800

Mercan Dede’den Mevlana’ya mektup var.

Canım Efendim ,

Güneşin önünde,mumla yazılmış tüm kelimeler okunmadan eriyip gidiyor. Bu mektup acizane fakirinizin yaş gününüzün kutluluğuna dair duyduğu aşk ve muhabbeti en saf haliyle ifade etmek arzusundan ibaret; samimiyet dışında hiçbir kelimeye mana yüklemeden kaleme alınmış, aleme salınmıştır.

800. yaşgününüz kutlu olsun canım efendim; her geçen sene ışığınız tüm insanlığa, sesiniz tüm medeniyetlere, hoşgörünüz en karanlık kalplere doğru ulaşıyor.
Zaman yaşlandıkça ruhunuzdan yansıyan sözleriniz, kelimeleriniz, şiirleriniz, kısaca kalbinizin o emsalsiz sıcaklığı, apaydınlık ışığınız daha da berraklaşıyor.

Keşke şimdi burada olsanız; dağ başındaki çoban misali hizmet etsek, saçlarınızı tarayıp sökük çoraplarınızı diksek, içi barış dolu heybenizi taşısak…

Üzerinde 800 dilek mumu, sevda ile yoğurduğunuz yaş günü lokmanızı getirsek yanıbaşınıza, umut ateşi ile tüm mumlar alevlense huzurunuza girince, siz niyet tutup hepimize yüzyıllar gibi gelen bir nefesi mansur hayatımızın basparesine sabırla üfleseniz…

Fırtına ile bulutlar semaya dursa, nefesinizin rahmeti ile dünyaya ferah bir mevsim, bilinmeyen evrenlerdeki nice alemlere ilk kalp atışının o dehşetli infilakı gibi doğsa..

Hep birlikte peşinizde sokak sokak gezsek heybenizdeki barışı paylaştırmak, umutlarınızı dağıtmak için. en ihtiyacı olanı, en yalnız kalanı, en masum ve suçlu, en yoksul ve yoksun, en umutsuz ve yorgun olanı bulsak terkedilmiş sokaklarda, boş bıraklımış kalplerin enkazından çıkartsak ezilmiş ne kadar vücut varsa..

Tüm bunları öylesine, kendi halinde içinde “ben’siz”, salıncakta sallanan bir çocuğun rahatlığı ile yapsak; sadece salıncak, tebessüm ve umut kalsa geriye..

Canım Efendim,

Şu ahir zamanın başıboş meczubu olarak, gönlümüzün hatası-kusuru ile dokunabildiğimiz en “hakiki ” halini yansıttığına inandığımız bu kırık dökük sesler kitabını cahil cesaretimizin güveni ile değil, sonsuz ışığı ile size hediye ediyoruz .

İnşallah sınırsız hikmetiniz, sonsuz himmetimizle hayırlara, güzelliklere, muhabbetlere vesile olur..

