Atıf Ünaldı Yazılar

-Atıf Ünaldı için-

Bu,

denizin maviliklerinde yitip giden

ölü gömücü aşk!

Anlık sesiyle böcekleri

dışarıya

hayata

çağırmayı bekeleyen çırak

O

bir

çocuk !

ne diz çöktü akitleri karşısında

ne eğildi

ki göreceğiz adımız okunduğunda

bize ne oyun edeceğini

geleceğin

Boşverip sırrını devşiren derviş!

içinde

ta derinliklerde

kıvrılıp uyuyan

bir hüzün

kozasında

yanıp kıpırdadıkça

zonklamaya başlar dağlar

kan şoruldar

güneşin barbar çocuklarının geçtiği yerde

baş

gövdeden ayrılarak

karışır dünya sayfalarına

kararıp nice derya

birgün

dönünce evine gerisin geri

kader beni istemiyor artık

.bunu biliyorum.

kuru bir yaprağın simgesiyle anılıp

ucuz bir köle gibi yüreğimin

pazarlardaki yalnızlığına

alışığım

Nedir

denizin şu kaylardan

alıp veremediği

nedir?

Kolum kalkmıyor

ergimiş gövdem

bir baştan bir başa dönemiyor sana

bir böceğin dünyaya karşı

hiç şaşkın

olmayan

beyni oturduktan beri beynime

yüreği yüreğime

Seni tutacağım elimi uzatabilsem

uzatamıyorum

göğsünden bir aşk bile çıkaramayan

kısır

seller mühürlendi ağzımı/açamıyorum

bir ada yüreğim yalnız, yapayalnız

kendi kendinin konuğu

Güneş miyim, ay mı, gökyüzü mü?

gece yağmurlarının tarifesinde

Kendini tabir eden rüya

aşklarım benim, hüzünlerim; hükmüm

umudu gönlümün

yüreğimin kesitinde

kendini desen yara

Beli kırık

yaralı bir kedi yavusunun yüreği

yüreğim: Aşklardan arındın

Çağla!

Çağla ve oğun

insanlaştırılmış tampon bölgede

kendi sırrıyla anılan sa’ra

O bir çocuk!

aşkı ekmek kadar yorgun

su gibi aziz

dağla

O bir çocuk! Olan çocuk

senin adını öptü Baban, onurla

kalbini gurbete gömdü

günü gelince

çürüyünce sular

her çocuk gibi tertemiz

ağla!

Hökürdeyip gelen bir sel var dağdan düze

diyor :

Seni Seviyorum !

Cumali Ünaldı

Marmaris, 10 Temmuz ’97, saat 07:00

Oldukça hareketli dönemlerden geçiyoruz. Yeni bir platform hayatımızda yer almaya başlıyor. Biz interneti gören kuşak olarak belki bizden önceki kuşaklardan daha şanslıyız ama bizden sonra interneti bir hayat biçimi olarak kabul edecek insanalara göre de inanılmaz zor bir dönemden geçiyoruz.
Kurumsal kimlikleriniz oluştururken birden fazla platformu düşünmek zorundayız. Oluşturacağınız markanın internet üzerindeki varlığını kontrol etmek zorundayız. Geçen ay içinde Türk Telekom’un Genel Müdürü İbrahim Hakkı Alptürk yeni GSM şebekelerinin isminin Aycell olmayacağını açıkladı. Kolay oluşmayan ve saatlerce yapılan kreatif çalışmayı çöpe atmak zorunda kaldı (http://www.ntvmsnbc.com/news/64795.asp). Bunun sebebi www.aycell.com adresinin, Türk Telekom’un Aycell fikrini açıkladığı 8.Ocak.2001 tarihinde 10 dolar’a alınmış olmasıydı. TT bu nedenle yeni oluşturduğu ismi ve sanal kimliği kullanamaz hale geldi. Domain’i satın alan kişi ile aralarında bir anlaşma sağlayamamış olmaları nedeniyle bu isimden vazgeçmek zorunda kaldılar. Bu yine içinde bulunulan duruma göre son derece başarılı bir çözümdü.
İştim’in yeni GSM şebekesi bu kadar şansa sahip olamadı. Yeni şebekenin isminin Aria olacağının duyulması ile birlikte hemen hepimiz www.aria.com adresine yelken açtık. Fakat bizi çok şaşırtan bir gerçek ile karşılaştık. Çok benzer iki logo. Birbirinin aynısı iki isim, URL’ler arasında ise sadece bir tr eki farklı. İşin reklmacılık kısmı ayrı bir tartışma konusu ama yeni bir kimlik, yeni bir marka veya kurum oluşturulurken bunu sanal ortamdaki görüntüsünün hesaba alınmamış olması ne kadar yazık değil mi? Milyonlara dolarların dolaştığı bir ihalenin sonucunda çıkacak markanın bu kadar kolay değerinden kaybedebileciğini düşünmek gerekiyor.
Harvard Business Review geçen haftalarda şirketlerin dot.com vizyonlarını oluştururken yaptıkları 10 ölümcül hatayı yayınladı. Bahsi geçen hataların içinde en önemlisi, internet teknolojilerini iin yanında ekstra zamanlarda, iinci iş olarak görmekte geçtiği görülüyor. Halbuki şu gün itibariyle oluşturacağınız her yeni değerin internet üzerinde de bir yere oturmasını sağlamak zorundasınız. Bu işin kolay olduğunu, bulunduğunuz ekonomik, iş çevresinin kurallarının geçerli olduğunu düşünmek ise yapabileceğiniz en büyük hata. Siber dünya kendine ait kuralları ile oluşturacağınız değerleri 10 dolalık harcamalarla tehdt edebilir. Bunun karşılığında sizin milyonlarınız hiçbir şey ifade etmeyebilir. Daha kötüsü milyonlarca dolar harcayarak gerçekleştirdiğiniz bir değerin siber dünyada 10 dolar bile etmemesi durumuyla da karşılaşabilirsiniz.
İster internet üzerinde bir değer oluşturun,isterseniz bir değerinizin internet üzerinde de var olmasını sağlamaya çalışın, yapılamaması gerekenlerin başında interneti bir ikincil iş olarak görmmek geliyor. Bu konuda siber dünyada araştırmalar yapmak , bu değerin internet üzerindeki görüntüsünü oluşturmak gerekiyor. Bunun için danışmanlar kullanılması ise sonucun daha hızlı ve kayıpsız alınmasına yardımcı olur.
Günler ilerledikçe, yeni yeni ikonlar, yeni bilgi parçacıkları bizden sonraki nesillerin mutlaka bilmesi gereken kültürler halini alıyor. Yeni kuşak içinde bilgisayar ve internet kullanmayı bilmeyen biri ayıpla karşılanacaksa, internet kültürüne aykırı bir sanal imajda aynı şekilde bugünlerden sonra ayıpla karşılanacaktır.
Sanal kimliğin oluşturulması amacıyla gerçekleştirilecek bir e-ticaret projesinin ana yapısına bakarak, bir hava yolu şirketinin bilet satışı ve tedarikçilerle bağlantılı bir yapı oluşturmasını söylemek son derece prematüre bir düşünce olacaktır. Sanal dünya üzerinde yer alan birçok şirket bu aşamayı çoktan aşmıştır. Dolaysıyla bu sadece ilk anlık şoku atlatmaya yarar. Bunu bir amaç olarak alan bir projenin başarısızlığı daha doğumundan bellidir. Keza bir kitapçı için oluşturulacak bir e-ticaret projesinde kitap araması yapılması gerektiğini söylemek de işlenmemiş ve herkesin aklına gelebilecek bir çözüm olmaktan ileri gidemeyecektir. Aslında internet kendi çerçevesi içinde de ayrıca imkanlar yaratan bir yapıdır. İş hayatında fazlaca göremiyeceğiniz özel distribüsyon yöntemlerine sahiptir. Bu nedenle iş hayatında yapmaktan çekindiğimiz bazı beraberlikler internet üzerinde garip karşılanmaz. Mesela bir kitap sitesine Amazon.com’un affiliate programından yararlanmasını söylemek, onu kendi silahıyla vurmak gibi görünse de internet üzerinde markalaşmış bir değer ile yapılan bu anlaşma onu da farklı noktalara taşıyacaktır. Son derece basit ve kolayca üretilebilecek bazı içerikleri üretmek için enerji harcamak yerine bu bilgileri bu konuda sadece internet üzerinde faaliyet gösteren bir siteden almak da aynı şekilde bir malubiyet değil zaman kazanımıdır. Fakat aynı mantıkla bir başka siteden “”alıntı”” olduğu belli olan bir bilgiyi kaynak belirtmeksizin kullanmaya çalışmak, kendi değerlerini üretmekten kaçınmak, internet kullanıcısı tarafından affedilmeyecek bir hatadır. Bir internet servis sağlayıcımızın sanki sadece kendisine tanınan özel bir anlaşma gibi empoze ederek bir arama motoru ile oluşturduğu affiliate programını internet kullanıcısı yutmaz. Aynı şekilde dünyanın en fazla ziyaret edilen sitelerinden birinin tasarımını kendi sitesine yerleştiren bir servis sağlayıcının da müşterilerini kaybetmekden başka birşeyle karşılaşacağı sanılmamalıdır. Bunlardan daha önemlisi bir kurumun internet üzerinde gerçekten varlık kazanabilmesi onu iyi şekilde temsil edebilen bir domain adı ile mümkündür. Hatta aynı ismin hem US hem de eğer alınabiliyorsa Türk versiyonunun alınması son derec büyük bir gereklilikdir. Bu arada tabii bu ismin kaybedilmesini önlemek ve saldırılardan korumak için, gerekli güvenlik düzenlemelerinin de yapılması gerekmektedir. Unutulmamalıdır ki bir domain ve bu domainin içeriğinin host edildiği server şirketin sanal kalesidir ve en ciddi şekilde korunması lazımdır. Tıpkı binanızın korunmasını güvenlik şirketlerine bıraktığınız gibi bunun korunması ve işletilmesi işini de yine bu işin profesyonellerine bırakmakta yarar vardır. Bu kişiler sisteminizdeki her türlü güvenlik açığını her an yamamakla yükümlüdürler. Bu nedenle bu kişilerin işlerini heran ve düzenli olarak yapmaları hatta gerekirse kontrol amacı ile deliklerin kapalı olup olmadıklarını kontrol edecek kişilerle de çalışmaları gerekmektedir. Bu üçüncü şahıslara “”white hacker”” denilmektedir.
Oluşturacağınız yapının ve kurum kimliğinin sanal dünyada temsil edilebilmesi için oluşturulacak sitenin de belli bir amaç üzerinde birleşmiş ve kendi içinde bir bütünlüğe sahip olması gerekir. Bu sanal yapı sizin kurum kimliğinizin bir paraçası olan logo, slogan ve renklerinizle de örtüşmelidir. Hatta ulaşmak istediğiniz kitleye yönelik bir arayüze sahip olması gerekmektedir. Özellikle pilotların gelmesi beklenilen bir sitede uçağın kokpitindeki renk, ikon, navigasyon ve görsel malzemenin kullanılması son derece doğru bir hareket olacaktır. Yapının oluşturulması da ihtiyaçlarınızın karşılanması anlamına gelmemektedir.
Sanal ortamdaki yapınız güvenli ve amaca uygun bir şekilde oluşturulduktan sonra buraya ziyaretçi gelmesi için sanal dünyanın tanıtım imkanlarının kullanılması gerekmektedir. Bu sayede gerekli yerlerde, farklı tanıtım araçları ile doyurucu ama amacına uygun bir tanııtımla siteniz amacına ulaşabilir. Bu tanıtım araçları hedef kitlenize ve politikalarınıza uygun olarak portallere banner vermekten, arama motorlarına kayıda hatta gerekli kesimlere yollanan e-postalara kadar çok değişik olabilir.
Unutulmamalıdır ki aynı semtomları gösteren hastalara bile doktorlar aynı ilacı vermezler. Yani her hastanın bünyesi, karakteri o an içinde bulunduğu ortam hatta o an piyasadaki ilaçların durumu bile doktorun müdahalesinde etkin olur. Sanal kurumsal kimliğin oturtulması da aynen buna benzer ve projeye, kurumun kimliğine göre son derece değişir.
NETleşmek üzere…

