Atıf Ünaldı Yazılar

Power DataAir 10000 mAh Hafızalı Powerbank
Telefonunuzda yer açmak için veriyi kablosuz olarak mobil cihazınızdan Power iDataAir’a transfer edebilirsiniz. Verileriniz dijital şifre ile korunur.

Power DataAir 10000 mAh Hafızalı Powerbank
Telefonunuzda yer açmak için veriyi kablosuz olarak mobil cihazınızdan Power iDataAir’a transfer edebilirsiniz. Verileriniz dijital şifre ile korunur.

Yaratıcı kamera teknolojisinde dünya lideri konumundaki DJI ünlü Osmo serisinin yeni üyesi olan taşınabilir, katlanabilir cep telefonu sabitleyicisi Osmo Mobile 3’ü bugün duyurdu. Havadan ve yerden görüntüleme amacıyla sınıfında lider kadranları tasarlama konusundaki uzun süreli geleneğin bir ürünü olan Osmo Mobile 3’te, DJI’nin teknolojisi anlamlı bir tasarımla birleşiyor. Şu ana kadarki en seyahat dostu Osmo Mobile konumundaki Osmo Mobile 3 yaşamın tüm maceralarına yönelik ideal hafif yol arkadaşınız. Kullanıcılar DJI Mimo uygulamasının en son versiyonunda yer verilen akıllı özellikleri kullanarak ultra-net video görüntüleri ve eşsiz içerikleri yakalayabilecek. Osmo Mobile 3’te sezgisel tasarım işlevsellikle buluşuyor ve basitleştirilmiş çalışma ve değişikliklere yer veriliyor.
Kıdemli Üretim Müdürü Paul Pan ürünle ilgili şunları söylüyor: “Osmo Mobile 3’ü tasarlamak için yola çıktığımızda, en son DJI teknolojisinin kullanıldığı taşınabilir ve sezgisel bir ürün yaratma hedefiyle her şeye baştan başladık. DJI’nin katlanabilir tasarımlı ilk kadranını takdim etmekten büyük heyecan duyuyoruz. Ürünün, müşterilerimize cep telefonlarıyla içerik kaydetmenin yeni yöntemlerini tahayyül etme konusunda ilham vereceğini umuyoruz.

Gündelik Kullanıma Yönelik Sabitleyici
Ürünün taşınabilirliğini artıran katlanabilir tasarım sayesinde, Osmo Mobile 3’le yüksek kaliteli fotoğraflar ve videolar çekmeye her zaman hazırlıklı olun. Fazla yer kaplamasından endişe etmeden yeni Osmo Mobile 3’ü kapıp yola koyulun. Bu ultra-kompakt cep telefonu sabitleyicide Osmo Mobile konsepti tamamen yeni bir tasarımın yanı sıra; hareket halindeyken taşıma rahatsızlığı vermemesi için kilitleme mekanizmalarıyla yeniden tasarlandı. Hızla açılıp bir cep telefonuna yerleştirilmesinin yanında, 15 saatlik batarya ömrü, kullanıcıların hayatın unutulmaz anlarını kaçırmalarına engel oluyor.

Biçim İşlevi İzler
Osmo Mobile 3 yalnızca katlanabilir olmakla kalmıyor; aynı zamanda tek elle yönetilebilen önemli düğmelerin bulunduğu yeni tasarım kullanımı oldukça verimli hale getiriyor. Saptaki kullanışlı düğmeler sayesinde, kullanıcılar kadranın hareketini kontrol edip faydalı özelliklere kolaylıkla erişebilecektir. Quick Roll özelliği mobil cihazın çıkarılmasına gerek kalmadan Mode (M) düğmesine iki kez basılarak dikey ve yatay arasında geçiş yapılmasını sağlıyor. Yeniden tasarlanan biçimle, şarj ve ses portları artık engellenmiyor ve cihazın şarj edilmesi veya harici mikrofonların kullanımına ilişkin bağlantıların kolay bir şekilde yapılması sağlanıyor. Bir tetikleyici yönün kilitlenmesi, kadranın selfie’lere yönelik olarak döndürülmesi ve hatta bir nesne takip edilirken yeniden ortalama yapılması vasıtasıyla kadranla ilgili manevra yapılmasını sağlıyor. Kullanıcılar ActiveTrack’i kullanarak tetikleyiciye bir kez dokunduğunda, Osmo Mobile 3 nesneyi kadrajın ortasında tutarak takibe başlayacaktır. Sabitleyicinin yan tarafındaki özel zoom sürgüsünü kullandığınızda, mobil cihazınızın ekranına dokunmada görüntüyü yakınlaştırıp uzaklaştırabilir ve içerik yakalamayı daha kolay hale getirebilirsiniz. Ek olarak, kullanıcıların zoom hızını kendi tercihlerine göre özelleştirme seçeneği de bulunuyor.