Muhabbetle

Bencileyin Ark’ın ” MERCAN DEDE

Dijitale pivot edenler

Korona virüsü ile birlikte; hayalperest fütüristler, yeni normaller ve ofissiz iş yerlerinden bahsetmeye başladı. Her ne kadar bu konuşmaları herkes onaylıyormuş gibi görünse de, statükocular içten içe eski normallere dönecekleri gün için şafak sayıyorlar.
Bu dönemde işi zaten dijitalde olup, zarar görmeyen ama gelişmek için çaba da harcamayanların nasıl bir dijital yanılgı içinde olduklarını geçen haftalarda yazmıştım. Bunların arasında e-ticaret paketleri satanlar ve bankacılar tabii ki en başta olanlar. Bir de tabii ciro kaybettikleri için zoraki dijital dönüşüm yapmaya çalışıp ortaya birşey çıkaramayanlar var. Mesela hastanelerin mesafeli muayene uygulamları. Geçen hafta yaptığım sektörel tarama gösterdi ki bu uygulamaların büyük kısmı çalışmıyor. Çalışan uygulamalar ise hastanenin ERP, muhasebe gibi sistemlerine entegre edilebilir durumda değil. Bu kategoride bir de özel eğitim kurumları var. Yaşanan şoktan haa çıkamadılar ve eğitimi zoom uygulaması üzerinden video konferans yapmaktan ileri geçiremediler.
Bir de gerçekten bu süreçte işini hızlıca dijitale pivot edenler var.
Birkaç örnek vereceğim…
Nef Online.
Virüsün en kötü etkilediği sektörler arasında turizm ve inşaat en ön saflarda. Her ne kadar bunun sebebi Türkiye’nin öncelikli iki sektörü arasında olmaları da olsa, Türkiye’de oteller bu sınavı pek de iyi atlatamadılar. Yurt dışındaki bazı otellerin korona süresince lüks izolasyon hizmetleri vermeye başladıklarını duyuyor, bültenlerini alıyor, paylaşıyor da olsak, Türkiye’de hiçbir otel böyle bir fikri ortaya koyacak kadar dijital düşünemedi. Ancak inşaat özellikle de gayrimenkul sektörü daha ilk izolasyon döneminde drone’la ev gezdirmek gibi pazarlamaya yönelik iletişim kurmaya devam ettiler.
Bu sektörde gerçek bir dijital dönüşümü bana ulaşan benim sektörden gelen bilgilerden anladığım kadarıyla ilk Nef yaptı. Satış ofislerini tamamen dijitale dönüştürdüler. Bu konuda Erden Timur’a ne yazık ki daha ulaşamadığım için yeteri kadar bilgi alamadım ama ürününü yeteri kadar dijitalleştiren bir markanın en doğru faaliyeti pazarlama ve satışını dijitalleştirmek olacaktır. Nef dijital dönüşümün ikinci basamağına bu hamlesi ile çıkmış görünüyor.
Ürününü hiç dijitalleştime imkanı olmayan bir şirket tabii ki pazarlama ve satışını dijitale dönüştürmelidir. İyi örneklerden biri geçen hafta ulaştı. Vipgelinlik.com evde gelinlik provası imkanı veriyor. Siteye ulaştığınızda beğenilen 5 ürünü deneme sepetine atıp, evde denemek mümkün oluyor. Stil danışmanları ile çalıştıktan ve provalardan sonra istediğinizi alabiliyorsunuz. Bu bir de kiralama olsa “Gelinlik as a service” olma ihtimali da var.
Vipgelinlik.com kurucusu Başak Ünsal, yaptığı açıklamada “Kişiye özel olan bu ürünü, gelin adaylarımız üzerinde denemek incelemek istiyor. Toplumumuz için bir kült olan gelinlik alışverişini, sadece e-ticaret kanalıyla satmaya kalkışmak toplumun dinamiklerini iyi okuyamamak olurdu. Biz de bu pazarı fırsat olarak gördük. Deneme talebinin e-ticaret kanalıyla verildiği, evinde deneyip karar verilebilen, satın alma zorunluluğu olmayan bir hikaye oluşturduk. Portal ile kişilere evden çıkmadan yakınlarının yanında gelinlik deneme imkanı sağlıyoruz…

Salgının başlaması ile biz de odağımıza önce sağlığı koyarak ara verdik. Ne çalışanlarımızı ne de gelin adaylarımızı riske atmak istemedik. Korona günlerinde işleyişimizde küçük bir değişiklik yaptık. Maske, dezenfektan gibi materyallerin kullanımını zorunlu tuttuk. Servisimiz yakın temas olmaksızın yapılıyor. Gelinliklerin giyiminde gelin adayı ve ailesi daha aktif rol alıyor. Servis sonrasında deneme amaçlı kullanılan gelinlikleri zarar vermeyen bir kimyasal ile dezenfekte ediyoruz. Esnafa destek olmak için evde dene hizmeti dışında kalan gelinlik ve diğer ürünlerin online üzerinden satışı için sistemimizi perakende satış yapan mağazalara açacağız. Komisyon veya bir bedel talep etmeksizin tüm altyapımızı kullanmalarına müsade etmeyi planlıyoruz.” diyor.
Pazarlama ve satış kanallarını zaten dijitalleştiren ancak bu süreçte daha hızlı bir müşteri deneyimi için kanallarını yenileyen markalar da var. Bunlar arasında ilk dikkat çeken Dominos… Siparişleri WhatsApp üzerinden almaya başlaması zekice bir yerelleşme planı. Aynı zamanda satış aşamasındaki aracılardan da kurtulmuş oluyor.
Örneklerin büyük kısmının pazarlama ve satışın dijitalleşmesi üzerine olması aslında biraz da bu alanlarda kısa zamanda sonuç almanın mümkün olması. Ancak Board Partners öncelikle ofissiz ortama geçen kurumlardan. Türkiye bacağının yöneticisi olan Özgür Tuncer ile yaptığım sohbette, dijital dönüşümü öncelikle Tuncer & Partners sonra da Board Partners’da ofissiz ortama dönüştürmeyi nasıl başardıklarını anlattı.
Görünen o ki; Türkiye’de iş insanları ikiye ayrılıyor. Dijital dönüşümü konuşanlar ve dijital dönüşümü yapanlar. İşte ben ikinci grubun başarısını yazmaya önümüzdeki günlerde de devam edeceğim.

