlidir.E-ticaret yapanların kullanması bir gereklilik sayılabilir.
SET’i Kimler kullanır?
SET’i elektronik ticaretin içinde müşteriden bankaya kadar herkes kullanabilir. Tabii hattınızın kötü niyetli kişiler tarafından dinlenmesinden korkuyorsanız.
Bankalar:
SET kullanmak için bankalar kredi kartı kuruluşları ile anlaşmalıdırlar. Bu anlaşma karşılığında anlaştığınız kuruluş sisteminize SET kullanan bir server entegre edecektir. Bu noktadan sonra siz yine sisteminizle başbaşasınız. İlk yapmanız gereken bankanızın SET’i desteklediğini kanıtlayan bir sertifika almak. Bu sertifikaları veren internet üzerinde birkaç şirket vardır. Bu şirketler gelen sertifika isteklerini kontrol eder doğrular ve sertifikaları imzalarlar. Bu andan sonra server’a bağlanan kişi sertifikayı görür kontrol eder ve kendisine güvenli geliyorsa bilgilerini verir.
Satıcılar:
Satıcıların ise yapması gereken daha kolaydır. Önce set kullanan bir banka ile anlaşır. Sonra sertifikalarını onaylatır.
Müşteri:
Müşterinin sisteme bu an rahatça gireceğini düşünüyorsanız çok yanılıyorsunuz. SET her taraftan sistemin güvenliğini kontrol etmek durumundadır. Hem bu amaçla hem de kredi kartı numaranızın internet üzerinde bir o tarafa bir bu tarafa fink atmasını istemiyorsanız, sizin de bir sertifika almanız şarttır. Tek yapmanız gereken SET sertifikası onaylıyan bir server’a bağlanıp kredi kartı bilgilerinizi girmektir. Tabii bir cüzdan kullansanız bu da sizin daha rahat etmenizi sağlar. Bu amaçla internet üzerinde kullanılmak için Microsoft bir cüzdan çıkarmıştır. Bu cüzdan kredi kartı bilgilerinizi güvenli olarak saklar ve ulaşılmasını engeller. Bu program IE4.0 ile birlikte gelmektedir.
Biraz da Türkiye’de elektronik ticaretten bahsedelim isterseniz. Türkiye’de elektronik ticaret yapan bir kaç kuruluş var. Bunların başında Pandora’yı saymak mümkün. Pandora’nın webmaster’i ile ufak bir röportaj yaptım. Ayrıca Ttadenet isminde bir şirket Türkiye’de e-ticaret konusunda çalışmalarını sürdürüyor. Tradenet’in Genel Müdür’ü Ziya Erdem ile de bir ufak söyleşi gerçekleştirdim.
Bunları ynlardaki kutucuklarda bulacaksınız. Hepinize hayırlı alış-verişler….

TABLO1
———————-
Elektronik ticaret yapan bazı siteler

www.1800flowers.com 1-800 Flowers
www.foxstore.com 20th Century Fox
www.allthingsbear.com All Things Bear
www.diabetes.org American Diabetes Association
store.knowledgespace.com Arthur Andersen KnowledgeSpace
www.barnesandnoble.com BarnesandNoble.com
www.becoming.com Becoming
www.bombayco.com Bombay Company
www.childrenshospital.org/ Boston Children’s Hospital
www.channela.com ChannelA
www.compUSA.com CompUSA
www.dakinfarm.com Dakin Farm
www.datatek.com/datamall Datanet Marketplace
www.davidjones.com.au David Jones
www.decathlon.fr Decathlon
www.dell.com Dell
www.dixons.co.uk Dixons
www.ebauer.com Eddie Bauer
www.ebstore.com Electronics Boutique
www.fine.com Fine.com
www.foreyes.com For Eyes
www.gw2k.com.au/index_content.htm Gateway 2000
www.globalproshop.com Global ProShop, Inc.
www.globaltrader.com Global Trader
www.worldport.com/gvstore Global Village
www.godiva.com Godiva
www.holtoutlet.com/holtoutlet/default.asp Holt Education Outlet
www.horseplay-online.com Horseplay Online
www.hbc.com Hudsons Bay
www.incapc.com Inca PC
www.botanichealth.com Indiana Botanic Gardens
www.homelite.com John Deere – Homelite
store.learningco.com Learning Company
gifts.marriott.com Marriott Gift Certificates
www.foolmart.com/market/main.asp Motley Fool
www.opb.org Oregon Public Broadcasting
www.pb.com Pitney Bowes
www.racerpc.com Racer PC
www.reba.com Reba McIntyre
www.rlschreiber.com RL Schreiber
www.roadrunnersports.com Road Runner Sports
www.ronjons.com Ron Jon Surf Shop
www.scanpav.com Scandinavian Pavillian
www.shopireland.com Shop Ireland
www.shoppersuniverse.com Shoppers Universe
www.seidlers.com Seidlers Jewelers
www.skymall.com SkyMall
www.swspectrum.com Software Spectrum
shopping.sympatico.ca/sgolf/default.asp Stincor Golf Shop
www.techpub.com Technomic Publishing Company
www.tesco.co.uk Tesco Grocers
www.fab4store.com The Fab4 SuperStore
www.towerrecords.com Tower Records
www.tipc.com Travel Information & Planning Company (TIPC)
www.trinityzone.com TrinityZone
www.truetunes.com/ True Tunes
www.ullapopken.com Ulla Popken
store.universalstudios.com Universal Studios
www.unistudiosauction.com/fstHome.asp Universal Studios Online Auction
www.worldport.com US Web Worldport Mall
www.wa.gov/wsp/wsphome.htm Washington State Patrol
www.wineaccess.com WineAccess
www.gettoys.com www.gettoys.com
www.xtras.com Xtras
————————————————————-
TABLO 2

SET PROTOKLÜNÜ İMZALAYAN ŞİRKETLER

AOL Primehost
ANS Communications
BBN Corp.
Epoch Internet
Hiway Technologies
Internet Servers, Inc.
pcbank.net
PSINET, Inc.
SimpleNet
TABNet
ValueWeb
Litronic, Inc.

————————
Uygulama Geliştiriciler

Browsers şirketleri

Microsoft
Netscape

E-Mail şirketleri

Banyan Systems

ConnectSoft

Coordinate

Frontier Technologies

LJL Enterprises

Netscape

OpenSoft

SSE şirketleri

Worldtalk

Internet Catalog

iCat Corporation
Push Technology
BackWeb
Marimba, Inc.
Remote Access
Symantec

Secure server şirketleri

Advanced BusinessLink
America Online
Apple Computer
Beyond Software
C2Net Software, Inc.
Compuserve/Spry
Computer Software Manufaktur
Connect
Control Data Systems
Frontier Technologies
FTP Software
GLACI
Gradient
IBM
I/NET
Information Builders
Information Hyperlink
The Internet Factory
Lotus Development
Luckman Interactive
Microsoft
Nanoteq
NetCentric
Netscape
Novell
OpenConnect
Open Market
Oracle
O’Reilly & Associates
Preview Software
Process Software
Quarterdeck
r3
Radnet
Roxen
SilverStream Software
Sirius
Sterling Software
Stratus
Tandem
Tektonic Software
Tempest Software
Thawte Consulting
Transarc
Unwired Planet
Wall Data

SET kontrol şirketleri

CyberCash
Maithean
RSA Data Security
Terisa Systems
VeriFone

VPN/Firewall Şirketleri

Aventail Corporation
DASCOM
Security-7, Ltd.
V-ONE

TABLO 3
Pandora ile yaptığım sanal söyleşi

“”Ne kadar işlem hacmi internetten yurutuluyor?””
“”Bu işlem hacmi şirketin toplam hacminin yüzde kacı?””
“”toplam kac hit alıyorlar?””

Bu 3 soruya ya cevap alamazsınız ya da doğru cevap alamazsınız. Ticaret bu.
Biz Pandora olarak sadece satış ve tanıtım amaçlı olarak internet’i
kullanmıyoruz. Kendi intranetimiz ve internet üzerinden şubeler bazında
koordinasyon ve idari işleri yürütmeye çalışıyoruz.
Internet’ten satış ise toplam iş hacmimizin henüz çok küçük bir payıdır ve
Türkiye için bu 3 sene için de böyledir.

“”www adresleri?””
http://www.pandora.com.tr/

“”securiy icin ne kullanıyorlar?””
SSL

“”ne kadar guvenli?””
Bu SSL için internet üzerindeki draft textlerde yazdığı kadar. Biz de
onların yalancısıyız.

“”ve genel bir bilgi?(bir alışveriş işlemi nasıl gerçekleştiriliyor)””

Pandora web sitesi sayflarının %90’ı dinamiktir. Yani bir veritabınına
bağlıdır. Herhangi bir kitap alınmak istendiğinde “”sepet”” simgesi ya da
kitap adı tıklanarak “”alışveriş sepeti”” tabir ettiğimiz alana aktarılır.
Müşteri sepetinde biriktirdiği ürünleri almak istediğinde “”Tamam Ödüyorum””
düğmesini tıklar ve ödeme şekli ve adres türündeki şahsi bilgilerini, hediye
paketi gönderip göndermek istemediğini security seçeneğini kullanarak ya da
kullanmayarak sipariş verir. Her sipariş sonrası siparişin detayı müşteri
email adresine gönderilir. Müşteriden bir itiraz gelmez ise sipariş merkez
veritabanına geçirilir ve mal teslimi kapıya yapılır.
Müşteri sistemden ikinci kez alışveriş yapmaya kalktığında şahsi bilgilerini
yeniden vermek durumunda kalmaz, sistemin verdiği müşteri no ve email adresi
ile alışverişini hızlı bir şekilde yapabilir.

teşekkürler

———————-
Tunç Özdoğan tunc@pandora.com.tr
Pandora Ltd. http://www.pandora.com.tr

TABLO 4

Tradenet Genel Müdürü Ziya ERDEM ile yaptığım görüşme:

Kimler yapıyor?

Turkiyedeki Elektronik Ticaret calismalari icerisinde hemen hemen tum ISP ler yer almak icin calisiyor. Ancak Bu isleme gonullu sirketler cok dusuk sayida. Ornegin, list 2000 bir projesi var, Superonline in super plaza projesi var. Carmikli gurubunun projeleri var. Migros elektronik ticaret’e basladi. Sayilari cogaltilabilir. Bizim projelerimiz icerisinde, Ata Menkul Kiymetler A.S. nin sanal subesi, Spectrum un sanal magazasi, Marks&Spencer ( calismalarimiz devam ediyor) Universal sigorta veya Universal Hayat projelerimiz devam ediyor. Elektronik Ticaret deyince sadece bir urunun son kullaniciya satysy anlasilmamali. Ysletmeler arasi bilgi paylasimi ve mabu dogrultuda maddi kazanc Elektronik Kazanc icerisinde degerlendirilmeidir.

Ne kadar işlem hacmi internetten yurutuluyor?

Turkiye de bu tur rakamlara ulasmak cok zordur. Ancak Ata Menkul ornegini alacak olursak, aylik islem hacmi bir onceki aya gore iki misli artarak devam etmektedir.