Atıf ÜNALDI

Sanal ajansınız MassNET

MassNet uzam kadrosu ile markanızı, kurumunuzu veya değerlerinizi sanal ortamda en iyi şekilde temsil etmenizi sağlar. Bu amaçla gerekli olan teknolojileri belirleryip görsel tasarımından, flash’a, asp’den perl programcılığına kadar son derece geniş bir yelpazede size hizmet verebilir.
Sanal dünyada oluşturmayı planladığınız değerleri, marka ve projeleri değerlendirir, gerekli altyapı ve teknolojiyi sağlayıp, projenizin başarıya ulaşması için gereken sanal pr etkinliklerini düzenler. Sanal ortamda ne kadar bilindiğinizi ölçekler. Tanınmanız için gerekli PR kanallarını seçer ve bunlara ulaşılmasını sağlar.
Kurumunuzun bu ortamda doğru bir proje ile yapılandırılması için gerek kurum içi gerekse genel olarak yapılması gerekenleri bildirip, bunlara en az enerji ile ulaşmanız için bilgi verir. Sanal ortamda yelken açabilmeniz için size destek olur.
Şirket içi haberleşmelerinizi sağlamak, organizasyonunuzu hızlandırabilmek için intranet uygulamaları planlar, geliştirir, destekler. İnternet oramında oluşturulacak yapınızın güvenliğini sağlar.
Tedarikçilerinizle en kısa zamanda bağlantı kurabilmenizi sağlamaktan, kurum dışı hertürlü sanal bağlantıyı kuramanızı sağlayacak extranet uygulamalarınızı projelendirir, geliştirir ve destekler.
E-ticaret uygulamalarınızın doğru ölçeklenerek, amacına uygun projeler gerçekleştirilmesini sağlar. Sadece B2C (Business to client – Şirketten kişiye satış ) değil şu an internet üzerinde son derece başarıyla uygulanan B2B (Business to Business – Şirketler arası) ve P2P (Peer to Peer – Kişiler arası) projeler gerçekleştirmeniz için knowhow ve proje oluşturulmasına yardımcı olur.
Oluşturulan projenizin şu an internete bağlanabilen her türlü cihaz tarafından desteklenebilemesi için WEB’den WAP’a hatta internet tv’lere kadar onlarca cihazın iletişebileveği teknolojiler oluşturur.
MassNet müşterileriyle birlikte geliştirdiği projelerin hedef kitleye ulaşıp ulaşmadığını analiz edip, bunun gerçekleştirilmesi için stratejiler belirler, uygular. Bu noktada interaktif ortamın bütün yenilik ve nimetlerini kullanırken, güvenli olmadığı sanılan internette size en güvenli yapıyla, en güvenli rotada ilerlemek için imkan tanır.

Web sitesi tasarım üç ana evreden oluşur.
1. Plan
2. Tasarım öncesi
3. Tasarım

Plan:

Amaç:
İnternet üzerinde yer kaplayan, her oluşumun balli bir amacı vardır. Bu amaç, sitenin oluşturulması aşamasında yapılacak olan her türlü faaliyete bir sorumluluk yükler. Amacınız hedef kitlenize, hedef kitleniz ise kullanacağınız teknolojiden, sayfanızda yer alacak her türlü içeriğe yön verir, anlam yükler.
İnternet üzerinde dolaştığınızda sitelerin genel olarak 5 ana amaç üzerine oluşturulduklarını görürsünüz.
a. Haber
b. Danışma
1. Database’e bilgi aktarımı
2. Database’den bilgi alınması
c. Eğlence
d. Tanıtım
e. İletişim

Bir web sitesi tasarımına başlamadan önce bu sitenin hangi amaca hizmet etmesi gerektiğini son derece belirgin cizgilerle ayırmalısınız, gerekirse siteyi belirgin bir şekilde ikiye bölerek bu ayrımı gerçekleştirmelisiniz. Aksi takdirde, ziyaretçileriniz aradıklarına ulaşamayacak ve siteniz oluşum amacını uygulayamayacaktır.
Her ziyaretçi tipinin kendine ait bir davranış, bir algılama mantığı vardır. Bu mantığa uygun oluşturulmamış bir sitenin amacını gerçekleştirmesi beklenemez.,
Haber amacı ile sitenize uğramış bir ziyaretçi, en kısa ve en az süsleme ile habere ulaşmak ister. Ama eğlence için sitenizi ziyaret eden kullanıcı ise gözüne hoş görünen, kendisini belli zamanlar arasında oyalayacak objelere ihtiyaç duyacaktır. Bu iki ziyaretçi birbirlerinden kesin olarak ayrı hatta birbirleri zıt yapılar içerirler.

Hedef Kitle:
Sitenizin amacı, sizi doğruca hita etmek istediğiniz topluluğa ulaştırır. Bu topluluk sizin bu sitenin amacına ulaşması için ihtiyacınız olan bir nevi müşteri kitlesidir. Amacınız doğrultusunda çizdiğiniz portre, hedef kitledir. Bu hedef kitle belli ortak amaçlar doğrultusunda web üzerinde sörf yapan, belli davranış normlarına sahip, ortak istek ve ortak beğenilerle birbirlerine bağlıdırlar.
Bu durumda iyi bir web sitesi bu kullanıcıların ortak paydalarına hitap etmek zorundadır.
– Bu grubu birbirine bağlayan nedir?
– Nerelerde bulunurlar?
– Bir yığın bilgi ve şeklin arasından ilgilerini ne çeker?

