Atıf Ünaldı Yazılar

Elon Musk geçen hafta attığı tweetlerle, Starlink üzerinden internet bağlantısı yaptığının mesajını verdi. Bu uzayda oluşturulmaya çalışan projeler arasında ilk resmî haberleşme. Bunun neleri değiştireceğini video’da izleyebilirsiniz.

Geçen hafta kredi kartına ödediğiniz kesintileri geri alacağınızı söyleyen, devlet kapısı gibi görünen facebook reklamları üzerinden reklam yoluyla vatandaşın parasını almaya çalışan dolandırıcılar ortaya çıktı. İşte bunlara yakalanmamak için neler yapmalısınız? İşte bu videoda.

Geçen hafta iki gelişme herkesin dikkatini çekti. Biri Greta diğeri Atlas.
Greta bir kahraman değildi. Bilmediğimiz birşeyi söylemedi. Hepimizin bildiği bir gerçeği haykırdı. Bir devrimin ateşleyicisi olamadı.
Atlas da bir kahraman değildi. Yapılması imkansız birşeyi yapmadı. Hepimizin kısa zamanda yapılacığını bildiği birşeyi yaptı. Bir devrimin ateşleyicisi olamadı.
Zaten insanlığın gelişimini gören uzmanlar, yakın zamanda dünyayı değiştirecek bir devrim de görmüyorlar. Ancak hepimiz bu iki olaya keşke bir devrimin parçası olsa diye baktık. Çünkü hepimizin bu gidişatı değiştirecek köklü bir devrime ihtiyaç olduğunu görüyoruz. Dünya hızla kirleniyor ancak ne 3 boyutlu yazıcılar, ne de üzerine milyar dolarlar yatırım yapılan uzay teknolojileri bizi kısa zamanda Mars’a yerleştiremiyor. Üstelik üzerinde gram su bulunmayan Mars’dan daha iyi bir alternatif de koskoca evrende çıkmıyor. Yapay zeka ve robotlar laboratuvar ortamlarında harikalar yaratsalar da üzerlerindeki güç üniteleri onları sadece 1 saat idare edebiliyor. Üstelik yaşamamızı sağlayacak yeteneklere de sahip değiller.
Dünyanın kirlenmesini engellemek için yapılan araştırmalar bu gidişata bir dur deme yöntemi buldu aslında. Öyle pek de roket bilimi değil. Ağaç dikin diyor! Bulduğunuz her yere ağaç dikin. Geçen gün eşim “bizim bir koru oluşturmamız gerekiyor” dedi. Kendisi okul öncesi dönem çocuk eğitimi üzerine çalışıyor. İçimden Afrika’da koca ekosistemlerin parçası olan ağaçları tuvalet kağıdı üretmek, kapitalizmin yağını çıkartmak için kesen şirketlerin tüketimi hızında bir üretim yapabilir miyiz diye düşündüm. Güldüm. Verdiğim cevabı size bu yazının sonunda söyleyeceğim.
Dünyanın yaşanamaz olması sorunu yetmiyormuş gibi bir de başımıza şu nasıl neyi öğreteceğini bilemediğimiz yapay zeka tehdidini çıkardık. Çıkarımları hem yazılım hem de donanım dünyasını tehdit edebilecek, atlas gibi bir robotla canlılara hayati tehlike yaratabilecek bir oluşum.
Geçenlerde yine sosyal medyada çokça dönen bir video vardı. Yapay zeka hakkında Elon Musk ile Jack Ma bir konferansta konuşuyorlardı. Elon Musk yapay zekanın etik değerleri olmazsa başımıza bela olacağını söylerken Jack Ma, insanlığın bu konuda çözüm bulacağından emin olduğunu söylüyordu.
Herkes çoğunlukla yorumlarında bir tarafı haklı görmüştü. Elon Musk severler Jack Ma’nın kendine güveninin çok da mantıklı olmadığını düşünüyorlardı. Ben aslında bu konuşmaya bir fikir ayrılığından ziyade, çözüm üretişinde metod farkı olarak bakıyorum. Elon Musk sorunu ortaya çıkmadan çözmekten yanayken, Jack Ma Çin kültüründeki alışkanlıklarından yola çıkarak olaya en güçlü olduğu noktadan insan sayısındaki ve kaçınılmaz olarak kalitesindeki yükseklikten yararlanarak bir çözüm bulmaya çalışıyor.
Halbuki dünyanın kirlenmesine bulunan çözüm gibi bu tehdide cevabımız da son derece basit. Hayır bu sefer ağaç dikmemiz gerekmiyor. İnsanlığın artık bacaklarını açıp daha hızlı koşmayı öğrenmesi gerekiyor. İnsan zeki bir varlık diyoruz. Zeka ise ortama uyum sağlama sanatıdır. Ancak sanayi toplumu bize sadece ortamı kendimize uydurmayı öğretti. Dünyanın zeka açısından herhalde gelmiş geçmiş en kara dönemidir. Zeki olmaktan bahis ediyoruz ancak zekamızın en güçlü dönemini aylak aylak geçiriyoruz.
Dünya üzerinde en hızlı öğrenen yaratık 0-3 yaş arasındaki insan yavrusudur. Bu dönemde insan, hem vücudunu kullanmayı, hem alet kullanmayı, hem dilini kullanmayı hem de konuşmayı öğrenir. Bu hızda bir öğrenmenin olduğu dönemlerde insan beyni gelişir. Unutamadığım konuşmalardan biri Dr. Brenda Fitzgerald Atlanta’da yaptığı konuşmaydı. İnsan beyninin nöronlar arası bağlantılarının büyük kısmının 0-1 yaş arasında oluştuğunu, 3 yaşına kadar ise büyük kısmıyla beyinin şekillendiğini anlatıyor. Bu süreçte dili ve kelime öğrenmenin ne kadar önemli olduğundan bahis ediyor.
Dünyada 3 yaşına kadar çocukların artık eğitim alması son derece yaygınlaşıyor. Özellikle İngiltere ve kuzey avrupa ülkelerinde bu neredeyse üst sınıfın çocukları için oluşturduğu en önemli gelecek adımı. Zira bu dönemde oluşturulan iyi bir temel çocuğun üniversite eğitimini de garanti altına alıyor.Türkiye’de ise durum çok fena. Bu konuda eğitim veren yerler çok az. Ancak dikkat ediyorum son dönemde NEF gibi vizyoner şirketler bu tip özel okulları yaptıkları yeni projelere ekliyorlar.
Üç yaşa kadar olan eğitimi, üniversite ile ilişkilendirmemin sebebi konunun şu an ki hayat algılayışımızla anlaşılmasını sağlamak yoksa dünyanın bir çok yerinde olduğu gibi ben de çocuklarım büyüdüğünde ne şu an anladığımız şekli ile bir üniversitenin olacağına ne de konuştuğumuz iş, yemek, para ilişkisinin olacağına inanmıyorum.
Zaten bu kadar tehdit varken dünyanın varlığı da işte bu küçük yaşta beyinlerini esnetmiş çocuklarımıza bağlı olacak. Asıl devrim bu çocukların sayısına bağlı.