Bu işlem hacmi şirketin toplam hacminin yüzde kacı?

Yuzde rakamlarina henuz varamadi, isin cok basindayiz ve kat edilecek cok yol var.

www adresleri?
toplam kac hit alyyorlar?
Tradenet in Kasim ayi hit 70000 dir ve 9000 kisidir

securiy icin ne kullanyyorlar?

Firewall
ne kadar guvenli?
%99

ve genel bir bilgi?(bir alyşveriş işlemi nasıl gerçekleştiriliyor)

Gercek magazalarda uygulanan sistemin aynisi uygulaniyor. Magazaya giriryorsunuz, alisveris sepetiniz var departmanlari dolasiyorsunuz, alacaginiz urunu sepetinize koyuyorsunuz, alisveris bitince kredi karti ile odeme yapiyorsunuz.

Istanbul Ticari Bilgisayar Agi
Uretim Pazarlama ve Tic. A.S.

Ziya Erdem
Genel Mudur

http://www.tradenet.com.tr

Tel : +90 212 236 34 45
Fax : +90 212 236 34 47

Bir ufak söyleşi daha (biraz daha teknik)

1) Türkiye’de online credit card verification yapan banka var mi? Yapacaklar
mi? hangileri çalisiyor?
[Ziya ERDEM] Online verification yapan banka su an icin yok. Bizim Spectrum icin anlasmaya vardigimiz bir banka var fakat Spectrum henuz satisa baslamadigi icin sistem kullanilmadi. Bunun disinda SET protokolu cercevesinde online verification calismalari devam ediyor.
2) 128 Bit encryption neden sadece USA’de geçerli? Amerika bunu neden
yasakladi? nasil kontrol ediyo?
[Ziya ERDEM] Sadece USA de gecerli idi. Onlarin devlet politikasi nedeniyle. Ancak yaklasik 1 yildir 128 bit encryption’in USA disina dagitimina izin veriliyor. Ornegin Turkiye’de Garanti Bankasi Internet bankaciligini 128 bit encryption kullanarak gerceklestiriyor.
3) Bir baska ülkede biri 128 bit encryption kullanirsa veya e-commerce suçu
islerse suçu isledigi yerde mi yoksa server’in oldugu yerde mi yargilanir?
Ziya ERDEM] Hukuksal yaptirimlar uzerine tartismalar hala devam ediyor. Ancak uzerinde mutabik kalinan konu sucun islendigi ulkede yargilanmasidir. USA de eyalet kanunlari eyaletlere gore degistigi icin federal suc kapsamina sokularak sucun nerede islendigine bakilmaksizin yargilamalaryapilmistir. Bu sistemi USA tum dunyaya yayginlastirmaya bakiyor. Boylece Turkiye’deyken yurdisinda bir suc islerseniz sucu islediginiz ulke kanunlarina gorede yargilanabileceksiniz.
4) Türkiye’de e-commerce hakkinda bir yasa veya yasalar var mi?
[Ziya ERDEM] Turkiye’de istim arkadan gelmekte. E commerce icin bizim yaptigimiz incelemelere gore her hangi bir yasa yok. Ancak e commerce olmasi normal ticari yasalarin cignenebilcegi manasini tasimaz. Bu nedenle Ticaret hukuku ile ilgili tum yaptirimlar ve diger yasalar e commerce icinde gecerlidir. Dolayisiyla e commerce ile ilgili cok da detay bir yasa calismasi yapilmasi geregi olduguna inanmiyorum. Gunun kosullarina gore bazi guncellemeler ve ayarlamalar yapilsa yeterli olur gorusundeyim.
5) Bu mail içinde dergide kullanmamin sakincali olacagi bilgiler var mi?
[Ziya ERDEM] Yok.

Istanbul Ticari Bilgisayar Agi
Uretim Pazarlama ve Tic. A.S.

Ziya Erdem
Genel Mudur

http://www.tradenet.com.tr

Tel : +90 212 236 34 45
Fax : +90 212 236 34 47

Mnemonics

İnsan hafızası kısa zamanlı ve uzun zamanlı hafıza olmak üzere iki başlığa ayrılır. Kısa dönemli hafıza aynen bilgisayardaki ram gibi calışır. Bilgi buraya çok kolay kaydedilir. Ama bu hafıza hem küçük hem de çok hareketli olduğu için bilgisayarın kapandığında herşeyi unutması gibi biz de bu hafızamızdaki bilgiyi uzun süreli tutamayız. İhtiyacımız olan bilgi, eğer önemli ve yaşamsalsa bir süre daha tekrarlanır. Bu tekrarlar sıklaşınca metabolizmamız bilgiyi hemen LTM (Long Term Memory ) bölümüne atar. Bu son derece basit ve doğal bir algoritmadır. Bu algoritmayı bilen bilim adamları insanlara bir takım şeyleri öğrtemek için onu daha kolay formlara sokarlar. “”Spring forward, fall back”” gibi. Bu cümle iki anlama gelir. İleri yaylan, geri düş birinci anlamıdır. Ama aslında baharda ileri sonbaharda geri demektir. Yani saatlerin yaz saati uygulamasını anlatmaktadır. Hasan iki salak Osman dörtte aynı mantığın bir ürünüdür. ( H2SO4 anlamına gelir sakın yanlış anlaşılmasın…) Bu sisstemle öğrenmenin ismi Mnemonics’dir.
Mnemonics’i bu kadar başarılı yapan iki önemli neden vardır. Basit ve doğal olmasıdır. Hafızamız çok nadir olarak eskiden yaşadığımız ama unutmanın sakıncası olmadığı, yenilenmeyen şeyleri hatırlar. Bunları neden anlattığımı hepinizin merak ediyorsunuz. Aslında konu oldukça yeni ama birçok teknolojiden farklı olarak kalıcı bir platform. Dijital Platform. Dijital kanallar bu platform üzerinde yayın yapacaklar. Ama daha yayına yeni yeni başlamış olmalarına rağmen internetten, yazılım firmalarına kadar herkesin gözü bu teknolojinin gelişimi üzerinde.
Bu nedenle ben de sizin de bu konuda bazı gelişmleri merak edeceğinizi düşünerek, Digitürk ile bir konuşma yaptım. Bu platformun en önemli getirisi (artık bunu hepimiz çok iyi biliyoruz ama bilmeyenler için son bir tekrar) tahsis edilen analog yayın frekansı üzerinden sıkıştırma teknikleri ve trafik balans sistemleri kullanılarak ( son dönemde bu teknikler smart denilebilecek kadar akıllandı ) bir kanal yerine 60 – 70 kanallık bir spektruma oturma imkanına sahip. Digitürk bu imkanı sonuna kadar kullamayı ve izleyicilerine gelecek yıl içinde 60 kanallık bir yayın yelpazesi sunmayı planlıyor. Türkiye’de bu platformu kullanan şirketlerin hemen hemen hepsi, %60 yabancı yayın kullanma ilkesini taşıyor. Geri kalan kanallar ise Türk içeriği ile doldurulacak. Yabancı kanallar söz konusu olunca verilecek yayın belirgin bir standartta olacaktır. Asıl maharet yerli içerikte ayrılacaktır. Bu konuda yapılan çalışmaları incelediğimizde özellikle bir platformun bu konuda son derece yetkin bir eğitim vakfı ile anlaştığını göreceğiz. Göreceğiz diyorum bu bilgiyi sadece siz okuyucularım şu an biliyorlar. Vakfın yetkilileri ise eğitimin her alanında bu platformu her yönü ile kullanma yolunda son derce hoş projeler geliştirmişler.
Platformun ikinci büyük özelliği, “”pay tv”” ve “”pay per view”” diye bahsedilen kısım. Pay tv kelimesi Türkiye’deki literatüre yanlış yerleşti. Pay Tv, parası ödenerek alınan ve belli sayıda kullanıcısı olan ( genellikle şifreli yayın ile sağlanıyor ) yayın yapan kanallara verilen genel isim. Pay per view ise istediğiniz an havuzdaki bir program veya filmi seyretmenize yarayan bir teknoloji. Yazılarımı daha önceki dergilerden takip edenler bilirler bu teknoloji çok eski bir teknolojidir. Fakat pazarlama stratejisi oldukça yenidir. Pay per view hakkında Bill Gates ’94 yılındaki bir konuşmasında bu şekilde izlenen filmlerden müşteriden para alınırken karşılığında izlenen reklamlardan ise müşteriye para verileceğinden bahsetmişti. Fakat izleyicinin televizyonun karşısında olup olmadığı kontrol edilmezse reklamların belki de hiç izlenmeyeceğinden korkulduğunu da aynı konuşma içinde açıklamıştı. Şimdi bu konuda izleyicinin göz kontağını kurup kurmadığını kontrol eden cihazlar üzerinde çalıştıklarını haber aldım. Bunu evlerimize ve bize nasıl kabul ettirecekleri ise bir merak konusu.
Dijital platformun diğer bir özelliği ise, interaktivite. Yani izleyicinin, etkin olabilme durumu. Bunun uzaktan alışveriş (e-ticaret), bankacılık hizmetleri gibi geniş amaçlar için kullanılması mümkün.
Aslında bu yeni platform herşeyi yapma imkanını tanıyor, ama tabii en önemlisi biim bunların ne kadarını başarabileceğimiz. Digitürk yetkilileri bu alanların hepsinde çok güzel çalışmalar içindeler. Umarım gelecek sene hepimiz evimizden bu hizmetlere ulaşabiliyor oluruz. Bu bilgi uydu üzerinden de alınabildiği için bizim kablo ile olan üzücü ilişkimizi de ortadan kaldıracak. Aslında bunların dışında en az önemsenen ama daha sonra etkisini en çok hissettirecek konu ise, dijital tv sayesinde izleyicinin hangi programı ne kadar izlediği sampling ( şu anki rating raporlarında kullanılan örnekleme) yöntemi ile değil gerçek sonuçlarla oluşturulacak. Bu da programların hedef kitlesine ulaşmasından, reklam gelirlerine kadar heşeyi en doğru şekliyle düzenleyecek.
NETleşmek üzere…

Haftanın sözü: “”You can run but you cannot hide”” ( Yazarın yorumu: Sorunlarınızdan kaçmayın. Kaçarak sadece zaman ve mutluluk kaybedersiniz. )