Bu soruların hepsinin belli cevapları vardır ve bu cevplar sitemizin üzerinde duracağı temeli oluştururlar.
Kapınıza gelen kargo servisinin paketi vermeden önce şarkı söylemesi size ne kadar itici gelirse, haber almak amacıyla sitenize bağlanan bir kullanıcıyı müzikle karşılamak da o derece yanlış ve anti-sempatiktir.
Sitenize bağlanacak olan hedef kitle ayı zamanda kullanmanız gereken, teknolojileri de belirleyen önemli etmenlerdendir. Unix tabanlı bir programın sitenizde tanıtımını planlıyorsanız, kullanıcılarınız text bazlı bir browser ile bağlanabileceklerini de öngörmeniz gerekir. Aynı zamanda kullanıcılarına Netscape 2.0 dağıtmış bir servis sağlayıcı iseniz. Sayfalarınızda 3.0 browserlarla görülebilen bir teknoloji kullanamazsınız.

Design Öncesi:

Web siteleri belli bir içerik üzerine kurulur. Bu içerik sayfanızı ziyaret edecek kullanıcıya öncelikle vermeniz gereken üründür. Fakat bir web sitesinde, önceliği teşkil eden en önemli noktalardan biri ise içeriğin sınıflandırılmasıdır. Bu sınıflandırılma işlemi güncelleştirme sürelerine göre düzenlenebilir. Eğer güncellenme süreleri birbirine yakınsa, ayrım hedef kitlenin ortak algılama noktalarına göre oluşturulmalıdır. Unutulmamesı gereken en önemli nokta internet kullanıcısının son derece sabırsız olduğudur.
Bilgi belli bölümlere göre sınıflandırıldıktan sonra, bu bilginin güncellenme periyotlarına bakılarak statik veya dinamik sayfalar oluşturulur. Statik sayfalar içindeki bilginin zamana veya kullanıcıya göre değişmediği sayfalardır ve içeriği öncelikli olarak bir tanıtım yada bir şirket bilgisi ile sınırıdır. Dinamik sayfalar ise belli değişkenlerle şeklini değiştirmese de içeriğini değiştiren sayfalardır.
Bir web sitesinin sayfaları arasında belli oluşumların kullanılması, o siteyi birbirine bağlar. Bu olgular logo, renk seçimi, ortak layout gibi bölümlere dallanır. Oluşturmaya çalıştığınız site bir şirkete aitse daha önce belli normlar üzerinde çalışılmış bir logo sizin en büyük yardımcınızdır. İyi planlanmış bir logo web sitesi ile aynı amaca sahiptir. Renk seçimi ve şekil oluşumu olarak sitenizde kullanmanız gereken kriterleri size ulaştıracaktır. Bunun dışında sayfalar arasında tekrar eden öğelerin belli lokasyonlara konması da sayfalarınızı birbirleri ile ilişkili kılar.
Design anında dikkat edilmesi gereken en önemli noktalardan biri ise, oluşumundan hemen sonra geometrik artış gösterecek olan sayfalarınıza sitenizin layout’unda yer bulabilmenizdir. Bu genişlemenin hangi dallara olacağını design anında öngörüp bu noktaları açık bırakmalısınız. Elektornik bir magazinin belli bir peryoddan sonra arşivlenmesi gerektiğini tahmin etmeli, ve arşiv opsiyonunu bu sitenin oluşumu anında bile hesaba katmalısınız.

Design

Sitenizin design anında insanlarda online duygusunun oluşturulması ana amacınız olmalıdır. Ziyaretçi bu sayede sayfalarınızdan hoşnut kalacaktır. Dinamik sayfalar için bu hissi oluşturmak zor değildir, fakat statik sayfalarda html dışında bu hissi verebileceğine inandığınız, ve yaygın olarak kullanılan bazı teknolojileri de kullanmalısınız.
Oluşum aşamasında başta palet olmak üzere, genel optimizason tekniklerine de dikkat etmeniz gerekmektedir. Aksi takdirde kullanıcı boş yere oyalamış olursunuz. Bu optimizasyon teknikleri genel olarak;
1. Gif, jpeg seçiminin yapılması ve optimizasyonu
2. hareketli resimlerde palet ve renk optimizasyonu
şeklinde olabilir.
İnternet kullanıcısı kendisine en kısa sürede tepki gösteren sayfalara daha sıcak bakmaktadır. Bu amaçla syafalarınız ( en azından başlangıç sayfalarınızın) hızlı yüklenebilir olmasına son derece dikkat etmelisiniz.

Sonuç olarak toparlamak gerekirse; bir web sitesi oluşumunda genel amaç: İnternet kullanıcısı havuzundan; hedef kitleni seçilip, oluşturulan siteye yöneltilip vermek istediklerini iletilerek kulanıcının internete geri yönlendirilmesidir.

Bir web sitesi oluşumunda_ herhangi bir aşamada_ yapılması gereken bazı önemli kurallar vardır:

– Resimleri bölünebilecek en küçük parçalara bölmeye özen göster, renk optimizasyonu yap.
– Animasyonlarda frame sayısı ve frame arası değişen pixel optimizasyonu yap.
– HTML dışında scripting language kullanmaya özen göster, bu sayede etkileşimi sağla
– Mouse over event’i kullan
– Update yap
– Bir paragrafta çok link kullanma
– İnternet kültürüne uygun hareket et (Büyük harf kullanmamaya özen göster)
– Yasaklama, teşvik et
– Orijinal olun

Aynı zamanda yapılamaması gerekenleri de sıralamakta yarar var:

– Teknoloji canavarı olmayın
– Kullanıcı hakkında bilmeniz gerekenden fazlasını öğrenmeye çalışmayın.
– Web design’ı teknik bir iş dışında bir sanattır, başkalarının yaptıklarını kopyalamaktansa kendi eserinizi yaratın…