Dünyada Yılın Otomobili seçilen Jaguar I-PACE, keskin virajları ve uzun düzlükleri ile ünlü Nürburgring pistinde yan koltukta ‘taksi sürüşü’ yapmak isteyenlere RACE eTAXI ile benzersiz bir deneyim yaşatıyor.

Borusan Otomotiv’in Türkiye distribütörü olduğu Jaguar, efsanevi Nürburgring – Nordschleife pistinde tamamen elektrikli bir otomobili ile taksi deneyimi sunan ilk üretici oldu. Profesyonel yarış pilotları tarafından kullanılan Jaguar I-PACE RACE eTAXI, yan koltukta oturacak yolcularına dünyanın en zorlu yarış pistinde benzersiz bir spor otomobil deneyimi sunuyor. Ürettiği 400 BG güç ve 696 Nm tork değeri ile 0-100 km/s hızlanmasını 4.8 saniyede gerçekleştiren Jaguar I-PACE RACE eTAXI, sahip olduğu benzersiz dört tekerlekten çekiş sisteminin avantajını kullanarak pek çok spor otomobili gölgede bırakıyor.

Adrenalin dolu yolculuk
Jaguar tarafından geliştirilen ilk elektrikli performans SUV’u Jaguar I-PACE, dinamik yol tutuşu ve dört tekerlekten çekiş sistemi sayesinde 73 virajlı 20.8 km’lik Nurburgring pistinde heyecan arayanlara ve elektrikli otomobil teknolojisine ilgi duyanlara adrenalin dolu bir yolculuk vadediyor. 2019’da Dünyanın En Çevreci Otomobili seçilen Jaguar I-PACE, ‘Yeşil Cehennem’ olarak da anılan Nürburgring pistinde her türlü koşulla başa çıkabiliyor.