Hoşgeldin Bahar Ve Aşk

Koca bir Şubat ayını geride bıraktık. Koca bir aydı çünkü sanki gün sayısı ile dalga geçer gibi bir sürü olay ile dolu dolu geçti. Neler oldu Şubat ayında? Öncelikle hepinizin mutlaka haber aldığı Digital olayı var. Digital, koca dev Compaq tarafından satın alındı. Bir süre önce Compaq’ın bir takım hisselerini de Microsoft satın almıştı. Bu bana büyük balığın bir küçüğünü, onunda bir küçüğünü yediği resimi hatırlattı. Microsoft sadece bununla kalmadı, Netscape ile olan davasını kaybetti. Artık işletim sistemlerimiz browserlarla birlikte gelmeyecek. Aslında bu işe kullanıcılar bayaa sevinmiş olmalı. Çünkü bir kısmı Netscape’i ayrılamayacak kadar çok seviyor. Bu noktada büyük hatayı Netscape söz verdiği işletim sistemini çıkarmayarak yaptı. Netscape 3.0 ile birlikte Netscape firması gelecek browser’larıyla yeni bir işletim sistemini eş zamanlı çıkaracaklarını söylemişlerdi ama galiba işletim sistemi çıkarmanın o kadar da kolay olmadığını biraz geç anladılar. Hatta Javascript yazan bir programı bile çok zor çıkardılar ve bu program kullanılabilecek durumda değil.
Bu ay şehrimiz yeni bir internet cafe’ye sahip oldu. İstanbul’da çok şık bir cafe’nin Tünel tarafalarında açıldığını haber aldım. Fakat daha gitmek nasip olmadı. İleri günlerde bu internet cafe’leri haber yapmak niyetindeyim. Eğer gittiğiniz ve gitmeyi sevdiğiniz bir internet cafe varsa veya bir internet cafe işleticiyseniz bana ulaşın böylece sizden bahsetme imkanını bulurum.
Bu ay içinde sayın Hasan Celal Güzel’in, Yeni Türkiye dergisinin gelecek sayısında internet toplmunun geleceği kosunda bir yazı yazdım. Yeni sayı bilgi toplumu üzerine olacak. Tahmin ediyorum çok iyi bir kaynak eser olacaktır. Alıp okumanızı şiddetle öneririm.
Şubat ayı her açıdan son derece bereketli geçti. Windows Commander’ın yeni versiyonu bu yazıyı okuduğunuz sıralarda çıkmış olacaktır. Christan Gishler ( WinCmd’nin programcısı ) çok ince eleyip sık dokuyor ama ortaya çıkan programdan memnun kalacaksınız. Programın artık Türkçe versiyonu da var. Bunuda Türkçe’ye nacizane, ben ve eski dostum Emre Özpınar çevirdik. İyi bir çalışma oldu.
Size uzun süredir bahsettiğim www.unaldi.com adresini bu ay içinde hizmete açtım gerçi daha çok düzenlenmeye ihtiyacı var ama hiç olmazsa işler vaziyette. Bu konudaki öneri ve isteklerinizi bekliyorum.
Bu ay bunları biliyormusunuz köşesinde çok önemli haberler var _ ne de olsa ay dolu geçti _ okumanızı tavsiye ederim.
Hızlı başladık biraz ama bu ay yeni teknoloji ile ilgili haberimiz uzaktan değil. Turk Nokta Net hepimizin isp olarak bilip tanıdığı bir şirket. Isp (Internet servis sağlayıcı) olduklarından belki de ar-ge (araştırma geliştirmeye) çok önem vermeyeceklerini düşünürdük. Fakat telekominikasyon ile ilgili ve bir kaç ay önce yapılmasının büyük gereklilik olduğundan bahsettiğim bir gateway’i gerçekleştirmiş ve hizmete sunmuşlar. Bu cep telefonunun internet ortamına entegrasyonu ile alakalı. Biliyorsunuz geçtiğimiz aylarda cep telefonunun internet’e bağlanmak için kullanılableceğini söylemiştik. Tabiki bunu gerçekleştirmek için hem cep telefonuna hem de bir taşınabilir bilgisayara ihtiyaç vardı. Peki ya laptop’ınız yoksa ne olacak. Bu durumda eğer bir Turk Nokta Net kullanıısı iseniz sorun yok. Turk Nokta Net’in cep.net adlı hizmeti tam size göre. Bildiğim kadarıyla buna benzer hizmetler değişik yerlerde gerçekleştirildi ama bu hizmet kullanım şekli yönünden biraz farklı. İnternet üzerinden sms (kısa mesaj) çeken sistemler var, ama cep telefonundan e-mail yollayan dünya üzerinde çok az servis olduğunu biliyorum. Turk Nokta Net’i bu konudaki çalışmaları için kutluyorum ve sizi Turk Nokta Net’ten Saniye Karataş’ a sorduğum sorular ve cevapları ile başbaşa bırakıyorum.

1) Cep.Net’in faaliyetlerini anlatırmısın?
**Cep.Net, Turk Nokta Net AR-GE bölümünün geliştirdiği bir teknolojidir. Turk Nokta Net kullanıcılarına yönelik bir hizmettir. Bu hizmetten iki değişik şekilde kullanıcılar yararlanabilirler.

Bunlardan ilki olan V.I.P hizmeti kullacıların bilgisayar başında olmadan kendilerine gelen önemli e-postalarını cep
telefonundan okuyabilmesidir. Bu servisden yararlanmak isteyen Turk Nokta Net kullanıcıları web üzerinden kimlerden gelen e-posta mesajlarının cep telofonlarına gönderilmesini istediklerini belirtiler.Burada kullanıcı, e-postalarını yönlendirmek istediği GSM numarasını belirtir ve V.I.P listesini doldurur.Bir diğer alternatif de kendisine gelen ve konusu ‘SMS:’ ile başlayan tüm e-posta mesajlarını GSM numarasına aktarılmasıdır.

Gönderilen her mesajin uzunluğu 160 harfe kadar olabilir.(GSM şebekesinde Kısa Mesaj Servisi 160 karektere sınırlıdır.)
Kullanıcı cep telefonunda e-postanın kimden geldiği ve mesajın konusunu görebilir.

Örnek verecek olursak:
“”destek@turk.net: iyi günler – Turk.net CepNet servisi hizmete girdi.””
Kullanıcı daha sonra mesajın tamamını bilgisayarından okuyabilmektedir.

Bir diğer Cep.Net servisi Turk Nokta Net kullanıcılarının istedikleri kişilerin cep telefonlarına mesaj göndermesini sağlar. Burada kullanıcılar Turk Nokta Net’in WWW sayfalarından GSM numarasını bildikleri kişilere direkt olarak SMS ( Kısa Mesaj Servisi) mesajı gönderebilirler.

2) Bu gibi hizmetler veren Türkiye’de baska kuruluslar var mu?

**Hayır. Cep.Net sadece Turk Nokta Net’in kullanıcılarını sunduğu bir servistir. Başka bir uygulaması halen Türkiye’de yok.

3) Bu gibi hizmetler veren dünyada baska kuruluslar var mu?

** Cep.Net Türkiye’ye de Turk Nokta Net Ar-Ge bölümü tarafından geliştirilmiştir. Başka ülkelerde WWW üzerinden GSM şebekesine
mesaj gönderme servisleri olsa da istenen elektronik postaların cep telefonlarına gönderilmesi şu an için sadece Turk Nokta Net tarafından
verilebilen bir servistir.

Yurt için ve yurt dışından bu teknolojiyi lisanslamak isteyen çeşitli telekomunikasyon firmaları Turk Nokta Net ile görüşme halindedir.

4) Türkiye’de iki cep telefonu sirketi var sisteminiz ikisi içinde
çalusabiliyor mu?

** Evet Cep.Net Turkcell ve Telsim şebekelerini destekler.

5) Bu sistemi su an kaç kisi kullanuyor?

** Cep.Net hizmetlerinden bütün Turk Nokta Net aboneleri faydalanmaktadır.

6) Sistemi kullanmak icin ayrı bir para ödüyorlar mı?

** Bu servisi Turk Nokta Net aboneleri kullanabilir. Ücretlendirmesi kullanıcının Turk Nokta Net abone planına göre değişmektedir. Ana hatlarıyla her mesaj için 0.3 Dolar ve ya 15dk kullanım süresi bir sonraki faturalarına eklenir.

7) Telefon üzerinden e-mail çekilebileceğini söylediniz bunun farklı bir sms
yazılım formatı var değil mi?

** Bu servisimiz halen deneme süreçindedir. Deneme döngüleri tamamlandıktan sonra bir hizmet olarak sunulacaktır. Servis başladığı zaman cep telefonu olan bir kişi Turk Nokta Net kullanıcılarına elektronik posta mesajları gönderebilir.Bir diğer servisimiz ise Turk Nokta Net kullanıcılarının cep telefonlarından e-posta gönderebilmesidir.

Burada farklı bir mesaj formatı yok. Ancak, mesajın belirlenen bir alanında giden e-posta adresinin olması gerekiyor.

8) Server ile telefon arasındaki mesaj gidiş süresi ne kadar? (MTN www.mtn.co.za mesajı bilgisayara yazup ok’e basılınca 2 saniye de yolluyor.)

** Bu süre her zaman GSM şebekesinin yoğunluğu ile değişebiliyor. Bir mesajın Turk Nokta Net’in kendi sisteminde geçirdiği zaman en fazla 5 dakika ile sınırlıdır.

9) Sisteminiz aynı anda kaç kullanıcıyı destekliyor?

**Cep.Net servisinde hiç bir üst sınır yoktur.

Cep.Net uygulaması belki şu an kısıtlı bir çevre için çalışıyor ama birilerinin böyle birşey düşünmüş olmaları çok güzel. Eğer Turk Nokta Net abonesi iseniz sistemi kullanmanızı tavsiye ederim.
Bu ay test aletleri bölümümüzde yeni bir dosyaya başlıyorum. Konu dijital fotoğraf makinelerı. Belki 21 y.y. ‘da yazılı basının en etkin aracı. Gerçi her zaman için klasik fotoğraf makineleri çok daha yüksek çözünürlüğe sahip ama zaten fotoğrafları dijital ortama geçirirken mutlaka birşeylerden taviz veriyorsunuz. İlk ürünümüz Casio’nun. dosyaya başlamaya karar verdiğimde ilk olarak Casio’yu aradım. Casio merkez müşteriye çok ilgili bir yapıy sahip. Ayrıca araştırmacılar. Şu an ellerineki dijital makinelerin Eta muhasebe programına entegrasyonu için uğraşmışlar ve başarılı da olmuşlar. Eğer Tüyap’taki multimedya fuarına gittiyseniz, Caso’nun standında bu uygulamayı görmüşsünüzdür. Bu arada o standa dikkatli baktıysanız, dijital kamera pazarındaki oluşumu nasıl hemen farkedip bu konuya rini görebilirsiniz. Standın büyük kısmı dijital fotoğraf makineleri ve aksesuarları ile doluydu. Fotoğraf printer’ları, Fotğraf scanner’ları, yani fotoğrafçılıkla ilgili her aradığınız vardı. Casio’nun en önemli özelliklerinden biri de elindeki ürünlerin birbirlei ile entegrasyonunu çok güzel sağlamış olmaları. Mesela birkaç ay önceki yazımdan tkilenip Casiopeia aldıysanız, dijital fotoğraf mkinesi ile onu birbirine bağlayabiliyorsunuz. Onları da Option cep telefonu modemine bağlayarak, istediğiniz yere resimlerinizi göderebiliyorsunuz.
Gelelim bu ayın test ürününe, Casio bu ay bana QV300 veya QV10 arasında tercih yapmamı söyledi. QV 300 en son çıkan ürün olmasına rağmen QV10’un resim kalitesinin gayet iyi olduğundan bahsetti. Ben en son çıkan ürünü denemek istedim. Daha sonra fuar anında kısa da olsa QV10’u da gördüm size o konuda da bilgi vermeye çalışacağım. QV300 üzerinde zoom’u olan, çekmeye çalıştığınız yeri lcd ekranında görebileceğiniz, kaydettiğiniz resmi daha sonra da görme imkanınızın bulunduğu, kullanımı kolay, televizyona, videoya ve bilgisayara bağlanabilen, fine ve normal olmak üzere iki değişik çözünürlükte resim çeken bir ürün. Elinize aldığınızda güzel görünütüsünün dışındaki en önemli özelliği fine modunda 54 tane resim çekebilmesi. Bu birçok dijital makineye göre çok büyük bir rakam. İkinci önemli özelliği ise bu ürünü video’ya bağlayabilmeniz. Bu amaçla Casio evinde bilgisayrı olmayanları da gözetmiş oluyor. Ben ilk anda televizyonuma bağlayıp resimleri oradan kontrol ettim. Galiba LCD ekranın küçüklüğü yüzünden, resimler televizyon ekranında çok daha net çok daha güzel görünüyor. Casio’nun bu makine’deki hedefinin amatör ev kullanıcısı olduğu görülebiliyor, fakat eğer resimlerinizde efekt kullanabiliyor yada resimlerinizde oynamalar yapabiliyorsanız, bu makine sizin için ideal. QV300 çekim tarzına bakılırsa outdoor diye nitelendirdiğimiz ev dışı çekimleri yapmak için dizayn edilmiş. Zira ev içindeki ışığın az olması makinenin biraz soluk resimler çekmesine neden oluyor. bu konuda ilk akla gelen ürün ise QV10. Kullanımı çok kolay olan bu ürün tam ev içi çekimler için planlanmış. Daha fazla bilgi için tabloya bakmanızı tavsiye ederim. Tabloda makinenin resimle profesyonel ilgilenenlerin bilmek isteyecekleri bilgiler var.

