Atıf Ünaldı Yazılar

Hafta içinde Avrupa yakasını pek bilmeyen bir dostum beni ziyarete gelecekti. Benim ise evde kalıp, şu hepimizin keyifle izlediğimiz dijital platformlardan biri olan digiturk’un ekibinin, gelip tesisatı kurmasını beklemem gerekiyordu. Tabii arkadaşımın yolda kalmasına, bilmediği bir takside sürünmesine gönlüm razı olmazdı. Yıllardır tanıyıp, iletişim kanallarını kullanış biçimlerini hep takdir ettiğim, Ataköy Atamerkez taksiyi aradım. Telsiz ile buluşma noktasına tam saatinde bir
araba göndermelerini istedim. Bu noktaya kadar başımıza gelenleri bir bilgisayarcı gözünden incelemek istiyorum. İlk dikkat etmemiz gereken nokta taksi şirketi. Teknolojiyi, özellikle iletişim teknolojilerini son derece başarılı bir şekilde takip ediyorlar. İstanbul’da ilk telsiz kullanan taksi şirketi olmaları bu tezimi doğrular nitelikte. İşin daha güzel tarafı teknolojiyi başarılı bir şekilde kullanıyorlar. Yani her an taksilerle iletişim halindeler. Taksi şoförleri ile yaptığım bir konuşmada bunun onlara ne gibi avantajlar sağladığını ballandıra ballandıra anlattı bana. Bu teknoloji aslında bir IT (Information Technologies) gibi görünmesine rağmen tam da bir CT (Communication Technologies). Bu arada merak edenlere küçük bir not, şu an digitürk seyrediyorum ve ekibin çalışma, tesisatı bağlama hızından, görüntünün kalitesine kadar her noktasında arayıp da bulamadığımız hoş bir gelişme olduğunu söylemek istiyorum.
İsterseniz artık IT ile CT arasındaki farka geçelim. Geçen gün benimle yapılan bir ropörtaj sırasında, geleceğin mesleği nedir sorusuna CT cevabını verdim. Bundan üç dört yıl önce ise Yeni Türkiye dergisi için yazdığım bir yazıda, aslında bu konunun buraya geleceğini işin teorisini tam oturtamadığım halde yazmıştım. Medya ile uğraşanlar “”demassification”” kelimesinin anlamını çok iyi bilirler. Mass medya (Kitlesel medya), bu işi yapan kuruluşların sayısının artması ile parçalara bölündü. İlk zamanlar sadece Time dergisi varken sonra Newsweek ve sonra diğerleri gelince, hedef kitle küçüldükçe küçüldü. Bu küçülme internetteki personalization (kişiselleştirme) teknolojisi ile, kişiye özel medya haline geldi. bu medyacıları son derece rahatsız eden bir gelişme olarak literatüre geçti tabii. Ama asıl sorunu farketmedikleri için, şu an gözleri büyük. İnternet ile birlikte herkes bir medya haline gelebiliyor. Bu ise bilginin doğruluğunu sorgulamayı oldukça zorlştırıyor. OSS sınavı öncesi oluşturulan ve tarihe geçecek bir komiklik olarka yerini alacak olan protestoss bu noktada çok iyi bir örnek galiba.
Bilginin doğruluğunu internet üzerinde nasıl kanıtlarsınız? Bu aslında üzerinde düşünülmesi gereken bir konu. Tabii hemen internet öncesi mantıklarla düşünen insanlar, bilgiyi kontrol eden bir teşkilatlanmaya gidelim derler. İnternetciler ise buna son derece büyük kahkahalarla gülerler. Çünkü, internetciler ikiye ayrılır. İyi niyetli olanlar, böyle bir sistemin başına geçecek olan ve kendisine denetleme yeteneği verilen kişilerin bu imkanı ne kadar kötüye kullanacaklarını bilirler. Hele frekans tahsisi için, kurulan bir kuruluşun, kanal kapatma kararları almakdan başka bir iş yapmadığı bir ülkede, böyle net ve legal bir denetleme yetkisi adamı kral yapar. İnternet kullanıcıları arasında bir de kötü niyetliler var tabii. Bunlar önce bu kurumun çalışmasına zarar verirler, daha sonrada sertifika taklidi yaparak yeni protestoss vakaları oluştururlar. Bu noktada biz bilginin gerçek olduğunu bu koca bilgi çöplüğünde nasıl anlayacağız. Bir bilginin doğruluğunu kim belirler. O bilgiyi oluşturan kişiler tabii ki. Burda gelecek yüzyılın medyası insanlara bilgininkaynaklarını gösterirler sadece, daha fazlasını yapmaya yetkileri ve daha kötüsü etkileri yoktur. Yeni Türkiye’de bu bilgileri yazarken sadece öngörü yapıyordum, şimdi ise bunu çok net görebiliyorum. İşte bu anda IT görevi artık bitmiş oluyor, misyon CT ve MIS (management information systems) ‘e teslim ediliyor. Zaten son on yıl içinde bilhgi kaynağı olmaya çalışan kurum ve kuruluşların yaşadıkları en büyük sorun buradan çıkıyor. Her nekadar bilgisayarcılar bunu dünyanın en büyük sırrı gibi saklasalar ve kendi eksiklikleri olarak görseler de, bilginin depolanabilmesi için ortak bir bilgi ambarının oluşturulması gerekir. Bu ambarların ise belli bir format yani düzene ihtiyacı vardır. Fakat bilgi tek kaynaktan üzeretilmiyorsa bu formatlar ya bilgilerin bir kısmını filtreler yada hepsini içine almak için esnek bir yapı oluşturmaya çalısır. Hemen belirteyim ne veri depolama yazılım şirketleri ne de herhangi bir 3rd party şirket bu esnek yapıyı oluşturamadı. O zaman gerçekten görev bilginin yerini bildiren, gereken bilgi ile ona ihtiyacı olan kurumu bir araya getiren, iletişim teknolojilerinin ortaya çıkmasıdır.
İnternette bu tip kurumlar artık ortaya çıkmaya başladı. Arama motorları, meta-arama motorları derken, bu iş gittikçe önemli hale gelmeye başladı. Zaten Tükiye’de de birçok kurum ve kuruluş, arama motorlarına ilgiyi arttırarak, bu konuda nelere dikkat edeceğini gösterdi. Evreka arama motorunun başarısı ise tam da bu nedenden.
NETleşmek üzere.

Site-m

www.sitebuilders.org

Profesyonel internetçilerin yıllardır buluşma noktası olan sitebuilders grubu yeniden açıldı. Hepinize tavsiye ederim. Özellikle, üye olup mailing listine girmeyi başarırsanız (ancak sorulara doğru cevaplar vermeniz durumunda, üye olabilirsiniz, çünkü bilgiler kontrol ediliyor) çok yararlı bilgilere ulaşacağınızı söyleyebilirim.

www.unaldi.org

Uzun bir aradan sonra sitem birkaç eksik olmasına rağmen yeniden açıldı. Artık eskisi gibi sadece yazılı basında yer alan yazıları değil, sadece site için yazılan yazılarıda bulabileceksiniz.

www.x-men-the-movie.com

Xmen tam bir tasarım harikasıdır. Spiderman ile birlikte en fazla beğendiğim ve okuduğum çizgi romanlardan biridir. Biliyorsunuz yakın bir zamanda filmi de gösterime girecek. Ben filmi çok başarılı bulduğumu söylemek isterim. İsterseniz siteden trail’lerini izlemek imkanını bulabilirsiniz.Bu arada filmi de kaçırmamanızı tavsiye ederim.

www.ibis.com.tr

Son derece başarılı bir arama motoru. Zaten Türkiye’de sadece iki büyük arama motoru, bu ülkedeki en büyük içerik üreticisi olan medya kuruluşlarını indexleem işini yapıyor. Bunlardan en başarılısı ibis. Zaten bunu da büyük medya kuruluşlarını müşteri portföylerine koyara göstermişler.

www.asparagaz.com

Uzun zamandır bu siteye bakmayı unutmuştum doğrusunu söylemek gerekirse. Geçen gün çalışmaları ile hepinizin takip ettiğini umduğum Atilla Bey beni bu siteyi ziyaret etmem konusunda uyardı. Yeni açılan “”paralel ilanlar”” kısmı son derece hoş olmuş. Hepinize tavsiye ederim. Yalnız random seçilen bu ilanların bir kısmı aynı sayfada iki kez geliyor, Mod, detay herhalde buna dikkat etmemişler. Asp koduna birkez daha bakmalarını tavsiye ederim.

www.rtuk.org.tr

Hep size özel sitelerden mi bahsedeceğim. Rtük tv ve radyo ortamlarında Türkçe kullanımındaki sorunu farkederek hemen bir referans dosyası hazırlamış. Bunun internetten ulaşılabiliyor olması ise bizim için büyük bir nimet. Yalnız ana sayfanın isminin “”Home Page”” olması benim dikkatimi çekti. Herhalde Rtük “”Home Page”” kelimesini de Türkçemize kazandırmak için çalışıyor.

www.cepport.com

Gerçekten çok başarılı bir wap sitesi. Hertürlü bilgiye anında ulaşabiliyorsunuz. Fakat şu ana sayfada çıkan cepport logosunu kaldırsalar da siteye daha çabuk girebilsek daha iyi olmaz mı?

Benden Duymuş olmayın

– Kolay bir servis sağlayıcımızın sisteminde kolay açıklar olduğu yolunda bir haber aldım. Neyse ki admin arkadaşımızın e-mail adresini sadece birkaç kişi biliyor. Yoksa herkes bütün maillerini okurdu.

– Servis sağlayıcıları yapmakla ünlü bir şirketimiz, geçenlerde bir bankanın servis sağlayıcı açma teklifini kabul etmemiş. Ya banka küçük geldi, yada ilaç gibi gelen başka şirketler var.

– Yine büyük bir servis sağlayıcımızın, adserver bilgilerine, domainin başına ads ekleyerek ulaşabiliyorsunuz. Her ne kadar bu büyük bir sorun olmasa da biraz düzensizlik oluşturuyor gibi geliyor bana.

Yeni çıkanlar

– Amerika’da yapılan bir araşırma, internet kullanıcılarının yüzde 65’inin interneti bilgisayar dışı ortamlardan kullanmak istediklerini göstermiş. Bu gerçekten önemli bir gelişme. Türkiye’de geçenlerde çıkan Net.tv aslında tam bu amaca hizmet ediyor. Hem de eksiği yok fazlası var. DVD player’da eklemişler. Sadece bir önemli konuyu atlamışlar, tv’nin ses, ve görüntü çıkışı yok. YAni bu sistemi bir home theater’a eklemeniz mümkün değil. Umarım İhlas.net yöneticileri bu sorunu farkederler.

– Wap’ın uzmanı olarak çıkan Ericsson R320s gerçekten çok başarılı bir telefon. Boyuna rağmen Nokia 9110 ile yarışabilecek bir kullanım kolaylığına sahip. Bu aletin güzelliğini görünce Ericsson R380’i son derece merak etmeye başladım. Bu versiyonunda ekran daha büyütülmüş ve bir pda eklenmiş.

– Oyun çılgınlarının merakla beklediği, strateji oyunları için yapılan mouse çıkmış. Bilişim sırasında biraz oynadığım bu alet kullnımı açısından çok başarılı görünüyor. Size bu konuda yakın zamanda daha fazla bilgi vermeyi umuyorum.

Haftanın sayısı:

777 : Unix kullanıcıları yakından bilirler. Bütün kullanıcılara yazma okuma ve yönetme hakkı verme sayısıdır. Chmpod komutu ile düzenlenir ve son derece başarılı bir algoritması vardır. Yüzlük hanedeki sayı admin, onluk kısımdaki sayı user, birlik kısımdaki sayı ise kullanıcıyı temsil eder. 4 okuma, 2 yazma, 1 çalıştıma hakkıdır. Yani 644 admin okur yazar, kullanıcı ve konuk sadece okur kimsenin yazma hakkı yoktur demektir.