1 atom sayılı bir element olmakla birlikte peryodik tablonun ilk elementidir. Hidrojen oldukça hoş bir elementtir aslinda , herşeyi bir ve bire yakın sayılardan oluştuğu için oldukça kolay bir elementtir.
Iridium, 77 atom sayısıyla peryodik tablonun altlarinda yer alır. Şekli kübik olup simetrik bir yapısı vardır. Motorola Amerika’da bir şirket. Bir proje geliştirmişler, atmosfere birkaç uydu atacakalarmış. Projenin ismini atom sayısından dolayı iridyum koymuşlar. Sonra sistemden 11 tane uydu kaldırdıklarında da sistemin işlediğini farketmişler ve 66 uyduluk bir proje haline getirmişler. Motorola reklamlarında gördüğünüz o insan azmanı gibi görünen ama (ilk cep telefonlarımıza göre oldukça küçük olan) cep telefonunu bu projenin görünen yüzü. Amaç dünya üzerindeki her noktayı kapsama alanına dahil etmek. İsterseniz bu konuda www.iridium.com ve http://www.mot.com/GSS/SSTG/projects/iridium/ adreslerinden bilgi alabilirsiniz.
İnternet 2, mevcut internet yapısına çevre yolu mantığıyla eklenecek bir otoban. Bütün kısıtlamalar ve çarpık yerleşmeleri ortadamn kaldıracak bir dosya. Bu da yetmez her Amerikalı’nın evinde fiber optik hat olmalı. Hemen çalışmalara başlandı.
Bir başka bakış açısı. En eski model uydulardan ilkini düşürdük, ikincisini “”başarıyla”” yerleştirdik. Başarı sözcüğüne dikkat. Düşürmek başarısızlık değil düşürmemiş olmak başarı. Adam öbür tarafta bir şirket olarak 66 uyduyu patır patır atmış. Aslında iki uydu var ama 77-11=66 yapınca ben de 2-1=1 yapmayı gerekli buldum.
Ne olacak bu uydularla, zamanın Bakanı televizyonda şov yapıyor tencere kapağıyla net yayın alma sanatı üzerine. Ne oldu? Boş.
En çok kazanan kit. Özelleştiriliyor. Aman önce onu özelleştirelim ki elimizde kalmasın. Hukuki engeller falan derken ne kit, ne özel mutant bir yapı. Arayıp kiminle görüştüm diyorsunuz devlet memuruyum konuşamam diyor. İsmini bile vermiyor. Sonra 3 milyonluk görüşme için faturanız ekleniyor ekleniyor 19 milyon oluyor. Biz özel şirketiz diyorlar.
Arkasından hadi hop biz hata ettik düzeltelim diyorlar. Kafanızda süper güçlü hatlar mükemmel bir yapı öne sürüyorlar sonra tarifeler bir açıklanıyor ki servis sağlayıcılar daha ucuz.
Yıllardır üniversiteler birbirine bağlanacak, furya başladı tabii herkes katılacak, her devlet dairesinin sonuna net ekle yeni bir proje. Açıklama istenince de devlet memuruyum. Ohh ne ala.
Evlerinize kablo getiriyoruz. Onlarca kanaldan yayın alacaksınız hem de cam gibi. Önce müzik kanalı var bizde diye en baba kanal kalktı ve bundan bahsedilmedi bile. Onu gömdük sonra para kazanamıyoruz diye diğerlerini de gömme eylemi. İşin altında bir de şu var;
Biz bunu yapamıyoruz kar ortakları alalım. Bu adamlar bizim işimizi yapsın ne uğraşacaz. Bu şebekeyi düzeltin üzerine de %25 ekleyin size iki yıl zaman. Onlarda cevap veriyor iyi o zaman biz bu yıl abone olmak isteyen herkesi geri çevirir bu yıl altyapıyla uğraşırız sonra gelecek yıl abone alırız. Peki bu yıl abone olmak isteyenler ? Onlar kendi hatlarını kendileri yapsınlar, parasını versinler heryere hat çekelim.Ama ben eski aboneyim eski hattımıda ben çektirdim ve devlete hibe ettim zaten ben sizin kit’e her ay 100 milyon para ödüyorum bir yığında vergi veriyorum onlar nereye gidiyor? Esssss….
Hani 1990’da telekominikasyonda dünya ikincisi olan yapı. Dünyanın en büyük telekominikasyon şirketlerini bile burdan kaçıran mevzuat nasıl bir şey?
Peki bir soru daha, insanları e-ticarete iten MAI’lerin burada ne işi var. Bilgisizce çıkarılan yasaların başımıza açtıklarını kim temizleyecek. Globalleşme yutuyor diyorlar. Bu doğru değil, biz sadece kendi kurallarımızla oynamaya çalışıyoruz ve bu mümkün değil.
Sen önce isim satma sonra içerik niye yok de. Peki yeni isimler çıkardın eskilerini ne yapacaksın. Neymiş Amerika’nın yaptığı hataymış. Mutlaka!?!?. Adamlar bu yüzden bu kadar başarılılar. En iyi Türkçe içerikli site listelerine bir bak bakalım kaç tane tr soyadlı site bulacaksın.
Adamlar mükemmel çalışan sistemlerini tekel oluşturuyor diye 4 şirkete böldüler. Yok tek elden olsunki kontrolü kolay olsun. Hadi interneti tek bir noktadan çıkaralım, bir de proxy programı yaptıralım üniversitelerimizde.. Dünyadaki tek akıllı biziz ya!?!?!
Hepinize iyi çalışmalar.
Not: Şu aralar Nokia 9110, Ericsson GC25, Toshiba Libretto gibi oldukça geniş yelpazedeki ürünleri inceliyorum. Yazılarımda bu tip ürünlerin kullanımları hakkında bilgiler vermeyi ve deneyimlerimi anlatmayı düşünüyorum. Bu ürünler hakkında yaşadığınız sorunları veya beğendiğiniz yönlerini bildirirseniz hep birlikte çözüm bulmaya çalışırız.

GrafiNET

Web ve internet, şu ana kadar bilgisayarla birlikte varolan olgulardı. Bu nedenle, bir internet kullanıcısının miyop, hipermetrop olup olmadığını bilemezsiniz ama iki önemli konuda çok net bilgiye sahipsinizdir.
1. Bir internet kullanıcısı çok farklı ürünlere sahip değilse_ki bu pek olmaz_ oturur pozisyondadır.
2. Büyük bir ihtimalle ekrana bakıyordur.

Bu basit iki bilgi biz çok ilginç denizlere götürür. Hemen isterseniz inceleme başlayalım. Kullanıcının oturur vaziyette olması bizim yapacağımız grafik tasarımını nasıl etkiler sorusunu öncelikle kendimize soralım. Tabii bunu çözümleyebilmenin en iyi yolu insanın tabiatında oturma fiilinin aslında yapay bir hareket olduğunu bilmek ve oturur durumd insanın aslında ne kadar rahatsız olduğunu anlamakdan başlar. Bu rahatızlık internet kullanıcısını huzursur, huysuz ve en önemlisi sabırsız yapar. Bir de internet hatları ile ilgili teknolojik yetersizlikler bir araya gelince, bir sitenin görsel malzemesinin gerçekte kullanılacak yazılı basın veya hertürlü medyuma göre son derece yetersiz olduğu görülür. İşte başarı bu teknik yetersizlikler içinde bile belli bir harmoniyi, düzeni yakalamaktır. Aslında internet teorisini anlayan herkes bunu kolayca yapabilir. Bilinmesi gereken ilk kural hiçbir televizyon kullanıcısı kötü bir televizyonla izlediği yayının başarısız olduğunu düşünmez, ama bir internet kullanıcısı bu konuda bir guru, bir otoritedir. Daha internete bağlandığı ilk anda karşısına gelen her türlü görüntüyü acımasızca eleştirir ve daha iyisini kendisinin yapabileceğini söyler. Bu fikri yoketmenin hiçbir yolu yoktur. Dolaysıyla bir webmaster ve webdesigner herzaman kendisine söylenen komik fikir ve acımasız eleştirlere sabır gösterip, fikrinin doğruluğu konusunda şüphe etmemelidir.
Bu sosyal olguyu bir yana bırakırsak bir internet grafiği ile uğraşmada ilk dikkat edilmesi gereken kuarıl hatlardaki yavaşlık olduğunu anlarız. Internet konusunda yaşanan en büyük sorun budur. Internet trafiği paketlerden oluşur. Bu paketler sunucu ile alıcı arasında modem bağlantısı varsa 700 byte, leased line veya kablo sistemi varsa 1024 byte civarlarındadır. Dolaysıyla yaptığınız her 10 kb gibi küçük resimle bile 10 – 15 paket civarında bir veri trafiği demektir. Bunun içine hatalı paketler ve hata kontrol sistemleri de girince, paket sayısı 20 – 30 civarına ulaşabilir. Dolaysıyla resmin transferini hızlandırmanın birincil yöntemi dosya boyutunu düşürmektir. Bir web sayfası html kodu da dahil olmak üzere 30 – 40 kilobaytı geçmemelidir. Bunun üzerindeki her türlü bilgi kullanıcı sabırsızlandıracaktır.
Eğer elinizdeki resim gereğinden büyükse bunu parçalara ayırmak ve html kodunda bu resimleri birleştirmek doğru olacaktır. Her resmin html kodundaki bilgisinin içinde sunucu üzerindeki yeri yazılmalıdır. Bu bir gereklilik değil zorunlulukdur. Aksi takdirde resim kesinlikle görüntülenemez. Bunun dışında html kodu içinde bir resim gören bir alıcı sunucuya resmin ekranda ne kadar yer kapladığını sorar. Sunucu ise resime bakıp ekrandaki genişliği konusunda bilgiyi gönderir. Html kodu içine resmin ekrandaki kaplayacağı yer yazılırsa, bu her resim için gerçekleştirilen diyalogdan kurutulunmuş olunur. Bir resmi web sayfanız içindeki koda farklı bir boyut bilgisiyle yazarsanız, resmin bu bilgiler ışığında alıcını browser’ı tarafından yeniden render edildiğini göreceksiniz. Bu pratik görünmesine rağmen oldukça yanlış bir yöntemdir. Bu şekilde ortaya çıkan resimlerde distortion çok büyük boyutlardadır.
Elimizdeki resimin web standartlarına uygun şekillendirilmesi, yüzlerce trik içeren bir harekettir. Dosya boyutundan sonra dikkat edilmesi gereken en önemli konu, resim için seçilen formattır. Web browserları çok çeşitli resim formatlarını desteklerler. Bunların içinde en yaygın ve bütün browserların kullandığı formatlar gif ve jpeg’dir . İki formatın birbirine göre çok değişik sıkıştırma yöntemleri vardır. Jpeg formatındaki resimler, yüksek sıkıştırılma kapasitesine sahiptir. Bu nedenle, özellikle geniş palet bilgisine sahip, fotoğraf gibi görsel malzemelerde jpeg formatının kullanılması uygundur. 216 renk altı palet bilgisi bulunduran grafik gibi kavramlarda ise gif formatını kullanılması gerekmektedir.
Eğer görsel malzeme bir grafikse ki, butonlar ve web sayfasının işlemesi için gerekli olan görsellerin hepsi grafiktir, gif formatını kullanılması gerekmektedir. Palet konusunda dikkat edilmesi gereken en önemli nokta bu tip resimlerin browser tarafından daha hızlı render edilebilmesi için 256 renk kullanılması gerekmektedir. Fakat Netscape browserlar bu sistem renk bilgilerinin 40 tanesini kendi logo gösterimlerine ayırmışlardır. Bu bize 216 renk bırakır. Bu renklerin sistem tarafından kullanılan bir paletten alınması gerekir. Bu nedenle özellikle grafik programlarında web safe paletten renklerin seçilmesi gerekmektedir. Bu tip işlevsel grafiklerin anlatımı yetersizdir. Anlatımı kuvvetlendirmenin en kolay yolu yazılarla grafiği desteklemektir. Bu durumda font becerileri grafik bilgilerinin içine girer. Font seçiminiz hedef kitlenin algılama oranlarına göre değişir. Ama font büyüklüğünde dikkat etmeniz gereken en önemli nokta küçük boylarda font kullanmanız gerekiyorsa tırnaklı typefaceleri kullanmanız. Bu arada eğer küçük boy fontlar kullanıyorsanız, anti-aliased kullanmamanız iyi olur. Bu sayede küçük boy fontların algılanması daha kolay olur.
Eğer elimizdeki resmin paletin de çok renk varsa jpeg formatını uygulamakda yarar vardır. Bu durumda paletin renklerinde birbirine yakın olanları birleştirmekde yarar vardır. Bu işi yapan optimizasyon programları vardır. Çok renk varsa resimin boyutu artar. Bu tip resimleri siz de optimizasyon programları kullanmadan yapabilirsiniz. İlk yöntem resmin kolorize edilmesidir. Eğer bunu yapabilecek bir programınız yoksa, size tavsiyem resminizin üzerine yüzde oranını sizin belirleyeceğiniz bir layer yerleştirmeniz. İki layerı daha sonra birleştirdiğinizde_ ki gif ve jpeg için bunu yapmanız zorunludur_ renk paletinizin birbirine yakın renklerden oluştuğunu göreceksiniz.
Renk oranlarını düşürmek de bu şekilde mümkün olacakdır.
Son olarak yazımızın başında internet kullanıcısının durumu ile ilgili ikinci anlattığımız konuyla ilgilenelim. Monitör başında oturan kullanıcı, belli noktalarda tv izleyicisi ile aynı algılama sistemlerini kullanır. Örneğin tv olarak verilmesinin, tv yayıncılığında bir takım standardların daha çok şekil almasıdır. Aslında yayıncılığın medyumlarına göre renk seçimlerinde değişiklikler olur. Kağıt, fotoğraf gibi belli bir zemin üzerine basılan medyalarda, kağıdın renginin o medyada kullanılabilecek en açık renk olması ve bu rengin hep üzerine uygulanan renkelere ekleniyor olması, bu tip medyalarda doymamış (unsaturated) renklerin kullanılmasını gerekli kılar. Monitor tabanlı medyalarda ise renk sorunsuz bir şekilde işlenebildiği için bu sıkıntı yoktur. Bu durumda rengin arkasındaki ışık ve ortamın genel ışık oranları önemli olur. Göz için bir kontrast oluşturmamak için kullanılabilecek en mantıklı palet doymuş renklerden oluşur (saturated). Bu izleyici de daha güvenilir bir intiba bırakır.