TABLO
Kayıt Sistemi : Digital (JPEG tabanlı)
Sinyal sistemi : NTSC Standard (fakat pal televizyonda da çalışıyor)
Kayıt alanı : 4MB internal flash memory
Memory Kapasitesi :
FINE Mode (640*480 pixel) : 64 kare
NORMAL Mode (320*240 pixel) : 192 kare
Resim silme : Single-page; all-page
Resim ekranı : 1/4-inch square pixel CCD (360,000 pixels)
Lens : 2-focal point lens with macro position
f/2.6 f = 4.9mm/11.0mm (35mm kameradaki 47mm/106mm lens’e eşittir)
Aperatür : Elle ayarlanabilir f/2.6 dan f/8 focus’a geçiş
Focus ayarları: f/2.6 (f = 4.9mm): NORMAL: 0.6m’den -/MACRO: 9cm’den 11cm’ye
(f = 11.0mm): NORMAL: 3.4m’den -/MACRO: 52cm’den 62cm’ye
f/8 (f = 4.9mm): NORMAL: 0.3m’den -/MACRO: 7cm’den 14cm’ye
(f = 11.0mm): NORMAL: 1.7m’den -/MACRO: 44cm’den77cm
Exposure Kontrol : AE aperatürün kontrolünde
Fotometrik alan : EV +5 ‘den 18’e
Çekim sistemi : Electronik çekim
Çekim süresi : 1/8’den 1/4000 saniyeye
Beyaz balansı : Otomatic
Otomatik çekim süresi: 10 saniye
Monitör : 2.5″” TFT, az yansıma renkli LCD
Input/Output: DIGITAL IN/OUT, VIDEO OUT, AC adaptor connector
Güç Kaynağı: Pil (4 adet AA-alkaline veya lithium) veya AC adaptor
Pil Kullanımı : Alakaline piller için 130 dakika kullanımda; 220 dakika lityum pillerde
Boyutları : 162(En) x 49(derinlik) x 72(boy)mm
Ağırlık : Takribi 250g (piller dışardayken)
Standard Aksesuar : El tutacağı, yumuşak çanta, Video kablosu, 4 pil
Türkiye’de ayrıca bilgisayar bağlantı parçalarını da veriyorlar (tabii fuar süresince)

Önümüzdeki güzel ilkbahar aylarında kullanmak için gerçekten iyi bir makine il karşı karşıyayız. Casio yine pazara ilk giren ürünlerden biri oldu. Fakat yine de unutmamak gerekirki, eğer fotoğrafcılıkla uğraşıyorsanız veya çekim kalitesi sizin için çok önemli ise Casio’yu denemeden almayın. Ama kullanımının çok kolay olduğunu söylemek gerek.
Evet kışı bitirip bahara giriyoruz. Bahar canlılık mevsimi, tabiatın uyanma dönemi. Her sabah evlerinize doğan bahar güneşi, kalplerinize aşkı getirir temennisi ile bu ayki yazımı bitiriyorum. Hoşçakalın…..

Bunları Biliyormusunuz:

İlk haber A.B.D.’den. Clinton bu yılın bütçesinden 110 milyon doları internet 2 projesi için ayırmış. Daha önce yzılarımda bahsettiğim gibi internet 2 gerçekten büyük bir proje olacak. 5 yıl içinde bitirilmesi planlanan proje sayesinde hız şu anki internetin tam 1000 katı olacak. A.B.D. ‘de gelecek jenerasyonun interneti diye adlandırılan bu proje Clinton’ın toplam bütçeine göre çok görülmese bile aslında Ar-ge için ayrılan büyük bir pay. Projenin içinde süper hızlı bilgisayarlar ve bunların network işleri de var.

Şubat ayında Fransa Paris’te Milia 98 adında çok büyük bir multimedia fuarı gerçekleştirildi. Fuar hakkındaki bilgi şu an yolda. Gelecek ay siza bu konudan da bahsetmeyi planlıyorum.

A.B.D. palm springs’te bu ay içinde interface’ler ve gelecekleri konulu bir konferans gerçekleştirildi. İsmi Demo 98

Elektronik ticaret işi oldukça gelişti. Artık bulunduğunuz sayfadan ayrılamdan banner’da satılan ürünü alabileceksiniz. Bunun için geliştirien interface artık galiba bir standart haline geldi.

IBM,Corel süitinde voice recognition’ı kullanacağını açıkladı. Yakın bir zamanda bu teknoloji diğer teknolojilere yön verecek gibi görünüyor. Türkiye’de program yazıcısı iseniz tavsiyem bu konuya ilgi göstermeniz ilerde çok zengin olabilirsiniz.

Linux, Türkçe’ye çevrildi. Artık bu işletim sistemini ingilizce bilmeseniz bile kullanabileceksiniz. Bu arada, yakında bu konununda çok iş yapacağını söylemek lazım çünkü hiç de kolay bir iş sayılmaz.

Palo Alto, East Palo Alto, Menlo Park, Stanford, ve Atherton. Bu şehirler sizin için hiçbir şe ifade etmeyebilir. Ama A.B.D. hükümeti bütün evlere internet ve fiber optik ağ uygulamasına bu noktalardan başlıyor. İlk şehir Palo Alto 25000 eve sahip. Pacific Bell ve Cable coop şirketlerinin bu ortak çalışması ile Silicon Valley’in kalbi artık tamamen internetle bütünleşik olacak.

IBM, İntel’in en hızlı çiplerinde 3 kat daha hızlı bir cip bulduğunu açıkladı 1000 Mhz hıza sahip bu çip galiba geleceğin teknolojisi olacak. IBM yine pazarı bir dalgalandırdı. Böyle giderse gücüne güç katacak.

Laf IBM’den açılmışken, efsanevi yıldız ve Karparov’un kabusu Deep Blue kendine iş buldu. Nüleer sızıntıları hızlı tespit amacıyla Enerji bakanlığında çalışmaya başladı. Sen o kadar tartışmaya neden ol (insan mı, makine mi?) sonra git karın tokluğuna çalış.

Walkman of the Internet icat edildi. İnternette audible.com adresine bağlanan sistem, oradan daha önce okunmuş, kitap, bilgi, haber ve hertürlü kaynağa ulaşabiliyor.