Yazarın notu:

– Cumhurbaşkanımız, teknoloji üretmemiz gerektiğini belirtmiş. Kendilerini zaten ilk anlarından bu yana saygıyla izliyorum. Verdiği kararlar ve etkileri son derece saygıdeğer. Teknoloji üretmedikçe gelecek dünyada yerimiz olmayacağının farkedilmiş olması gerçekten çok güzel.

– Geçen hafta Mustafa Hoca, internet üst kurulunun yapısının değiştirilme kararını aldıklarını söylemiş. Hocam isterseniz ilk olarak bu üst kelimesini kaldıralım. Orası bir hizmet kurumu, isminin internet hizmet kurumu olması, insanların ilgisini daha da arttıracaktır.

Renkler, kişiler:

Kırmızı: Geçenlerde bir reklamda, iki ilginç ifade ile karşılaştım. “”Türkiyenin ilk internet’i”” ve “”En teknolojik internet””. Hadi reklam yazarları bu internet işinden anlamıyor, bu reklamın yayına girmesi için onay veren “”akademisyenler”” de mi nu konuyu anlamıyor. Lütfen biraz dikkat.

Transparant: Biliyorum bir renk değil ve emin olun bunu üzerlerine giydikleri transparan kıyafetler için böyle nitelendirmiyorum. Tepkisiz kaldığımdan bunu yazıyorum. Bir manken kendi resimlerinin bir web sitesinde izinsiz olarak kullanımını aynen şu cümle ile anlattı:
– Beni de internet’e koymuşlar.
Şok oldum.

Türkiye´de internetin öncülerinden biri sayılıyorsunuz, bu sektöre ne zaman girdiniz?

Doğrusunu söylemek gerekirse biz interneti bir kaynak olarak görmeye başladığımız günlerde Türkiye’de bir sektörden bahsetmek mümkün değildi.
Boğaziçi üniversitesinde Türkiye’nin ilk BBS’ini (Bulletin Board System) kurduğumuzda, sektörün bu noktaya geleceğini ümit ediyorduk ama doğrusu tahmin etmiyorduk.
Hatta Türkiye’nin ilk internet servis sağlayıcısını kurduğumuz zaman bu konuda hala bir takım şüphelerimiz vardı. Ama artık bunlar geride kaldı.

Internet her nekadar faydalı bir araç olsa da, kişilere ve kuruluşlara zarar da verebiliyor. Siz ve şirketiniz kurucusu ve içinde bulunduğunuz bu sektörden zarar gördünüz mü?

Aslında bu çok önemli bir konu. Internet’in var olması ile birlikte bilgi değer kazandı. Fakat ne yazık ki, bu bilgiyi kötü amaçlarla kullananlar da oldu. Şirketleri bu platforma çıkarmayı önererek bunu gerçekleştirmeyenlerden, hazır bilgileri çalanlara veya siteli kıranlara kadar güvenliğe zarar veren kişiler oldu.
Şirketim veya müşterilerimin bundan zarar görmemesi için bu konuda çalışan bir güvenlik birimine sahibiz.
Bu birim sayesinde şu ana kadar herhangi bir sıkıntı yaşamadık.

Internet mevcut hukuk kurallarının dışında bir platform bunun kullanılabilme ihtimali var mı? Varsa bu konuda çözüm üretmek için neler yapmak gerekir?

Biliyorsunuz internetin yeni kullanım alanlarından biri de e-ticaret. Bu teknoloji o kadar hızlı ilerledi ki internet üzerinde dönen paranın büyük bir kısmı bu kaynak aracılığı ile elde ediliyor. İnternet’in fiziksel sınırlardan uzak bir teknoloji olması, ülkeler arası mevcut ticaret yasaları dışı bir faaliyet haline getiriyor. Bu nedenle oluşacak açıklar ise ülkeler açısından büyük sorunlar yaratıyor. Aynı sorun sadece uluslarası yasalar için değil ülke içi yasalar için de geçerli. Oluşan bir yasal sorunda bunun hangi ülke kanunları ile çözüleceğine karar vermek gerçekten imkansızdır. Nitekim bu sorunların çözülmesi için, ülkeler bir komisyon kurarak harıl harıl çalışmaktadırlar.

Internet’i bir medya olarak nasıl tanımlarsınız?

Aslında öncelikli olarak medyanın ne olduğunu belirlemek lazım. Medya eğer bir medyum üzerinde ileri geri mesajların taşınması ise bu noktada bazı tartışmalarla _ ki bu konuda ki benim en büyük kanıtım internetin medyaların aksine prensipte pull yani istek karşılığı çalışıyor olması_ kabul edebilirim. Ama açıkca söylemek gerekirse, ben internetin bir medyadan daha büyük, hatta medyaların hepsini içine alacak bir platform olduğu görüşüne sahibim. Nitekim şu anda geleneksel medyaların hepsinin net üzerinde de vücut bulması bu görüşümü doğrular nitelikte.

Sizce Web tasarımı bir sanat mıdır?

Tasarımın doğumdan başlayıp, ölüme kadar her insan tarafından yapılan faaliyetler sinsilesi olarak düşünmek gerektiği görüşündeyim. Bu bakış açısı, tasarımı bizim açımızdan tamamiyle amatör bir faaliyet haline getiriyor. Herkes tarafından yapılan bir faaliyeti yapan uzmanların her türlü eleştiriyle karşılaştıklarını siz de benim kadar bilirsiniz. Bu durum ise bu faaliyeti tam anlamıyla profesyonel bir iş haline getiriyor. Web tasarımı, bazı noktalarda klasik tasarımdan da ayrılıyor. Öncelikle, bir design gerçekleştirirken aynı zamanda yüzlerce teknik sorunla boğuşmanız gerekiyor. Ayrıca bu bir ekran platformu olduğundan, sizi ekran teknolojileriyle de bağlıyor. Hepsinden farklı olarak, kimse miyop olduğu için okuduğu gazetenin tasarımına feveran etmezken, bozuk bir bilgsayar kullanan birisi yaptığınız tasarımı, çok net bir dille eleştirebiliyor. Kaldı ki, tasarımınızın hangi bilgisayarda, hangi ekran çözünürlüğünde çıkacağını tahmin etmek mümkün değilken, sizin bu kontrolleri de yapabiliyor olmanız gerekiyor. Teknolojilerdeki standartsızlık sizi farklı tasarımlar yapmaktan hep alıkoyuyor.

Web tasarım şirketlerinin geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Bilişim, özellikle internet sektöründe hayatta kalma konusunda en az sıkıntıyı bu şirketler çekecek. Bunun çok önemli bir nedeni var. Teknoloji değiştikçe bu şirketlere olan ihtiyaç daha fazla artıyor. Büyük şirketlerin kötü internet deneyimleri, bu şirketleri yakın bir zamanda kurumsal kimlik hazırlayan kuruluşlar haline getirecektir. Bunun en büyük örneği Barnes and Noble’dır. Şirket Amazon’dan daha sonra girdiği internet ortamında hep büyük bir şirket olmanın ve yetersiz kalmanın sıkıntıları ile boğuştu. En sonunda, internet sorununu çözmek için, fiziksel politikalarının çok dışında bir yapı oluşturmak zorunda kaldı. Aynı sorunu birkaç ay içinde kurumsal kimliği için de hissedeceği bence artık bir öngörü değil.

Reklam sektörünün internete kayması konusunda ne düşünüyorsunuz?Internetin bu pastadaki payı gittikçe büyüyor mu?

Bu kaçınılmaz bir gelişme. Dünyada herkesin göreceği bir banner sahibi olmak özellikle rekabet ortamında pasta payını yükseltmek isteyen şirketler için bulunmaz imkan. İnternet’in daha emekleme dönemlerinde olduğunu ve fiyatların gerçekten ucuz olduğunu düşünürsek, bu imkanı kaçırmamanın doğru olmadığını düşünüyorum.

Internet kullanımının sadece bilgisayar üzerinden olmaması durumunda bu pay ne kadar büyür?

Yakın bir zamanda Microsoft .Net platformunu tanıttı. Bu platformun çözüm ortağı olarak, internete yüksek bir yüzde ile bilgisayar dışı ortamlardan giriş yapılacağını umuyoruz. Zaten Microsoft’un bu platformu geliştirmesindeki ana amaçda, Amerika’da geçen yıl yapılan bir ankette, katılan kesimin yüzde 65’inin internete, bilgisayar dışı bir cihazdan ulaşmayı arzulaması olarak gösteriliyor.

Siz bir yöneticisiniz, bu sektördeki genç yöneticilerin şansını nasıl buluyorsunuz?

Çok genç bir sektörden bahsediyoruz. Bunun dışında en önemli konulardan biri de, bu sektördeki bütün “”success story””lerin gençler tarafından gerçekleştirilmiş olması. Çünkü internet daha önceki ticari deneyimlere taban taban zıt bir yapı.Üretimde standartları, kullanıcının belirlediği, pazarın ekonomik desteğinin reklam gelirlerinden sağlandığı son derece farklı bir yapı. Dolaysıyla eski piyasa bilgileri refere edilerek yapılan bir projenin başarı sağlaması neredeyse imkansız. Bu noktada genç yöneticilerin başarısının bu sektörde son derece yüksek olacağı kesin.

Şu ana kadar, bir çok seminer ve konferanslarda interneti anlattınız, izleyicinin internete merakı ve bilinç düzeyi ne kadardır?

Türk insanı teknolojiye hep merak ve heyecanla bakar. Zaten bilgi toplumları arasına girdiğimiz anda diğer devletlere karşı kullanabileceğimiz en büyük avantajımız da bu olacaktır.En son geçenlerde Bilişim 2000 bünyesinde gerçekleştirdiğim konferanslarda, son derece fazla ilgi aldığımızı söylemek isterim. Ama doğrusu beni en çok mutlu eden izleyici kitlesi geçen yıl Ankara’da e-ticaret üzerine Kosgeb için gerçekleştirdiğim seminerdi. Son derece az bilgiye sahip olmalarına rağmen, izleyiciler üç saat süren semineri gözlerini kırpmadan seyrettiler. Bu da bilinç seviyesinin ne kadar çok yükseleceğini gösteren mükemmel bir örnek.

Microsoft’un desteklediği “”sitebuilders”” adlı özel bir topluluğun liderlerinden birisiniz. Niçin böyle bir ortaklık kurdunuz, amacınız bilinçlendirmek midir? Bu profesyonel anlamda bir tezat oluşturmuyor mu?

Biz Türkiye’deki internet bilincini arttırmak için çalışıyoruz. Sitebuilders ise bu faaliyetleri gerçekleştirebileceğimiz profesyonel insanların bir çatı altında toplandığı kar amacı gütmeyen bir kuruluş. Aynı zamanda sitebuilders web tasarımında bir standartın da oluşmasına yardımcı olan bir grup. Standartlar ise bizim sektör içindeki duruşumuzu belirliyor. Yani bu faaliyetler bizim için son derece önemli. Bu arada bu konu hakkında bilgi isteyen herkese kapılarımızın açık olduğunu belirtmek isterim. Web adresimiz ise www.sitebuilders.org.

Bilgisayar ve bilgisayar yan sanayi teknolojilerinin Türkiye’deki gelişimini nasıl buluyorsunuz ve batıdaki örnekleri ile nasıl karşılaştırabilirisiniz?

Bilişim sektörü Türkiye’de çok hızlı gelişti. Bu nedenle devletin bir altyapı hazırlaması çok zor oldu. Dolaysıyla sektörün gerçek gücünü göstermesi veya legalleşmesi çoğunlukla İstanbul’da imkan buldu.Tabii bu gelişim hızı çok mutluluk verici. Bunu da es geçmemek gerekiyor sanırım. Tüketim ise üretimle paralel gidiyor. Bunda Türk halkının teknolojiye olan genel ilgisinin etkisi büyük. Batıda ise devletin etkisi son derece fazla, altyapı ise çoktan oluşturulmuş durumda.