Unutulmayacak bir deneyim
Panasonic Jaguar-Racing Team ile Formula E’de dördüncü sezona hazırlanan Jaguar, elektrikli yarış otomobilleri konusunda da oldukça tecrübeli. Dünyada tamamen tek bir üretici tarafından geliştirilip üretilen ve seri üretime en yakın yarış aracı olan Jaguar I-PACE eTROPHY ile mücadele eden Jaguar, geliştirdiği RACE eTAXI ile meraklılarına benzersiz elektrik performansını deneyimleme imkanı tanıyor.

Dedim ya Türkiye’de gerçekten çok sanat kitabı yok. Bunları mutlaka el üstünde tutmamız lazım.
Sosyal medyada yaptığı paylaşımlarla sanatseverlerin ilgisini çeken, sadık ve oldukça geniş bir takipçi kitlesi oluşturan Umberto Arte, eserleri herkes tarafından bilinen sanatçıların bilinmeyen yönlerini, sanat akımlarının herkesçe anlaşılabilir hallerini, çoğunu bildiğimiz resimlerin görünmeyen taraflarını dost sohbeti sıcaklığında anlatıyor. Destek Yayınları’ndan çıkan Umberto Arte ile Sanat gerçek bir sanat okuyuculuğu rehberi.
Bir resim aslında neyi anlatır? Resim onu resmedenin ruhundan neler taşır? Bir sanatçıya sanat eseri üretmenin psikolojik maliyeti nedir? Neden çoğu ressam kendi döneminde resimlerini satamamıştır?
Ele aldığı her resimde, her sanatçıda derinlemesine ve çok boyutlu bir analiz için içsel gözleri açmaya zorlayan Umberto Arte ile Sanat, sanata dair farklı bir okuma keyfinin izlerini sürüyor.
Artık hiçbir resme eski gözlerinizle bakamayacaksınız…

Arka Kapak Yazısı:

Vincent van Gogh, Leonardo da Vinci, Raffaello Sanzio, Vladimir Tatlin, Pieter Bruegel, Hans Holbein, Louis Gallait, Andrew Wyeth ve daha kimler kimler…
Her biri resim sanatının ustaları, görsel sanatlarda birer dâhi…
Resim sanatıyla ilgilenen de, ilgilenmeyen de gördüğü an muhakkak tanır onların eserlerini.
Ancak bu eserlerin bir de bilinmeyen yönleri vardır ki ayrıca bir kitap konusudur.
UMBERTO ARTE İLE SANAT eşsiz eserlerin ve dâhi yaratıcılarının bilinmeyenleriyle dolu, gerçek bir “sanat okuyuculuğu” rehberi.
Yolu daha önce hiçbir sanat eseriyle kesişmemiş olanların bile keyifle ve kolaylıkla içine dahil olabileceği, son derece lezzetli ve tatmin edici bir sanat sohbeti vaat ediyor bu kitap…

6-8 Ekim 2019 tarihleri arasında düzenlenen 10. Türkiye Enerji Zirvesi gelecekteki alternatif yakıtların da tartışıldığı oturumlara sahne oldu. Zirvenin ikinci gününde gerçekleşen ‘Ulaşımda Alternatif Yakıt Teknolojiler ve Yeni Pazar Dinamikleri’ oturumunda dizel yakıtın toplum sağlığı için yarattığı tehlikeler bir kez daha gözler önüne serilirken, geleceğin alternatif ulaşım sistemlerinin ağırlıklı hibrit ve elektrikli araçlarda olacağı vurgulandı.

Dünyanın en büyük alternatif yakıt sistemleri üreticisi BRC’nin Türkiye CEO’su Kadir Örücü, “Dizel yakıtın Avrupa başta olmak üzere tüm dünyada yasaklanmaya başladığı günümüzde alternatif yakıtlar konuşulmaya başlandı. BP Dünya Enerji Raporu verilerine göre 2017 yılında dünyadaki toplam doğal gaz rezervi 193,5 trilyon metreküp olarak hesaplandı. Bu verilere dayanarak LPG’nin içten yanmalı motorlar için tek alternatif yakıt olduğunu söyleyebiliriz. Elektrikli araçların verimliliği batarya teknolojisinde bir devrim yaşanmadığı sürece artmayacak. Dünyamız, çevremiz ve bizim için en iyi alternatif Hibrit araçlar, Hibrit araçların LPG ile çalıştığı bir dünyada ulaşım temiz, çevreci ve ekonomik olacak” ifadelerini kullandı.