İntranetcisinden, programcısına herkese bir ICQ

Yılın en iyi internet programı nedir desem, hepinizin ICQ diyeceğinizden eminim…ICQ kısa zamanda bilgisayarlarımızın vazgaçilmez bir parçası halini aldı. Mesaj’dan chat’e kadar bir çokinternet faaliyetiniiçinde barındıran program, e-mail’den Netmeeting’e kadar bir çok iletişim programı ile de entegre çalışıyor. Hatta isterseniz size e-mail geldiğinde uyaran birsistemi bile var. E-mail konusunda şunu da söylemek gerekir ki, eğer outlook ekspress kullanıyorsanız ondan daha hızlı bağlanıyor.
Bunlar hepinizin bildiği az çokkullandığı özellikler. Peki ICQ’nun her kullanıcı için default olarak açtığı bir web sayfası olduğunu biliyor muydunuz? Eğer bir ICQ kullanıcısı iseniz bu web sayfanız aracılığı ile bütün internet kullanıcıları sizi tanıyabilir, öğrenebilir ve hatta size web üzerinden ulaşabilir.
ICQ’nun her kullanıcı için açtığı web sayfasında vermek istediğiniz bütün bilgiler mevcut. Bununla da kalmayarak ICQ pager denilen sistemle de size mesaj çekilmesini sağlayabilirsiniz. Peki bu size ait ICQ sayfasına nasıl bağlanacaksınız? Yapmanız gereken tek şey, Http://www.mirabilis.com adresinin sonuna ICQ numaranızı yazmak. Bu sayede kullanıcı bilgileriniz de dahil olmak üzere her türlü bilgiye ulaşmanız mümkün.
Eğer bir ICQ kullanıcısı iseniz, mailing list benzeri bir sisteme de sahip olabilirsiniz.. Bunun için yapmanız gereken yine ICQ sayfalarında anlatılmış. Sadece yeni bir kullanıcı açmanız yeterli. Fakat bu kullanıcıya isim verirken başına & işaretini koymayı da unutmayın.
ICQ’nun kullanıcılara sağladığı imkanlar bununla da kalmıyor. Interest groups’dan giderek sizinle aynı ilgi ve hobilere sahip kullanıcılara da ulaşma şansınız var.
ICQ bu ay kullanıcı sayısını 10.000.000’a yükseltti. Bu amaçla her ülkede kullanıcılar arasında tanışma amaçlı Face-to face partiler düzenliyorlar. Türkiye için böyle bir faaliyetin gerçekleştiğini göremedm. Umarım Türk kullanıcılar da bu tip bir organizasyon içine girerler. Artık ilişkileri internet üzerinde bırakmak demode olmaya başladı.
Bu arada bir sürü ödülü ve 10.000.000 kullanıcısı olan bir programın sitesinin de ilk 100 de iyi bir yerde olması gerekiyordu. Gerçekten bu kadar ufak bir program için ne kadar çok ilgi olduğunu görseniz siz de şaşarsınız…. www.mirabilis.com adresi dünya hit listesinde ilk 100 içinde çok iyi bir noktada.
Şimdi gelelim kendi web sitelerine sahip kullanıcılara. ICQ’nun bu tip kullanıcılara iki önerisi var. Birisi değişik boy ve design’lara sahip ICQ paneller. ICQ’nun sitebuilders için oluşturduğu sayfaya gidip gerekli zip dosyasını alıyorsunuz. Dosyanın içinde gerekli kod ve resim dosyaları var. Bunlarla ICQ panelinizi web sayfanıza paste ediyorsunuz. Artık web sayfanıza bağlananlar o an icq’ya girip girmadiğiniz de dahil olmak üzere birçok bilgiye anında ulaşabiliyor. Ayrıca buradan size mesaj atabiliyor, hatta kontak istesine bile alabiliyor.
İkinci bir seçenek ise sayfanıza yerleştireceğiniz pager. Bu aslında ICQ tarafından hazırlanmış küçük bir form yalnız tek farkı submit edildiğinde sizin icq’nuza mesaj göndermesi. Son derece kolay kullanımlı bu tabloyu sayfanıza emplamente etmek isterseniz yapmanız gereken tek şey web sayfasından gerekli kodları almak. Böylece ICQ’su olmayan ya da kendi bilgisayarının başında olmayan kullanıcı size anında ulaşabilir.
Ayrıca eğer web server’ınızda yeriniz varsa, ICQ kullanıcıları için miror site’lar yapmanız da ICQ tarafından teşvik ediliyor. Bu konuda da yapmanız gereken sadece www.mirabilis.com adresine bağlanarak sizinle ilgili olan buton’a tıklamanız.
Şu aralar Türkiye’de ki şirketlerin en önemli isteklerinin başında intranet uygulamaları geliyor. Intranet’im olsun, çalışanlarım herşeye browser’dan ulaşsın diyenlerin bini beş para. Hatta word gibi programalrın bile intranet üzerinden çalışmasını isteyen şirketler bile duydum. Asıl amaç kullanıcıların en kısa zamanda işlerini görmelerini sağlamak. Bütün sistemi html’e çevirmek ise bu işin en can alıcı kısmı. Bu sayede sistemler son derece rahatlıyor… Karışık ve şişkin kodlardan kurtulabiliyorsunuz. Bu arada ICQ’da bu konuda beta testlerini daha bitiremediği yeni bir sisteme geçiyor. Bu sistem sayesinde intranetinizde bir server’a icq server kurarak kullanıcılarınızın birbirlerini görmesini dosya alış-veriş’inde bulunmasını kısacası bütün icq faliyetlerini bu sayede platform bağımsız olarak gerçekleştirmeniz mümkün olacak. Açıkcası medya center’larda bu tip bir uygulama bence son derece sağlıklı olur. Böylece ulaşamadığınız insana anında not göndermek, ve size ulaşmasını sağlamak mümkün olur.
Eğer intranet uygulamaları yapıyor yada program yazıyorsanız, icq’nun size de bir teklifi var. ICQ, programının api ve dll dosyalarına internet üzerinden ulaşabilirsiniz. Ben windows commander programının yazarı Christian’a bu konuda bir tavsiyede bulundum. Açıkcası bu tip uygulamalar çok kullanılan programların içinde kullanıcı için son derece yararlı olur. Ayrıca herşeyin browser içinde çalışması gereken şu günlerde bu tip uygulamalar sistemi de rahatlatacaktır kanısındayım.

Kavramlar Üzerine…

Bu ay son derece hareketli geçti. Öncelikle internet etik’inin tartışıldığı son derece değişik ortamlarda bulundum. Bu da gösteriyor ki Türk insanının değer yapıları ve anlayışı ile yeni yeni vatandaşın hayatına giren internet belli noktalarda çakışıyor ve bir süre içinde yerine oturacak. Bazen fikirlerine son derece değer verdiğiniz ve ülke ekonomisine etkisi bulunan, hayatını internet ile kazanan kişiler bile internetteki serbestlikten rahatsız olabiliyor. Bu yüzden yazımın bir bölümünü internet’e ayırdım.
Bu ayın ilk günlerinde İstanbul Üniversite’sinde bir panelde e-ticaret hakkında bir konuşma yaptım. Gençlerin bu tip konulara bu derece eğilmeleri son derece güzel geliyor bana ( Bu arada yukardaki beni tanıtan resim yaklaşık 7 yıl önce çekilmiş bir resimdir.) İstanbul Üniversitesi Bilgisayar Kulübü internetin ekonomiye olan etkisi üzerine konuşmamızı istediler, Garanti Bankasından, Vestelden ve Comnet’ten konuşmacıların da bulunması olayı çok yönlü tartışmamıza imkan verdi. Açıkcası bu tip üniversite faaliyetlerinin bizim açımızdan da son derece yararlı olduğunu söylemek isterim. Konuya gençlerin açısından da bakmak son derece faydalı oluyor…
Windows Commander adıyla çıkan programdan büyük bir ihtimalle haberdarsınız. Bu programın ilk türkçe versiyonu, yeni web sayfası designları ile bu ay içinde internete çıkacak. İlk versiyonu tamamlandı., denemeler yapıldı.
1991yılından bu yana internet üzerinde son derece değişik gelişmeler oldu. O dönemlerde Amerika’da bulunan ve son derece büyük bir kuruluş olan Compuserve bilgi servisi varken, ve internetin o seviyeye gelmesi söz konusu bile olamazken, önce compuserve de internet erişimi vermeye başladı, sonra compuserve oldukça küçük bir gurup halini aldı. Arkasından Microsoft’un kurduğu bir network oluştu. Fakat internet parasız ve özgür yapısı ile onu da sollayıp geçti. Hayatımızda artık TV kadar önemli olan bu kavramı bu hale getiren neydi?
Dünyanın en büyük networklerinden biri olmasına rağmen kimsenin tekelinde olmayan, kimsenin öyle kolay kolay yön veremediği sosyal bilimlerin bile bazı tezlerini değiştirmelerine neden olan bir kurumdur internet. Dünyada ılımlı insanların da fikirlerini sonuna kadar savunduğu az platformdan birisi. Sanal olarak son derece büyük yaptırıma sahip, bir güç. Para kazanma çarkını tersine çevien bir sistem.
Aslında bu kavramın (internet) sosyal yönü oldukça geniş. Bu konuda daha fazla bilgiye ulaşmak isterseniz size sayın Hasan Celal Güzel’in çıkardığı Yeni Türkiye dergisinin son sayısını tavsiye ederim. Eminim orada bu konuda daha fazla bilgi bulacaksınız.
Bu ay diğerlerinden farklı olarak bazı kavramları araştırdım. Özellikle internet ve yayıncılık üzerine guru olmuş insanlardan aldığım izlenimler bu tip didaktik ve açıklayıcı yazıların yazılma gerekliliğiydi.

RTÜK: Aslında size konumuzla ilgisi yokmuş gibi gelebilir ama rtük yasalarını içinde belli ölçüde internet kullanımı ile ilgili konularda var.
“”RTÜK (Radyo Televizyon Üst Kurulu), kurulduğu dönemlerde, yeni çıkan özel radyo ve özel televizyonlar yasası ile birlikte ortaya çıkan frekans karmaşasını düzenlemek amaçlı kurulmuştur. Bu dönemde radyo ve televizyonlara yatırım yapanlar iyi bilirler, bir frekans karmaşası yaşanmaktaydı. Her sabah freakans kontrölü yapıp, verici gücünü arttıran ve kurallara uymayarak üzerinize çıkan yayınları eski hallerine getirmek, kısacası r yeni günlere kendinize frekans bulma gerekliliğiniz çıkmıştı. Hatta aynı dönemde başka radyo ve TV’lerin üzerine yayın yapmaya onların yayınlarını engellemeye çalışan radyo ve TV’ler vardı. İşte bu dönemlerde yeri yurdu belli TV ve radyoların haklarını korumak üzere bu üst kurul fikri ortaya atıldı. Sonra bir sevindirici bir üzücü olay gerçekleşti. Sevindirici olan radyo ve TV’lerin artık yerlerine yerleşmeleriydi. Üzücü olan ise üst kurulun bu konuda hiçbir etkisinin olmamasıydı. Yılar geçmesine rağmen RTÜK frekans tahsisi işini ve reklam saatleri ile ilgili düzenlemesini bitiremedi. Bu kadar konu arasında RTÜK, daha çok TV yayınlarını belli sürelerde durdurma işiyle ilgilenir oldu. “”

Üst Kurul: Türkiye’de diretilenin aksine üst kurul kelime anlamıyla bir otorite, bir denetleme mercii değildir. Üst kurul bir tavsiye, araştırma ve yönlendirme mekanizmasıdır. Yani üst kurul size neleri yapacağınızı değil neleri yapmanız gerektiğini söyler. Bunu da ülkenin yararları yönünde özendirme ile yapar. Bir yasaklama mercii değil bir özendirme merciidir..

İnternet Üst Kurulu: “”Şu ana kadar bir çalışmalarını görmedim, bilemiyorum. Fakat anlam itibariyle üst kurul mantığında olması gereken, internet üzerinde iş yapanlara yön gösteren bir kuruluş olmalıdır. Üst kurullar aktivasyon yerleri değildir. Yani eğer yapılamıyorsa biz yaparız denilip uygulanabileceği yerler değildir. “”

.tr otoritesi: Bu konuda da ben birşeyler söylemek istedim. Bu terim ODTÜ dns name verme mekanizması tarfından internet sözlüklerimize yerleştirilmiştir. Anlamı, vatandaşlarına .tr dns name’ini verme hizmetini gerçekleştiren kar amacı gütmeyen bir kuruluştur. Bir tekel değildir. Aynı amaçlarla bir başka kuruluş kurulabilir. Şu anki kuruluşun kaç kişiden oluştuğu konusunda bir fikrimiz olmamasına rağmen büyük bir gurup olmadıkları sanılmaktadır.

İnternet: “”Tamamen özgür, kimsenin kontrolünde, etkisinde ve egemenliğinde bulunmayan bir platformdur.””
“”Yaşama dair, insanca yaptığımız her faaliyetin üzerinde yapılabileceği geniş bir denizdir. Ortak bir dili bir ırkı yoktur.””

Bu tip açıklamalara, daha ilerki dönemlerde de yer vereceğim. Umarım bu düşünceler gerçekleşir ve çalışmalarımızı daha düzgün mekenimalar içinde gerçekleştiririz.

Değinmeden geçmek mümkün değil . 16 mart Pazartesi günü, Swiss otel’de yazılım geliştiricilerin konuk olduğu bir seminerler dizisi gerçekleştirildi. Bu seminerlerin ev sahibi Microsoft’tu. Geçen yıl daha çok web development’ına yönelik seminerler varken bu yıl özellikle data base üzerine gidilmesi, Mizcrosoft’un Netscape ve Sun’ı artık büyük rakip görmemesi, Oracle ile uğraşmaya başlamasını gösterir bence. Görsel hiçbir konunun işlenmemesi de beni doğruluyor. Yine her yıl olduğu gibi yazılım sektörü bir araya geldi. Bu toplayıcı etkisinden dolayı Microsoft yetkililerini tebrik ederim.