Fiyat ve Satış Durumu
Osmo Mobile 3 İzmir, Alaybey’deki Yetkili Satış Mağazası, Media Markt, Vatan, Teknosa, D&R ve Troy da dahil olmak üzere yetkili bayilerimizin fiziksel ve sanal mağazalarında satışa sunuluyor. Osmo Mobile 3 iki paket halinde satışta: Osmo Mobile 3, bir bilek askısı, saklama kılıfı ve kaydırmaz pedleri içeren ve 119 $ fiyatla satışa sunulan standart versiyon ve standart versiyonla sağlanan tüm bileşenlerin yanı sıra Osmo Grip Tripod ve Osmo Taşıma Çantasını da içeren ve 139 $ fiyatla satışa sunulan Osmo Mobile 3 Combo.
Osmo Mobile 3’e ilişkin ek bilgi için: www.dji.com/osmo-mobile-3

Uzaylının teki, “bu dünyalılar çok acayip, güneşin etrafında bir tur daha dönmeyi kutluyorlar demiş.”… Aslında bu uzaylının bilmediklerini anlatmakta yarar var.
Bak uzaylı, biz güneşin etrafında bir tur daha dönmeyi kutlamıyoruz. Geleceğimizi kutluyoruz… Gelecek dostluklarımızı, sevgilerimizi kısacası ümitlerimizi kutluyoruz.
Yaşanmışlıklarımızı kutluyoruz. Kapısından giremediğimiz odalara bir daha girebilmenin olasılığını kutluyoruz, her yeni gün doğan güneşin aydınlattığı hayatımızda ışıltılı anları kutluyoruz. Bir yıl daha bu dünyada sevdiklerimizle güzel günler geçirebilmenin ihtimalini kutluyoruz.
Gece salonda uyuya kalan çocuğunuzu bir kere daha öpüp yatağa yatırabilme güzelliğini yaşamanın ihtimalini, saatlerce gülerek boğuşmayı, bu aralarda oluşan yaralarını öpmeyi kutluyoruz. Soğuk havada, kahvenin keskin kokusu altında donarak puro içebilmeyi, karın sıcağında göl etrafında gece yarısı yalnız başına yürüyebilmeyi, çakırkeyf ağızda çikolata şampanya patlatmayı ve bunların arkasındaki mutluluğu kokluyoruz. Bazımız dışarda kestane kokusu altında karda yürümeyi, bazımız evde ocakta çocukları ile kestane yemenin keyfini kutluyoruz.
Biz yeni bir yılı değil, hayatta biriktirdiklerimizin getireceği güzellikleri ve çatı katında unuttuğumuz kutuların bulup içinden çıkaracağımız mutlulukları kutluyoruz.
2020’y kutluyor gibi görünsek de biz geçmişimizi, bizi 2020’nin kapısına getiren o güzel duyguları kutluyoruz.
Senin de yılbaşın kulu olsun uzaylı.