Şu anda insanların egemenliği altındaki bilgisayar teknolojisinin, insanlığı egemenliği altına alacağı düşünülüyor bu konudaki görüşleriniz nelerdir?

Çok futuristik bir soru gibi görünmesine rağmen, geçenlerde Türk basınının gözünden çok fena halde kaçan bir haberle, sorunuzu ilgili buluyorum. Amerika’da bir üniversitede yapılan bir robot bulunduğu ortamın şartlarına uygun robotlar oluşturmayı planlayabiliyor. Konuyla ilgili “”white paper”” da bu robotun aslında bir üreme similasyonu yaptığından, insanoğlunun doğayı taklitinde en son ulaştığı noktanın bu olduğundan bahsediyor. Daha önceki deneylerde, aynı şekilde planlanmış robotların birbirinden farklı karakterlere sahip olması olduğunu düşünürsek, yarın karşımıza farklı karakterli ve türünü devam azmine (algoritmasına) sahip robotlar çıkmayacağını kimse garanti edemez.

Internet’in bu şekilde büyümesi bizi bir bilgi çöplüğüne itmez mi? Bunu engellemenin bir yolu var mı?

Bir arama motorunun İnternet üzerindeki bilginin ancak yüzde 6’sını indeksleme imkanının olduğunu büyük arama motorlarının hepsinden öğrenebilirsiniz. Geçenlerde yapılan bir araştırma, aslında İnternet’in varsayıldığından 500 kat daha büyük olduğu yolunda. Bu durumda arama motorlarının indeksleyebildiği sayfa miktarı yüzde 1’lere bile ulaşmıyor. Bu tam anlamıyla bir bilgi uzayı ve genişlemesi Einstein’ın öngördüğünden çok daha hızlı. Bu durumda bilgiye ulaşabilir olmak da büyük önem kazanıyor. Hatta bunu gerçekleştirecek organizasyonlar kurmak da.

Geleceğin mesleği sizce ne olacak?

Eğer bu soruyla bir yıl önce karşılaşmış olsaydım IT (Information Technologies)’in en etkin meslek olacağını söylerdim. Ama artık MIS (Management Information Systems) ve CT (Communication Technologies) bence IT’nin de önüne geçti. İnternet kabuk değiştiriyor. Artık bir bilgi kaynağı olmaktan çok, bilginin serbest dolaşımda bulunduğu bir platform haline geliyor. Bu noktada tabii bilginin doğruluğunu kontrol eden şirketlerde önem kazanıyor. Daha geçen gün bir telekom şirketi m-commerce (mobile commerce) faaliyetleri için bu şirketlerden birine ortak oldu.

Internet’in bir yasası var mıdır? Yoksa kuralsız bir düzen midir?

Tabii ki her oluşum gibi internet’in de kuralları var. Bu kuralların bütünü netiket ismiyle adlandırılıyor. Doğal yaşamla tam bir paralellik gösteren bu kuralları, okumak gerekmiyor. Zaten büyük bir çoğunluğu bizim tahmin edebileceğimiz nezaket kuralları.

Gelecekte internetle birlikte çalışan veya internete karşı çalışan örgütler olacak mıdır? Siz böyle bir örgütlenmede hangi safta yer almak istersiniz?

İnternet’e karşı örgütler varmıdır bilemiyorum, ama internet politikalarını ve genişlemelerini belirleyen yani bir nevi vizyon koyan bir organizasyon var. Merkezi Amerikada bulunan İnternet Society’nin tam olarak görevi bu. İnternet’in vizyonunu belirlemek. Ben de bu organizasyonun uzun bir süredir üyesiyim.

Son olarak telif hakları konusunda ne düşünüyorsunuz, internet telif haklarına zarar veriyor mu?

Şu anki anlamda telif hakları, büyük zarar görüyor. Yakın bir zamanda mp3 paylaşımına imkan sağlayan Napster, şirketinin bir dava yoluyla kapatılması da tam bu nedenden. Ama gelecekte telif yasalarının, internet kuralları ve mantığına uygun hale getirileceğine inanıyorum. Aslında bu sadece bir inanç değil, tam bir kabullenme. İnternet’in gelecek onyılda çok fazla şeyi değiştireceğinden şüphe duyulmaması gerektiğini düşünüyorum. Bunun aksini düşünen şirketlerin ise hayatta kalmalarını son derece küçük bir ihtimal olarak görüyorum.

Size bu söyleşimize katıldığınız için teşekkür ediyoruz.

Ben de teşekkür ederim. Ben yazılarıma hep NETleşmek üzere diyerek son veririm. Size de aynı temennilerde bulunmak istiyorum. NETleşmek üzere.

PC ile tanışmam 1980’li yıllarda Türkiye’ye ilk PC’nin girmesi ile olmuştu. 8086 işlemcili, içinde matematik işlemcisi bile bulunmayan,ama zamanının en iyisi olan bilgisayarım bana derya gibi gelmişti. Hard diski olmadığı için hiçbir şey kaydedemiyordum. Çalışmalarıma QBasic ile başladım. Küçük programlar yazıp, periodik bilgisayar dergilerini takib ediyordum. O yıllarda MEB okullarda bilgisayarlı eğitime geçmeye karar vermişti. Okuduğum lise (Ankara Atatürk Anadolu Lisesi) ise pilot okul seçildi. İlk iki yıl seçmeli bilgisayar dersi alarak, programcılık çalıştım, bu arada kendimden küçüklere ders vermeye başladım. 1991 yılında Boğaziçi Üniversitesi’ni kazandım. Bilgisayar ile ilgili çalışalarımı kulüpler aracılığı ile devam ettirdim. İlk yıl bilgisayarla yeni tanışan öğrencilere, Boğaziçi Üniversitesi Mühendislik Kulübü bünyesinde geceleri takviye dersleri verdim. Aynı zamanda okulun Bilgi İşlem Merkezinde iki arkadaşım ve bana ayrılan odada Türkiye’nin ilk BBS (Bullettin Board System)’ini kurduk. Bir basın toplantısı ile sistemi tanıttık.
Daha sonra bilgisayarı ve interneti Türk insanına tanıtmak ve sevdirmek amacı ile Türkiye’de ilk ulusal yayın yapan radyolardan birisi olan Radyo Kulüp’te (Daha sonra adı Radyo D oldu) konusu bilgisayar olan bir program yaptım. Arkasından görüntüsünü tamamiyle bilgisayardan alan, hatta yedekleme sistemi de bilgisayar olan bir Tv programını bir yıl boyunca Kanal D’de, altı ay kadar da Kanal 6’da yaptım ve yönettim. İki radyonun otomasyon sistemlerini kurdum. 1996 yılıyla birlikte Dünya’nın ilk hava olimpiyatları olan 1. Dünya Hava Oyunları’nın internet danışmanlığı görevini aldım. İki yıl süren organizasyon çalışmalarından sonra, 4000 katılımcının isimlerinin internetten online kaydedilebileceği, çekilen fotoğrafların dış basına internet üzerinden birkaç dakikada ulaştırılabileceği bir sistem geliştirdik. 1997 yılının eylül ayında ise oyunları bitirdik. Şu an kendi şirketim aracılığı ile kuruluşlara anahtar teslimi projeler ve internet danışmanlığı hizmetleri veriyorum. Aynı zamanda Türkiye’nin konusu sadece internet olan ilk dergilerinden “” .Net “” dergisinde konusu yeni teknolojiler ve uygulamalar olan Yeni Ufuklar isimli bir köşe yazıyorum.
Benim bilgisayar geçmişim, Türkiye’de bilgisayarın gelişmesi ile eşzamanlı olduğu için yazıma bu bilgileri vererek başlamayı uygun buldum. Elbette ki geçmiş geleceğin teminatıdır. Bilgi işlem dünyasının geçmişine bakarsak trendin ne kadar ivme kazanarak yükseldiğini kolayca görürüz. Birkaç yıl içinde dünya; bilgi, bilgisayar, bilgi işlem çağını yaşamış ve tüketmiştir. Tüketmiştir diyorum çünkü artık elektronik alanındaki gelişmeler kısa zamanda gündelik hayatımızın bir parçası oluyor. Örneklendirmek gerekirse Sony firmasının sırf Japonya branşı bile her 15 dakikada bir walkman dizaynı geliştiriyor. Bu noktada dünyanın elektronik alanında yaşayacağı gelişmeler hakkında öngörülerde bulunmak ancak kısa vadede mümkün olabilir. Bundan fazlasını,gelişmelere yön veren büyük bir kuruluş olmasına rağmen Microsoft bile öngörememektedir. Bunu Microsoft’un birkaç yıl önce, interneti bir kenara atarak kendi bilgi ağını kurmaya çalışmasından anlayabiliyoruz. Nitekim bir süre sonra şirket hatasını anlayarak düzeltme yolunu gitmiş ve bütün yazılımlarını internete yönlendirmiştir.
Bu kadar belirsizlik içinde bile bazı öngörümler tabii ki yapılabilir. Bunların en önemlisi 2000 yıldönümüdür. Birkaç yıl önce bilim adamları ve araştırmacılar, insanlara 2000 yılında herşeyin, hatta yaşam tarzımızın bile çok değişik olacağını telkin etmeye başladılar. Şu andaki gelişmelere bakarsak bu fikrin oldukça uzak olduğunu, iyi bir temenniden ileri gitmeyeceğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu durumda, bilim adamları yanılmışlar mıydı? Şüphesiz ki hayır. Sadece işin içine ekonomi girmişti. 2000 yılında teknolojik bir patlama olasılığı şirketleri o dönemde ayakta kalmak için yeni ürünleri saklamaya itti. Bu nedenle 2000 yılından bir süre önce çok ciddi bir ekonomi savaşının içinde kalacağız. Bu nedenle 1999 yılında teknolojinin çok hızlı gelişeceğini görmek mümkün. Yani araştırma geliştirmeciler, şirket yetkilileri, yazılımcılar, kısacası bilgisayar teknolojileri ile ilgilenen herkes için milanyumun başlangıcı 1999 yılıdır. Teknoloji bu yıl içinde ivmelenecek ve 2000 yılına gerçekten farklı girmemiz sağlanacaktır.
Bir diğer gelişme ise toplumları yönlendiren güç odaklarında olacak. Basın-Yayın, son zamanlarda bilgisayarla paralel doğrultuda gelişmeye başladı. Bu ilerlemeler basını bir noktadan sonra toplum üzerinde etkisi olan bir güç odağı haline getirdi. Fakat görüntü ve ses teknolojilerindeki son gelişmeler, her türlü görüntü üzerinde kolayca oynama ve değiştirme imkanını veriyor. Bu da basının güvenilirliğini yok edeceğe benziyor. İnternetin de yaygınlaşması ile kişilerin ve kurumların kendi haber ve düşüncelerini yayımlama imkanları artıyor. Bu da medyaya, haberi ulaştırma yerine haberi bulma ve insanları haber kaynaklarına yönlendirme görevini yüklüyor. Bu, gelecekte basının gücünü kaybedeceğini gösteren en önemli belirtilerden biridir.
İnternet şüphesiz ki dünyanın en büyük bilgi kaynaklarından biri. Bilgi sadece interneti genişletmekle kalmadı aynı zamanda karıştırdı da. Her gün eklenen binlerce yeni site, interneti gün geçtikçe bir bilgi çöplüğü haline getirdi. Bilgi ulaşılabilir olmasına rağmen sistemin karmaşıklığı aradığımızı bulmamıza engel oluyor. Bu da bilgiye sahip olmak yerine organize bilgiye sahip olmayı bir güç haline getiriyor. Dijital çağın en önemli etkisi herhalde budur.
Türkiye’nin gelişmeler içindeki yerine bakacak olursak, ilerlemelerin 1980’lerin sonlarında başladığını görürüz. PTT’nin o yıllar içinde gerçekleştirdiği atılımlar, dünyanın telekominikasyon devlerinden olan Fransa ile bizi aynı seviyeye getirdi. Bu dönemde A.B.D. bu alanda önemli bir alt yapı sorunu ile karşı karşıyaydı. İnternet bu yıllarda Türkiye’nin gündemine girmeye başladı. Fakat İnternetin anası olan ARPANET ağı ve HTML (HyperText Markup Language) dilinin A.B.D. kaynaklı olması, diğer dünya ülkeleri gibi bizi de gelişmeleri sadece izlemeye yöneltti. Dünyada internet’in yayılmasında en çok etkisi olan BBS’lerin kurulması ve geliştirilmesi de, Türkiye’de, A.B.D. ile olmasa da diğer dünya ülkeleriyle aynı zamanda olmuştur. Hatta bu dönemde BBS’ler arasında gerçekleşen Kıbrıs münakaşasında Türk’lerin diğer Avrupa ülkelerince haklı görülmesi ve bu konuda oluşturulan kamuoyu, dönemin Cumhurbaşkanı olan Turgut Özal’ın ilgisini çekmiş, Özal yapılan görüşmelerin bir nüshasının kendisine gönderilmesini istemişti. Bu belge ve bilgilier tarafımızdan kendisine sunulmuştur.
Aynı yıllarda Türk politikasındaki belirsizlik PTT’nin gelişmesini yavaşlatmıştır. KİT kar etmesine rağmen, yatırım payını azaltmıştır. Hatta özelleştirme projesinde, Türk Telekom’un ilk KİT olması, yatırımların durmasına neden oldu. Sürecin uzamasıyla kazanılan paralar zarar eden KİT’lere yönlendirildi. Bu arada Türk Telekom’u internet teknolojilerini alma ve yaymada tekel haline getiren yasanın çıkmasıyla internetin gelişiminin önü kesilmiş oldu. Bu noktada alıması gereken en önemli karar, internetin Türk Telekom’un tekelinden çıkarılmasıdır. Çünkü zaten kar eden KİT, internetin gelişmesini yönlendiren bir devlet kurumu olmaktan çok, hantallığı ve karar vermedeki yavaşlığından dolayı gelişmeleri engelleyen bir mekanizma halini almıştır. Şüphesiz internetin kendi başına yayılan bir yapıda olması telekominikasyon ağlarına olan ihtiyacı ortadan kaldırmayacaktır. İnternet, yapısı gereği telefon ve ISDN gibi kominikasyon ağlarına, ve bu ağları oluşturan ve yürüten kurumlara ihtiyaç duyar. Bu konuda Türk Telekom’un kısa zamanda özelleştirilmesi de son derece büyük bir gerekliliktir.
Türk Telekom’un gelecek dönemde internetin yaygınlaşmasında üzerine düşen başka görevler de vardır. Bunların ilki Japonya ile A.B.D. arasında geçen yıl projelendirilen iletişim ağıdır. Bu ağın önemli bir kısmı İzmir üzerinden geçecektir. Bu, Türkiye için önemli bir şansdır. Zira dünyayı boydan boya geçen bu ağdan komşularımıza düşen pay bizimkine göre son derece azdır. Bu bize kablolu sistemler üzerinde_eğer iyi kullanılırsa_büyük bir avantaj verecektir.
Şüphesiz bilgi ağları sadece kablolu sistemler üzerinde yürümez.
A.B.D., Motorola ile birlikte Iridium isimli bir projeyi hayata geçirdi.Bu proje, atmosfer içinde yörüngeye oturtulan 66 uydu sayesinde, dünyanın her yerinden kablosuz haberleşme imkanı sağlamaktadır. Her ne kadar sistem şu an A.B.D.’nin tekelinde bulunsa da ilerde kullanımı yaygınlaştırmak için ülkelerin ortaklığı istenecektir. Çağın gelişen ülkeleri içinde yeralmak için, sisteme dahil olma gerekliliği vardır. Bu yüzden Türk Telekom önümüzdeki günlerde yüzünü yurt dışına dönmelidir ve geliştirilen projelerde etkili olmalıdır.
Bilgisayar dünyası kendini çok hızlı yenileyen bir yapıya sahiptir. Dünyanın en büyük şirketlerinden biri, kısa bir zaman içinde karakter değiştirebilir. Nitekim bu yazıyı yazdığım sırada mali açıdan sıkışıklık içinde bulunan Compaq, çok güçlü bir şirket olan Digital’i satın almıştır. Bu, bilgisayar dünyasında ne kadar hızlı değişimler olduğunu gösteren iyi bir örnektir. Türkiye eğer bu teknolojik gelişmelerin içinde daha çok yer almak istiyorsa kısa zamanda hızlı kararlar alan mekanizmalar oluşturmalıdır. Bu, dünyadaki emsallerine bakılırsa ancak özel şirketlerle olur. Yani internetin ülke içi yaygınlaşması ancak özel şirketlerle gerçekleştirilebilir. Bill Clinton, başkanlık seçimlerinde halkın oyunu almak için,ülke içinde yeni bir dijital yapılanmadan söz etmişti. Şu anda Amerika Birleşik Devletleri’nde her eve en az bir fiber optik hat çekilmesi, bitmek üzere olan bir projedir. Bunun bir benzerinin bir özel şirket tarafından Türkiye’de de planlanması çok gurur verici bir gelişmedir. İnternet için de bu tip özel şirket-devlet ortaklıklarının kurulması gerekmekte.
İçinde bulunduğumuz günlerde devlet anlayışında bir değişimin olacağı aşikârdır. Yeni çağın devleti, teşviklerle yönlendiren, hızlı karar veren ve uygulayabilen; küçük ama hızlı hareket eden bir yapıda olmalıdır. Bu, geleceğin bize getireceği belki de en belirgin özelliktir. Bu amaçla devletin karar gücünü, özel sektörün karar gücüyle birleştirmek yapılacak işlerin en doğrusu olacaktır.