Bunları Biliyormuydunuz?

ISDN konusunda hala bir gelişme yok. Bakalım bu iş yapılacak mı? ISP’ler hala beklemede. Bu konuyla alakalı dosyamı bir sonraki aya atmak zorunda kaldım.

Web design’i ve webmaster’lık yapan bir gurup, artık bir topluluk olmaya başlıyor. Umarım siz bu yazıyı okuduğunuz sıralarda, sizlere çşitli kaynaklardan haberler verecek sitemiz açılmış olur.

Microsoft yazılım geliştiricileri yazgeliştir isimli bir gurup olarak bir araya geitriyor. Bu konuda daha geniş bilgiyi Microsoft Türkiye’nin web sitesinden edinebilirsiniz.

Dhtml bir standart oldu. Artık Netscape de bu standarda uyarsa, sayfalarımızda son derece güzel etkiler oluşturabileceğiz.

Vestel’in İnternet TV’s mayıs ayında piyasaya çıkacakmış… Umarım bu sefer tarihi tuttururlar. Profilo ise çıkarmış olmasına rağmen pek satılmıyor galiba.

Tünel’de yeni bir İnternet Cafe açıldı. Leased line ile himet veriyor. Bu özelliği ile hepimizin en çok kullandığı Vakkorama Cafe’nin biraz daha önüne çıktı. Bağlantıları gerçekten iyi. Ama anlaşılan şu aralar insanlar oraya oyun oynamak amaçlı gidiyor.

Türkiye’nin ilk ve en yaygın dijital para denemesi İstanbul Büyükşehir Belediyesi Akbil’i halk otobüzlerinden sonra kola makinelerine kadar sıçramış. Gerçekten çabuk yaygınlaşan ve kullanışlı bir uygulama.

Bankaların online kredi kartı verifikasyonu çalışmaları büyük hızıyla gerçekleşiyor. SET ve diğer teknolojilerle büyük küçük bütün bankalar bir yerinden teknolojiye ulaşmaya çalışıyor. Bu da ISP’lerden sonra bilgisayarcıların bu alanda da çalışmaya başlayacaklarını gösteriyor. Bu arada hala bu konuyla ilgilenmeyen bankalar varsa acele etmelerini tavsiye ederim.

Eğilimler Ocak 1988

Yeni bir yıla başalmış ve 2000 yılına bu kadar yaklaşmışken neden akıntının bizi nereye sürüklediğine bir bakmıyoruz. 2000 yılında evimiz nasıl olacak merak etmiyor musunuz?

Evet yeni bir yılın ilk ayını acı, tatlı anıları ile geride bıraktık ve artık 2000 yılına teknolojik anlamda geri sayım başlamış oldu. Temelleri 1996 yılında atılan yeni uygulamalar bir ok gibi gerçek amaçlarını vurmay oldukça yaklaştı. Bilişim teknolojisi bu anlamda en hızlı gelişen teknolojilerden biri. Birkaç yıl önce bilgisayar karşısında sanal ortamlarda geliştirilen uygulamalar artık fiziksel anlamda hayatın içinde teker teker yerlerini almaya başladı. birkaç yıl önce bilgisayardaki gelişmeler ahlak’a zaralı mı müzakereleri yapılırken şu anda bu hayatın içinden bir sorun halini aldı.
Yeni bir yıl daha başladı. Teknoloji o kadar hızlı gelişiyorki bu yeni yıl bize bir asır gibi gelecek biliyoruz. Artık gelişen teknolojiler daha çabuk yaygınlaşıp hayat içinde yerlerini alıyor. Eskiden Reuters’in haber kaynaklarına ve network’üne ulaşmak için bir sürü para harcayan kişiler şimdi bu ihtiyaçlarını internet üzerinden çok kısa bir zamanda ve komik paralarla hallediyorlar. Yine bu yıl içinde satışa sunulacak olan PII’ler o kadar hızlı ki yılardır 1000 lerce dolar harcanarak alınan profesyonel görüntü işleme cihazları kısa zamanda raflara kaldırılacak.
Gelecek teknolojiler hakkında bu kadar bilgiden sonra gelelim bu ayın konularına. İlk haberimiz IBM’den. Her şirketin iniş ve çıkışları vardır. IBM ilk kurulduğu dönemin teknolojilerini iyi yakalamış halkın nabzını tutmuş ve bu sayede inanılmaz derecede gelişmiş şirketler arasındadır. Fakat bilgisayar teknolojisinin özellikle network’lere kaydığı dönemlerde gücünü ve ilerleme hızını büyük ölçüde kaybetti. İnternet teknolojilerinin ilerlemesi ile geride kalan ve güç kaybeden şirketlere yeniden ilereleme imkanı sundu. Bu durumu en güzel ve zamanında farkeden şirket şüphesiz Microsoft’tur. Fakat IBM’de imkanlarını kullanarak bir takım yeniliklere ve ilerlemelere imkan verdi. Öncelikle OS2’nin Warp 4 modelinde gerçekleştirdikleri Voice Recognation teknolojisi gelecek dönemin ses ve görüntü işleme ihtiyaçlarına bir çözüm olacaktır. Fakat IBM bunula da kalmayarak bu aralar iki önemli ürün geliştirdi. Birincisi Home Director ismindeki programları. Evinizdeki elektrikli aletleri kontrol ve kumanda etmeye yarayan bu kutu içinde bir software bir IR sender ve reciever, bir kaç tane prizden oluşuyor. bu ürün sayesinde ev içindeki aletlerin otomasyonunu yapmak ve gerekli saatlerde gereken aletin çalışmasını sağlamak mümkün. Hatta kutunun içinden çıkan kumanda sayesinde ev içindeki aletlerin uzaktan kumanda ile kontrolü de mümkün. Gelecek yüzyılın ofislerinin evlerimiz olacağını gözönüne alırsak bu uygulamanın bizi nekadar yakından etkileyeceğini hissedebiliriz.
IBM’in ikinci önemli uygulaması ise çok yakın zamanda duyurduğu Voice Recognation teknolojisini de kullandığı Voice Recognation ile yönetilen hyperlink’ler.İnternet üzerinden artık sayfalara bağlanmak için linklerin üzerine tıklamak yerine isimlerini söyleyeceğiz. Bu teknoloji sayesinde durağan web sayfalarına yeni bir soluk yeni bir hareket gelecek. Açıkcası IBM’in internet teknolojilerini kaçırdığını düşündüğümüz şu sıralarda , onlarında herşeylerini internet üzerine yoğunlaştırmaları gerçekten umut verici. Zaten bence en önemli atağı Lotus Domino ile bir süre önce yapmışlardı.
İkinci önemli haberim ise Microsoft’tan. Sene 95, hepimiz Windows 3.11’lerimizi gerçek anlamda kullanmayı yeni öğrenmişken. Windows 95 isminde yeni bir tim sistemindin duyuruları yapıldı. Biz developer’lar yeni çıkan birçok Microsoft ürününe olduğu kadar Windows 95′ de muhalefet yaptık. Hatta bazı konuşmalarımızda bu işletim sistemine kulp takmaya pc’nin heryerine sızmasından içinde virüsler olduğuna kadar her konuda suçlamalar yapmaya başladık. Bir konuşmamız sırasında Microsoft Amerika ile yakın ilişkisi bulunan bir dostum bana Bill’in bu işletim sistemini 2000 yılında evimizdeki videolara kadar sokacağını asıl planın sadece pc’leri değil içinde chip bulunan bütün aletleri kontrol etmek olduğunu söylemişti. O zaman teoride mümkün olan bu projeyi, yapılabilir ama uygulanamaz bulmuştuk. Çünkü bu aynı zamanda pazarda çok ciddi PR yapılmasını gerektiriyordu. Bir sürü ev aleti üreten şirketle anlaşmalar yapılması ve her ev aleti için farklı set edilmiş sistemler yaratılması gerekiyordu. İlk Handheld pc’ler piyasaya çıktığında hepimiz bilgisayar teknolojisinin ne kadar küçüldüğünü düşünmüştük. Aslında yanıldığımız bir konu vardı Handheld pc’ler laptopların yeni bir jenerasyonu değildi hatta onlarla hiç alakası olmayan bir teknolojinin son haliydi. Bunlar Databanklardı. Bu açıdan bakıldığında Bill amca Windows CE işletim sistemi ile, işletim sistemi olmayan aletler üzerindeki ilk provasını yapıyordu ve açıkca bu provayı çok iyi bir sekilde geçti.
Şimdi planın ikinci kısmı söz konusu oldu ve developing hazırlıkları bittikten sonra Microsoft harekete geçti. Biliyorsunuz birkaç ay önce Casio’nun hand held pc’sini test etmiştim o sıralarda Microsoft üzerindeki Windows CE sayfasına girdiğimde ortalık gayet boştu. Bu ay Philips için aynı sayfaya yöneldiğimde Windows CE’nin palmtop pc’ler içinde de çalışmaya başladığını birkaç şirketle anlaşma yaptıklarını gördüm. Fakat beni asıl hayrete düşüren Windows CE’nin Auto PC isimli yeni bilgisayarlarında da çalışan bir versiyonunun yapılmış olmasıydı. İçinde GPS (Global Positioning System) bulunan bu bilgisayarlar, elerinizi bırakmadan sürüş dışı bütün cihazları kontrol etme imkanını veriyor. Daha fazla açılamak gerekirse telefon görüşmenizden e-mail atma ve hatta okuma gibi bilgisayar özelliklerini, radyo, teyp, cd değiştirme gibi araba özellikleri ile birleştirip, üzerine pusula, GPS (Dünya üzerinde yer bulma sistemi) gibi hareket halindeyken gerekli olabilecek bütün bilgi hizmetlerini eklemişler. Tabii işletim sistemi Windows CE.
Microsoft’un bu kadar uygulamasının dışında son birkaç gündür iş dünyasını son derece ilgilendiren bir gelişmesi daha var. TCI isimli Amerika’da çalışan bir kablo şirketi, TV set box denilen ve hangi kanalları seyredeceğinizin ayarlandığı kutucuklarda kullanacağı işletim sistemi için bir ihale açtı. İhale birkaç gün önce sonuçlandı ve Microsoft’un kazandığı açıklandı. Bu Bill’in belki ilk zaferi değildi ama 1995’ten bu yana atılan ok hedefi bulmaya başlamıştı. Microsoft Netscape’le olan davasını da lehine olacak bir kararla sonuçlandırdı. Yani görünen o ki Microsoft’a bu saatten sonra 2000 yılına kadar durmak yok. Her alanda başarısını kanıtladı. Fakat Microsoft’un şu anda görmekte zorlandığı bir konu var. O da insan faktörü. Bilgisayarcılar ve özellikle programcılar monotonluktan çabuk sıkılan kişilerdir. Microsoft bir süredir hangi konuda uygulama geliştirmeye kalkarsanız kalkın size kendi programlarını dayatmaya başladı, hatta daha ilginci bazı alışkanlık yaratan uygulama geliştirme programlarını da parayla satmaya başladı. Microsoft’u şu ana kadar başarılı yapan en önemli şey developer’ları desteklemesi ve uygulamaların kendi sistemi üzerinde yazılmasını sağlamaktı. Şimdi ise bu politikasını tam ters yöne çevirmiş durumda. Şu an çevremdeki birçok developer Microsoft ürünlerini kullanmamak üzerine anlaşmış gibi yeni arayışlara girdiler. Hatta bazıları Microsoft Internet Explorer’ın bile para ile satılacağını söylüyorlardı, geçenlerde buna benzer 130 dolarlık bir paket gördüm. Bu durumda bilgisayarcıların çok sevdikleri guruplardan olan Depeche Mode’un iki dizesi geliyor insanın aklına ;
“”When you reach the top
Get ready to drop””
Yani tepeye çıkarken arkada bıraktıklarına iyi davran aşağı inerken yine yanlarından geçeceksin.
Gelelim bu ayki test cihazımıza, bundan bir iki ay önce Casio’yu test ederken, hand held pc dünyasının bu kadar hızlı gelişeceğini hiç tahmin edemiyordum. Aylar içinde o kadar çabuk gelişti ki, şu an her e-mail’de yeni bir teknolojini yeni bir design’ın haberini alıyorum. Size bir süre için bu ürünlere ara vermek niyetinde olduğumu ve sadece Philips Velo’yu anlatacağımı söylemeyi düşündüğüm şu anda bile, yeni çıkan renkli ve değişik hand held pc’lerin reklamlarını okuyorum. Bakalım ben bu yazıyı bitirip, yayınlanan kadar kaç değişik yeni design duyurulacak.
Artık bir çoğumuzun elinin altında internet imkanı var. Bu bilgi alma işlerini oldukça kolaylaştırıyor. Tabii bu gibi durumlarda benim gibi cihaz test eden insanlara gerek kalmıyor, Çünkü üürün fabrikadan çıkarken birkez test ediliyor ve bu test bilgilerinin değişmesine imkan yok. Fakat açıkcası benim test etme mantığım bundan biraz farklı. Bu ay size bu konuda biraz bilgi vermek istiyorum. Ben bir ürünün fabrika çıkış bilgileri ile çok fazla ilgilenmiyorum. Beni daha çok ilgilendiren üç önemli unsur var. Bunların birincisi ürünün hedef kitlesi, yani ürün kimlere hitap ediyor, kimlerin bu ürünü kullanması en fazla faydayı getirir. İkinci önemli konu ise ürünün doğal ortamda ne kadar kullanılabilir olduğu. Bu konuya öncelikle ergonomi, ağırlık, tuş kombinasyon ve kullanım kolaylıkları giriyor. Bu konuda en önemli gerekliliklerden biride bence ürünün Türkiye’de destek ve müşteri hizmetleri. Mesela ürünü test etmek için aradığınızda bazen basın ve halkla ilişkiler departmanlarının olmadığını öğrenebiliyorsunuz, veya ellerinde ürün olmadığını anlıyorsunuz. Bunlar hep bu ürün hakkında en azından bu ülkede ters giden birşeyler olduğunu gösteren öğeler. Mesela Toshiba Libretto çok güzel ve kullanışlı bir alet olmasına rağmen yaptığım görüşmelerde Türkiye’de test etmek için bile elerinde alet olmadığını öğrendim. Meseleyi biraz deşince ürünü gümrükten geçirmekte zorlandıklarını ve genelde üst üzey yetkililere hediye etmek için getirdiklerini öğrendim. Bunun iki anlamı var;
1) Toshiba Libretto ile Türkiye’de bir pazar aramıyor
2) Bu durumda kısıtlı sayıda Libretto olacağına göre satış sonrası destek beklemek yersiz. Hele bu tip son teknoloji ürünlerinde bilgiyi kapı komşunuzdan alamayacağınıza göre Toshiba’nın Libretto’sunu tavsiye etmek bana ters gelir.
Üçüncü önemli konu ise ürünün verilen paraya değecek olup olmaması. Bu açıdan şimdiye kadar bana çok ters gelen bir ürüne rastlamdım.
Bu ayki ürünümüzü yani Philips Velo’yu bu anlamda masaya yatırdığımızda açıkcası üründen son derece memnun kaldığımı söylemek isterim. Genel bilgiyi www.velo.philips.com adresinden alabilirsiniz. Fakat iki önemli özelliğini bahsetmeden geçemeyeceğim. Birincisi makinenin üzerindeki bir ufak tuş. Bu tuş sayesinde velo’yu bir one touch recoder gibi kullanabiliyorsunuz. Philips yetkilileri, 16 dakikayı bir Mb. sığdırdığını söylüyorlar. Gerçi elinizde ekstra bellek kartları yoksa bilgisayarın üzerindeki ram’i çok elzem olmadıkça kullanmak biraz savurganlık ama yine de böyle bir özelliğinin olduğunu bilmek sevinç verici. İkinci önemli özelliği ise iç modem’i. Bu sayede internet’e bağlanmak için mode kartı aramak WindowsCE’ye uygun modem kartı bulmak gibi birçok sorundan kurtuluyorsunuz. Yalnız keşke içindeki modem voice özelliğine de sahip olsaydı da, microfonu ve hoparlörü sayesinde bir telefon gibi kullanabilseydik.
Philips telefonlarını, velo ile senkron kullanmak imkanına da sahip olduğunuzu belirtmek isterim. Bu aletin en önemli özelliklerinden biri ise, WindowsCE’nizi upgrade etmek için değiştirmeniz gereken chip’i pil değiştirir gibi değiştirme imkanınızın olması. Bir de adaptör ve dock-station ile gelmesi ayrıca bazı kolaylıklar sağlıyor. Peki gelelim bizim açımızdan incelemeye.
Bu ürün bence devamlı e-mail almak ve internet ihtiyacı olan insanlar için çok iyi bir alet. Hatta küçük web design’larını notepad üzerinden yapabilen usta webmaster’lar da bu ürünü çok severek kullanabilirler. Tabii bu arada Philips’in kendine hedef kitle olarak seçtiği gazeteci ve basın mensublarını da unutmamakta fayda var. Kullanımı ve görünümünün yanı sıra üzerine dokuduğunuzda üzerinin gerçekten çok özel bir madde ile kaplandığını hissediyorsunuz. Türkiye’de kullanımına gelirsek. Bence bu tip ürünler gelecekte hepimizin elinde olacak, hatta cep telefonu, laptop ve hend held pc’ler birleşerek mutant, elde taşınır, ergonomik ve kullnışlı bir alete sahip olacağız. Bence 2000 yılına kadar geçen sürenin en önemli ürünlerinden biri WindowsCE olacak. O yüzden bu tip ürünleri kullanmayı bilmekte yarar var.
Gelelim ürünün desteğine, Philips bu konuda da birçok şirketi geride bırakmış durumda. Aslında ilk görüşmelerimizde bana biraz sorunlu gelmesine rağmen daha sonra meseleyi takiplerinden, sorunların sadece arka arkaya gelmesinden kaynaklandığını anladım. Bence Philips Velo’nun desteğini kısa zaanda arttıracaktır. kaldı ki Velo’ya distribütör olarak Boğaziçi Bilgisayar’ı seçerek ürünün ülke içinde dağılmasına imkan tanıyorlar. Ama eğer elinizde Philips Velo varsa yada alacaksanız Philips’i destek için tercih etmenizi tavsiye ederim, gerçekten ilgili insanlar.

