Bu şarkının caz cover’ı var mı?

Come on Ooh, yeah
Never be the same again
I call you up whenever things go wrong
You’re always there You are my shoulder to cry on
I can’t believe it took me quite so long
To take the forbidden step
Is this something that I might regret?
Nothing ventured nothing gained
(You are the one)
A lonely heart that can’t be tamed
(Come on, come on)
I’m hoping that you feel the same
This is something that I can’t forget
I thought that we would just be friends
Things will never be the same again
It’s just the beginning it’s not the end
Things will never be the same again
It’s not a secret anymore
Now we’ve opened up the door
Starting tonight and from now on
We’ll never, never be the same again
Never be the same again
Now I know that we were close…

Zoom KVKK’ya aykırı mı? NTV’deki röportajda yetkili ne söyledi

Zoom’u seyrediyorum NTV’de. Sorular çok kötü. NTV’de bir reknoloji sorusu soracak kimse yok mu? Bu arada cevaplar da özellikle güvenlik konusunda göz doldurmadı. Cevaplar kaçamaktı. En kötüsü kullanıcı bilgileri nerde tutuluyor sorusuna verilen cevaptı. Sanıyorum Zoom yetkilisi KVKK’yı incelememiş. Konu uzun vadede uzar.

Kızılderili şefleri trenle NewYork’a getirildi

Kızılderili şefleri trenle NewYork’a getirildi.
Bir heyet kendilerini karşıladı.
Konuklara toplantı öncesi kenti gezdiriyorlardı.
Sokaklardaki insan seli, arabaların, iş makinelerinin gürültüsü kızılderilileri şaşırtmıştı..
Birara Oglala Lakhotaları’nın şefi ve şamanı Heȟáka Sápa-Karageyik bir Ağustos böceğinin şarkısını duyduğunu söyledi.
Diğer reisler onayladı ama beyaz adamlar inanmadı.
Kentte Ağustos böceğinin olmayacağını, olsa bile bu gürültüde duyulamayacağı söylediler.
Karageyik ısrar etti.
Arabayı durdurdu.
İndi, ilerideki parka gitti ve bir ağaçta Ağustos böceğini gördü.
Amerikalılar şaşırmıştı..
“Olamaz” dediler, “Sende doğaüstü güçler var.”
“Hayır” dedi Karageyik,
“Ağustos böceğini duymak için doğaüstü güce ihtiyaç yok.”
“O zaman biz niye duymadık?” dediler.
Kara Geyik cebinden metal bir 50 sent çıkardı, kaldırımda yürüyen insanların arasına yuvarladı.
Bir anda herkes “Acaba benden mi düştü?” diye paraya bakmaya başladı.
Karageyik yanındakilere sordu:
“Anladınız mı?”
“Anlamadık” dediler.
Anlattı;
“Bir insan için önemli olan, nelere değer verdiğidir. Çünkü her şeyi ona göre duyar, ona göre görür ve ona göre hisseder.
Siz doğaya değer verseydiniz, Ağustos böceğinin şarkısını duyardınız…”
Bir kızılderili hikayesidir bu.
Kıssadan hissedir.
Şimdi sorun kendinize;
Neye değer veriyorsunuz?
Neyi görüyor, neyi duyuyorsunuz?
Duyduğunuz bozuk paranın sesi mi, Ağustos böceklerinin türküsü mü?
Goethe’nin bir sözü var.
“İnsanın gözü bildiği ve anladığı şeyi görür. Ancak,
Daha derin bilgi ve kültürün bize gösterdiği birçok şeyi, önümüzde durduğu halde yıllarca görmemiş olabiliriz.”