İnsan hafızası kısa zamanlı ve uzun zamanlı hafıza olmak üzere iki başlığa ayrılır. Kısa dönemli hafıza aynen bilgisayardaki ram gibi calışır. Bilgi buraya çok kolay kaydedilir. Ama bu hafıza hem küçük hem de çok hareketli olduğu için bilgisayarın kapandığında herşeyi unutması gibi biz de bu hafızamızdaki bilgiyi uzun süreli tutamayız. İhtiyacımız olan bilgi, eğer önemli ve yaşamsalsa bir süre daha tekrarlanır. Bu tekrarlar sıklaşınca metabolizmamız bilgiyi hemen LTM (Long Term Memory ) bölümüne atar. Bu son derece basit ve doğal bir algoritmadır. Bu algoritmayı bilen bilim adamları insanlara bir takım şeyleri öğrtemek için onu daha kolay formlara sokarlar. “”Spring forward, fall back”” gibi. Bu cümle iki anlama gelir. İleri yaylan, geri düş birinci anlamıdır. Ama aslında baharda ileri sonbaharda geri demektir. Yani saatlerin yaz saati uygulamasını anlatmaktadır. Hasan iki salak Osman dörtte aynı mantığın bir ürünüdür. ( H2SO4 anlamına gelir sakın yanlış anlaşılmasın…) Bu sisstemle öğrenmenin ismi Mnemonics’dir.
Mnemonics’i bu kadar başarılı yapan iki önemli neden vardır. Basit ve doğal olmasıdır. Hafızamız çok nadir olarak eskiden yaşadığımız ama unutmanın sakıncası olmadığı, yenilenmeyen şeyleri hatırlar. Bunları neden anlattığımı hepinizin merak ediyorsunuz. Aslında konu oldukça yeni ama birçok teknolojiden farklı olarak kalıcı bir platform. Dijital Platform. Dijital kanallar bu platform üzerinde yayın yapacaklar. Ama daha yayına yeni yeni başlamış olmalarına rağmen internetten, yazılım firmalarına kadar herkesin gözü bu teknolojinin gelişimi üzerinde.
Bu nedenle ben de sizin de bu konuda bazı gelişmleri merak edeceğinizi düşünerek, Digitürk ile bir konuşma yaptım. Bu platformun en önemli getirisi (artık bunu hepimiz çok iyi biliyoruz ama bilmeyenler için son bir tekrar) tahsis edilen analog yayın frekansı üzerinden sıkıştırma teknikleri ve trafik balans sistemleri kullanılarak ( son dönemde bu teknikler smart denilebilecek kadar akıllandı ) bir kanal yerine 60 – 70 kanallık bir spektruma oturma imkanına sahip. Digitürk bu imkanı sonuna kadar kullamayı ve izleyicilerine gelecek yıl içinde 60 kanallık bir yayın yelpazesi sunmayı planlıyor. Türkiye’de bu platformu kullanan şirketlerin hemen hemen hepsi, %60 yabancı yayın kullanma ilkesini taşıyor. Geri kalan kanallar ise Türk içeriği ile doldurulacak. Yabancı kanallar söz konusu olunca verilecek yayın belirgin bir standartta olacaktır. Asıl maharet yerli içerikte ayrılacaktır. Bu konuda yapılan çalışmaları incelediğimizde özellikle bir platformun bu konuda son derece yetkin bir eğitim vakfı ile anlaştığını göreceğiz. Göreceğiz diyorum bu bilgiyi sadece siz okuyucularım şu an biliyorlar. Vakfın yetkilileri ise eğitimin her alanında bu platformu her yönü ile kullanma yolunda son derce hoş projeler geliştirmişler.
Platformun ikinci büyük özelliği, “”pay tv”” ve “”pay per view”” diye bahsedilen kısım. Pay tv kelimesi Türkiye’deki literatüre yanlış yerleşti. Pay Tv, parası ödenerek alınan ve belli sayıda kullanıcısı olan ( genellikle şifreli yayın ile sağlanıyor ) yayın yapan kanallara verilen genel isim. Pay per view ise istediğiniz an havuzdaki bir program veya filmi seyretmenize yarayan bir teknoloji. Yazılarımı daha önceki dergilerden takip edenler bilirler bu teknoloji çok eski bir teknolojidir. Fakat pazarlama stratejisi oldukça yenidir. Pay per view hakkında Bill Gates ’94 yılındaki bir konuşmasında bu şekilde izlenen filmlerden müşteriden para alınırken karşılığında izlenen reklamlardan ise müşteriye para verileceğinden bahsetmişti. Fakat izleyicinin televizyonun karşısında olup olmadığı kontrol edilmezse reklamların belki de hiç izlenmeyeceğinden korkulduğunu da aynı konuşma içinde açıklamıştı. Şimdi bu konuda izleyicinin göz kontağını kurup kurmadığını kontrol eden cihazlar üzerinde çalıştıklarını haber aldım. Bunu evlerimize ve bize nasıl kabul ettirecekleri ise bir merak konusu.
Dijital platformun diğer bir özelliği ise, interaktivite. Yani izleyicinin, etkin olabilme durumu. Bunun uzaktan alışveriş (e-ticaret), bankacılık hizmetleri gibi geniş amaçlar için kullanılması mümkün.
Aslında bu yeni platform herşeyi yapma imkanını tanıyor, ama tabii en önemlisi biim bunların ne kadarını başarabileceğimiz. Digitürk yetkilileri bu alanların hepsinde çok güzel çalışmalar içindeler. Umarım gelecek sene hepimiz evimizden bu hizmetlere ulaşabiliyor oluruz. Bu bilgi uydu üzerinden de alınabildiği için bizim kablo ile olan üzücü ilişkimizi de ortadan kaldıracak. Aslında bunların dışında en az önemsenen ama daha sonra etkisini en çok hissettirecek konu ise, dijital tv sayesinde izleyicinin hangi programı ne kadar izlediği sampling ( şu anki rating raporlarında kullanılan örnekleme) yöntemi ile değil gerçek sonuçlarla oluşturulacak. Bu da programların hedef kitlesine ulaşmasından, reklam gelirlerine kadar heşeyi en doğru şekliyle düzenleyecek.
NETleşmek üzere…