Şeyh Edebâli’nin Osman Gazi’ye Nasihatı

Oğul;

“İnsanlar vardır, şafak vaktinde doğar, gün batarken ölürler. Unutma ki dünya sandığın kadar büyük değildir. Dünyayı bize büyük gösteren bizim küçüklüğümüzdür. Hırsımız, bencilliğimiz…”

Dünya bir garip han, bir hoyrat mekan,
İnsan bir garip varlık kabına sığmayan…
Hayat bir yudum su, bir anlık rüya…
Ömür bir kısa yol tekrarı olmayan…

Bu yolda nazarımızı sonsuzluğa dikip; büyük yürümek ve büyük ölmek gerek. Bu yolda hırs, diken; benlik ve kibir, engeldir oğul. Sakın ha kendine takılmayasın ve kendinde boğulmayasın. Teklik sadece Allah’a mahsustur, tek başına karara durup hoyrat dünyanın dayanılmaz ağırlığını kaldırmayasın. İşlerini ehil kişilere danışarak tutasın, danışırsan yol alırsın, danışmasan yolda takılıp kalırsın oğul.

“Güçlüsün, akıllısın, söz sahibisin; ama bunları nerede, nasıl kullanacağını bilemezsen, sabah rüzgarında savrulup gidersin.”

Bir dem gelir bir tekmeyle dünyaları yıkacak olursun, bir dem gelir yerdeki karıncaya mağlup olursun. Güç hayvanda bile mevcut. Akıl sadece anahtar. Anahtara takılmasın. Aslolan anahtarın açacağı kapılardır. Kapıların ardında hazineler, kapıların ardında sırlar vardır. Sırlar ki, ebedi muştuları koynunda barındırır; sonsuza kavuşturur. Aklını kullanıp dünyadayken cennetin kapılarını aralayasın oğul.

“Öfken ve benliğin bir olup aklını yener! Daima sabırlı, sebatlı ve iradene sahip olasın, azminden dönmeyesin. Çıktığın yolu, taşıyacağın yükü iyi bil, her işin gereğini vaktinde yap!”

Öfke ateş, öfke afet, öfke şeytandır oğul. İnsanoğlu dağları devirir; ama öfkesine mağlup olabilir. Öfkeyle savaşı daima taze tutmak gerektir.

“Yolcu, buruk baş gerek

Gözde daim yaş gerek
Huy biraz yavaş gerek

Yoksa yollar aşılmaz.”. diyen ne güzel söylemiştir. Öfke benliğin yemi, en lezzetli gıdasıdır. Benlik semirdi mi irade yok olur gider. İradesi zayıflayanın ruhu intihar eder. Posalaşmış bir beden taşımak ne ağır zillet, ötelere kapalı bir ruh taşımak ne büyük ihanet.

Sabırsız olmaz oğul. Sabırsız menzile varılmaz. Kaf Dağı’na sabırsız ulaşılmaz. “Sabır kara bir dikeni yutmak, diken içini parçalayıp geçerken de hiç ses çıkarmamaktadır.” İnsan ocaklar gibi yanmalı, yanmalı da kimselere gamını ilan etmemelidir. Gözünü ötelere dikesin oğul, hesabını idealine göre yapasın. Şunu da asla unutmayasın: “Her şeyin vakti tayin edilmiştir. Vaktinden önce öten horozun başı kesilir.”

Vazifen çetin, yükün ağırdır oğul. Hizmette önde ücrette geride olasın. Vazifenin en ağırına talip olmakta kaçınmayasın. Vazifenin ağırlığı Yaratan’ın kullarına ihsanıdır.

“Açık sözlü ol! Her sözü üstüne alma! Gördüğünü söyleme, bildiğini bilme, sözünü unutma, sözü söz olsun diye söyleme.”