Corona sonrası dünya nasıl olacak

Aşı ve ilaçla ilgili tam bir müjde gelmese de artık yavaş yavaş eski ama eskisi gibi olmayacak yaşantımızın hayalini kurmaya başladık. Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak belki kısa süre eski düzene yakın bir normalleşme yaşayacağız ama kısa bir süre sonra radikal değişiklikler olacak.
Bilişim sektörünün uzun zamandır konuştuğu değişikliklere Corona katalizör etkisi yaptı. Her şey çok daha hızlı gerçekleşecek. Mesela Noah Harari’nin medeniyetin temeline koyduğu güven duygusu, artık belli kurumların hakemliğinde gelişmeyecek. Artık blockchain teknolojisi, bu kurumların yerini çok hızla alacak. Keza yapay zeka, artık insanlığın hiç durmadan insanlığın arkasını toplayacak. Dijital dönüşüm kurumların standart operasyonları arasında yer alıp, ar-ge gibi departmanlardan ziyade idari işlere bağlanacak. Robotlar kısa zamanda, hayatın parçası haline gelecek. İnsanın insanla teması duygusal amaçlar dışında muhtemelen sonlandırılacak. Yaşananlardan alınan dersler sonucu, evlerimizde karantina bölgeleri oluşturmanın dışında, ayakkabı çıkarma yeri olmayan (girişsiz) evler değerlerini kaybedecek. Artık tasarlanmaz olacak. Otomobillerimizde virüs, parazit, bakteri ve kimyasalları engelleyen filtreler olacak.
İş için dışarıya çıkma ve trafikte olma alışkanlığı tamamen yok olacak. Alışverişi artık düzenli ve çoğunlukla internetten yapacağız. Evlerde yaşam arttıkça, planları değişen evler önce şehirlere, sonra da yeşil alanlara yeni şekiller verecek. Şu anki büyük şehirlerde yaşayanlar azalacak. Köy yaşantısı daha yaygınlaşacak. Yeşiller artacak.
Daha hızlı iletişim daha çok teknoloji yerine daha uygun teknolojiden konuşacağız. Yeni teknolojilerin canlılar ve sosyal yaşama uygunluğu konuşulmadan yaşamımıza girmeyecek. İlaçlar gibi uzun süre test edilecek. Bazen onay alamayıp, yok olacak.
Uzay teknolojileri daha çok hayatımıza girecek. İnterneti özellikle interneten kullanmaya başlayacağız.
Corona öncesi sorunlarımızı çözmek konusunda daha fazla motivasyonumuz olacak. İklim değişikliği konusunda daha çok kafa yoracağız. Ağaçlanma, tarım alanlarında çözümler üretmek için yarışa gireceğiz. Banknot artık hayatımızda olmayacak. Para sadece bir rakam olacak. Bu sayede gelir uçurumu hem ulusal hem de uluslararası alanda ortadan kalkacak. Temel gelir (universal basic income) kısa zamanda ulusların uzun zamanda da dünyanın tamamı için uygulanmaya başlayacak. UN, WHO gibi uluslararası kurumlar devletlerin etkisinde kalmaktan kurtulacak.
İktidar, kurumlardan ülkelerden Thomas Friedman’ın da bahsettiği gibi “super-empowered citizen” (yani süper güçlerle donatılmış fertlerde) olacak. Yerel yönetimlerin gücü ve yetkileri artacak.
Tüketim alışkanlıklarımız da değişecek. Daha butik yaşamlar ve zevklerimiz olacak. Evlerimizden daha az dışarı çıkarken, bunun sebebi iş ve görevler yerine, sosyal ve kültürel ihtiyaçlar olacak. Zamanımızın daha azını çalışmaya ve görevlerimize ayırırken, daha fazla sosyal zamanımız olacak.
Evlerimizin yapısı da değişecek. Evler ihtiyaçları karşılamaktan çok yaşamak hatta çalışmak için tasarlanacak. Bu nedenle daha büyük sinema odaları, tele konferans alanlarımız olacak.
Aynı değişimi dijital hayatımızda da göreceğiz. Öncelikle buluta olan güven azalacak. Verilerimizi evlerimizde tutmaya özen göstereceğiz. Para kasaları gibi dijital kasalarda özel dijital verilerimizi saklayacağız. Bilgisayarlarımızda yeni kullanacağımız programları da karantinaya alacağımız özel yazılımlar olacak. Bu sayede zoom gibi yazılımlar çalışırken bilgisayarımızda bilgilerimize ulaşamayacak.
Her alanda decentralization
Dijital dönüşümden sonra en önemli konu merkezi olmayan yapılar olacak. Pandemi döneminde bu merkezi yapıların bize ne kadar çok zarar verdiğini hepimiz gördük. Hizmeti paylaştırmak için kurulan hastaneler aynı zamanda virüslerin yuvası haline geldi. Başta sağlık olmak üzere her alanda merkezi olmayan, dağıtık yapılar oluşacak. Neredeyse web’in ilk dönemlerinden beri her alana sıçrayan bu yapı, toplamın ayakta kalması için de çok doğru platformlar üretiyor. Bilişim ve finansdan sonra sağlık, politika hatta enerji sektöründe bile bu yapıları daha çok göreceğiz. Aslında sanıırm corona sonrası hayatımız merkezi olmayacak demek bütün bu olacakları özetleyecek.

Corona sonrası eğitimin geleceği

Deneme yanılmanın kötü bir öğrenme şekli olduğunu, bu yöntemin insanlığın sonunu getirmese de acı çekmesine sebep olacağını hep söylerim. Şu an Corona’ya hala bir aşının bulunamamasının sebebi de yine aşı da dahil modern tıbbın araştırma geliştirme yöntemlerinin hala ne yazık ki deneme yanılma yöntemine dayalı olmasıdır. Yapay zeka ile birlikte bütün dünyada eğitim sisteminin ilkelliği ciddi endişeleri ortaya çıkardı. Tam bunları tartışırken gelen pandemi, bir daha hiç geri dönmemek üzere bu sistemi bırakmaya zorluyor. Tabii şu anda en büyük soru yeni dünyada eğitimin nasıl olması gerektiği.

Şu an yaşadığımıza uzaktan eğitim diyemeyiz!