Efendim geçen hafta FTC ( Amerika Birleşik Devletleri Federal Ticaret Komisyonu) önce Youtube’a, Youtube Kids servisi üzerinden 18 yaşından küçük çocukların bilgilerini topladığı için milyar dolarlar civarında, sonra Facebook’a topladığı bilgilerin çalınmasını engelleyemediği için 5 milyar dolar ceza kesti. Toplamda bir haftada 10 milyar dolar gelir. Bunu vatandaştan toplamaya kalksanız dünyanın zamanını alır. Mesela bu parayı Çin’den alınan 5-10 dolarlık e-ithalat üzerinden 7.5 tl diye toplamaya kalksanız, 7-8 milyar sipariş yapar. Attığınız taş ürküttüğünüz kurbağaya değmez. Bilmem anlatabildim mi?
Yani demem o ki, teknoloji şirketleri devlet için çok değerli bir gelir kapısı. Ama tabii onları önce büyütüp geliştirmek gerekiyor. Geçenler de Amerika’da bir araştırma yayınlandı. Detayları ile ilgilenmeyeceğim ama başlığı “İnternete bağlı olmayan Amerikan vatandaşı yüzde10″ ve devamındaki yorum ise çok ilginç. “Bu insanlar nasıl yaşıyorlar” diyorlar.
Biz de Türkiye’de internet şeytan icadı, sosyal medya kötülüklerin anası diyen insanlarla uğraşıyoruz. Ben bunlara güneşten korkan yerliler diyorum. ). 1991’de internet anlattığımızda bunu fırsat, 2000’li yıllarda zorunluluk, 2010’da kaçmış imkan, şimdi yokluğunun yok olmaya yol açacağı tehdit olarak anlatıyorum. Ama Gaziantep’te sanayi odasında Amazon’un sahibi Jeff Bezos deyince hala tepki alamıyorum. Halbuki Jeff Bezos Gaziantep Ticaret Odasındaki iş insanlarının yaptığı işi yapan ve şirketi 1 trilyon dolar olan bir işadamı! Ancak Google’ın vergi vermediği, reklam aldığı gibi konulara gelince de herkes şahin kesiliyor. Okumuş birçok kişi site bloklamalarının arkasında vergi vermemeleri gerçeğinin olduğunu sanıyor. Buradaki gizli amacı ve wikipedia özelindeki olayı konuşmak için bir kenara bırakıyorum. Ancak bu bloklama stratejisi yanlıştır. Bakın bu sebeple Türkiye’den Uber, booking.com, PayPal gitti. Airbnb can çekişiyor.
Uber yolcu ve sürücülerine kesilen cezalar yüzünden devlet vatandaşı ile karşı karşıya geldi. Sonunda baskılara Uber de dayanamadı. Halbuki Ulaştırma Bakanlığı sizi kovacağız stratejisi yerine, çalışın cezasını ödeyin yaklaşımını gütseydi ve cezayı vatandaşa değil şirkete kesseydi, durum bu mu olurdu? Bu bloklamalara bakılınca amaç üzüm yemek değil bağcı dövmek gibi görünüyor ve eğer bir sektöre ilk girenleri döverseniz, üzüm yiyecek sektör kalmaz.
IPTV derneği başkanı olmam nedeniyle OTT TV sektöründe regülasyonlar konusunda çalışmak üzere RTÜK geldi. Yeditepe Üniversitesinde çok güzel bir çalıştay yaptık. RTÜK o zaman daha Netflix’in bulunmadığı sektörü regülasyonlarla sıkmamak kararımıza uyum gösterdi. Şimdi bu sayede bir Netflix’inden, Blutv’sine küçük de olsa bir sektör oluştu. Kapatmak, küçültmek bu çağda sadece bize zarar verir.
Google, Huawei olayı sanıyorum, bir yazılımın (işletim sistemi), ne kadar önemli olduğunu anlattı sanıyorum. Yıllardır Yazılım Sanayicileri Derneği Başkanı Doğan’ın anlattığını birebir önümüzde gördük. Yazılım neden bir sanayidir, Pardus’u kaybederek neleri kaybettik eminim hepimizin gözünün önünden bir film şeridi gibi geçti. Üstelik askeri çevrelerde bu yeni yaşanan bir olay da değil. Aslında milli askeri üretimden asıl kasıt yazılım olmalıdır. O olmadan istediğiniz donanımı geliştirin bir işe yaramaz.
Peki ne yapmalıyız?
Wikipedia konusunu ayrı tutalım demiştim zira bu bir kültür meselesi. Türkiye wikipedia’da içerik üretemezse Türkçe bundan çok zarar görür. Ancak Wikipedia’nın bloğunu açmak soruna çözüm olmuyor. Bence bu davaya TDK, Kültür Bakanlığı da müdahil olmalı. Amacımız Wikipedia’yı kapatmak veya açmak değil, Türkçe içeriğin, içeriği 10 saniyede silen moderatörlerin elinde kalmasını engellemek olmalı. Sakın yanlış anlaşılmasın bu iş devletin yapacağı bir iş değil.
Ama booking, uber ve paypal’ın Türkiye’ye girmesi mutlaka çeşitlilik açısından önemli. Çeşitlilik bir ülkenin şirketlerini kovup, diğerlerini getirmekle olmaz. Yine tekel ve pazarda hakim konumda şirketler olur.
Pazarda hakim konum demişken, video pazarında Türkiye’de hakim konumda olan Youtube’un geçen hafta Youtube Music’in Türkiye lansmanını yaptığını da unutmamak gerek. Turkcell’in Fizy uygulamasını ve o sektöredeki birçok küçük girişimi baltalayacak durumda olduğunu eminim Rekabet Kurumu farketmiştir. Bunu kesinlikle incelemeleri gerekiyor. Buna benzer, Microsoft Windows’un pazardaki hakim konumunu kullanarak Internet Explorer dışındaki tarayıcıların gelişmesini engellediği için Avrupa Birliği’nden ciddi ceza yediğini unutmamak gerekiyor.
Malum dünya değişiyor. Her ne kadar Endüstri 4.0 tutmasa da, dijital dönüşüm tüm hızı ile sürüyor. Bu yeni dünyada, şirketlerin, kurum ve kavramların devamlı değişeceğini unutmamak lazım. Bu değişimin mutlaka takipçisi olmak ve uyum sağlamak lazım. Zaten zeka da bu değil midir?