Bizler nefreti eritmek için, muhabbetin asaletini dünyaya yeniden hakim kılmak için çıktık yola. Bu yolda utanacak bir şeyimiz yoktur. Muhabbet yolunun gizlisi saklısı yoktur oğul. Ama altının değerini de sarraf bilir, sözünü muhatabına göre ayarlayasın. Cahilin karşısında altınlarını çamura atmayasın. Yiğit olan kördür, kötülüğü görmez; sağırdır, kem sözü işitmez; dilsizdir, her ağzına geleni demez. Bildiğini de her yerde ayaklar altına sermez. Yunus gibidir o; yüreği muhabbete, gönül ibresi Hakikate ayarlıdır. O bir defa söz verdi mi, onu namusu bilir.

“Ananı, atanı say; bereket büyüklerle beraberdir!”

Anadolu; içinden kıvrım kıvrım ırmaklar akan, ağıtları alev alev ciğerler yakan… “Ana”larla dolu olan…

Ana çile yumağıdır, oğul dua kaynağıdır. Ana yüreği narin bir ipek, ata bileği Hakk’ın diktiği en sağlam direktir. Ne ananın ince yüreğini yakasın, ne de babanın kapı gibi bileğini kırasın oğul. Yarın yuva kurduğunda ocağınla onlar arasında köprü olasın. Ana ve ata düşmemek için sırtımızı dayadığımız duvardır, yarın duvar yıkıldığında kıymetini anlarsın.

“Sevildiğin yere sıkça gidip gelme, muhabbetin kalkar, itibarın kalmaz. Düşmanını çoğaltma, haklı olduğunda kavgadan korkma! Bilesin ki; atın iyisine doru, yiğidin iyisine deli derler!”

Her şeyin ortası makbuldür, sevginin de. Sevdiğini gereğinden fazla sevmeyesin. Sevgini de, sadece yüreğinin eline vermeyesin. En çetin imtihan “sevgi”yle olanıdır. “Kişi ne kadar bahadır olsa da, muhabbete tuş olur.” diyen atanın sözünü aklından çıkarmayasın. Böyle imtihan olmamak, istikbalde neslinden utanmamak için gecelerin bağrında, seherlerin aydınlığında duaya durasın. Senin ideallerin ve geleceğe dair hedeflerin var oğul.

Gönül adamı ömrünü boşa harcamaz, yüreğini ucuza satmaz, edep tacını başından almaz. Gönül erinin her zaman yüzü yerde, gönlü göktedir. Haklı olduğunda kavga vermesini bilir. Kavgayı sadece bileğiyle değil, ilmiyle ve yüreğiyle yapmasını bilir.

İyiliğe kötülük, şer kişinin kârı,

İyiliğe iyilik her kişinin kârı

Kötülüğe iyilik de, er kişinin kârıymış oğul.

Sen bizim rüyamız, sen bizim devâmız, sen bizim duamızsın oğul. Daima başın dik, alnın ak, gönlün pak olsun.

Zümrüt-ü Anka’nı iyi seç ki Kaf Dağı sana yakın olsun. Yolun ebediyete kadar açık olsun.

Bu şarkının caz cover’ı var mı?

Come on Ooh, yeah
Never be the same again
I call you up whenever things go wrong
You’re always there You are my shoulder to cry on
I can’t believe it took me quite so long
To take the forbidden step
Is this something that I might regret?
Nothing ventured nothing gained
(You are the one)
A lonely heart that can’t be tamed
(Come on, come on)
I’m hoping that you feel the same
This is something that I can’t forget
I thought that we would just be friends
Things will never be the same again
It’s just the beginning it’s not the end
Things will never be the same again
It’s not a secret anymore
Now we’ve opened up the door
Starting tonight and from now on
We’ll never, never be the same again
Never be the same again
Now I know that we were close…

Zoom KVKK’ya aykırı mı? NTV’deki röportajda yetkili ne söyledi

Zoom’u seyrediyorum NTV’de. Sorular çok kötü. NTV’de bir reknoloji sorusu soracak kimse yok mu? Bu arada cevaplar da özellikle güvenlik konusunda göz doldurmadı. Cevaplar kaçamaktı. En kötüsü kullanıcı bilgileri nerde tutuluyor sorusuna verilen cevaptı. Sanıyorum Zoom yetkilisi KVKK’yı incelememiş. Konu uzun vadede uzar.