Okulların apar topar kapatılması, eğitimi evlere hapsetti. İlk bir ik hafta duruma ayak uydurmaya çalışan okullar ilk aşamada eğitim platformları oluşturmaya çalıştılar. Bunların bir kısmı ne yazık ki; sadece eski sistemi devam ettirmek amacı ile zaman ve mekan bağımlı sistemlerdi. İlk aşamada uzun zamandır kötü kullanıcı deneyimi ile yerlerde sürünen Skype yerine Zoom kullanılmaya başlandı. Her ne kadar bu yığılmayı kaldıracak doğru mimariye sahip olsa da, Zoom içinde güvenlik sorunları içermekteydi. Bu nedenle kısa zamanda Zoombombing adıyla anılan ve oluşturulan oturumların arasına rahatça kanca atarak giren ve toplantıyı sabote eden kötü niyetli kişiler oluşmaya başladı. Zoom bu konuda hızlıca düzenlemler yapmaya, Netflix ve Uber’den güvenlik uzmanları ile çözümler üretmeye geçmiş olsa da, zaten özünde video konferans yazılımı olan uygulama, kısa zaman da neredeyse bütün ülkelerin eğitim sistemlerince yasaklandı.

Dediğim gibi; aslında ne Zoom ne de Skype bir eğitim yazılımı değildi. Kaldı ki zaten eğitim sistemi çok kötü yakalanmıştı. Kimsenin çevrimiçi eğitimden haberi yoktu. Kısa zamanda belli bir saatte çocukları bir yere toplayıp aynı saatte yayın yapmak ancak video konferans olurdu. Bu yöntem sadece eğitimin büyük kısmını dışarda bırakmıyor aynı zamanda kalan kısmıyla da çevrim içi eğitimin bir parçası olamıyordu. Yani offline bir dünyada aynı saatte bir araya gelmenin bir anlamı olsa da, online (çevrim içi) dünyada bunun hiçbir anlamı yok. Bunun etkileşimi arttırmaya çalışması ise zaten dolu olan sınıflar için sadece öğretmenlerin isyan etmesini sağlayan garip kalabalık video konferans sistemlerini yaratıyor.

Eğitim nasıl olmalı?

Her ne kadar bu süreci, yalandan online eğitimle geçiriyor olsak da, böyle bir sistem hiçbir zaman mantıklı değil. Üstelik offline eğitimin bütün defolarını çevrimiçi eğitime taşıdığı için de uygulanabilir değil. Şu an hazırlıksız yakalanıldığı için içerik oluşana kadar devam ettirilse de her şey hazır olduğunda bir saniye bile dayanmanın mümkün olmadığı bir sistem.

Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak

Artık hiçbir şeyin Corona öncesine benzemeyeceğini kabullenip, bu yeni dünyaya ayak uydurmak gerekiyor. Üstelik bunu da tabii ki eğitim sistemimizden başlatmak gerekiyor.

Her sonun bir başlangıç olduğunu bilip; Faruk Eczacıbaşı’nın kitabındaki gibi “daha yeni başlıyor” dememiz lazım. Ancak bu bilinçle yeni dünyanın eğitim sistemini oluşturabiliriz.

Peki ama nasıl?

Öncelikle yeni dünyanın iki tane olmazsa olmazını göz ardı etmeyeceğiz. Birincisi insan odaklı olmak, ikincisi merkezi yapılar kurmamak.

Bu iki yaklaşıma dikkat edersek, okulların yeni dönemde daha az öğrencili olacağını görebiliriz. Daha az öğretmen daha çok çocuğu zaman bağımsız online yönetecek. İşin önemli kısmını yazılımlar, uygulamalar ve veri tabanları gerçekleştirecek. Böylece öğretmenler de yazının başında anlattığım deneme yanılmadan daha güzel öğretme yöntemlerine konsantre olacaklar. Çocuklar eğitimin dışındaki sürelerini kişisel gelişimlerine ayırabilecekler. Zaten yıllardır değiştire değiştire çöplük haline getirdiğimiz sistemi ancak tamamını çöpe atarak iyileştirebiliriz.

Örnekleri var mı?

Tabii ki bunun değişik örnekleri yıllardır başarı ile uygulanıyor. Udemy.com mesela. Sadece eğitimi almakla kalmıyor, materyallerden, öğrenimin derecelenmesine hatta sertifikaya kadar her şeye sahip oluyorsunuz.

Ya özel eğitim

Udemy anaakım eğitimi karşılayacak bir platformun nelere sahip olması gerektiğini çok net ortaya koyuyor. Ancak bazen çocuğunuz için özel bir eğitim de alınmasını isteyebilirsiniz. İşte bu tip durumlar için kişisel özel eğitim de daha ulaşılabilir olacak. Bunun örneklerinden birini 3 aylık bebek ile 5 yaş arasındaki çocuklar ve onların velileri için gerçekleştiren bir örnek biliyorum. Bunu da incelemek isterseniz vip.selinbebekaktivite.com adresinde görebilirsiniz.