Haftanın sözü: “”You can run but you cannot hide”” ( Yazarın yorumu: Sorunlarınızdan kaçmayın. Kaçarak sadece zaman ve mutluluk kaybedersiniz. )

1998’in ilk ayları ile birlikte, yaşamımıza yeni bir olgu yerleşti, E-ticaret. Evinizden internet aracılığı ile ve fiziksel olarak gerçek paranın kullanılmadığı bu yöntem, hem hızımızı arttırıyor, hem de para gibi artık gereksizleşmek üzere olan bir olgu ufak ufak yaşamımızdan kaldırıyor. Peki ama şu ana kadar daha tam olarak göremediğimiz e-ticaret nedir? nasıl kullanılır? kimler yapar ve kimler yapmalıdır? bu soruların cevaplarını herhalde hepiniz merak ediyorsunuzdur.
E-ticaret aslında internet’in başlaması ile birlikte ortaya çıkan olgulardan biridir. Müşteri için para kullanmadan ve yerinden kalkmadan alışveriş yapma imkanını verir. Peki müşteriye bu kadar rahatlık veren bir sistem, satıcıya dezavantaj mı sağlar diye soracak olursanız cevabım hayır. Aslında e-ticaret, müşterinin, satıcının, hatta bankanın işlerini kolaylaştıran bir özelliğe sahiptir.
İsterseniz öncelikle sisteme müşterinin gözünden bakalım:
Avantajlar:
Daha önce de bahsettiğim gibi yerinizden kalkmadan alışveriş edebilirsiniz. Fakat kullanabileceğiniz bir kredi kartınız olması gerekir (babanızınki de olabilir_ tabii izin aldıysanız) . kartınızı elinize alır, inernet üzerinde o vitrin senin bu vitrin benim dolşamaa başlarsınız. Arada içeri girer onun bunun fiyaını öğrenirsiniz. Sonra, bir dükkana girer beğendiğiniz ürünleri toplar kasaya yönelirsiniz. Kasada herzaman güler yüzlü bir form vardır. Bu formu doldurursunuz. Formda size ahiret soruları sorulmaz sadece kredi kartınız ile ilgili bilgiler. Ürün ve getirilme parasını ödediğinizde artık size düşen tek şey oturup kapınızın çalınmasını beklemektir. Büyük bir ihtimalle söz verilen zaman içinde aldıklarınız elinize ulaşacaktır.
Dezavantajlar:
Aslında gezmeyi sevmeyen, evde oturmaktan memnun olan bir gençseniz öyle çok fazla zararı yok. Yalnız kredi kartı numarasını verirken dikkat etmeniz gereken bazı kurallar vardır. Çünkü her hikayede olduğu gibi bu hikayede de bir kötü adam vardır. Bu kötü adam internete kulağını dayamış birilerinin o hat üzerinden kredi kartı numarası göndermesini bekler. Sonra sizin kredi kartı numaranızı gönderdiğiniz bilgi paketini alır açar ve vola. Artık o da sizin kredi kartı bilgilerinize sahiptir, artık sizin için kabus başlamıştır. Eğer bu yazıyı sonuna kadar okursanız bu hataya düşmezsiniz, evde oturmak sizin için bir zevk olur.
Satıcı için ise durum çok farklıdır:
Avantajlar:
Bütün gün internet üzerinde bilgisayarınız ir takım işler yapar. Bu işlere siz hiç karışmazsınız. Gün bitince kasanızdan Z-raporu çıkarır gibi bilgisayarınızın bir tuşuna basarsınız ve sizin internetteki dükkanınıza gelen ve alış-veriş yapan, bankanın kredi kartını onaylayan kullanıcıların isimlerini, adreslerini ve gönderilecek ürünün bilgilerini varir. Bundan sonra ize düşen ürünü göndermektir, çünkü paranız artık kasanıza girmiştir. Bu arada eğer istemezseniz o gün internetteki dükkanınızda çıkan sorunları öğrenmezsiniz. Çünkü gün boyunca insanlar ürün almış, ürün alıp kasaya gidip vazgeçmiş yada malları bırakıp ortalığı dağıtp çıkmıştır. Ama siz her akşam bağlandığınızda herşeyi kontrol altına almış ve güleryüzlü bir mağaza müdürü ile karşılaşırsınız.
Dezavantajlar:
Her gün sizinle banka arasında kredi kartı provizyon işlemleri üzerine binlerce konuşma döner. Bu konuşmalar çok sayıda müşteri bilgisi içerir. Kredi kartı numaraları, bu numaralar içinde provizyon alanlar, kredi kartı tarih ve isimleri gibi birçok bilgi. Bu noktada müşteri tarafında bıraktığımız kötü adam steteskopu ile yine karşımıza çıkar. Elindeki aletle hatları dinlemeye başlar. İşine yarayan bilgi pketlerini toplar ve açar. Artık güvenlik kalmamıştır. Bunu farkeden müşterileriniz, dükkanınızdan alış-veriş yapmammaya başlarlar. Dükkanınıza giren çıkan olmamaya başlar, saygınlığınızı yitirirsiniz. Peki bunlara karşı ne yapılmalıdır. Bunu da yazımızın sonlarına doğru bulacaksınız.
Banka için ise durum:
Avantajlar:
Bir bankacı olarak yıllarca sorunları olan müşterilrle uğraştınız. Bazen bir kısmı sorunsuz olduğu halde sistemi bilmediği için gelip bankanızda huzursuzluk çıkardı. Siz ise bütün soğukkanlılığınızla ona anlatmaya çalıştınız. Artık bunlarla uğraşmak zorunda değilsiniz. İnternet üzerinde bankacılık sizin açınızdan da oldukça kolay. Akşama kadar bütün işlemlerinizi yapan bilgisayarınız genel müdürlüğe sizin yerinize bütün bilgileri iletiyor. Ayrıca her akşam hesaplamalar sırasında açık var mı stresinden de kurtuluyorsunuz. Çünkü bütün hesaplar hatta kasa her an kontrol altında. Bu arada sorunlu müşterilere ne oldu? Sorunu bilgisizlik olan müşteriler bilgi verildi, ama gerçekten sorunu olanlar yine size kaldı, artık bu kadar rahatlık içinde onlara bir e-mail atarsınız.
Dezanataj:
Sizi diğer bankacı arkadaşlarınız bu hatları dinleyen arkadaş konusunda haberdar ettiler. Paketleri küçük güvenlik kilitleri (Küçük olmasına bakmayın zırhlı arabalardan daha güvenlidirler) ile taşıyorsunuz. Ama kilidiniz ne kadar güvenli bunu hep merak ettiniz.
GÜVENLİK
İnternet’te ticaretin başlaması ile birlikte, güvenlikte önemli bir konu halini aldı. Taşınan bilgi ticari değeri olan, okunması sorun yaratan şeyler olacağından size düşen bu paketleri çok iyi şifrelemek. Bu şifre işte internetin şu aralar gündeme gelen en önemli parçasıdır. Daha önce internet üzerinde güvenlik amacı ile değişik değişik metodlar kullanıldı. Bunların en başta gelenleri ve bu güne kadar ulaşanları 40 bitlik şifreleme metodlarıdır. Hala güvenilir sayılmasına rağmen bu paketler açılabilmektedir. Bu durumda yeni şifreleme metodları ortaya çıkmalıydı. 40 bitten sonra en çok kullanılan şifreleme yöntemi 128 bit şifrelemedir. Yalnız bu yöntemlerin en önemli yönleri bu sistemlerin sadece ticaret için kullanılan yöntemler olmamasıdır. Bunlar bilginin gizli kalması gereken her noktada var olan şifreleme metodlarıdır. Bu yüzden güvenli olmalarına karşı pek kullanışlı değillerdir. Zira kullanıcının kredi kartı gibi önemli bilgilerinin yanı sıra doğum tarihi veya form üzerinde bulunan ve o kadar hayati olamayan bilgileride şifrelenmekte ve bu da işlemleri bir miktar yavaşlatmaktadır. Bu noktada elektronik ticaretin ihtiyaç ve amaçlarını bilen başka bir şifreleme metodu oluşturmak gerekliydi. Kredi kartı şirketleri başta olmak üzere, elektronik ticaretle uğraşan insanlar birleşerek bir güvenlik sistemi meydana getirdiler.SET(Secure Electronic Transaction), bankalar-satıcılar, satıcılar-müşteriler, bankalar-müşteriler arasında haberleşmeyi sağlayan bir şifreleme yöntemidir. Son derece güvenlidir.E-ticaret yapanların kullanması bir gereklilik sayılabilir.
SET’i Kimler kullanır?
SET’i elektronik ticaretin içinde müşteriden bankaya kadar herkes kullanabilir. Tabii hattınızın kötü niyetli kişiler tarafından dinlenmesinden korkuyorsanız.
Bankalar:
SET kullanmak için bankalar kredi kartı kuruluşları ile anlaşmalıdırlar. Bu anlaşma karşılığında anlaştığınız kuruluş sisteminize SET kullanan bir server entegre edecektir. Bu noktadan sonra siz yine sisteminizle başbaşasınız. İlk yapmanız gereken bankanızın SET’i desteklediğini kanıtlayan bir sertifika almak. Bu sertifikaları veren internet üzerinde birkaç şirket vardır. Bu şirketler gelen sertifika isteklerini kontrol eder doğrular ve sertifikaları imzalarlar. Bu andan sonra server’a bağlanan kişi sertifikayı görür kontrol eder ve kendisine güvenli geliyorsa bilgilerini verir.
Satıcılar:
Satıcıların ise yapması gereken daha kolaydır. Önce set kullanan bir banka ile anlaşır. Sonra sertifikalarını onaylatır.
Müşteri:
Müşterinin sisteme bu an rahatça gireceğini düşünüyorsanız çok yanılıyorsunuz. SET her taraftan sistemin güvenliğini kontrol etmek durumundadır. Hem bu amaçla hem de kredi kartı numaranızın internet üzerinde bir o tarafa bir bu tarafa fink atmasını istemiyorsanız, sizin de bir sertifika almanız şarttır. Tek yapmanız gereken SET sertifikası onaylıyan bir server’a bağlanıp kredi kartı bilgilerinizi girmektir. Tabii bir cüzdan kullansanız bu da sizin daha rahat etmenizi sağlar. Bu amaçla internet üzerinde kullanılmak için Microsoft bir cüzdan çıkarmıştır. Bu cüzdan kredi kartı bilgilerinizi güvenli olarak saklar ve ulaşılmasını engeller. Bu program IE4.0 ile birlikte gelmektedir.
Biraz da Türkiye’de elektronik ticaretten bahsedelim isterseniz. Türkiye’de elektronik ticaret yapan bir kaç kuruluş var. Bunların başında Pandora’yı saymak mümkün. Pandora’nın webmaster’i ile ufak bir röportaj yaptım. Ayrıca Ttadenet isminde bir şirket Türkiye’de e-ticaret konusunda çalışmalarını sürdürüyor. Tradenet’in Genel Müdür’ü Ziya Erdem ile de bir ufak söyleşi gerçekleştirdim.
Bunları ynlardaki kutucuklarda bulacaksınız. Hepinize hayırlı alış-verişler….