Murat Meriç, Hayat Dudaklarda Mey adlı yeni kitabında; alaturka, pop, arabesk, halk müziği ve rock müzik türlerindeki şarkıların hikayelerini anlatıyor. Meriç’in anlatımıyla Hayat Dudaklarda Mey, muhabbeti destekleyen, muhabbet esnasında yeni bir hat açan, onu çoğaltan hikâyelerden oluşuyor.

Ankara Rüzgarı’ndan Kadınım’a, Karadır Kaşların’dan Paramparça’ya, Bir Bahar Akşamı’ndan yeni nesil şarkılara kadar birçok şarkı ve türkünün hikayesinin anlatıldığı kitapta, beş ayrı müzik türüne özel parçalar ele alınıyor. Her müzik türüne özel usta bir sanatçının mercek altına alındığı kitapta Alaturka müziğin Müzeyyen Senar’ı Haydar Haydar ile; pop müziğin Sezen Aksu’su Firuze’siyle; arabesk müziğin Müslüm Gürses’i İtirazım Var’ıyla; halk müziğin Neşet Ertaş’ı Gönül Dağı’yla; rock müziğin Erkin Koray’ı ise Arap Saçı ile okurlara dokunuyor. Tek bir müzik türüne bağlı kalmayan ‘Sanat Güneşi’miz Zeki Müren için ise, kitabın girişinde özel bir bölüm bulunuyor.

Okuruna, şarkılı türkülü bir buluşma yaşatan Hayat Dudaklarda Mey, bir solukta okunan, ufuk açan, merak ettiren, başka hikayelerin izini sürmeye vesile olacak 2 ciltlik dolu dolu kitap. Hayat Dudaklarda Mey, Anason İşleri Kitapları etiketiyle ekim ayının üçüncü haftası raflarda yerini almaya hazırlanıyor.