Annem küçükken bana “”haydi Atif”” dedeğinde “”haydimem”” dermişim. O zamanlar küçüktük.Tabii bir de ters doğmanın üzerime yüklediği ağır sorumluluğu düşünürsek bu cevap insanı pek şaşırtmıyor.. Geçenlerde televizyonda wapma yaa diye bir nida ile karşılaşınca o eski günlere geri döndüm. İçimde bir kıpırtı oldu. Bu kıpırt belli taşları yerinden oynatmış olmalı ki, büyüdü büyüdü ve içinde bulunduğum nezih ortama rağmen “”wapmıycam”” haykırışıyla dışarı çıktı.
Biz yıllardır bu teknolojilerin üzerilerine makyajlar atarak halka sevdirmeye çalışan aslında çok harika bir yaşama sahipmiş gibi görünen, ama geceleri yataktan “”acaba yeni bir teknoloji çıktı da benim mi haberim olmadı?”” korkularıyla uyanan bir gurup insaniz.. Aslında tanıma bakarsanız, korkularımızdan yola çıkarak pek insan demek garip olur.. İşin en komik yanı ise, bir konuya konsantre olup öylesine peşinden koşturuyoruz ki etrafımızda olup bitenlerden uzaklaşıp farklı bir aleme gidiyoruz.. Bu arada biz sanal alemimizde yaşarken dünyada bıraktığımız bedenimizin başına gelenleri ise ancak canımız yanınca farkediyoruz..
Dolu dizgin o teknoloji senin bu teknoloji benim koştururken, son 4-5 yıldır kulağımızın yanına bir eklenti geldi. Adına cep telefonu diyorlar. Gerçi neden cep telefonu dediklerini anlamakta çok zorluk çekiyorum. Zira bu telefon cepte durduğu gibi durmuyor. Bu cep telefonu denen nesne daha çok beyne yakın kulak yanı gibi mekanlarda konuşlanmayı seviyor… Ne kadar mobil ofis, hareketli telefon kulübesi, yürüyen banka diye bizi kandırsalar da bir süre sonra bilişimcilere hemen ulaşılabilen teknik destek hattı, gençlerin nerede olduğunu anlamaya yarayan baskın aracı olarak kullanılıyor.. Yani bu telefonlar bir süre sonra öğrencilerin prangası, bilişimcilerin ise müşterilerinin onu heryerde bulabileceği baş düşmanı halini alıyor.. Buraya kadar olan kısım, aslında çok beklendik gelişmeler. Hele bu telefonların yurt dışında hangi meslek grupları tarafından kullanıldığını biliyorsanız.
Gelelim asıl rahatsızlığa. Bundan bir yıl kadar önce devlet bu telefon çılgınlığını farketti. Durdurmak, halkımızı bu kötü araçtan kurtarmak için sigaraya, içkiye bile yapmadığı vergi eklentileri yaptı. Bunun da etki etmediğini farkedince, her türlü bütçe açığını, telefon kullanıcılarına kardeş payı ile dağıttı. Bir süre sonra faturanıza baktığınızda karşınıza diğer ücretler, tgm, ekp ücretleri ve özel işlem vergisi, özel iletişim vergisi gibi diğer hiçbir ücretlendirme sisteminde göremeyeceğimiz kadar çok özel kalemler ekledi. Hatta faturalarınıza bakarsanız vergiler toplandıktan sonra çıkan rakama bir de vergi ekleniyor. Yani devletimiz bize birşeyler anlatmak için vergiden bile vergi alıyor.Biz bunlarla yüce devletimizin neyi anlatmak istediğini bir türlü anlamak istemedik. Aslında kendimizi teknolojiye o kadar çok endekslemişiz ki etrafımızdaki gelişmelere at gözlüğüyle bakıyoruz.. Ama artık bu gözlükleri çıkarmamız lazım. Ben kendi adıma devletimin bana anlatmak istediğini anladım ve cep telefonumu kapatma kararı aldım. Cep telefonumu devletim bu ek kalemleri kaldırıp bana kullanabilirsin işaretini vermeden de açmayacağım.
Artık devletimin bana gösterdiği işaretleri daha iyi görüyorum. Bir süredir odaklandığım wap teknolojisi bile artık ilgimi çekmiyor.. Devletime birkez daha bu aydınlatmasından dolayı teşekkür ediyorum…
NETleşmek üzere… Eğer devletim bunu istiyorsa…