10. Türkiye Enerji Zirvesi, enerjinin tüm dinamiklerinin ele alındığı bir forum şeklinde geçti. ‘Ulaşımda Alternatif Yakıt Teknolojiler ve Yeni Pazar Dinamikleri’ adlı oturumda, dizel yakıtın çevreye ve insan sağlığına verdiği zarar bir kez daha gözler önüne serilirken, alternatif yakıt olarak LPG’nin önemine bir kez daha dikkat çekildi.

Elektrikli ve hibrit araçların da konuşulduğu oturumda, elektrikli araçlarda sahip olduğumuz teknolojide henüz yolun başında olduğumuz vurgulanırken, hibrit araçların çevreci, temiz ve ekonomik çözümler sunabileceği belirtildi.

‘Hibrit araçlar en ciddi alternatif’

Oturumda konuşan Lexus Türkiye Direktörü Selim Okutur, dizel yakıtın yarattığı çevre felaketinin altını çizerek, “Avrupa şehirlerinde büyük bir hızla dizel araçlar yasaklanıyor. Böyle olunca da uzun vadede tamamen elektrikli araçlar çözüm ama bunun için ciddi bir altyapı gerekiyor. En akılcı çözüm hibrit araçlar. Çünkü hibrit araçlar benzin ve elektriğin gücünün ideal birleşimi” ifadelerini kullandı.

‘Hibrit araçların LPG ile çalıştığı bir dünya…’

Dünyanın en büyük alternatif yakıt sistemleri üreticisi BRC’nin Türkiye CEO’su Kadir Örücü, “Dizel yakıtın Avrupa başta olmak üzere tüm dünyada yasaklanmaya başladığı günümüzde alternatif yakıtlar konuşulmaya başlandı. BP Dünya Enerji Raporu verilerine göre 2017 yılında dünyadaki toplam doğalgaz rezervi 193,5 trilyon metreküp olarak hesaplandı. Yine aynı kaynağa göre toplam petrol rezervi 1 milyar 530 milyon varil olarak ifade ediliyor. Doğalgaz rezervlerine her geçen gün bir yenisi eklenirken petrol rezervleri giderek eriyor. Bu da yakın bir gelecekte dizel ve benzin kullanan araçların yakıtsız kalması anlamına geliyor. Bu verilere dayanarak LPG’nin içten yanmalı motorlar için tek alternatif yakıt olduğunu söyleyebiliriz. Elektrikli araçların verimliliği batarya teknolojisinde bir devrim yaşanmadığı sürece artmayacak. Dünyamız, çevremiz ve bizim için en iyi alternatif Hibrit araçlar, Hibrit araçların LPG ile çalıştığı bir dünyada ulaşım temiz, çevreci ve ekonomik olacak” şeklinde konuştu.

‘Dizel araçlar zehir saçıyor’

Dizel araçlar hakkında Avrupa’da bir farkındalık oluştuğunun altını çizen BRC Türkiye CEO’su Kadir Örücü, “Ülkemizde dizel motorları tercih eden kullanıcılar ne yazık ki, havayı ne ölçüde kirlettiklerinin, çevreye ne ölçüde zarar verdiklerinin, kendilerinin, çocuklarının ve sevdikleri de dâhil olmak üzere hepimizin soluduğu havayı ne ölçüde zehirlediklerinin farkında değiller. Ülke geneli olarak değerlendirdiğimizde, tüm dizel araçların egzozlarından havaya yayılan zararlı gazlar ve partiküller toplum sağlığını tehdit ederken, solunum yolu hastalıklarına da zemin hazırlıyor. Dizel araçlar yolun sonuna geldi. Ülkeler birbiri ardına dizel otomobillerin satışını yasaklayan kanunları onaylıyorlar. Costa Rica’da yürürlükte olan kanuna göre 2021 yılından itibaren eski – yeni ayırt etmeksizin tüm dizel araçların satışı yasağı uygulanmaya başlanacak. Norveç’te yeni dizel araç satışı 2025 yılında devreye girecek. Bu yönde dizel araç satışını yasaklayan kanunlar çıkaran diğer ülkelerden Danimarka, İrlanda, İsrail, Hollanda, İsveç ve Hindistan’da ise bu yasaklar 2030 yılından itibaren uygulanacak. İskoçya’da 2032, İngiltere, Çin ve Fransa’da ise 2040 yılından itibaren dizel araç satış yasağı uygulanmaya geçilecek” dedi.