TABLO1
———————-
Elektronik ticaret yapan bazı siteler

www.1800flowers.com 1-800 Flowers
www.foxstore.com 20th Century Fox
www.allthingsbear.com All Things Bear
www.diabetes.org American Diabetes Association
store.knowledgespace.com Arthur Andersen KnowledgeSpace
www.barnesandnoble.com BarnesandNoble.com
www.becoming.com Becoming
www.bombayco.com Bombay Company
www.childrenshospital.org/ Boston Children’s Hospital
www.channela.com ChannelA
www.compUSA.com CompUSA
www.dakinfarm.com Dakin Farm
www.datatek.com/datamall Datanet Marketplace
www.davidjones.com.au David Jones
www.decathlon.fr Decathlon
www.dell.com Dell
www.dixons.co.uk Dixons
www.ebauer.com Eddie Bauer
www.ebstore.com Electronics Boutique
www.fine.com Fine.com
www.foreyes.com For Eyes
www.gw2k.com.au/index_content.htm Gateway 2000
www.globalproshop.com Global ProShop, Inc.
www.globaltrader.com Global Trader
www.worldport.com/gvstore Global Village
www.godiva.com Godiva
www.holtoutlet.com/holtoutlet/default.asp Holt Education Outlet
www.horseplay-online.com Horseplay Online
www.hbc.com Hudsons Bay
www.incapc.com Inca PC
www.botanichealth.com Indiana Botanic Gardens
www.homelite.com John Deere – Homelite
store.learningco.com Learning Company
gifts.marriott.com Marriott Gift Certificates
www.foolmart.com/market/main.asp Motley Fool
www.opb.org Oregon Public Broadcasting
www.pb.com Pitney Bowes
www.racerpc.com Racer PC
www.reba.com Reba McIntyre
www.rlschreiber.com RL Schreiber
www.roadrunnersports.com Road Runner Sports
www.ronjons.com Ron Jon Surf Shop
www.scanpav.com Scandinavian Pavillian
www.shopireland.com Shop Ireland
www.shoppersuniverse.com Shoppers Universe
www.seidlers.com Seidlers Jewelers
www.skymall.com SkyMall
www.swspectrum.com Software Spectrum
shopping.sympatico.ca/sgolf/default.asp Stincor Golf Shop
www.techpub.com Technomic Publishing Company
www.tesco.co.uk Tesco Grocers
www.fab4store.com The Fab4 SuperStore
www.towerrecords.com Tower Records
www.tipc.com Travel Information & Planning Company (TIPC)
www.trinityzone.com TrinityZone
www.truetunes.com/ True Tunes
www.ullapopken.com Ulla Popken
store.universalstudios.com Universal Studios
www.unistudiosauction.com/fstHome.asp Universal Studios Online Auction
www.worldport.com US Web Worldport Mall
www.wa.gov/wsp/wsphome.htm Washington State Patrol
www.wineaccess.com WineAccess
www.gettoys.com www.gettoys.com
www.xtras.com Xtras
————————————————————-
TABLO 2

SET PROTOKLÜNÜ İMZALAYAN ŞİRKETLER

AOL Primehost
ANS Communications
BBN Corp.
Epoch Internet
Hiway Technologies
Internet Servers, Inc.
pcbank.net
PSINET, Inc.
SimpleNet
TABNet
ValueWeb
Litronic, Inc.

————————
Uygulama Geliştiriciler

Browsers şirketleri

Microsoft
Netscape

E-Mail şirketleri

Banyan Systems

ConnectSoft

Coordinate

Frontier Technologies

LJL Enterprises

Netscape

OpenSoft

SSE şirketleri

Worldtalk

Internet Catalog

iCat Corporation
Push Technology
BackWeb
Marimba, Inc.
Remote Access
Symantec

Secure server şirketleri

Advanced BusinessLink
America Online
Apple Computer
Beyond Software
C2Net Software, Inc.
Compuserve/Spry
Computer Software Manufaktur
Connect
Control Data Systems
Frontier Technologies
FTP Software
GLACI
Gradient
IBM
I/NET
Information Builders
Information Hyperlink
The Internet Factory
Lotus Development
Luckman Interactive
Microsoft
Nanoteq
NetCentric
Netscape
Novell
OpenConnect
Open Market
Oracle
O’Reilly & Associates
Preview Software
Process Software
Quarterdeck
r3
Radnet
Roxen
SilverStream Software
Sirius
Sterling Software
Stratus
Tandem
Tektonic Software
Tempest Software
Thawte Consulting
Transarc
Unwired Planet
Wall Data

SET kontrol şirketleri

CyberCash
Maithean
RSA Data Security
Terisa Systems
VeriFone

VPN/Firewall Şirketleri

Aventail Corporation
DASCOM
Security-7, Ltd.
V-ONE

TABLO 3
Pandora ile yaptığım sanal söyleşi

“”Ne kadar işlem hacmi internetten yurutuluyor?””
“”Bu işlem hacmi şirketin toplam hacminin yüzde kacı?””
“”toplam kac hit alıyorlar?””

Bu 3 soruya ya cevap alamazsınız ya da doğru cevap alamazsınız. Ticaret bu.
Biz Pandora olarak sadece satış ve tanıtım amaçlı olarak internet’i
kullanmıyoruz. Kendi intranetimiz ve internet üzerinden şubeler bazında
koordinasyon ve idari işleri yürütmeye çalışıyoruz.
Internet’ten satış ise toplam iş hacmimizin henüz çok küçük bir payıdır ve
Türkiye için bu 3 sene için de böyledir.

“”www adresleri?””
http://www.pandora.com.tr/

“”securiy icin ne kullanıyorlar?””
SSL

“”ne kadar guvenli?””
Bu SSL için internet üzerindeki draft textlerde yazdığı kadar. Biz de
onların yalancısıyız.

“”ve genel bir bilgi?(bir alışveriş işlemi nasıl gerçekleştiriliyor)””

Pandora web sitesi sayflarının %90’ı dinamiktir. Yani bir veritabınına
bağlıdır. Herhangi bir kitap alınmak istendiğinde “”sepet”” simgesi ya da
kitap adı tıklanarak “”alışveriş sepeti”” tabir ettiğimiz alana aktarılır.
Müşteri sepetinde biriktirdiği ürünleri almak istediğinde “”Tamam Ödüyorum””
düğmesini tıklar ve ödeme şekli ve adres türündeki şahsi bilgilerini, hediye
paketi gönderip göndermek istemediğini security seçeneğini kullanarak ya da
kullanmayarak sipariş verir. Her sipariş sonrası siparişin detayı müşteri
email adresine gönderilir. Müşteriden bir itiraz gelmez ise sipariş merkez
veritabanına geçirilir ve mal teslimi kapıya yapılır.
Müşteri sistemden ikinci kez alışveriş yapmaya kalktığında şahsi bilgilerini
yeniden vermek durumunda kalmaz, sistemin verdiği müşteri no ve email adresi
ile alışverişini hızlı bir şekilde yapabilir.

teşekkürler

———————-
Tunç Özdoğan tunc@pandora.com.tr
Pandora Ltd. http://www.pandora.com.tr

TABLO 4

Tradenet Genel Müdürü Ziya ERDEM ile yaptığım görüşme:

Kimler yapıyor?

Turkiyedeki Elektronik Ticaret calismalari icerisinde hemen hemen tum ISP ler yer almak icin calisiyor. Ancak Bu isleme gonullu sirketler cok dusuk sayida. Ornegin, list 2000 bir projesi var, Superonline in super plaza projesi var. Carmikli gurubunun projeleri var. Migros elektronik ticaret’e basladi. Sayilari cogaltilabilir. Bizim projelerimiz icerisinde, Ata Menkul Kiymetler A.S. nin sanal subesi, Spectrum un sanal magazasi, Marks&Spencer ( calismalarimiz devam ediyor) Universal sigorta veya Universal Hayat projelerimiz devam ediyor. Elektronik Ticaret deyince sadece bir urunun son kullaniciya satysy anlasilmamali. Ysletmeler arasi bilgi paylasimi ve mabu dogrultuda maddi kazanc Elektronik Kazanc icerisinde degerlendirilmeidir.

Ne kadar işlem hacmi internetten yurutuluyor?

Turkiye de bu tur rakamlara ulasmak cok zordur. Ancak Ata Menkul ornegini alacak olursak, aylik islem hacmi bir onceki aya gore iki misli artarak devam etmektedir.

Bu işlem hacmi şirketin toplam hacminin yüzde kacı?

Yuzde rakamlarina henuz varamadi, isin cok basindayiz ve kat edilecek cok yol var.

www adresleri?
toplam kac hit alyyorlar?
Tradenet in Kasim ayi hit 70000 dir ve 9000 kisidir

securiy icin ne kullanyyorlar?

Firewall
ne kadar guvenli?
%99

ve genel bir bilgi?(bir alyşveriş işlemi nasıl gerçekleştiriliyor)

Gercek magazalarda uygulanan sistemin aynisi uygulaniyor. Magazaya giriryorsunuz, alisveris sepetiniz var departmanlari dolasiyorsunuz, alacaginiz urunu sepetinize koyuyorsunuz, alisveris bitince kredi karti ile odeme yapiyorsunuz.

Istanbul Ticari Bilgisayar Agi
Uretim Pazarlama ve Tic. A.S.

Ziya Erdem
Genel Mudur

http://www.tradenet.com.tr

Tel : +90 212 236 34 45
Fax : +90 212 236 34 47

Bir ufak söyleşi daha (biraz daha teknik)

1) Türkiye’de online credit card verification yapan banka var mi? Yapacaklar
mi? hangileri çalisiyor?
[Ziya ERDEM] Online verification yapan banka su an icin yok. Bizim Spectrum icin anlasmaya vardigimiz bir banka var fakat Spectrum henuz satisa baslamadigi icin sistem kullanilmadi. Bunun disinda SET protokolu cercevesinde online verification calismalari devam ediyor.
2) 128 Bit encryption neden sadece USA’de geçerli? Amerika bunu neden
yasakladi? nasil kontrol ediyo?
[Ziya ERDEM] Sadece USA de gecerli idi. Onlarin devlet politikasi nedeniyle. Ancak yaklasik 1 yildir 128 bit encryption’in USA disina dagitimina izin veriliyor. Ornegin Turkiye’de Garanti Bankasi Internet bankaciligini 128 bit encryption kullanarak gerceklestiriyor.
3) Bir baska ülkede biri 128 bit encryption kullanirsa veya e-commerce suçu
islerse suçu isledigi yerde mi yoksa server’in oldugu yerde mi yargilanir?
Ziya ERDEM] Hukuksal yaptirimlar uzerine tartismalar hala devam ediyor. Ancak uzerinde mutabik kalinan konu sucun islendigi ulkede yargilanmasidir. USA de eyalet kanunlari eyaletlere gore degistigi icin federal suc kapsamina sokularak sucun nerede islendigine bakilmaksizin yargilamalaryapilmistir. Bu sistemi USA tum dunyaya yayginlastirmaya bakiyor. Boylece Turkiye’deyken yurdisinda bir suc islerseniz sucu islediginiz ulke kanunlarina gorede yargilanabileceksiniz.
4) Türkiye’de e-commerce hakkinda bir yasa veya yasalar var mi?
[Ziya ERDEM] Turkiye’de istim arkadan gelmekte. E commerce icin bizim yaptigimiz incelemelere gore her hangi bir yasa yok. Ancak e commerce olmasi normal ticari yasalarin cignenebilcegi manasini tasimaz. Bu nedenle Ticaret hukuku ile ilgili tum yaptirimlar ve diger yasalar e commerce icinde gecerlidir. Dolayisiyla e commerce ile ilgili cok da detay bir yasa calismasi yapilmasi geregi olduguna inanmiyorum. Gunun kosullarina gore bazi guncellemeler ve ayarlamalar yapilsa yeterli olur gorusundeyim.
5) Bu mail içinde dergide kullanmamin sakincali olacagi bilgiler var mi?
[Ziya ERDEM] Yok.

Istanbul Ticari Bilgisayar Agi
Uretim Pazarlama ve Tic. A.S.

Ziya Erdem
Genel Mudur

http://www.tradenet.com.tr

Tel : +90 212 236 34 45
Fax : +90 212 236 34 47

Web ve internet, şu ana kadar bilgisayarla birlikte varolan olgulardı. Bu nedenle, bir internet kullanıcısının miyop, hipermetrop olup olmadığını bilemezsiniz ama iki önemli konuda çok net bilgiye sahipsinizdir.
1. Bir internet kullanıcısı çok farklı ürünlere sahip değilse_ki bu pek olmaz_ oturur pozisyondadır.
2. Büyük bir ihtimalle ekrana bakıyordur.