Yıllar önce iki meraklı oturup iki bilgisayarı birbirine bağlamış. Graham Bell, söz konusu olduğunda bu belki son derece büyük bir başarı sayılmazdı ama şu an bir bakış açısına göre (bu bakış açısı fikirlerine son derece saygı duyduğum bir gazeteci büyüğüme aittir) kapitalizmin iki çıkış noktasından biri olabilecek kadar önemlidir.
İnternet önce bir lüks, bir oyun aracı daha sonra da her fikrin üzerinde yaşadığı bir bilgi platform, bir hayat tarzı olarak okullarımıza, işyerlerimize ve hatta kolumuzdaki saatlere kadar yerleşti. Bu bilgi platform üzerine önce elzem olmayan bilgilerimizi yerleştirdik. Ama artık VPN lerle birlikte en hayati bilgilerimizde dahil herşey bu bilgi sathının üzerine yerleşeti.
İnsanın haberleşme adına yaptığı herşey bu ağın bir parçası oldu. Şu an canlı yayınlar da dahil olma üzere herşey bu ağın bir parçası.
Bu bilgi ağına web-centric bir gözle baktığımızda bizi ençok rahatlatan şey kaotik bir yapının varlığıdır. Doğal olmanın bir numaralı kuralı bu. Kendinden gelişen ve doğal yollarla büyüyen her “”yaşayan”” formun kaderi belkide. Peki bu kaotik yapı bazı noktalarda zorlamalarla düzenli bir yapıya dönüştürülürse ne olur?
Avusturalya yakınlarında bir adada fare popülasyonunun artışı üzerine yapılan araştırmada doğa bilimcileri, bu gidişatı durdurabilmek için adaya kedi getirmeye karar verdiler. Gelen kediler fareleri yeyince asıl sıkıntının farelerin çoğunlukla yedikleri böceklerin artışında olduğunu görmüşler. Adadaki böcek popülasyonu artınca da doğaya birkez daha müdahale ederek belli bir kuş türünün adada bulunmasını sağlamışlar. Kuşlar baskın bir şekilde üremeye başlayınca da o adadaki en önemli kuş türlerinden birinin soyu tükenmişti. Belgesellere meraklı biçok kişinin hatırlayabileceği bu olay, daha sonra büyümenin doğal yapısına ters düşülmemesi konusunda belki de en önemli kıstaslardan biri olmuştur.
İnternet üzerindeki yapı genel olarak çok başıbozuk ve kaotik bir şekilde büyümesine rağmen bu büyüme oldukça doğal bir düzlemde gerçekleşmektedir ve bu doğallık bir müdahaleyi gereksiz hatta yanlış kılmaktadır.
Bir ülkenin bütün internetinin tek bir noktadan çıkması durumunu varsayalım. Sonra bir başka ülke ile arasında bir sorun çıktığını ve bir şekilde bu çıkışın kapandığını varsayalım. (Bunun bir yöntemi ambargo diğer yöntemi ise bir bombalama olabilir.) Bu durumda bu ülke haberleşmesini neyle sağlayacak. Yada bir başka durum bütün internet bağlantıları tek bir hat üzerinden verilsin. Herkes aynı noktadan internete ulaşsın o zaman sonuç ne olacak? Bu hat bozulduğunda kim sorumlu olacak? Ne kadar tazminat ödeyecek? Veya hiçbir sorun yokken gayet rutin bir teknik düzenlemenin kimseye haber verilmediği düşünelim firmaların uğradıkları kesintiden kayıplarını kim ödeyecek? Nasıl hesaplanacak ve bu karşılanabilir bir zarar mıdır?
Bunları yaşayacak bir ülkenin var olduğunu zannetmiyorum veya 2000 yılında ayakta kalabileceğina inanmıyorum.
Netleşmek üzere…

INTRANET HAKKINDA BİLMENİZ GEREKENLER

İntranetler ucuz mudur?

Kurulum masrafları düşük gibi görülebilir.Etrafta boş duran bir PC bulursanız, biraz hafıza ve sabit disk ekler web server yazılımı kurar , network kartı eklersiniz ve işte yoldasınız.Bu bir başlangıç olabilir fakat İntranetinizin gelişmesini istiyorsanız siz daha bilmeden aşağıdakilerden bir ya da birkaçına ihtiyaç duyuyor olacaksınız.

q Daha hızlı bir server
q Daha fazla sabit disk alanı ve hafıza
q Daha iyi uygulumamalar(database uygulamaları, forumlar,multimedya desteği)
q Daha hızlı network ya da bant genişliği
q İntranetinizi yönetecek personel

Kurun ve çekip gidin !!

Pek çok intranet projesi mutlu sona uluşmamıştır.Nedeni ise çok basittir.İnsanların bilmemesi ya da hatırmaması.Bunun önüne geçmek için promosyon tekniklerinin kullanılması gerekir.Sadece İntranetinizi ziyaret ettirmek önemli değildir.Önemli olan insanların geri gelmesini sağlamaktır.

q Pazarlama departmanınızın uzmanlığına başvurun.
q İntranetinizin promosyonunu üst düzey yöneticilere yapın.Yöneticilerin tüm toplantı ve yazışmalarda intranetten referans vermelerini sağlayın.
q İntranet günü düzenleyin, ödüller dağıtın , kocaman bir banner yapın.
q İçeriğinizi düzenli olarak güncelleyin.Hava durumu,yerel haberler, basın bültenleri gibi yararlı, güncel bilgiler verin.

Intranet büyük organizasyonlar içindir.
Yalan.Firmanızın bir avcun parmaklarının sayısını geçmeyecek kadar çalışanı olsa bile İntraneti avantaj hanenize ekleyebilirsiniz.Bir intranetin başarısı masrafları azaltması ve verimliliği arttırmasına bağlıdır.Ayrıca küçük firmaların dev organizasyonları sollayıp İntranet teknolojileri ile başarıyı yakalamaları sık rastlanan bir durumdur.

Bu da gelir geçer aldırma
İster inanın ister inanmayın intranetler kalıcı olacaktır.Zaman içinde pek çok yeni intranet teknolojisi ve intranetin evrimini göreceğiz.Fakat İntranetler kesinlikle olacaktır.

Intranet için Internet bağlantısı şarttır
Değildir.Intranet dış dünyaya bağlı olmadan kendi kendine de çalışabilir.Internet bağlantınız olmadan da posta sunucuları, web sayfaları gibi Internet teknolojilerini lokal olarak kullunabilirsiniz.Fakat internet’teki içeriklere erişemezsiniz.

İntranetler az emek ister
Buna inanıyorsanız pek çok süprize hazırlıklı olmalısınız. Intranetler gerçekten çok hızlı büyüyebilirler.Eğer iyi bir plan ve büyüme stratejiniz yoksa küçük ve rutin bakım işleri için bir sürü zaman ayırırsınız. Yeni kullanıcılar eklemek, kullanıcı databaselerini güncellemek için tatil planınızı bavulunuzla beraber rafa kaldırmaya hazırlanın. Ayrıca matbaacınıza yeni birkaç tane fatura koçanı da ısmarlamayı ihmal etmeyin.
Intranetler güvenli değildir
Eğer intranetinizden internete bağlanamıyor ve internettende intranetinize girilmiyorsa bir güvenlik hatası olarak endişe edecek çok daha az şey bulursunuz.Internete bağlıysanız da intranetinizi güvenli kılmak için pek çok seçeneğiniz vardır.Firewall, SSL, şifre koyma, IP engeli, ve başka teknikler sizi istenmeyen vakalardan koruyacaktır.

Intranet lokal web sayfalarıdır
Intranet web sitisinden ibaret değildir.Intranet teknolojisi ınternet teknolojilerinden adapte edilmiştir ve bu da web sitelerinden çok daha fazla şey demektir. Şirket bazlı e-posta , push teknolojisi, haber grupları, sohbet gibi TCP/IP protokolü temelli basit ve çok daha karmaşık teknolojileri kullanmak varken neden kendinizi statik web sayfalarıyla sınırlayasınız ki?….

Intranetler PC’ler içindir
Sayfalarınız Unix makinelerde de Mac’lerde de çalışır. Fakat Java, Active X gibi daha ileri teknolojiler kullanmaya başladığınızda uygulamalarınızın sadece bazı Browserler tarafından desteklendiğini farkedersiniz. Firmalar bazı “Browser” standartları üzerinde çalışarak çakışmaların önüne geçmeye hazırlanıyorlar. Fakat bu zaman alacak gibi gözüküyor.

Intranet Outsource edilmeli mi?
Bu bir gereklilik değildir. Bilgisayar sektöründe bir intranet iskeletini planlayabilecek çok fazla bilgisayarcı vardır. Bunlara ulaşmak ise bir danışman aracılığıyla oldukça kolaydır. Ama eğer büyük bir şirketseniz ve bu işe ayıracak yönetim gücünüz yoksa hesap sorabileceğiniz saygın bir kuruluşa intranetinizi hazırlatabilirsiniz.

Intranet için bir danışman gerekli mi?
Yaptığınız çalışmaların boşa gitmemesini ve hazırladığınız sistemin gelecekte çalışabilecek bir yapıya sahip olmasını istiyorsanız, mutlaka ve mutlaka bir danışman ile çelışmanız gerekmektedir. Danışmanınız ilerleme yönünüzü ve şirketinizin yapısını göz önünde bulundurarak, sitenizin yapısını ve geliştirilme basamaklarını belirler. Sistemin outsource mu yoksa içerde mi hazırlanacağına karar verir.

A-Devlet
Yeni sakız e-devlet. Neymiş herşey daha hızlı olacakmış. Nüfus sayımı denemesinde son derece başarılı olduk, artık bu konudaki herşeyi internetten görebiliyoruz ya şimdi iş e-devlete kaldı. Bu ninni ne zaman bitecek merak içinde bekliyoruz.
Microsoft Sitebuilders toplantısında sql üzerinden yeni bir query sistemi anlatılıyor. Konu oldukça ilginç, elimizde datanın çeşitli boyutlardan query edilmesi ve sonuçlarının analiz edilebilecek şekilde üç boyutlu bir analiz yapısı. Anlatımdan sonra Yeni Zellanda nüfus sayımı sonuçlarının database üzerinde tutluşu ve analiz edilmesi konusunda bir örnek gösteriliyor. Arkadan bir ses geliyor;
– Bizim nüfus sayımını da böyle analiz edebilir miyiz?
Cevap ise yanındaki arkadaşından geliyor:
– Tabii ama biz daha toplamı bile öğrenemedik.
Yeni Zellanda’da nüfus sayımı datası üzerinden erkeklerin sigara içenlerinin, içmeyenlere oaranını bir web sitesinden görme imkanı varken, biz sonucunu bile öğrenemiyoruz. Nerede bu e-devlet?