10 Ekim Adana- İstanbul THY uçağında internete bağlanmakta zorlandığımı mesaj olarak atınca THY bana yaptığı araştırma sonucu o uçakta internet bağlantısının olmadığını yazdı. Peki benim bağlandığım ve mesaj attığım şey neydi?!?!

İşte cevapları
Sayın Atıf UNALDI,

10 Ekim 2019 tarihli TK2473 Adana/İstanbul seyahatiniz esnasında iletmiş olduğunuz memnuniyetsizliğiniz ünitemize iletilmiştir.

Filomuzda yer alan uçakların; tipine göre oturma planı, koltuk özellikleri ve eğlence sistemi farklılık gösterebilmekte olup internet hizmetinden yalnızca yurtdışı uçuşlarımızda yararlanabilmektesiniz.

Aşağıdaki link üzerinden de detaylı inceleyebileceksiniz.

https://www.turkishairlines.com/tr-tr/ucak-bileti/ucus-deneyimi/internet-baglantisi/index.html

Uygulama koşullarının memnuniyetsizliğinize neden olması dolayısıyla üzgünüz. Seyahatlerinizde size daima eşlik edebilmek dileğiyle saygılar sunarız.

Dilan A.
Müşteri Temsilcisi

TÜRK HAVA YOLLARI A.O.
Müşteri İletişim Merkezi

10 Ekim Adana- İstanbul THY uçağında internete bağlanmakta zorlandığımı mesaj olarak atınca THY bana yaptığı araştırma sonucu o uçakta internet bağlantısının olmadığını yazdı. Peki benim bağlandığım ve mesaj attığım şey neydi?!?!

İşte cevapları
Sayın Atıf UNALDI,

10 Ekim 2019 tarihli TK2473 Adana/İstanbul seyahatiniz esnasında iletmiş olduğunuz memnuniyetsizliğiniz ünitemize iletilmiştir.

Filomuzda yer alan uçakların; tipine göre oturma planı, koltuk özellikleri ve eğlence sistemi farklılık gösterebilmekte olup internet hizmetinden yalnızca yurtdışı uçuşlarımızda yararlanabilmektesiniz.

Aşağıdaki link üzerinden de detaylı inceleyebileceksiniz.

https://www.turkishairlines.com/tr-tr/ucak-bileti/ucus-deneyimi/internet-baglantisi/index.html

Uygulama koşullarının memnuniyetsizliğinize neden olması dolayısıyla üzgünüz. Seyahatlerinizde size daima eşlik edebilmek dileğiyle saygılar sunarız.

Dilan A.
Müşteri Temsilcisi

TÜRK HAVA YOLLARI A.O.
Müşteri İletişim Merkezi

10 Ekim Adana- İstanbul THY uçağında internete bağlanmakta zorlandığımı mesaj olarak atınca THY bana yaptığı araştırma sonucu o uçakta internet bağlantısının olmadığını yazdı. Peki benim bağlandığım ve mesaj attığım şey neydi?!?!

İşte cevapları
Sayın Atıf UNALDI,

10 Ekim 2019 tarihli TK2473 Adana/İstanbul seyahatiniz esnasında iletmiş olduğunuz memnuniyetsizliğiniz ünitemize iletilmiştir.

Filomuzda yer alan uçakların; tipine göre oturma planı, koltuk özellikleri ve eğlence sistemi farklılık gösterebilmekte olup internet hizmetinden yalnızca yurtdışı uçuşlarımızda yararlanabilmektesiniz.

Aşağıdaki link üzerinden de detaylı inceleyebileceksiniz.

https://www.turkishairlines.com/tr-tr/ucak-bileti/ucus-deneyimi/internet-baglantisi/index.html

Uygulama koşullarının memnuniyetsizliğinize neden olması dolayısıyla üzgünüz. Seyahatlerinizde size daima eşlik edebilmek dileğiyle saygılar sunarız.

