Kategori: Uncategorized

“Ethics over convenience and truth over popularity these are the choices that measure the quality of your life. It is never wrong to do the right thing.” …. definitely words to live by.
Rabii John Hagee’s sermon titled God Said: Who are you?

Babam döner ustasıydı ve akşam 9 da eve gün boyu ateşin başında, ayakta durarak yorulmuş, bitkin bir şekilde gelirdir

Ben ya uyumuş ya da uyuyacak olurdum. Kaldırır, elimi yüzümü yıkatırdı. Alırdı defteri kitabı, sobanın başına yere oturur, bugün neler yaptığımızı sorardı, anlatırdım

Tek tek, çözdüğümüz örneklere kadar birlikte incelerdik. Sonra birlikte “Ahmet Buhan”a çalışırdık Ama babam anlatırken bazen kalem elimde uyuya kalırdım, başım düşerdi. Babam tekrar yüzümü yıkatırdı ve böylece çalışmaya devam ederdik

Hiç şikayet etmezdim

Çünkü, hem ders çalışırdım, hem de babamla vakit geçirmiş olurdum. Gündüzleri de aynı şekilde Annemle çalışırdık, kaldı ki annem ilkokul mezunudur.

Ne para, ne pul, ne de özel okullar, bu ilginin yerini dolduramaz…

Sorsak, eğitim sisteminden memnun olan yoktur sanırım. Bu yüzden devasa bir “özel”sektör var

Sisteme güvenmeyip özel okullar, özel dersler, kurslar, özel üniversiteler v.s derken, ülke olarak yığınla para harcıyoruz

Ancak “Mahmut Hoca’yı” dinlemedik Ne demişti bize veli toplantısında?

“Kusur sadece sistemde değil. Anne babalık çocuğu özel okul köşesine atmakla, cebine para koymakla olmuyor”

Yıllar geçse de, bilgi çağında bile olsak, eğitim için çocukların temel bir ihtiyacı var

Anne-Baba ilgisi.

  • öfff… eski sevgilimi hatırladım ya…
  • hangisini ?
  • ya işte onu hatırlayamadım.hiç birisinin sana sahip olduğunu düşündüğün oluyor mu, ya da bir şeyin?
  • evet, evet farkettim bunu. her farkettiğimde de gitmek istedim. bazı insanlar aile kurmaya önem verirler, yani buna değer verirler. bazıları ise başka birtakım şeylere, değer verirler. bunlara değer verirken niye değer verdiğini düşünmez birey, toplumun içinde erimiş olan birey. hem toplum koleje girmeyi değer olarak sunduğu için artık o kişiliğini yok sayma halidir; koleje girmek için yarışır, üniversiteye girmek için yarışır, iyi bir işe girmek için yarışır, güzel bir kadınla evlenmek için yarışır, devamlı bir yarış ve kazanma zorunluluğu.
  • aslında kazanmak nedir ki? en büyük zaferi kazandığında bir antonius olduğunu düşün, paris’e geldiğini ve o takın altında olduğunu ve bütün insanların senin altında olduğunu düşün ve gücün en üstünde olduğunu… yalnız kaldığın o anda, “ne oldu be, şimdi ne olacak?” diyorsan kaybedensin sen. kaybetmişsin. yani o anda en büyük zaferin içinde kaybetmişsin.
  • peki bunun farkında olmak, yaşlı bir kızıl derilinin dediği gibi, hayatın bize sunamadıklarınımı sunar; yoksa bir radyo dinleycisinin dediği gibi, sanat diğer tüm şeyler gibi seks için midir? yaşlı bir kızıl derili ne kadar yanılabilir?
  • bazen yanılabilir.
  • bazen susar.
  • bazen konuşmak ister.
  • bazen dinlemek ister.
  • bazen yalnız kalmak ister.
  • bazen arkadaş ister.
  • bazen gitmek ister.
  • gider bazen.
  • bazen gidemez.
  • bazen hiç gidememekten korkar.
  • bazıları sonsuz neşeye doğar.
  • bazıları sonsuz geceye.
  • bazen ölürsün.
  • bazen ölemezsin. bazen bütün koşullar uygunken bile ölemezsin.
  • bezen kendinden uzaklaşmak ister insan.
  • bazen gidersin, sırf dönebilmek için.
  • bazen ağlarsın bayağı.
  • bazen ağlayamıyorsun bayağı bayağı.
  • bazen içiyorsun. bazen çok ama çok fazla içmek istiyosun da bazen sen zaten içmeye gidiyosun. bazen acıbadem’den bir taksiye biniyorsun kadıköy’e diyorsun, bazen yüzüne bile bakmıyor.
  • bazen bir kadın geliyor, oturuyor karşına ve ağlıyor.
  • kadınlar hep ağlıyor.
  • bazen bir kadın sana en çok korktuğum şey bir kadının göz yaşıdır diyor, kendi adına, eğer çok sevdiysen diyor, yani çok sevdiysen, oysa bilmiyor ki sevmek de bir ân’a ait.
  • her şeyin başı su.
  • felsefenin de.