İstanbul Bilgi Üniversitesi Bilişim ve Teknoloji Hukuku Enstitüsü, “Veri Mahremiyeti, Güvenlik ve Verinin Metalaştırılması – Küresel Eğilimler” başlıklı etkinlikte Silikon Vadisi’ndeki şirketlere danışmanlık veren Prof. Dr. Lothar Determann’ı ağırladı. Prof. Dr. Determann etkinlikte, araçların da bilgisayarlar gibi program yüklenebilen ve kişiselleştirilebilen açık kaynaklı bir yapıya büründüğüne dikkat çekti. Araçların içinde yüzlerce bilgisayar programı olduğunu belirten Prof. Dr. Determann, “Araçlar artık tekerlekli bilgisayar olarak nitelendirilebilir. Birçok program harmoni içinde çalışıyor ve kullanıcı tarafından müdahale edilemiyor. Telefon bağlayıp müzik dinlemek dışında kişiselleştirilemiyor. Açık kaynaklar sayesinde kişiselleştirebileceğimiz ve güncelleyebileceğimiz yeni araçlar, en geç 2030’da yollarda olacak” dedi.

Veri paylaşılmazsa sürücüsüz (otonom) araçlar gelişmez

Prof. Dr. Determann, tercih ve davranışların da değişeceğine değindi; “Kullanıcılar artık beygir gücü gibi eski usul değerlerle uğraşmayacak. Çünkü sürücüsüz (otonom) araçlar hız limitlerine göre, trafik kurallarına uyarak hareket edecek. Dahası, kimse araç kullanmak zorunda kalmayacak.” Araçların çok sayıda veriyi işleyip paylaşacağına da vurgu yapan Prof. Dr. Determann, yol, hava, tüketim gibi sürücüleri ilgilendiren verilerin yanı sıra araç üreticileri ve hatta hükümeti ilgilendiren verilerin de söz konusu olduğunu belirtti. Prof. Dr. Determann, “Sürücüsüz (otonom) araçlardan toplanan veriler devletler tarafından akıllı şehirler kurma amacıyla kullanılırsa ortaya muazzam bir tablo çıkar. Verilerimizin paylaşılmasına dair siber güvenlik korkusunun önüne geçilmesi için değişmesi gereken teknoloji değil, şirketler ve hükümetlerdir. Gerekli güven ortamının sağlanması gerekir” ifadelerini kullandı.

Avrupa Birliği Genel Veri Koruma Tüzüğü (GDPR) başta olmak üzere Avrupa Birliği’nin getirdiği yasa ve regülasyonlarının veri paylaşımı konusundaki kısıtlayıcı yaklaşımının, kişisel verilerin korunması ve gizlilik haklarına eskiye kıyasla kayda değer bir katkısının olmadığını düşündüğünü iletti. Prof. Dr. Determann, veri paylaşımını kısıtlayıcı yaklaşımları eleştirirken aynı zamanda sınırın da bilinmesi gerektiğini vurguladı. Kaynakların tamamının açık ya da ücretsiz olmasının, büyük firmalar açısından da olumsuzluklar yaratabileceğini belirterek yeni nesil yazılımların güvenlik sorunlarına dikkat çekti. “Elbette herkese güvenlik sisteminin nasıl çalıştığına dair bilgilerin tamamını veremezsiniz ya da verilerinizin tamamını paylaşamazsınız. Fakat söz konusu TESLA gibi arabalar ve de günlük hayat kalitesini yükseltecek teknolojiler ise inovasyonun gelişimi açısından verinin açık olması olumlu bir tutumdur. Verinin sahipliğinden bahsetmek mümkün değil, veri bir eşya gibi satıldıktan sonra beğenilmediğinde veya istenmediğinde başkasına verilen veya iade edilebilen bir şey olmamalı bu sebeple de zaten veriye sahiplik konseptinin tartışılması mantıklı değil” dedi.

Otonom araçlar yorulmuyor, dikkati dağılmıyor, alkol almıyor

Prof. Dr. Determann, açık kaynaklı yeni nesil araçların siber güvenliğin yanı sıra fiziksel güvenlik açısından da bazı soru işaretlerini beraberinde getirdiğini söyledi. Prof. Dr. Determann şu ifadeleri kullandı, “Bu araçlar yüzde yüz güvenli demek mümkün değil. Ancak yeni nesil araçlar dalgın, yorgun, uykusuz ya da alkollü sürücüler kadar büyük bir sorun teşkil etmeyeceğinden, durumun gelecekte şimdiye oranla daha iyi olacağını söylemek mümkün. Teknolojinin hızlı gelişimi daha güvenli araçların önünü açacak.”