Dilan A.
Müşteri Temsilcisi

TÜRK HAVA YOLLARI A.O.
Müşteri İletişim Merkezi

Dijital dönüşümün yaygınlaştığı günümüzde daha fazla insan ve işletme çevrimiçi etkileşime giriyor. Bu etkileşimin merkezinde ise dijital kimlikler mevcut. Bu kimliklerin yasal geçerliliğinin bulunmaması ve kimlik bilgileri doğru bile olsa bilgileri gerçek kimlik sahibinin gönderip göndermediğinin anlaşılmaması büyük bir boşluk oluşturuyor. E-GÜVEN, yeni hizmete sunduğu Plum. çözümüyle kişilerin kimliklerini dijital ortamda ispat etmelerini e-imza ve Blockchain altyapısı ile sağlıyor.

Müşterisini tanımayan zarar ediyor

Küresel çapta yapılan araştırmalar müşteri tanıma süreçlerini sağlıklı bir şekilde yürütemeyen firmaların zarar ettiklerini ortaya koyuyor. Thomson Reuters tarafından yapılan araştırmaya göre, firmalar müşterilerini tanımak için yılda 60 ila 500 milyon dolar arasında bütçe ayırıyor. Kurumlar, müşterilerini tanıma, müşterilerinin finansal güvenliğini sağlama, daha iyi bir müşteri deneyimi ve yasal koruma için çabalarken, bireyler ise çok fazla yerde kimlik beyan etme zorunluluğunun sıkıntısı ile karşı karşıya kalıyor. E-GÜVEN, dijital dünyada kimliklerini yaratan kişilerin gerçek olup olmadığının belirlenmesi, gerektiğinde bu kişilerin kayıtlarının yasal kanıt olarak kullanılabilmesi ihtiyacına cevap vermek amacıyla yeni çözümü Plum.’ı hizmete sundu.

Blockzinciri alt yapısını kullanıyor

Yasal olarak geçerli elektronik sertifikaya sahip, açık anahtar yapısını kullanan farklı güvenlik seviyelerinde doğrulanmış alt kimlikler barındıran Plum., bu temel problemlere çözüm getirmek üzere geliştirildi. Blockchain alt yapısı kullanan Plum., sağladığı güvenliğin yanı sıra bireylere sistem üzerinden veya mobil imzaları ile oluşturdukları dijital kimlikle bütün işlemlerini yapabilme imkânı veriyor.

Bireyler, işletmeler ve devlet kuruluşları kullanabiliyor

Dijital ortamda gerçek olmayan bilgilerle kimlik oluşturmanın çok kolay olduğuna dikkat çeken E-GÜVEN Genel Müdürü Can Orhun, Plum. çözümünde Blockzincir üzerinden dijital kimliğin kesin olarak teyit edilebileceği bir teknolojiyi hayata geçirdiklerini söyledi. Orhun, Blockzincir sistemine yeni bir mimari katman olarak e-imza ve e-imzalara ait nitelikli sertifikalardaki kimlik özelliğini eklediklerini anlatarak, şunları söyledi:

“Çıkış noktamız dijital ortamda ürün ve hizmet sunan kurumların, bireylerin gerçek kişi olup olmadıklarını tespit edememeleri. Blockchain teknolojisini 5070 Sayılı Elektronik İmza Kanunu’nda tarif edilen e-imza ile entegre ederek bu alanda yenilikçi bir çözümü hayata geçirdik. Plum. ile kimlik beyanı prosedürlerini ortadan kaldırıyoruz. Böylece oluşturulan dijital kimlikler güvenli bir şekilde kanıtlanabiliyor, tanınabiliyor. Böylece müşteri tanıma süreçlerindeki zorlukları ortadan kaldırmayı hedefliyoruz. Bireyler, işletmeler ve devlet kuruluşları bu yenilikçi çözümü kullanabiliyor. Mobil dünyanın gücünü de göz önünde bulundurarak çözümü mobil dünyada da kullanıma açtık. Plum. Android ve iOS işletim sistemlerinde kullanılabiliyor.”

AB ülkelerinde de kullanılacak

Plum. sadece ülkemizde değil, kısa bir süre içerisinde Avrupa Birliği Elektronik İmza Regülasyonu’na (eIDAS) uyumlu olarak AB ülkelerinde de hizmete girecek. Avrupa merkezli bir kuruluş olan Plum. Technologies B.V., tüm Avrupa Birliği ülkelerinde kişilerin kimliklerini dijital ortamda ispat etmelerini sağlayacak.