Bu basit iki bilgi biz çok ilginç denizlere götürür. Hemen isterseniz inceleme başlayalım. Kullanıcının oturur vaziyette olması bizim yapacağımız grafik tasarımını nasıl etkiler sorusunu öncelikle kendimize soralım. Tabii bunu çözümleyebilmenin en iyi yolu insanın tabiatında oturma fiilinin aslında yapay bir hareket olduğunu bilmek ve oturur durumd insanın aslında ne kadar rahatsız olduğunu anlamakdan başlar. Bu rahatızlık internet kullanıcısını huzursur, huysuz ve en önemlisi sabırsız yapar. Bir de internet hatları ile ilgili teknolojik yetersizlikler bir araya gelince, bir sitenin görsel malzemesinin gerçekte kullanılacak yazılı basın veya hertürlü medyuma göre son derece yetersiz olduğu görülür. İşte başarı bu teknik yetersizlikler içinde bile belli bir harmoniyi, düzeni yakalamaktır. Aslında internet teorisini anlayan herkes bunu kolayca yapabilir. Bilinmesi gereken ilk kural hiçbir televizyon kullanıcısı kötü bir televizyonla izlediği yayının başarısız olduğunu düşünmez, ama bir internet kullanıcısı bu konuda bir guru, bir otoritedir. Daha internete bağlandığı ilk anda karşısına gelen her türlü görüntüyü acımasızca eleştirir ve daha iyisini kendisinin yapabileceğini söyler. Bu fikri yoketmenin hiçbir yolu yoktur. Dolaysıyla bir webmaster ve webdesigner herzaman kendisine söylenen komik fikir ve acımasız eleştirlere sabır gösterip, fikrinin doğruluğu konusunda şüphe etmemelidir.
Bu sosyal olguyu bir yana bırakırsak bir internet grafiği ile uğraşmada ilk dikkat edilmesi gereken kuarıl hatlardaki yavaşlık olduğunu anlarız. Internet konusunda yaşanan en büyük sorun budur. Internet trafiği paketlerden oluşur. Bu paketler sunucu ile alıcı arasında modem bağlantısı varsa 700 byte, leased line veya kablo sistemi varsa 1024 byte civarlarındadır. Dolaysıyla yaptığınız her 10 kb gibi küçük resimle bile 10 – 15 paket civarında bir veri trafiği demektir. Bunun içine hatalı paketler ve hata kontrol sistemleri de girince, paket sayısı 20 – 30 civarına ulaşabilir. Dolaysıyla resmin transferini hızlandırmanın birincil yöntemi dosya boyutunu düşürmektir. Bir web sayfası html kodu da dahil olmak üzere 30 – 40 kilobaytı geçmemelidir. Bunun üzerindeki her türlü bilgi kullanıcı sabırsızlandıracaktır.
Eğer elinizdeki resim gereğinden büyükse bunu parçalara ayırmak ve html kodunda bu resimleri birleştirmek doğru olacaktır. Her resmin html kodundaki bilgisinin içinde sunucu üzerindeki yeri yazılmalıdır. Bu bir gereklilik değil zorunlulukdur. Aksi takdirde resim kesinlikle görüntülenemez. Bunun dışında html kodu içinde bir resim gören bir alıcı sunucuya resmin ekranda ne kadar yer kapladığını sorar. Sunucu ise resime bakıp ekrandaki genişliği konusunda bilgiyi gönderir. Html kodu içine resmin ekrandaki kaplayacağı yer yazılırsa, bu her resim için gerçekleştirilen diyalogdan kurutulunmuş olunur. Bir resmi web sayfanız içindeki koda farklı bir boyut bilgisiyle yazarsanız, resmin bu bilgiler ışığında alıcını browser’ı tarafından yeniden render edildiğini göreceksiniz. Bu pratik görünmesine rağmen oldukça yanlış bir yöntemdir. Bu şekilde ortaya çıkan resimlerde distortion çok büyük boyutlardadır.
Elimizdeki resimin web standartlarına uygun şekillendirilmesi, yüzlerce trik içeren bir harekettir. Dosya boyutundan sonra dikkat edilmesi gereken en önemli konu, resim için seçilen formattır. Web browserları çok çeşitli resim formatlarını desteklerler. Bunların içinde en yaygın ve bütün browserların kullandığı formatlar gif ve jpeg’dir . İki formatın birbirine göre çok değişik sıkıştırma yöntemleri vardır. Jpeg formatındaki resimler, yüksek sıkıştırılma kapasitesine sahiptir. Bu nedenle, özellikle geniş palet bilgisine sahip, fotoğraf gibi görsel malzemelerde jpeg formatının kullanılması uygundur. 216 renk altı palet bilgisi bulunduran grafik gibi kavramlarda ise gif formatını kullanılması gerekmektedir.
Eğer görsel malzeme bir grafikse ki, butonlar ve web sayfasının işlemesi için gerekli olan görsellerin hepsi grafiktir, gif formatını kullanılması gerekmektedir. Palet konusunda dikkat edilmesi gereken en önemli nokta bu tip resimlerin browser tarafından daha hızlı render edilebilmesi için 256 renk kullanılması gerekmektedir. Fakat Netscape browserlar bu sistem renk bilgilerinin 40 tanesini kendi logo gösterimlerine ayırmışlardır. Bu bize 216 renk bırakır. Bu renklerin sistem tarafından kullanılan bir paletten alınması gerekir. Bu nedenle özellikle grafik programlarında web safe paletten renklerin seçilmesi gerekmektedir. Bu tip işlevsel grafiklerin anlatımı yetersizdir. Anlatımı kuvvetlendirmenin en kolay yolu yazılarla grafiği desteklemektir. Bu durumda font becerileri grafik bilgilerinin içine girer. Font seçiminiz hedef kitlenin algılama oranlarına göre değişir. Ama font büyüklüğünde dikkat etmeniz gereken en önemli nokta küçük boylarda font kullanmanız gerekiyorsa tırnaklı typefaceleri kullanmanız. Bu arada eğer küçük boy fontlar kullanıyorsanız, anti-aliased kullanmamanız iyi olur. Bu sayede küçük boy fontların algılanması daha kolay olur.
Eğer elimizdeki resmin paletin de çok renk varsa jpeg formatını uygulamakda yarar vardır. Bu durumda paletin renklerinde birbirine yakın olanları birleştirmekde yarar vardır. Bu işi yapan optimizasyon programları vardır. Çok renk varsa resimin boyutu artar. Bu tip resimleri siz de optimizasyon programları kullanmadan yapabilirsiniz. İlk yöntem resmin kolorize edilmesidir. Eğer bunu yapabilecek bir programınız yoksa, size tavsiyem resminizin üzerine yüzde oranını sizin belirleyeceğiniz bir layer yerleştirmeniz. İki layerı daha sonra birleştirdiğinizde_ ki gif ve jpeg için bunu yapmanız zorunludur_ renk paletinizin birbirine yakın renklerden oluştuğunu göreceksiniz.
Renk oranlarını düşürmek de bu şekilde mümkün olacakdır.
Son olarak yazımızın başında internet kullanıcısının durumu ile ilgili ikinci anlattığımız konuyla ilgilenelim. Monitör başında oturan kullanıcı, belli noktalarda tv izleyicisi ile aynı algılama sistemlerini kullanır. Örneğin tv olarak verilmesinin, tv yayıncılığında bir takım standardların daha çok şekil almasıdır. Aslında yayıncılığın medyumlarına göre renk seçimlerinde değişiklikler olur. Kağıt, fotoğraf gibi belli bir zemin üzerine basılan medyalarda, kağıdın renginin o medyada kullanılabilecek en açık renk olması ve bu rengin hep üzerine uygulanan renkelere ekleniyor olması, bu tip medyalarda doymamış (unsaturated) renklerin kullanılmasını gerekli kılar. Monitor tabanlı medyalarda ise renk sorunsuz bir şekilde işlenebildiği için bu sıkıntı yoktur. Bu durumda rengin arkasındaki ışık ve ortamın genel ışık oranları önemli olur. Göz için bir kontrast oluşturmamak için kullanılabilecek en mantıklı palet doymuş renklerden oluşur (saturated). Bu izleyici de daha güvenilir bir intiba bırakır.

Ve

….Ve. Ve diye başlıyorum. Bundan öncesini inkar etmiyorum. Etmem de mümkün değil. Ama bu “”ve”” den sonrası bir manifestodur. Benim manifestom. Bu andan sonra okuyacagınız satırlar cehalet erdeminden nasibini almamış hayatını kafasına heran peryodik olarak damlalar düşen bir işkence mağdurunun acılarıyla yaşamış bir zavallının hikayesidir. Ve bilinki bunu okuduktan sonra hayatınız bir daha eskisi gibi olmayacak. Ve şunu bilin ki bunu ikinci kez okuduğunuzda da birincisi gibi olmayacak. Zaman değişkenin bir şakasıdır bize hayat ve bu değişken ne yaraları sarar ne acıları azaltır. Ve bilinki acılar hep vardır olacaktır. Hepimiz için, hepiniz için. Ölüm belki bir kurtuluş değildir, ve emnim ki canına kıyan herkes bunu biliyordur. Ama hayatın tamamına birden bakabilme lütfu ancak bu insanlara verilmiştir. Yaşam denklemindeki bütün değişkenler sadece o saniyenin binde biri büyüklüğündeki zaman sürecinde farkedilir. Ve ne yazıkdır ki bu denklemi gören kimse hayatta kalmamıştır.. Tıpkı yaşayan kimsenin hayatı bir bütün halinde algılamasının mümkün olmadığı gibi.
Gerçekler acıdır. Algılanan herşey gerçektir ve algının kapılarından geçen herkes acı çeker. Sorun gerçeklerin nerede karşımıza çıkacağıdır. Ben pesimist bir insan değilim. Pesimist olmak gibi bir özlemim de yok. Sadece yaşamak istiyorum, papatya tarlasında bir ilkbahar rüzgarında tatlı tatlı sallanan bir papatya gibi mutlu ve amaçsız. En azından en doğal amaçları hayatın en önüne alarak… Canım sıkılıyor ve I harflerini yazmaya elim gitmiyor.
Bir tek beklentim vardı hayattan bana da bir kulvar açması. Önümdekilere takılmaktan, arkamdakilerin çelme takmasından bıktım.. Kendi kulvarımda kimseyle sorun yaşamadan koşmak isterdim kendi yarışımı. Bu benim için bir sprintti, bayrak yarışı veya maraton değil. Çünkü ne koşa……… Bir telefon geldi ve bitti burada. Biten bendim….bittim….