Bugünlerde herkes internete bağlı ve muhtemelen bazı çevrim içi rutinlere sahip: hepimiz sabahları ilk iş e-postalarımızı ve sosyal medya sayfalarımızı kontrol ediyoruz ve bu alışkanlıkların sağlıklı ve zararsız olduğunu düşünüyoruz. Ancak, bazı çevrim içi alışkanlıklar tüm yaşamımızı olumsuz etkileyebilir, bazıları ise sadece bir yönden tehlikeli olabilir: Çevrim içi güvenlik.
Kaspersky, verilerin sızdırılmasına veya bilgisayarlara zararlı yazılım bulaşmasına yol açabilen alışkanlıkları belirledi ve bunlarla ilgili dikkat edilmesi gereken önerilerde bulundu:
Uygulamaları fazla düşünmeden hemen indirmek. Bazen indirebileceğimiz çeşit çeşit uygulamalardan o kadar etkileniyoruz ki “Kabul Ediyorum” düğmesinin ardında neler olduğuna bakmayı unutuyoruz. Buradaki yatan sorun, verdiğimiz birçok iznin bize ciddi zararlar vereceğini göz ardı etmemiz. Bu izinlerle uygulamaların takvimden önemli toplantıları silmesi, istedikleri an gizlice video veya fotoğraf çekmesi veya adres defterimize erişmesi mümkün olabiliyor. Kabul etmeden önce koşulları detaylı bir şekilde inceleyin.
Bilgisayarın başından uzaklaşmak. Bilgisayarınızı kilitlemeyi unutmayın ve tekrar açabilmek için parola isteyecek şekilde ayarlayın. Güçlü bir parola oluşturun ve ne kadar süre için olursa olsun, çalışma masanızın başından ayrılacağınız zaman Win-L (Windows) veya Ctrl-Shift-Eject (Mac) tuşlarına basmayı alışkanlık haline getirin.
Güncellemeleri dikkate almamak. Popüler uygulamalar, sahip olabilecekleri zafiyetlere karşı hem araştırmacılar hem de geliştiriciler tarafından sürekli inceleniyor. Güncelleme bildirimlerini görmezden gelmeyin; güncelleme yapmamak sisteminizi riske atabilir. Bunun yerine güncellemeleri yükleyin, böylece sisteminiz çok daha güvenli hale gelir.
Aynı anda birden fazla iş yapmak. Ekranda dikkat dağıtan birçok unsur olduğundan, aynı anda birden fazla iş yapan kişiler nelere tıklayıp indirdiklerine daha az dikkat etme eğiliminde oluyor. Kimlik avı web siteleri tarafından kandırılmaya ve yasal bir program olarak maskelenmiş zararlı yazılımları indirmeye daha eğilimli olduklarından, birden fazla işi aynı anda yapanlar kolay hedef haline geliyorlar. Tek bir işe ve web sayfasına odaklanmanızı veya bilgi akışında düzeni korumanızı öneriyoruz.
Başlığı ilginç geldiği için bir bağlantıya tıklamak. Bu tür siteler kötü amaçlı olabilir. Bu tür içeriklere sahip web sayfalarından kaçınmanızı veya güvenilir bir güvenlik çözümü kullanmanızı öneriyoruz.
Sitelere sosyal medya oturum açma bilgileriyle kayıt olmak. Oturum açmak için sosyal medya hesabını kullanmak bir siteye veya uygulamaya hızlı erişim sağlayabilir. Ancak, bu seçenek siber suçluların sayfalarınıza erişmesini kolaylaştırabilir.
Çok fazla web sitesine kayıt olmak. Birçok kişi farklı web sayfalarında ikiden fazla hesaba sahip. Bazen bu hesapları kullanmıyor veya bu hesaplara ihtiyaç bile duymuyorlar ve parolalarını da hatırlamıyorlar. Ancak bu tür sayfalar yine de e-posta adresi, telefon numarası, parola ve diğer hassas bilgilere sahip oluyor. Bu tür hesapları düzenli olarak takip etmek ve silmek daha faydalı bir yaklaşım olur.