Bunları Biliyor muydunuz?
——————————–

Simnet ISDN hizmeti vermeye İstanbul’daki dört büyük santralle başlayacakları gelen bilgiler arasında. Umarız ISDN gibi ara bir teknolojiyi çok kısa zamanda yaygınlaştırılır. Daha önce tanıttığım kablo teknolojisi ISDN’den daha iyi olmasına rağmen daha bu teknolojinin yaygınlaşmasına çok var.
Microsoft WindowsCE uygulamaları geliştirmek isteyenler için Visual Basic WindowsCE Toolkit göderiyor. Geleceğin işletim sisteminde programlarınızın çalışmasını yada en azından kendi cep telefonunuzda kendi yaptığını uygulamanın çalışmasını istiyorsanız, microsoft’un web sitesine bir uğramanızı tavsiye ederim.
Geçen aylarda Casio’nun hand held pc’sini tanıttığım yazıda option’un modem kartlarından da bahsetmiştim. Cassio yetkilileri yazıdan sonra option kartlarını Türkiye’de satan Turcom ile ufak bir anlaşma yapmış. Böylece Casio pazarda dişli bir rakip olacak gibi görünüyor.
Hazır laf Option’dan açılmışken, Turcom kısa bir süre önce USRobotics’in Palm Pilot’larını da cep telefonuna bağlayan modemleri piyasaya sürmüş.
Web Tv’ler ufak ufak piyasaya çıkmaya başlıyor. Ama gördüğüm kadarıyla Vestel fiyatlarını ilk duyurduğu fiyatın biraz üzerine çıkarmış. Açıkcası bu tip makineleri planladıktan hemen sonra çıkarmakta yarar var. Nede olsa web teknolojileri devamlı gelişiyor. Gerçi anladığım kadarıyla gecikmenin en önemli sebebi 4 mb ram üzerinde hem cache’leme, hem bir programın çalışması, hem de sayfaların browse edilmesi son derece güç. Ama unutmamak lazım ki Microsoft 4 Mb ram üzerinde WindowsCE gibi gayet yere iyi basan bir işletim sistemini çalıştırıyor.
IBM, Notes’u kendi sayfalarına emplamente etti. Bence yeni çağın web sayfalarını görmek için www.ibm.net adresine bağlanmanızda yarar var. Göze güzel görürnen ama aynı zamanda son derece işlevsel sayfaları var.
Mail server’ınızda sorun mu var?, Maillerinizi okumak için bir sürü ayar yapmaktan sıkıldınız mı? www.mail2web.com adresine bağlanın. Mail almak hiç bu kadar kolay olamamıştı. Aynı zamanda mail göndermek içinde imkanlarınız olan bu sayfalardaki hizmetler tamamen parasız.

Veri ışık hızına ulaştı

Mobil bilgisayarcılığın her zaman en büyük dileği heryerden, her an zahmetsizce ulaşım olmuştur.Bu konuda uzun zamanlar çalışan şirketler sonunda veriyi ışık hızında taşıdılar. Nasıl mı? Atıf Ünaldı’dan öğrenin.