B-Devlet
Bilişemediklerimizden misiniz?
Gümrüklerimizde son birkaç ay içinde son derece büyük bir bilişim ürünleri birikimi oldu. Teknoloji ürünlerinin Türkiye’ye girişi konusunda yeni bir yasa çıkarıldı. Türkiye’nin bir teknoloji çöplüğü olmasını engellemek amacıyla, içeri girecek bütün ürünlerin üzerinde 2001 model yazısının olması gerekiyormuş. Arabaların bu tip bir yazı ile geldiğini biliyorum ama bir bilgisayarın yada bir ses kartının üzerinde 2001 model yazısı görmedim. Görebileceğimi de zannetmiyorum. Zaten bu ülkeye eski teknolojiyi sadece tabak çanak basını soktu. Onları da bu tip yasaların durdurabileceğini zannetmiyorum. Olan Türkiye’deki distribitörlere oldu. Yine ürünler kaldı. Piyasadaki teknolojiler pahalandı. Zaten bu ülkede arasanızda eski teknoloji bulamazsınız. İsterseniz MMX mdel hatta bırakın MMX’i Pentium model bir cpu arayın. Olur ya cpu’nuz bozulmuştur ve anakartınızı değiştirmek istemiyorsunuzdur. Denemesi bedava. Piyasa da zaten eski teknoloji bulmak mümkün değilken bu şirketlerin hareketlerini kısıtlamak ne akla hizmet?

C-Devlet
Communication…
Hala TT satılacak diye bekliyenler vardır eminim. Ben açıkcası 95’te satılsaydı sevinecektim ama artık 2001’deyiz ve bu saatten sonra satılsa kaç yazar merak ediyorum. Avrupa’da telekominikasyon şirketlerinin satışı bitti. Yani artık piyasa da para da kalmadı, bu işin avantaj dezavantajları da ortaya çıktı. Eğer bu işten devletler zarar ettiyse satmamızın anlamı yok. Yok eğer devletler bu işten kar ettilerse, o zaman zaten araki TT’yi alacak birini bulasın. Bu saatten sonra her halikarda bizim TT kelepir oldu. Zaten görünen o ki kimsenin de satmaya niyeti yok…

D-Devlet
Devamlılık
1991’den bu yana internet popüler olsun diye uğraşıp durduk. Yıllar gelip geçti. Geçen yıl internet bir anda popüler bir hal aldı. Herkes konuya ilgi duymaya başladı. Biz de ne ala bu ülkede yeni yapılanmalara yol açar diye beklerken, aptal sarışınlardan, karizmatik beyaz saçlı beylere kadar onlarca kişi parsayı paylaşıp yeni popülerleri tüketmek için başka limanlara yelken açarken, bilişimciler arkadan bakakaldılar. Üzerine bir de kriz yaşadık. Bundan herkes payını aldı ama galiba paylar eşit dağıtılmadı. Onlarca teknoloji şirketi iflas etti. İflasların arkasında çeşitli nedenler var belki ama onlarca beyin ve kalifiye eleman ortalığa döküldü. Dökülmekle kalmadı, büyük bir kısmı batıya göçünü devam ettirip ver elini Amerika yaptılar. Buyurun işte kalifiye elemanlarımızdan oluyoruz. Tabii biz de beyin çok nasıl olsa onlar gidip orada hintlilerin yerlerini doldursunlar, biz burada yeni elemanlar yetiştiririz.
Devletin devamlılığı bu olsa gerek… Batıya göçün devamı….

E-Devlet
Efendiler;
Efendiler kendinize geliniz diyesi geliyor insanın. Bilişim’i durdurup adını konuşmakla birşey olmuyor. Beline baltayı vuracağınıza neden yardım almayı denemiyoruz.?
NETleşmek üzere….
Benden Duymuş Olmayın

– Dot.com.tr krizi devam ediyor. Aslında öncelikli olarak, holdinglerin eteklerine yapışan şirketler döküldü. Zaten büyük bir kısmı açıklarını holdinglerin diğer şrketlerine kapattırıyorlardı. Harvard Üniversite’sinde dot.com şirketleri olma yolundaki bu kuruluşları ayrı bir kategoride değerlendiriyor. Yani Türkiye’de bu mantıkla dot.com şirketi pek yok. Malum o zaman bizi kriz etkilemiş olamaz.
– Bu relay’e açık SMTP server’ların durumu ne ilginç. Geçen haftalarda medya kuruluşlarımızın birindeki bu sıkıntıyı size söylemiştim. Bir de finans kuruluşumuzun böyle bir sorunu var, ama bilşim uzmanının bunu farketmesi için daha çok ekmek yemesi lazım gibime geliyor.
– Bu finans kuruluşları da çok oluyor. Yine bir kuruluş yüzünden koca holding yerle bir oldu. İşin kötü tarafı yine ilk düşen koca holding’in internet şirketi oldu. Tabii ucuza net şirketini görünce şirketin üst düzey yöneticilerinden biri şirketi ucuza kapattı.

Haftanın Sayısı

9
Yeni platformun yeni ve geometrik yükselen bir reklam pastası olduğunu da gözden kaçırmamak gerekir. Geometrik gelişmeye örnek olması açısından birkaç rakam vermek sanırım yararlı olur. Dünyada internet üzerinde reklam için dönen para, 1995 yılında 100 milyon dolarken, bir yıl sonra 390 milyon dolara yükselmiştir. Aynı mantıkla bu rakam bu yıl tahminlerin neredeyse iki katı yüksek çıkmış, büyük forecast şirketlerinin tahminleri 4.4 milyar dolarken, bu rakam 9 milyar dolar olarak hesaplanmıştır. Türkiye’de ise yine aynı yıllarda bu rakamlar telaffuz edilir hale gelmiştir , 1999 yılında 5 milyon dolar iken ekonominin iniş çıkışlarına rağmen 2000 yılında 9 milyon dolarlara ulaşmıştır. 2001 yılında Türk şirketleri ilk defa internet reklamlarını bütçede kalem olarak almış olduklarından, bu yıl 75 milyon dolarlık bir tahmin oluşmuştur. Bu sayede Türkiye’de reklam bütçesinde belli bir paydanın internet üzerinden döneceği de tahmin edilmektedir.

Haftanın Ekranı:
Aria.com
Ben bu siteyi gerek tasarım gerekse logo yönünden çok beğendim. Aslında renler fazla cırtlak.. Biraz daha pastel tonları kullanılabilirdi. Bir de yuvarlak yerine elips kullanılsa tadından yenmez güzel bir logo olurdu. Bu arada bu logo bana bu aralar yapılan bir kampanyayı hatırlattı ama isim aklıma gelmiyor şimdi. Neyse bu koskoca iletişen toplumda birinin aklına mutlaka gelir ;-))

Internet üzerinde haberleşme artık öyle bir noktaya vardı ki, geçen yıl oldukça revaçta olan diğer iletişim araçları ile Internet arasında ara kapılar açma fikri bu yıl gereksiz görülmeye başlandı. Bunun anlamı şu; artık Internet’ten başka haberleşme platformu öngörülmüyor. Uzmanlar birkaç yıl içinde Internet’in, gündelik yaşamımızda gerçekleştirdiğimiz faaliyetlerin yüzde doksanının üzerinde yapılacağı bir platform olacağını söylüyorlar. Bunu kabul etmemek eldeki verilerle gerçekten imkansız. Internet’in bu hızlı yükselişine finans sektörü de kayıtsız kalamadı. Yeni açılan bu mecradaki pastadan büyük bir dilim alabilmek için en kısa yoldan en etkin şekide bu platforma geçmek gerekiyor.

Bankacılık sektörüde Internet üzerinde ne gibi fırtınalar kopmuş olduğunu görmüş olmalılarki, internet üzerinden para yatırma işlemi hariç her türlü faaliyeti gerçekleştirebilen sanal şubeleri geciktirmediler. Internet’in teknolojinin en son noktasına kadar kullanıldığı bir platform olması yüzünden para işlemlerinin güvenliliği oldukça önemli bir hal alıyor. Para transferleri sırasında bazı hayati bilgilerin Internet üzerinde bunu kötü amaçlarla kullanabilecek insanların eline geçmemesi, geçerse bile kullanamayacağı şekilde olması bu güvenliğin en önemli kuralı. Bu amaçla para akışı sırasında kullanılacak olan bu tür bilgilerin belli mantıklarla şifrelenmesi gerekiyor.