Yıllar önce iki meraklı oturup iki bilgisayarı birbirine bağlamış. Graham Bell, söz konusu olduğunda bu belki son derece büyük bir başarı sayılmazdı ama şu an bir bakış açısına göre (bu bakış açısı fikirlerine son derece saygı duyduğum bir gazeteci büyüğüme aittir) kapitalizmin iki çıkış noktasından biri olabilecek kadar önemlidir.
İnternet önce bir lüks, bir oyun aracı daha sonra da her fikrin üzerinde yaşadığı bir bilgi platform, bir hayat tarzı olarak okullarımıza, işyerlerimize ve hatta kolumuzdaki saatlere kadar yerleşti. Bu bilgi platform üzerine önce elzem olmayan bilgilerimizi yerleştirdik. Ama artık VPN lerle birlikte en hayati bilgilerimizde dahil herşey bu bilgi sathının üzerine yerleşeti.
İnsanın haberleşme adına yaptığı herşey bu ağın bir parçası oldu. Şu an canlı yayınlar da dahil olma üzere herşey bu ağın bir parçası.
Bu bilgi ağına web-centric bir gözle baktığımızda bizi ençok rahatlatan şey kaotik bir yapının varlığıdır. Doğal olmanın bir numaralı kuralı bu. Kendinden gelişen ve doğal yollarla büyüyen her “”yaşayan”” formun kaderi belkide. Peki bu kaotik yapı bazı noktalarda zorlamalarla düzenli bir yapıya dönüştürülürse ne olur?
Avusturalya yakınlarında bir adada fare popülasyonunun artışı üzerine yapılan araştırmada doğa bilimcileri, bu gidişatı durdurabilmek için adaya kedi getirmeye karar verdiler. Gelen kediler fareleri yeyince asıl sıkıntının farelerin çoğunlukla yedikleri böceklerin artışında olduğunu görmüşler. Adadaki böcek popülasyonu artınca da doğaya birkez daha müdahale ederek belli bir kuş türünün adada bulunmasını sağlamışlar. Kuşlar baskın bir şekilde üremeye başlayınca da o adadaki en önemli kuş türlerinden birinin soyu tükenmişti. Belgesellere meraklı biçok kişinin hatırlayabileceği bu olay, daha sonra büyümenin doğal yapısına ters düşülmemesi konusunda belki de en önemli kıstaslardan biri olmuştur.
İnternet üzerindeki yapı genel olarak çok başıbozuk ve kaotik bir şekilde büyümesine rağmen bu büyüme oldukça doğal bir düzlemde gerçekleşmektedir ve bu doğallık bir müdahaleyi gereksiz hatta yanlış kılmaktadır.
Bir ülkenin bütün internetinin tek bir noktadan çıkması durumunu varsayalım. Sonra bir başka ülke ile arasında bir sorun çıktığını ve bir şekilde bu çıkışın kapandığını varsayalım. (Bunun bir yöntemi ambargo diğer yöntemi ise bir bombalama olabilir.) Bu durumda bu ülke haberleşmesini neyle sağlayacak. Yada bir başka durum bütün internet bağlantıları tek bir hat üzerinden verilsin. Herkes aynı noktadan internete ulaşsın o zaman sonuç ne olacak? Bu hat bozulduğunda kim sorumlu olacak? Ne kadar tazminat ödeyecek? Veya hiçbir sorun yokken gayet rutin bir teknik düzenlemenin kimseye haber verilmediği düşünelim firmaların uğradıkları kesintiden kayıplarını kim ödeyecek? Nasıl hesaplanacak ve bu karşılanabilir bir zarar mıdır?
Bunları yaşayacak bir ülkenin var olduğunu zannetmiyorum veya 2000 yılında ayakta kalabileceğina inanmıyorum.
Netleşmek üzere…

Internic’in Network Solutions ismiyle domain name satmaya başlamasından bu yana yaklaşık bir yıl geçti. Internic bir organizasyonken (Vakıf), Network solutions ticari bir kuruluş. Internet Society bu kararı Internic üzerindeki tekeli (bu tekel o ana kadar kimseye zarar vermemesine rağmen) kaldırmak, böylece hiçbir şirketin ticari veya hierarşik olarak gözetilmesini engellemek adına aldı. Önümüzdeki günlerde Network Solutions dışında üç tane daha domain name veren kuruluş ortaya çıkacak. Türkiye’de ise ODTÜ bu konudaki tekeli yıllardır büyük bir keyif ile her şekliyle kullandı. Yıllar önce domain name almak istediğinizde en kısa zamanda alabilmek için konsorsiyum içindeki şirkelerden başvuru yapmak zorunda kalıyordunuz. Aksi takdirde isterseniz dünya çapında bir organizasyon gerçekleştirin kimse size istediğiniz domaini vermiyordu. O dönemlerde sorunlar sadece bununla da kısıtlı değildi. İstediğiniz domaini alabilmek için belirsiz bir süre beklemek durumunda kalıyordunuz. Yani şimdiki gibi 14 gün içinde çıkmazsa çıkmamış demektir gibi bir durum yoktu. Sizi aramazlarsa bu sizi domain name’inizle şereflendirmeyecekleri anlamına geliyordu. Yıllar geçtikçe sistem biraz daha “”düzenli”” bir düzensizliğe dönüştü. Şimdi artık com.tr uzantılı domainler için ticari sicil kaydınız, nom.tr ‘ler için nüfus cüzdanı suretiniz, org.tr’ler içinse organizasyonunuzun yönetim kurulu kararını tüzüğünüze ekleyerek göndermeniz gerekiyor. Peki ya çakışık veya uzun isimler? İşte yine keyfiyetcilik başlıyor. Mesela SPK.com.tr’yi Serbülent Piyano Kursu almak istesin ve bu alan boş olsun deneyin bakalım alabiliyor musunuz? Bir domaini almak için boş olması gerekli mi? Hayır size dolu bir domaini de boşatıp, verebiliyorlar. Asp Developer System diye bir şirketiniz var, yazılım işi yapıyorsunuz. Yıllar önce ads.com.tr’yi aldınız, internet yazılımları gerçekleştiriyorsunuz. Bir süre önce bir firma çıktı ismi Adapazarı demirdöküm sanayi, ODTÜ’ye başvurdu. Eminim hepiniz bu yeni gelen şirketin domaine sahip olamayacağını düşünüyorsunuz. Yanıldınız, ODTÜ bu konuyu bir kurala bağlamış değil dolaysıyla keyfiyetci yapısını sürdürüyor. Domaini demir döküm şirketine vererek bir yazılımcı şirketin işlerini zorlaştırmayı başarıyor.Geçenlerde bir şikayet daha geldi. Bir şirket domainini almak için ODTÜ’ye başvurmuş. Domain için gerekli belgelerini gidip gitmediğini öğrenmek için 2 kere mail çekmiş sonra da telefon açmış, telefonu telesekreter açmış, e-mail’e cevap yok. Şirket 14 günü beklemeye başlamış 16. gün bir cevap gelmiş domaininiz belge eksikliğinden dolayı kabul edilmedi diye. Belgelerinin tam gidip gitmediğini kontrol edemiyen, sonrada hangi belgenin eksik olduğu bile yazılmayan bir bilgi notu alan şirket, şimdi ikinci 14 günlük sürenin dolmasını bekliyor. Siz olsaydınız çılgına dönmez miydiniz?Geçenlerde, bana da bir mektup geldi. ODTÜ domainimin süresinin dolduğunu söylüyor. Ama hangi domain olduğu yazmıyor. Ben webdesign işi ile para kazanan bir insanım, bir sürü müşterim var. Bu domainin hangisine ait olduğunu bulmak zorundamıyım? Üzerine yazmak bu kadar zor mu?Neyse ki gelecek ay net.tr uzantıların daha rahat verilmesine dair bir karar meclisin gündemine girecek de biz de tr uzantılı domain alma sıkıntılarımızı bir nebze olsun atabileceğiz.Tr uzantılı domainler Türkçe kontent’in ne kadar olduğunu pek göstermiyor ama yıllardır dağıtılan ve binbir zorlukla alınan .com.tr uzantılarının 11131 tane olmuş olmasına rağmen birkaç aydır verilen gen.tr’lerin bunun 10’da birine ulaşmış olması ODTÜ’nün ne kadar yanlış bir politika içinde olduğunu gösteren en önemli etkendir. Tr uzantılı domainlerin miktarlarında çıkarılacak çok şey olduğuna inanıyorum.Com.tr 11131Net.tr 101Mil.tr 5Org.tr 684Gen.tr 1331Edu.tr 120Gov.tr 318 İşin ekonomik kısmına gelince her yıl Network Solutions’a aktarılan bir yığın doların yanında, ODTÜ bir keyfiyet daha göstererek gen.tr’lerin paralarını tahsil etmiyor. Belki tahsilat sorunu keyfiyetten çok bu işi yapacak insanların bulunmamasından kaynaklanıyor. Sorun ne olursa olsun sonuç hepimizi etkiliyor. Domain name işinin Türkiye’de de birkaç elden verilmesi bir gereklilik. Aksi takdirde bu sorunlar devam edip gidecek. Bu konuda yapılması gereken her türlü know-how elimizde. Tek sorun sermayesiyle bunu destekliyecek, ama bunu bir güç kaynağı olarak kullanmayacak, isim yapmayı kısa vadede para yapmaktan daha değerli kılacak şirketler bulmak ve bunun kısa zamanda bulunacağından eminim…Artık hepimiz devletiyle, milletiyle, meclisiyle, akademisyenleriyle NET bir Türkiye istiyoruz. Bunun için gereken herşeyin bu milletin gücü dahilinde olduğundan ve bu gücün heran patlamak üzere olduğundan eminim.NETleşmek üzere.

Yıllardır değişik platformlardan bluetooth hakkında binlerce bilgi duydum. Uzun süredir izini sürüyordum. Fakat geçen hafta Ericsson ile yaptığım bir toplantıda herşeyin çehresi değişti. Bluetooth üzerine bir takım araştırmalar yapmanın gerekli olduğuna karar verdim.
Öncelikle size ilk anda sahip olduğum bilgileri anlatmak istiyorum. Bluetooth kablolaşmayı engellemek için çıkarılmış bir teknoloji. Aslında bu teknoloji kullandığımız araçlar arasındaki haberleşmeyi sağlayan bir platform. Bu platform üzerinde her türlü aracı konuşturmak uygulama geliştirmek, hatta donanım üretmek mümkün.
Tabii ilk anda bize ulaşan bilgi, bunun cep telefonu ile kulaklık arasındaki bağlatıyı sağlayan, bunu da alıştığımız infra red yerine radyo dalgaları ile yaparak, araçların birbirinin karşısında olması, ışık gibi ortam sorunlarından uzak tutan bir teknoloji olduğu idi.
Aklıma bir takım sorular geldi. Daha önce WAP teknolojisi hakkında araştırma yaptığımda bu işi en kısa yoldan Ericsson’dan öğrenebileceğimi tecrübelerle sabitleştirmiştim.
Konunun yetkilisi İsmail Polat beyi aradim. Sağolsun uzun uzun konuştuk ve aklıma gelen soruları sordum. İlk sorum radyo dalgalar üzerineydi. Malumunuz Türkiye’de iletişim konusundaki kanunlar nuhnebiden kaldığı için, radyo dalgalarının kullanılmasının Telsiz genel Müdürlüğü ile sorunlar yaşayabileceğini tahmin ediyordum. Tıpkı telsiz telefonlarda sorun yaşadığımız gibi. Doğru tahmin etmişim yalnız konu 2 Ghz ve üstü frekanslar Türkiye ve Amerika’da askeri amaçlarla kullanılmaktaymış. Bu nedenle Türkiye ve Amerika’da bu cihazların kullanımı konusunda sıkıntılar olacağı tahmin ediliyor. Fakat bu sorunun daha önce de bazı noktalarda yaşandığı ve kısa zamanda çözüleceği tahmin ediliyor.
İkinci sorum bu tip cihazların kullanımında yaşanabilecek en basit sorunlardan biri. Arabalardaki dijital sistemlere ve özellikle ABS’ye bu sistemin zarar vermesi mümkünmüydü…. Bu konuda sorun yaşanmayacağı Ericsson tarafından öngörülüyor. Voltajın düşük olması ABS’ye zarar vermesi ihtimalini ortadan kaldırıyor.
Özetlersek, bluetooth kablolu yaşamdan sıkılmış olan son kullanıcılar için biçilmiş kaftan. Bu noktada Ericsson sadece standardları belirlemekle kalmıyor, üretimi arttırmak için uygulama geliştirme kitleri çıkarıyor. Tabii hemen müjdesini verelim, bluetooth platformu ile çalışan ilk araç cep telefonu ile kullanılan kulaklık ve mikrofon seti. Bu konuya oldukça önem veren Ericsson’ın bu ürünü yapan şirket olması da en beklenilen olay.
İsmail Bey bana başka yeni ürünler konusunda da bilgiler verdiler. Fakat bu bilgileri bir süre olgunlaşması için kendime saklayacağım. Ama ben de size müjdelemek istiyorum ki yakın zamanda internete bağlanmak için bilgisayar başına geçmemiz gerekmiyecek. Her nekadar bu gerçekten beklenen bir gelişme olsa da bunun düşündüğünüzden çok daha kısa zamanda oluşacağını bildirmek beni çok mutlu ediyor….
NETleşmek üzere..