Yıllardır hepimiz bizi hareketsiz bırakan kablolardan kurtulmak için çeşitli çabalarda bulunduk. Önce her gittiğimiz yere gelen bilgisayarların oluşmasını bekledik. Ama bu hiçbirimiz için yeterli olmamıştı çünkü gerekli bütün bilgileri yanımızda taşıyamıyorduk. Bu sefer kablosuz iletişim için çabalar başladı. Önce kablosuz modemler bulundu. Cep telefonları hepimizi rahatlattı. Motorola’nın 1998 sonunda bitireceğini söylediği Iridyum projesi hepimizi rahatlattı. Ama 1993 yılında başlayan bir başka proje daha vardı ve bu proje 1997 sonunda çok önemli atılımlar yapacağı sinyallerini veriyordu.
Hikayemiz 1993 yılında izbe ve karanlık bir bodrum katında başlamıyor. Çünkü Bill’den sonra kimse garajlarda veya bodrumlarda çalışmak zorunda değil. Maymunun gözü açıldı. Nerde kalmıştık? 1993 yılında yeni bir proje start almıştı. 28 Haziran 1993 yılında başlanacak olan bu projeye 20 şirketten 50 kişinin başvurması bekleniyordu. Beklenen üzerinde bir katılımın olması geleceğin ne kadar iyi olacağının bir göstergesi oldu. Projenin amacı ucuz , belli standartlara uyan, seri veri iletişimini sağlayan, küçük ve taşıması kolay bir iletişim parçası üretmekti. Bu yöndeki çalışmaları az enerji harcaması ve diğer bilgisayar yan ürünleri ile çakışmayan bir ürün için planladılar.
Bu yan ürün data banklar arası bilgi transferi dahil olmak üzere, laptopları diğer bilgisayar yan ürünlerine bağlamak üzere planlanmıştı. Bu yan ürünler arasında Pc’ler ile çağrı cihazlarından , Beyaz tahtadan saate kadar çok geniş bir ürün yelpazesini içeriyordu. Toplantı sonunda yönetim, pazar, ve teknik açılardan gelişmeler oldu. Yönetim, özel şirketler arasında her şirketin profesyonellik açısına göre planlanmış bir düzen üzerine oturtuldu. Compaq ve Hp gibi çok büyük ve yerleşik şirketlerin içinde bulunduğu bir grup organizasyonun başına getirildi. Pazar açısından planlananlar ise teknik gelişmelere bağlıydı. Bu yüzden kısa süre içinde standartlara uyan Infrared yan ürünleri ve standartları hazırlamak üzere teknik çalışmalara başlanacaktı. Bu toplantı süresince çalışan teknik ekip adres çıkış ayalarını, ve çıkış sinyal frekanslarını belli bir standarda bağladı. Bu standardları hem hardware hem de software üzerine oturttular. Sonuç olarak toplantı gerçek amacına ulaşmış belli standartlar belli olmuştu. Amac ucuz, hafif ,küçük az enerji ile çalışan her türlü infrared veri iletişim aracına ulaşmaktı. Tabiki her ürün gibi bu ürününde ilk versiyonlarında beklenmedik sonuçlar alınacaktı. Bu yüzden pazarlama stratejileri ilk versiyon ve standardların belli olmasından sonra müşteri ve kullanıcılardan gelen istek ve şikayetler üzerine planlanacaktı.
Toplantının üzerinden çok az zaman geçmesine rağmen Infrared data teknolojisinin ilk üyesi ortaya çıkmıştı. Bütün infrared standartlarına uyan bu ilk veri transfer cihazıseri kablo gibi haberleşme sağlayan bir cihazdı. Asenkron haberleşmeyi destekleyen cihaz 0-1 m. arasındaki ve 30 derecenin altındaki açıyla konuşlandırılmış bütün cihazları görebiliyordu. 2400 bps ve seri iletişimin Uart kablaları ile kaldırabileceği en yüksek iletişim olan 155 Kbps haberleşmeyi desteklemesiçok sevindiriciydi. Şimdi gelelim bu ilk veri makinesinin hatalarına :
0-1 m arası haberleşme yeterli olmasına rağmen bazen 30 derece sınırlaması sorun yaratabilirdi. Bu mantıkla bir toplantı masasının üzerine yan yana duran iki bilgisayar birbirlaeri ile haberleşme şansına sahip olamayacaklardı. Hazır toplantılardan bahsetmişken bir toplantı masasında bulunan bütün bilgisayarların birbirleri ile haberleşmeleri de bir hayaldi. Bu ilk versiyon ancak noktadan noktaya haberleşmeyi destekliyordu.
Gelelim bu yeni küçük haberleşme makinelerinin bizim chicago projesi ile olan beraberliklerine. Windows 95’le birlikte infraredler kendilerine kontrol panel üzerinde bir yer buldular. Bu windows 95’lerin bu dönemden sonra sonsuza kadar infraredleri koruyup kollayacakları anlamına geliyordu. Ne de olsa artık laptopların yüzde doksandokuzu windows 95 ile birlikte geliyordu ve kimse bunu değiştirmeye güç harcamıyordu. Win 95 ile aralarındaki ilgiyi iletişim alanına kaydıran makine Vcomm,tapi,ppp, ve winsock’ı destekliyordu. Aynı zamanda win 95 için çok özel bir yeri olan plug and play olması ise birbaşka artıyı oluşturuyordu. (Gerçi geçenlerde laptop’ımda silinmiş olan bu drive’ları oluşturmak için bir kaç saatimi feda ettim ama olsun, Bill amca plug diyorsa mutlaka bir yere takılıyordur.) Bu drivelar com ve lpt destekleyerek hem printerler için hem de com portu daha çok kullanan modem gibi araçlara ulaşma şansına sahip oluyorlardı.
Büyük şirketleri arkasına alan organizasyon şimdi yeni amaçarını ortaya koydu. Bunlarını arasında paralel porttan tam destek almak en baş sırada. Peki düşündükleri hız ne mi? Evet bu konuda söylenecek birşey yok. İşin içinde ışık olunca hız hızı getiriyor. Planlandıkları ilk hız 4 Mbps . Bu hıza ulaştıktan sonra herhalde karşınızda oturan arkadaşınıza bir toplantı sırasında harddiskinizi aktarmak çay molasında yapılacak kadar kolay olacak.
Teknoloji gelişiyor ama biz hep geç kullanıyoruz diyorsanız herhalde laptop’ınızın arkasında küçük kırmızı ledi farketmemiş olmalısınız. Yakın zamanda MMX boardlarda da bulunacak olan bu yeni sürücümüzle ledin bakış açısını değiştirerek printer’a yazı gönderip arkasından yandaki bilgisayara bilgi akışı sağlayabileceğiz. Hatta laplink programı hepimizin bir dönem peşinden çok koştuğu ras drive’larını kullanarak yüzde yüz remote access sağlayabiliyor. Açıkcası bir bilgisayardan diğerini kapatabilmek gerçekten hoş insan kendini herşeyin potronu hissediyor ve bunu yaparken yerinizden bile kalkmıyorsunuz. Tak-Çıkar laptoplarda sürücü kullanmak gerçekten bazen azap olabiliyor. Bu işi de bu infrared canavarlarla halletme imkanınız var. cd-rom takılı değil mi? Yapmanız gereken tek şey bilgisayarınızı cd-rom’u takılı bir bilgisayara çevirmek.
Arkada bu kadar büyük şirketlerin olması yarışın erken başlamasına neden oldu. İlk atak IBM teknolojilerinden geldi.19 Temmuz 1996 yılında ürettikleri ilk 4 Mbps cipini bu yılın sonunda üreteceleri bütün laptop ve telsiz veri iletişimi ürünlerine takmayı planlıyorlar. Diğer şirketler ise bu aralar temkinli gitmeyi tercih ediyorlar. İşin içinde büyük paralar olunca kimin kime çelme takacağını sezmek güç oluyor.
Bunlar tabiki sadece başlangıçlar. 2 aydır pc fiyatlarındaki düşüşü fakettiyseniz, yakın zamanlarda yeni teknolojilerin duyrulacağını tahmin etmişsinizdir. Gelecek günler teknoloji açısından hepimizi doyuracak gibi görünüyor. Bu arada hepimizin çok büyük gördüğü birkaç bilgisayar şirketnin de daha küçük rakiplere satıldığını hayretle izleyeceksiniz. Eeee, parayla imanın kimde olduğu pek belli olmuyor.

Tablo 1
Infrared teknolojisi öncelikli olarak ;

PDA-PDA
Laptop-Printer
Pc-Çagrı cihazı
Pc-Laptop
Laptop-Beyaz Tahta
PDA-Telephone
Pc-Saat
arasında kullanılmak üzere planlandı.

Tablo 2

IrDA Organizasyonu üyeleri harf sırası ile. ( aman kimseyi gücendirmeyelim )

Access
Acer
ACTiSYS
Aicon
Alpha Peripherals
Alps Electric
AMP
Anritsu
Apple Computer
Association Interactive Media
AST Research
British Telecom
Brother International
California Wireless
Canon
Casio Computer
Citizen Electronics Co., Ltd.
Citizen America
Clarinet Systems
CMD Technologies
Collaborative Solutions
Compaq Computer
Counterpoint Systems Foundry
Credicom Technologies Corporation
Datalogic Corporation
Dell Computer
DENSO Corporation
Dictaphone
Digital Equipment Corp
DOWA
Eastman Kodak
EDEE
Ericsson
Everlight
Evolve
Extended Systems
Flashpoint
Fuji Photo Film Co., Ltd.
Fuji Electric
Fuji Xerox
Fujitsu
Funai Electric
Genoa Technology
Geoworks
H2T HandHeld Technology
Helmig Engineering
Hewlett Packard
Hill-Rom
Hitachi
Holtek
Hosiden
IBM
IC Works
Intel
Intercom
Integrated Systems Inc.
Interlink Electronics
Instituto de Telecomunicacoes
Inventec
ITE
Iwasaki
JVC
Kansai Electric
Key Tronic Corp
Lifestyle Technologies
Linear Technology
Lite-On
Logitech
Matsushita/Panasonic
Maxium
Megatec International
Microsoft
Microware
Minolta
Mitsubishi
Motorola
National Semiconductor
NEC
NEC Computer Systems
NetSchools
New Japan Radio
Nikon
Nokia Mobile Phones
Norand
Novalog
NTT DoCoMo
NTT Data
NTT/Nippon Tel&Tel
Okaya Systemware
OKI Electric
Olympus
O’Neil Software
Open Interface
OPTi Computers
Parallax Research
PDAia
Peerless Systems
Pentax Systems
PFU Ltd.
Philips
Phoenix Technologies
Plantronics
Psion
Puma Technology
Questra Consulting
REUDO Corporation
Ricoh
ROHM
S-MOS
Sanyo
Scientific Atlanta
Seiko Epson
Seiko Instruments
Sejin
Sharp Electronics
Sigmatel
Siemens
Silitek Corporation
Socket Communications
Sony
Spectrix
SMC – Standard Microsystems Corporation
Stanley Electric
Steelcase
Sun Microsystems
Symbol Technologies, Inc.
TDK/Silicon Systems
Tekram Technology
Tektronix
TeleQual
Telxon Corp.
TEMIC Semiconductors
Texas Instruments
Tokyo Electron
Toshiba
Trace Research Center
Traveling Software
TUKA Phone Kansai
TV Interactive
Umax Data Sytems
Uniden
UNITRODE
Unity Opto Technology Co. Ltd.
Universal Electronics
USB
USRobotics
VISA International
VLSI Technology
Winbond
Wink Communications
Xerox
Y-E Data