Internet üzerinde bu oldukça önemli bilgilerin bulunduğu paketler bu sayede güvenle dolaşabiliyorlar. Bu paketleri şifreleme metodları oldukça değişik. Bunların en eskisi ve en verimsizi kullanıcıda bulunan bir anahtar ile şifrelenen bilgilerin, bankadaki anahtar tarafından açılması. PGP denilen bu sistemi kullanacak her kullanıcının şifreli paketlerini açmak için bankada bir çift çözücü anahtar bulunması gerekiyor.

İkinci yöntem ise kullanıcının bilgilerini formun üzerinden direkt olarak şifreleyerek almak. Aslından bu sistem oldukça güvenli olmasına rağmen biraz verimsiz. Çünkü kullanıcının hayati bilgilerinin yanında şifrelenmesi son derece gereksiz bazı bilgiler de şifreleniyor. Bunlarin arasinda isim ve soyad gibi oldukça gereksiz bilgiler de var. Internet bankacılığı şu an güvenlik sistemi olarak bunu kullanıyor. Bu şifreleme yöntemi içinde de bazı seviyeler var. Bu seviyeler içinde en etkin olanı 128 Bit’lik güvenlik sistemi. Amerika bu teknolojinin ülke dışına çıkmaması için elinden geleni yapıyor. Fakat geçen sene haziran ayında alınan bir kararla bu teknolojinin uluslarası hizmet veren bankalara da dağıtılabileceği kararı alındı. Bunun için yerinde tespit yapıyorlar . 128 Bit güvenlik için başvurduğunuzda Amerikadan banka olduğunuzu kontrol etmek için iki memur gelim sistemlerinizi kontrol ediyorlar. Bu kontroller yapılmasının en yaygın sebebi güvenliğin, yanlış bir kullanım olduğunda çözülemeyecek kadar güçlü olması. Yıllar önce savaşlarda devlet bilgilerinin düşmana ulaşmaması için kullanılan şifreleme metodları geliştirilerek bankalarda para transferi için kullanılacağını hatta bunun Internet üzerinden dağıtılacağını kim tahmin edebilirdi ki?

Internet bankacılığının ikinci önemli dayanağı ise, verdiği hizmete endeksli. Bu noktada bir Internet bankasının hizmetini üç seviyede toplamak mümkün.

· Sadece bilgi veren sistemler
Genel bilgi amacıyla yapılmış bu sistemler güvenlik bile gerektirmezler. Internet bankacılığnın en prematüre hali sayılır. Amaç bilgiyi en geniş kitleye (bütün internet kullanıcılarına) ulaştırmaktır.

· Elektronik bilgi transfer sistemleri
Bu sistemler interaktif bankacılık içinde yeralır. Amaç kullanıcının ihtiyacına yönelik, özel mesajlar iletmektir. Buradaki mesaj kavramının içine otomatik oluşturulan, kişiye özel e-postalar da girmektedir. Mesaj listeleri ve bilgiyi ihtiyaca göre kullanıcısına ulaştıran herşey bu yapının bir parçasıdır.

· Bilgiyi tam transfer eden sistemler
Fiziksel işlemler hariç her türlü yapıyı bankacılık sistemi içine eklemiş yapılardır. Türkiye’de Internet bankacılığı yapan bütün kurumlar neredeyse bu son yaklaşımın içindedirler.

Internet bankacılığını inceleyebilmek için devamlı değişen ve her geçen gün farklı teknolojileri içine alan bu sektörü yakından tanımak gerekir. Yandaki kutuda bu konuyla ilgili uzun zamandır toplanmış linkleri bulacaksınız.

[kutu]

http://www.aba.com American Bankers Association (ABA)

http://www.bai.org Bank Administration Institute (BAI)

http://www.wimsey.com/~emandel/BankCD.html Bank CD Rate Scanner

http://www.bmanet.org Bank Marketing Association (BMA)

http://www.census.gov/ftp/pub/hhes/www Census Bureau

http://thomas.loc.gov/ Congressional legislative information

http://www.comsumerworld.org Consumer World

Haber Kaynakları:

http://www.adage.com Advertising Age

http://www.americanbanker.com American Banker

http://www.bankrate.com Bank Rate Monitor

http://www.barrons.com Barrons

http://www.businessweek.com Business Week

http://www.economist.com The Economist

http://www.forbes.com Forbes Magazine

http://www.pathfinder.com/fortune Fortune 500 Online

http://www.investors.com Investors Business Daily

http://www.kiplinger.com Kiplinger Online

http://www.pathfinder.com/money Money Magazine

http://www.newsweek-int.com Newsweek International

http://www.nytimes.com New York Times

http://www.sfgate.com San Francisco Chronicle/Examiner ‘The Gate’

http://pathfinder.com Time Warner

http://www.usatoday.com USA Today

http://www.usnews.com US News & World Report

http://www.wsj.com Wall Street Journal

http://www.washingtonpost.com Washington Post

Internet Bankacılığı hakkında kaynaklar:

http://kiwiclub.bus.utexas.edu/banks.html Dünya bankaları

http://www.bankweb.com/bankweb.html BankWeb

http://www.Bank-source.com Bank Source.com

http://www.netbanker.com/resources/fullserv.html NETBanker – true internet banks

http://www.omega-performance.com/hotlist.html Omega Performance

http://www.orcc.com/banking.htm “Online Resources & Communications”

http://www.qualisteam.com/aconf.html Qualisteam

http://www.aaadir.com Dünya Bankalari

Kredi Kartı ve özel kart merkezleri:

http://www.americanexpress.com American Express

http://www.discovercard.com Discover Card

http://www.mastercard.com MasterCard

http://www.smartcrd.com Smart Card Form alanları

http://www.smart-card.com Smart Card

http://www.visa.com VISA

Araştırma ve danışmanlık kaynakları:

http://www.ac.com Andersen Consulting

http://www.arthurandersen.com Arthur Andersen Worldwide

http://www.bah.com Booz Allen & Hamilton

http://www.cinfo.com/home.htm Columbia Information Systems

http://www.colybrand.com Coopers & Lybrand US

http://www.dttus.com Deloitte & Touche

http://www.edgardunn.com Edgar, Dunn & Company

http://www.ey.com Ernst & Young

http://www.forrester.com Forrester Research

http://www.gallup.com Gallup Organization

http://www.us.kpmg.com KPMG Peat Marwick

http://www.nielsen.com Nielsen Company, AC

Amerika’daki diğer finans bilgi kaynakları:

http://www.sec.gov

http://www.sba.gov

http://www.ssa.gov/

http://www.law.cornell.edu/ucc/ucc.table.html

http://congress.org

http://www.house.gov/white/internet_caucus/netcauc.html

http://congress.nw.dc.us/congressorg/hbank.cmm.shtml

http://congress.nw.dc.us/cgi-bin/subcom.pl

http://congress.nw.dc.us/congressorg/nscucmm.shtml

http://www.senate.gov/committee/banking.html

http://www.commercepark.com/AAAA/washington/sfc.html

http://www.house.gov

http://www.senate.gov

http://www.worldbank.org/

[/kutu]

Internet şubenizi seçerken;

1.. Trafiğin az olduğu merkezi bir yerde olmasına dikkat edin;
Internet şubenize giderken en kısa zamanda ulaşmak için, sitenizi hattı geniş ve Internet bağlantısına yatırım yapmış bir bankadan seçin. Yalnız bu bankanın hatlarının az kullanılan hatlar olmasına özen gösterin aksi takdirde trafiğe yakalanma ihtimaliniz yüksek olur.
2.. Güvenliğe özen göseterin:
Unutmayın ki banka memuruna bilgilerininizi ulaştırmak sizin sorumluluğunuz. Bu aşamada kaybolan hiçbir şeyden banka sorumlu değildir. Bu yüzden şubenizi en azından caydırıcı olması açısından güvenliği yüksek bir bankadan seçmeniz gerekmektedir. Bunu anlamak için o bankanın sitesine bağlanıp şubeye ulaştığınızda tarayıcınızın altındaki kilit yada asma kilitin üzerine tıklayın. Gelen ekranda 128Bit SSL yazıyorsa o banka güvenlidir.
3.. Internet’ten hangi işlemler:
Internet üzerinden hangi işlemlerin yapılabildiğini kontrol edin. Bu işlemler ne kadar fazlaysa o kadar az sorun yaşarsınız.
4.. Deneyebiliyorsanız müşteri olmadan şubeye bağlanıp arayüzün kullanımının kolaylığını deneyin. Bu size daha sonra kullanımda kolaylık sağlıyacaktır.